İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

068. Kalem/Nûn Sûresi

68/1. Nûn. Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun!

68/2. Sen Rabbinin peygamberlik nimetine kavuşmuş birisin, deli değilsin.

68/3. Onların eziyetlerine karşılık sana, sonsuz ödül verilecektir.

68/4. Çünkü sen, üstün ahlâk sahibisin.

68/5. Sen de, onlar da bir gün neyin doğru olduğunu anlayacaktır.

68/6. Böylece hanginizin akılsız olduğu ortaya çıkacaktır.

68/7. Şüphesiz Rabbin, doğru yoldan çıkanları da, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

68/8. Seni yalanlayanlara boyun eğme!

68/9. Onlar, seninle uzlaşmak için, dinden ödün vermeni istiyorlar.

68/10. Yemin edip duran alçağa uyma!

68/11. Çünkü o, çok kusur arayıp koğuculuk yapar.

68/12. Ayrıca o, iyilik yapmaya engel olan haddi aşmış bir günahkar bir kâfirdir.

68/13. Üstelik o, kaba ve soysuzdur.

68/14. O mal ve çocuklarına güvenerek böyle hareket etmiştir.

68/15. Mesajlarımız ona okunduğunda, "Bunlar, öncekilerin masallarıdır!" demişti.

68/16. Büyüklensin bakalım. Sonunda burnunu sürteceğiz.

68/17. Biz, ürünlerini sabahleyin toplayacağına yemin eden bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, o inkarcıları da sınayacağız.

68/18. Onlar, sabahleyin mutlaka ürünlerini toplayacaklarını söylemekle Allâh'ın kudret ve iradesini hiçe sayımışlardı.

68/19. Fakat onlar uyurken, Rabbinden bir afet gelip bahçeyi yokediverdi.

68/20. O afet ürünleri yakıp kavurdu.

68/21. Sabahleyin bundan habersiz olan bahçe sahipleri birbirlerine şöyle seslendi:

68/22. "Ürünleri toplayacaksanız, erkenden gidin!"

68/23. Aralarında şöyle fısıldaşarak yola koyuldular:

68/24. "Bugün oraya hiçbir yoksulu yaklaştırmayın!"

68/25. Fakirlere yardım etmemek için erkenden gittiler.

68/26. Fakat bahçenin durumunu görünce, "Yoksa biz yanlış yere mi geldik!" dediler.

68/27. Doğru geldiklerini anlayınca, "Hayır! Belli ki ürünlerimizi kaybetmişiz." dediler.

68/28. Aralarından sağduyu sahibi olan biri, "Ben size, 'Allah'ı tesbih edin, fakirleri gözetin!' dememiş miydim?" dedi.

68/29. Onlar, "Biz yanlış yapmışız. Anladık ki Rabbimiz her türlü noksanlıktan uzakmış." dediler.

68/30. Sonra birbirlerini suçlamaya başladılar.

68/31. Ve suçlarını şöyle itiraf ettiler: "Yazıklar olsun bize! Biz ne azgın kişilermişiz."

68/32. "Rabbimiz, bunun yerine belki daha iyisini verir. Çünkü biz artık ona yöneliyoruz."

68/33. Dünyadaki azap budur. Ahiret azabı ise, çok daha büyüktür. Keşke o kafirler bunun farkına varsalar!

68/34. Allah'a karşı kulluk bilincinde olanlara, Rableri katında nimeti bol hasbahçeler vardır.

68/35. Biz Allah'a boyun eğenleri, kâfirlerle bir tutarız mıyız?

68/36. Ne oluyor size, iman ile küfrü nasıl denk sayıyorsunuz? Bu ne biçim hüküm vermek!

68/37. Yoksa elinizde bir kitap var da, bu hükümleri oradan mı çıkarıyorsunuz!

68/38. Hoşunuza giden hükümler, o kitapta mı yazılı!

68/39. Yoksa bizden, "Ne hüküm verirseniz yerine getirilecektir." diye kıyamete kadar devam edecek bir söz mü aldınız!

68/40. Onlara sor bakalım, hangisi bu iddiaya kefil olabilir!

68/41. Yoksa onların, kendilerini savunacak ilahları mı var? İddialarında doğru iseler, haydi onları getirsinler bakalım!

68/42. O gün, her şey ortaya çıkacak ve kâfirler secdeye çağırılacaktır. Fakat onlar secde edemeyeceklerdir.

68/43. Onlar, secde edemediği için utançlarından gözlerini yere dikerler. Çünkü onlar, dünyada sağlıklıyken de secde etmeye çağrılmış, fakat buna yanaşmamışlardı.

68/44. Rasûlüm! Kur'an'ı yalanlayanları bana bırak! Biz, ummadıkları biçimde onları yavaş yavaş helâke sürükleyeceğiz.

68/45. Şimdilik onlara zaman tanıyorum. Fakat bilsinler ki azabım şiddetlidir.

68/46. Yoksa sen onlardan peygamberlik görevine karşılık bir ücret istedin de, ödeyemeyecekleri bir borç altına mı girdiler?

68/47. Yoksa onlar bilinmeyen şeylerle ilgili bir bilgi kaynağına sahipler de, oradan mı yazıyorlar?

68/48. Öyleyse Rabbinin hükmü gelinceye kadar bekle; Yunus peygamber gibi acele etme! Nitekim o, sabretmeyip halkını terk edince balığın karnına düşmüş ve affedilmesi için derin bir üzüntüyle Rabbine dua etmişti.

68/49. Rabbinin nimeti ona ulaşmasaydı, kınanmış bir halde ıssız ve çıplak bir kıyıya atılırdı.

68/50. Yine de Rabbi onu peygamber olarak seçti ve erdemli kişilerden yaptı.

68/51. Kâfirler, Kur'an'ı işittikleri zaman, gözleriyle yiyecekmiş gibi sana bakıyorlar ve senin için, "Bu delinin biridir!" diyorlar.

 

68/52. Halbuki Kur'an, bütün insanlar için bir öğüttür.