İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

003. Âl-i İmrân Sûresi

3/1. Elif-Lâm-Mîm

3/2. Allâh'tan başka ilâh yoktur. O, diridir ve kâinâtı idare eder.

3/3. Allâh, sana, kendinden öncekileri tasdik eden ve hak olan bu kitabı indirmiştir. Daha önce insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncil'i de indirmişti.

3/4. Allâh, daha önce Tevret ve İncil’i indirdiği gibi aynı şekilde hakkı batıldan ayıran Kur’ân'ı da indirmiştir. Onun ayetlerini inkar edenlere, şiddetli bir azap vardır. Allâh mutlak güç sahibidir ve yapılan kötülüklerin karşılığını verir.

3/5. Yerde ve gökte olan hiçbir şey Allâh'a gizli kalmaz.

3/6. Allâh, sizi ana rahminde dilediği gibi şekillendirir. Ondan başka ilâh yoktur. Onun her şeye gücü yeter ve o her şeyi yerli yerince yapar.

3/7. O, sana bu Kitab'ı indirmiştir. Onda, kitabın temelini teşkil eden, açık ve hükmü kesin ayetler ile üstü kapalı ayetler vardır.  İyi niyetli olmayanlar, keyfi yorumlarda bulunarak fikir kargaşası çıkarmak amacıyla, üstü kapalı ayetlerin peşine düşerler. Bunların gerçek anlamını ancak Allâh ve gerçek alimler bilir. Onlar "Bunların hepsi Rabbimizden gelmiştir ve biz onlara inanırız" derler. Bunları ancak akıl sahipleri düşünüp kavrar.

3/8. Onlar şöyle der: "Rabbimiz, bize doğru yolu gösterdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve bize merhamet et. Şüphesiz sen, çok ikram edersin."

3/9. "Rabbimiz! Geleceğinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde insanları bir araya toplayacak sensin. Allâh, asla sözünden dönmez."

3/10. Kâfirlere Allâh huzurunda mallarının ve çocuklarının hiçbir faydası olmayacaktır. Onlar cehennem yakıtıdırlar.

3/11. Onların durumu, ayetlerimizi yalanladıkları için Allâh'ın cezalandırdığı Firavun taraftarlarının ve ondan öncekilerin durumu gibidir. Allâh'ın cezası çok şiddetlidir.

3/12. Rasûlüm kâfirlere, "Dünyada yenilgiye uğrayacaksınız ve ahirette de cehenneme gireceksiniz. Orası ne kötü bir kalacak yerdir." de.

3/13. Bedir’de savaşmak için karşı karşıya gelen iki orduda sizin için dersler vardır. Bunlardan biri Allâh yolunda savaşan müminler, diğeri de kâfirlerdi. Allâh, müminlere kafirleri az, kafirlere ise, müminleri çok göstermişti. Allâh, dilediğini muzaffer kılar. Şüphesiz bunda, anlayan kimseler için dersler vardır.

3/14. Kadınlar, çocuklar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, safkan atlar, büyük ve küçükbaş hayvanlar ve ekinler, insanlara çekici gelmektedir. Aslında bunlar, dünyanın geçici mallarıdır. Devamlı ve güzel nimetler ise, Allâh katındadır.

3/15. Rasûlüm onlara şöyle de: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için, Rableri katında temelli kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetler, temiz eşler ve Allâh'ın hoşnutluğu vardır. Allâh kullarının yaptığı her şeyi hakkıyla görür."

3/16. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar, "Rabbimiz, şüphesiz biz inandık, günahlarımızı bağışla ve bizi Cehennem azabından koru!" diye dua ederler.

3/17. Onlar, sabrederler, doğruluktan şaşmazlar, Rablerine yürekten bağlıdırlar, mallarını Allâh yolunda harcarlar ve seher vaktinde bağışlanma dilerler.

3/18. Allâh, kendinden başka ilâh olmadığını açıklamış; melekler ve alimler de adaletin gereği olarak buna şahitlik etmiştir. Allâh'tan başka ilâh yoktur. Onun her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar.

