×

Necasetten Temizlik

Necâset, hakîki ve maddî pislik, kirlilik anlamına gelir. Bundan temizlenmeye de necâsetten taharet denir. Namazın şartlarından birisi de necâsetten taharettir. Namazın sahih olması için, beden, elbise ve namaz kılınacak yerlerin temiz olması şarttır.
İslâm dini temizliğe büyük önem vermiştir. Vücut, elbise ve çevredeki necasetin, her bir zerresinin en iyi bir şekilde temizlenmesi arzu edilmektedir. İdeal olan bu olmakla birlikte, böyle bir temizlik her zaman mümkün olmayabilir. Bu sebeple, dindeki kolaylık ilkesinden haraketle ibadetler için gerekli maddî temizliğin alt sınırını belirlemede ölçüler getirilmeye çalışılmıştır. Bu aynı zamanda, namazın sahih olması için gerekli olan temizliğin alt sınırıdır.

Namazın sıhhatine mani olup olmaması bakımından necasetler ikiye ayrılır:
Necâset-i galîza; ağır necâset anlamına gelmekte olup, insan dışkı ve idrarı, vücudun herhangi bir yerinden akan kan, irin, kusmuk, meni, adet veya lohusalık kanı; eti yenmeyen hayvanların dışkı, idrar ve salyaları, eti yenen hayvanlardan kümes hayvanlarının pislikleri, akan kan; şarap, leş bu grup necasettendir. Namaz kılanın vücudunda, elbisesinde veya namaz kıldığı yerde bir dirhemden (2,08 gr.) fazla bulunması halinde namaza manidir. Mayi olması halinde, avuç ayası kadar bir sahayı kaplarsa namaz sahih olmaz.
Necâset-i hafîfe; hafif olan necaset anlamına gelmektedir. At ve kümes hayvanları dışındaki eti yenen ehlî hayvanların dışkı ve idrarları ile kuşların pislikleri bu tür necasettendir. Bunların beden veya elbisenin 1/4 ‘inden fazlasına bulaşması halinde namaz sahih olmaz. Bundan az ise namaz kılmak caiz olmakla birlikte mekruhtur.
İnsanın bedeninde, elbisesinde veya namaz kılacağı yerde namaza mani olmayacak kadar az pislik bulunmasıyla namazın sahih olacağı düşüncesiyle, temizliği ihmal etmek yanlıştır. Bu pislikleri tamamen temizlemek mümkün iken bunlarla namaz kılmak mekruhtur. Diğer taraftan, yeryüzünün tamamının Müslüman toplum için mescit kılındığı, yani her yer potansiyel olarak namaz kılınacak yer olduğu göz önünde bulundurularak, çevrenin de kirletilmemesine dikkat edilmelidir.

Tuvalet kağıdı, tuvalette kullanılmak üzere imal edilmektedir. Bu nedenle su ile temizlik yapılmak kaydıyla, sağlık ve temizlik açısından daha da uygun olduğundan, tuvalet kağıdının kullanılmasında bir  sakınca yoktur.

Alkollü içeceklerin alınması dinimizde kesin olarak haram kılınmıştır (Maide 5/90-91). Ancak alkolün ve kolonya, ispirto gibi alkol içeren maddelerin temizlik, hijyen ve güzel koku amacıyla kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur. Bu nedenle, namaz kılmadan önce bu ürünlerin sürüldüğü yerlerin yıkanması gerekmez.

Sözlükte taharetlenmek, kurtulmak, kurtuluşunu istemek, yüksek yerin arkasına gizlenmek, ağaçtan yemiş devşirmek gibi anlamlara gelen istincâ, dini bir kavram olarak, abdest bozduktan sonra necasetin izalesi, taharet anlamına gelmektedir.
Hükmü kirlilik olan hadesten temizlenmek namazın şartlarından olduğu gibi, necasetten temizlenmek de şartlarındandır. İslâm dini temizliğe büyük önem vermiştir. Yüce Allâh, “orada temizlenmeyi sevenler vardır. Allâh da çokca temizlenenleri sever” buyurmaktadır (Tevbe 9/108). Hz. Peygamber de, “temizlik imanın yarısıdır” buyurmuştur (Müslim, Tahare, 1). Bu sebeple, toplum ve kişilerin sağlığı, sosyal ilişkiler açısından, çevre temizliği, beden ve elbise temizliği tavsiye edilmiş, günde beş defa kılınan namaz için bu temizlik şart koşulmuştur. Bu çerçeveden olmak üzere, abdest bozduktan sonra, bedene bulaşan necasetin temizlenmesi ibadetin sıhhati açısından önem taşımaktadır. Aslolan bu temizliğin su ile yapılmasıdır. Su ile temizlik İslâm toplumlarının en belirgin özelliklerinden birisi olduğundan, Batılılar tarafından da hayranlıkla karşılanmıştır. Taharet için su bulunmadığında, imkanlar ölçüsünde uygun temizlik araçlarıyla taharet yapılmalıdır. Su ile temizlik yapıldıktan sonra, avret yerinin bez veya tuvalet kağıdı ile kurulanması sağlık ve temizlik açısından daha uygundur. Temizlik sol el ile yapılmalı, tuvalete girmeden ve çıktıktan sonra ellerin sabunla yıkanmasına dikkat edilmelidir

Sözlükte sidik ve necasetten temiz olmak, kurulanmak, borç ve günahtan beraetini istemek, hayız müddeti geçinceye kadar kadına yaklaşmamak gibi anlamlara gelen istibrâ, bir fıkıh terimi olarak, özellikle erkeklerin küçük abdest bozduktan sonra, idrar yolunda kalabilecek idrar damla ve sızıntılarının tamamen kesilmesi için bir süre bekleme ve daha sonra bu sızıntıların temizlenmesini ifade eder.
İslâm’ın beş temel esasından biri olan namazın şartlarından birincisi, hükmü kirlilik olan hadesten temizlenmektir. Abdestsiz olan kişinin, namaz kılması, Kabeyi tavaf etmesi, Kur’an’a dokunması yasaktır. Herhangi bir özür bulunmaksızın idrar sızıntısı ise abdesti bozar. Bu nedenle, sızıntı olmaması için idrarın iyice boşalması için beklemek, biraz hareket etmek, yürümek veya öksürmek yerinde olur. Küçük abdestini bozduktan sonra hemen abdest almayacaksa da, istibrâ yapılmadığında geriye kalan idrarın sızarak elbiseyi kirleteceği göz önünde bulundurularak, bu temizliğe devamlı özen gösterilmelidir