İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

047. Muhammed Sûresi          

47/1. Allâh, doğru yola insanların girmelerine engel olan kâfirlerin yaptığı işlere değer vermez.

47/2. Buna karşılık Allâh, yararlı işler yaparak Rableri tarafından Muhammed'e indirilen Kur’ân'ı kabul eden müminlerin günahlarını affeder ve kalplerini huzura kavuşturur.

47/3. Çünkü kâfirler boş ve geçersiz şeylere, müminler ise Rablerinden gelen Kur’ân'a uymaktadır. Allâh insanlara kendi durumlarını işte böyle açıklar.

47/4. Savaşta kâfirlerle karşılaştığınızda, onları öldürün! Eğer üstün gelirseniz onları esir alabilirsiniz. Savaş sona erince, ya fidye alarak, ya da karşılıksız olarak serbest bırakabilirsiniz. Durum şu ki, Allâh istese, savaş olmadan da kâfirleri yok eder. Fakat savaşla sizi deniyor. Allâh yolunda şehit olanların amelleri boşa gitmez.

47/5. Allâh onları nimetleriyle ödüllendirecek ve kalplerini huzura kavuşturacaktır.

47/6. Onları, kendilerine vaad ettiği cennete koyacaktır.

47/7. Ey iman edenler! Siz Allâh'ın dini üstün gelsin diye çalışırsanız, Allâh da sizi savaşta üstün kılar, size güç ve sebat verir.

47/8. Kâfirler yok olmaya mahkumdur. Allâh onların yaptığı hiçbir şeye değer vermez.

47/9. Çünkü onlar, Allâh'ın indirdiği Kur’ân'ı beğenmediler. Bu sebeple Allâh onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

47/10. Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakıp ders almıyorlar mı? Allâh onların kökünü kazımıştır. Buna benzer bir son, kafirlerin başına da gelecektir.

47/11. Çünkü müminlerin dost ve yardımcısı Allâh'tır, kafirlerin ise hiç bir dost ve yardımcısı yoktur.

47/12. Allâh, iman edip yararlı işler yapanları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kâfirler ise dünyada zevk ve sefa sürüp hayvanlar gibi yiyip içtikleri için kalacakları yer cehennem olacaktır.

47/13. Seni yurdundan çıkaranlardan çok daha güçlü ve kuvvetli olanları bile helak ettik. Onlara hiç kimse yardım edemedi.

47/14. Rabbinden gelen açık bir delile göre hareket eden kimse, kötü işleri kendisine güzel görünen ve nefsinin arzularına uyan kimse gibi midir?

47/15. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su, tadı değişmeyen süt, içenlere lezzet veren meşrubat ve saf baldan nehirler vardır. Orada onlar, her türlü meyveden yiyecek ve Rablerinin bağışlamasına kavuşacaklardır. Bunların durumu, cehennemde temelli kalacak ve kaynar su içip bağırsakları parçalanacak kimselerin durumu gibi midir?

47/16. Münafıklar, seni dinlemeye gelirler. Ancak onlar senin yanından ayrılınca, Kur’ân'a anlayan müminlere, alaylı bir şekilde "Az önce o adam, ne söyledi?" derler. İşte bunlar kalplerini gerçeklere kapamış ve nefislerinin arzu ve isteklerine uymuş kimselerdir.

47/17. Allâh, doğru yolda gidenleri destekler ve onlara kulluk bilinci verir.

47/18. İnanmak için onlar, ansızın gelecek olan kıyameti mi bekliyorlar. Halbuki kıyametin alametleri belirmiştir. Kıyamet koptuktan sonra, öğüt almanın ne faydası var!

47/19. Bil ki, Allâh'tan başka ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de kadın erkek bütün müminlerin günahlarının bağışlanması için dua et! Allâh gündüz ve gece ne yaptığınızı bilir.

47/20. Müminler, "Keşke savaşla ilgili bir sure indirilse!" derler. Fakat açıkça savaştan bahseden bir sure indirildiğinde, kalplerinde hastalık olanlar, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin baktığı gibi sana bakar. Halbuki onlar için uygun olan bu hükme boyun eğmektir.

47/21. Madem iş kesinleşmiştir, onlara düşen, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Allâh'a verdikleri sözde dursalardı, onlar için daha iyi olurdu.

47/22. Ey Münafıklar! Demek ki siz iş başına gelecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp akrabalık bağlarını koparacaksınız.

47/23. Allâh onları rahmetinden uzaklaştırmıştır. Onların kulakları ve gözleri gerçeklere kapalıdır.

47/24. Onlar Kur’ân'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa idrakleri kilitli mi?

47/25. Onlar, şeytana ve onun boş vaatlerine kanarak, kendilerine doğru yolu gösteren Kur’ân'a sırt çevirmişlerdir.

47/26. Çünkü onlar Allâh'ın indirdiğini beğenmeyen kimselere, "Bazı konularda sizinle birlikte hareket edeceğiz." derler. Allâh, onların gizlediklerini çok iyi bilir.

47/27. Melekler onların yüzüne ve sırtına vurarak canlarını alırken halleri ne olacak?

47/28. Çünkü onlar, Allâh'ı öfkelendiren şeylerin peşine düşmüş ve onun hoşnut olacağı hiçbir şeyi istememişlerdir. Bu yüzden Allâh onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır.

47/29. Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, içlerindeki zaafı Allâh'ın ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?

47/30. Biz isteseydik, münafıkları sana gösterirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Sen onları konuşma tarzından da tanırsın. Allâh yaptıklarınızı bilir.

47/31. İçinizden cihat edenleri ve sabredenleri açığa çıkarmak ve durumunuzu ortaya koymak için sizi deneyeceğiz.

47/32. Allâh'ın yoluna insanların girmesine engel olan ve kendilerine doğru yol gösterildikten sonra peygambere karşı çıkan kâfirler asla ona zarar veremezler. Kaldı ki Allâh, onların yaptıklarına hiçbir değer vermeyecektir.

47/33. Ey iman edenler! Allâh'a ve peygambere itaat edin ki yaptıklarınız boşa gitmesin.

47/34, İnsanların Allâh'ın yoluna girmesine engel olan ve sonunda da kâfir olarak ölenleri Allâh bağışlamayacaktır.

47/35. Üstün durumda iken gevşeklik gösterip düşmanı barış yapmaya çağırmayın. Allâh sizinle beraberdir. Yaptıklarınızın eksiksiz karşılığını verecektir.

47/36. Dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman edip Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, o size ödülünüzü verir. Diğer yandan Allâh, sizden mallarınızın tamamını kendi yolunda harcamanızı da istemiyor.

47/37. Allâh mallarınızın tamamını harcamanız için sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz. O da sizin bütün zaaflarınızı ortaya çıkarırdı.

 

47/38. Ey Müminler! Siz, Allâh yolunda harcamaya çağırılıyorsunuz. Fakat içinizden cimrilik edenler var. Cimrilik edenler bunun zararını kendileri çekecektir. Allâh'ın sizin yardımınıza ihtiyacı yoktur; siz ise ona muhtaçsınız. Onun yolunda harcamaktan ve cihat etmekten yüz çevirirseniz o, sizin yerinize daha sonra sizin gibi davranmayacak başka bir nesil yaratır.