3/19. Allâh'a göre geçerli olan din, İslâm'dır. Kitap ehli, kendilerine Tevrat ve İncil geldiği halde, sırf kıskançlıklarından dolayı görüş ayrılığına düştüler. Şüphesiz Allâh, ayetlerini inkâr edenlerin hesabını çok çabuk görür.

3/20. Seninle tartışanlara, "Bana uyanlarla birlikte ben, Allâh'a boyun eğdim"; Kitap ehli ile müşriklere de, "Siz de boyun eğin!" de. Boyun eğerlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse üzülme, çünkü senin görevin tebliğ etmektir. Allâh, kullarının yaptıklarını hakkıyla görür.

3/21. Allâh'ın ayetlerini inkâr edenlere, haksız yere peygamberleri ve adaleti emreden insanları öldürenlere, can yakıcı bir azabı müjdele.

3/22. Onların yaptıkları, dünya da, ahirette de boşa gidecektir ve onların hiçbir yardımcısı olmayacaktır.

3/23. Kendilerine kitap verilenlerin haline bir bak! Onların bir kısmı, aralarında hüküm vermek üzere Allâh'ın kitabına çağrılınca, arkalarını dönüp gitmiştir.

3/24. Çünkü onlar, "biz zaten Cehennemde birkaç gün kalacağız" diye iddia ederler. Dinleri konusunda uydurup inandıkları şeyler, kendilerini aldatmıştır.

3/25. Geleceğinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet günü onları topladığımızda, halleri nasıl olacak? O gün, herkese kazandıklarının karşılığı tam olarak verilecek; hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.

3/26. Rasülüm şöyle de: "Her türlü hakimiyetin sahibi olan Allâh'ım, sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter."

3/27. "Sen gündüzü kısaltıp geceyi uzatır ve geceyi kısaltıp gündüzü uzatırsın. Ölüden diri, diriden de ölü çıkarırsın. Dilediğine sonsuz nimet verirsin."

3/28. Mü'minler, iman edenleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Bunu yapanların Allâh katında hiçbir değeri yoktur. Bu davranış ancak, kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden korunmak için olabilir. Allâh sizi kendisine karşı gelmekten sakındırır. Çünkü dönüş yalnız onadır.

3/29. Rasulüm, şöyle de: "İçinizdekileri gizleseniz de, açığa vursanız da Allâh bilir. Çünkü göklerde ve yerde olan hiç şey ona gizli değildir. Onun gücü her şeye yeter."

3/30. Kıyamet günü herkes, yaptığı iyilik ve kötülüğü görecektir. O gün yaptığı kötülüklerin kendinden uzak olmasını ister. Allâh sizi kendisine karşı gelmekten sakındırır. Yine de Allâh, kullarına karşı çok şefkatlidir.

3/31. Rasulüm şöyle de: "Allâh'ı gerçekten seviyorsanız bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Doğrusu o çok bağışlar ve merhamet eder."

3/32. "Allâh'a ve Peygamberine uyun." Eğer yüz çevirirlerse, Allâh onları cezalandırır. Çünkü o kâfirleri sevmez.

3/33. Allâh, Adem'i, Nûh'u, İbrahim ve İmrân neslini seçip bütün insanlara üstün kıldı.

3/34. Onlar, birbirinden gelen bir nesildir. Allâh her şeyi hakkıyla işitir ve hakkıyla bilir.

3/35. İmran'ın karısı "Rabbim, karnımdaki çocuğu, sadece sana hizmet etmek üzere adıyorum. Bunu kabul eyle! Şüphesiz sen, her şey hakkıyla işitir ve bilirsin." diye dua etmişti.

3/36. Çocuğu doğurunca, "Rabbim, ben bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş seytandan koru." dedi. Oysa Allâh onun ne doğurduğunu ve erkek çocuğun, İsâ'yı doğuracak olan kız gibi olmadığını çok iyi bilir.

3/37. Bunun üzerine Rabbi, İmran’ın karısının adağını memnûniyetle kabul etti ve onu güzel bir şekilde büyüttü. Zekeriyya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriyya, mabette onun için ayrılan bölüme her girdiğinde, yanında yiyecek olduğunu gördü ve "Meryem, bu sana nereden geliyor?" diye sordu. Meryem de, "Bu Allâh'tandır" diye cevap verdi. Şüphesiz ki Allâh, dilediğine sonsuz nimet verir.

3/38. Zekeriya orada Rabbine şöyle dua etti: "Rabbim, bana temiz bir nesil ver. Şüphesiz sen, duâları işitip kabul edersin."

3/39. Zekeriyya, mabette ibadet ederken, Cebrâil ona şöyle seslendi: "Allâh sana, Îsâ'yı tasdik edecek, kavminin efendisi, iffetli ve sâlih bir peygamber olacak Yahyâ'yı sana müjdeliyor."

3/40. Zekeriyya, "Allâh, Allâh!.. Karım kısır ve ben de çok yaşlıyım; çocuğum nasıl olur!" diye hayret etti. Sonra da "Böyle de olsa, Allâh dilediğini yapar" dedi.

3/41. Zekeriya, "Rabbim, çocuğumun olacağına dair bana bir delil göster!" deyince Allâh, "Bunun delili, insanlarla işaretleşme dışında üç gün konuşamamandır. Bu günlerde rabbini, çokça an ve sabah akşam namaz kıl." dedi.

3/42. Cebrâil ona şöyle demişti: "Meryem! Şüphesiz Allâh seni, seçip tertemiz yaptı ve bütün kadınlara üstün kıldı."

3/43. "Ey Meryem, Rabbine gönülden boyun ey, onlar gibi sen de namaz kıl!"

3/44. Rasûlüm! Bunlar, senin şahit olmadığın olaylardır. Şimdi onları sana vahiyle bildiriyoruz. Meryem'in bakımını üstlenmek için kura çektiklerinde ve tartıştıklarında da sen onların yanında değildin.

3/45. Cebrâîl ona şöyle demişti: "Ey Meryem! Bizzat Allâh sana, Meryem oğlu Îsâ Mesîh adında bir çocuk müjdeliyor. O, hem dünya, hem de ahirette şerefli ve Allâh'a yakın kullardan biridir."

3/46. "O, hem bebek, hem de yetişkin iken insanlarla mesaj verecek ve salih kullardan biri olacaktır."

3/47. Meryem, "Rabbim, hiçbir erkekle beraber olmadığım halde nasıl çocuğum olur?" diye sorunca, bir melek şöyle cevap verdi: "Böyle de olsa, Allâh dilediğini yaratır. Çünkü o, bir işin olmasına karar verdiğinde, meydana gelmesi için "ol" demesi yeterlidir."

3/48. "Allâh İsâ’ya okuma-yazmayı, dinin inceliklerini, Tevrât'ı ve İncîl'i öğretecektir."

3/49. Peygamber olarak gönderilen İsâ, İsrâil oğullarına şöyle dedi: "Ben size, Rabbinizden şu mucizeleri getirdim. Çamurdan kuş yapıp ona üflediğimde, Allâh'ın izniyle canlanır, yine ben Allâh'ın izniyle, kör ve alaca hastalarını iyileştirir, ölüleri de diriltirim. Evinizde yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Eğer inanırsanız bunlarda, sizin için dersler vardır."

3/50. "Ben daha önce gelen Tevrat'taki doğru bilgi ve inancı tasdik etmek ve size yasaklanan şeylerin bir kısmını helal kılmak için gönderildim. Size Rabbinizden mucizeler getirdim. Artık Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana uyun!"

3/51. "Şüphesiz Allâh, hem benim hem de sizin rabbinizdir. Öyleyse ona kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur."

3/52. İsâ onların inkâr edip düşmanlık edeceklerini anlayınca, "Allâh yolunda bana kim yardım eder?" diye sordu. Bunun üzerine Havârîler şöyle cevap verdiler: "Allâh yolunda sana biz yardım ederiz. Çünkü biz ona inandık. Sen de Allâh’ın emirlerine boyun eğdiğimize şahit ol."

3/53. "Rabbimiz! İndirdiğine iman ettik, Peygamber'ine de uyduk. Bizi gerçeklere tanıklık edenlerin arasına kat!"

3/54. Îsâ’ya inanmayan Yahûdîler onu öldürmek için tuzak kurdular; Allâh da, onların tuzaklarını boşa çıkardı. Allâh, tuzakları boşa çıkarmada pek güçlüdür.

3/55. O zaman Allâh şöyle demişti: "Ey Îsâ, seni kâfirlerden kurtararak ecelinle öldürecek ve katıma yücelteceğim. Senin peygamberliğini kabul edenleri, kıyamet gününe kadar, kabul etmeyenlerden üstün tutacağım. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hüküm vermem için sonra hepiniz bana döneceksiniz."

3/56. "Peygamberliğini kabul etmeyenleri dünya ve ahirette şiddetli bir şekilde cezalandıracağım. Onlara hiç kimse de yardım edemeyecektir."

3/57. Allâh, îman edip yararlı işler yapanların karşılığını ise tam olarak verecektir. Allâh zâlimleri sevmez.

3/58. Sana anlattığımız bu hususlar, mucizelerin ve hikmet dolu Kur’ân'ın bir kısmıdır.

3/59. Allâh'ın Îsâ'yı yaratması, Âdem'i yaratmasına benzer. Allâh, insanlığı oluşturmak için Âdem'in özünü topraktan yaratıp ona "ol" dedi; o da oluş sürecine girdi.

3/60. Bunlar Rabbinden gelen Kur’ân’ın açıkladığı gerçeklerdir. Öyle ise şüphecilerden olma!

3/61. Din konusunda gerçek bilgi geldiği halde, bu hususta seninle tartışanlara şöyle de: "Çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı yanımıza alıp sizinle bir araya gelerek, ‘Allâh'ın lâneti yalancıların üzerine olsun’ diye beddua edelim."

3/62. Şüphesiz bunlar gerçeği ifade eden kıssalardır. Allâh'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Doğrusu onun her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar

3/63. Onlar bu gerçeklerden yüz çevirirlerse, Allâh onların cezâsını verir. Çünkü o, bozguncuları çok iyi bilir.

3/64. Onlara "Ey kitap ehli! Gelin, hep birlikte Allâh'tan başkasına kulluk etmeyelim, ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh'ın yanısıra insanları ilahlaştırmayalım!" deyin, eğer kabul etmezlerse onlara, "Sizinle aynı inançta birleşmemiz mümkün değildir. İyi bilin ki biz müslümanız" diye cevap verin.

3/65. Ey Kitap ehli! Tevrat ve İncîl İbrahim'den sonra indirildiği halde, niçin onun Yahûdî veya Hıristiyan olduğu hakkında  tartışıyorsunuz? Bunu düşünemiyor musunuz?

3/66. Haydi, biraz bilginiz olan konularda tartıştınız diyelim. Peki ne diye bilginiz olmayan şeyler hususunda tartışıyorsunuz? Halbuki siz değil Allâh bilir.

3/67. İbrâhîm, ne Yahûdî, ne de Hıristiyan'dı. Fakat o, hakka yönelen bir Müslümandı. Allâh'a ortak koşanlardan değildi.

3/68. Şüphesiz insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, bir de bu Peygamber ve ona inananlardır. Allâh, onların yardımcısıdır.

3/69. Kitap ehlinden bir grup, sizi inancınızdan saptırmak ister. Halbuki onlar sadece kendilerini saptırmış olurlar; fakat bunun farkına varmazlar.

3/70. Ey Kitap ehli! Bile bile Allâh'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?

3/71. Ey Kitap ehli! Niçin gerçekleri boş ve geçersiz şeylerle örtüyor ve hakikati bile bile gizliyorsunuz?

3/72. Bir grup kitap ehli şöyle dedi: "Mü'minlere indirilen ayetlere önce inanın, sonra inkâr edin. Böyle yaparsanız belki onlar dinlerinden döner."

3/73. "Ayrıca dininize uyanlardan başkasına sakın güvenmeyin!" Rasûlüm onlara şöyle de: "Doğru olan, Allâh'ın gösterdiği yoldur. Size verilenin bir benzeri, başkasına da verildiği ve Müslümanların onu, yanında size karşı Allâh katında delil olarak kullanmalarından korktuğunuz için mi böyle diyorsunuz. Peygamberlik nimeti Allâh'ın tasarrufundadır, onu dilediğine verir. Allâh kullarına çok ikram eder ve her şeyi hakkıyla bilir."

3/74. "Evet! Allâh, sadece dilediğine verir. Allâh, büyük ikram sahibidir.

3/75. Kitap ehli arasında, kendisine hazineler emanet etsen tam olarak geri verenler olduğu gibi, bir lira emanet etsen başına dikilmedikçe onu sana vermeyenler de vardır. Çünkü onlar, daha önce kendilerine hiç peygamber gönderilmeyenlerin üzerlerinde bir haklarının olmadığına inanmaktadırlar. Onlar bile bile, Allâh'a iftira ediyorlar.

3/76. Hayır! Gerçek onların dediği gibi değil! Sözünü yerine getirip, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları Allâh ödüllendirecektir. Çünkü Allâh, sorumulluk bilincinde olanları sever.

3/77. Geçici dünya malı için, Allâh'a verdiği sözü ve yeminlerini bozanlar, ahiret nimetlerinden hiçbirini elde edemezler. Kıyamet gününde Allâh onlarla konuşmayacak, yüzlerine bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

3/78. Bir kısım kitap ehli, İncel ve Tevrat’ta olmayan uydurma sözleri, onda varmış gibi size okurlar. Uydurdukları bu sözün, Allâh tarafından indirildiğini iddia ederek, bile bile Allâh adına yalan söylüyorlar.

3/79. Allâh'ın kendisine kitap, din konusunda derin ve ince anlayış ve peygamberlik verdiği bir kimsenin, "Allâh'ın yanı sıra bana da kul olun" demesi mümkün değildir. Aksine o, "Öğrendiğiniz ve incelediğiniz kitabın öğütleri doğrultusunda Allâh'a gönülden bağlı kullar olun!" der.

3/80. O size, "Melekleri ve peygamberleri rab edinin!" diye de emretmez. Hal böyleyken o size, Müslüman olduktan sonra inkâr etmenizi mi emredecek?

3/81. Allâh, peygamberleri aracılığıyla "Size kitap ve peygamberlerinin açıklamaları geldikten sonra, sahip olduğunuz doğru bilgi ve inancı tasdik eden bir elçi geldiğinde, ona mutlaka iman edin ve yardımcı olun" diye emretmiş ve "bunu kabul edip, bu ağır görevi üstlendiniz mi?" diye sorup onlardan söz almıştı. Bunun üzerine onlar, "kabul ettik" diye söz vermişlerdi. Allâh da, "öyleyse ben buna şahidim, siz de şahit olun." demişti.

3/82. Artık bundan sonra sözlerinden dönenler, doğru yoldan çıkanların ta kendileridir.

3/83. Onlar Allâh'ın dininden başka bir din mi istiyorlar? Halbuki göklerde ve yerdekilerin hepsi isteyerek veya zorla Allâh'a boyun eğmiştir. Ve sonunda hepsi ona dönecektir.

3/84. Rasûlüm şöyle de: "Allâh'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve onun nesline indirilene, Musâ, İsa ve diğer peygamberlere rablerinden verilenlere inandık. Onlar arasında bir ayrım yapmayız. Biz de Allâh’a boyun eğdik."

3/85. İslâm'dan başka bir dine yönelen kişinin dini, asla kabul edilmez ve o ahirette zarar edenlerden olacaktır.

3/86. İman edip onun peygamber olduğunu kabul ettikten ve açık belgeler geldikten sonra inkâr eden bir topluluğu Allâh ne diye doğru yola ulaştırsın? Allâh, zâlimleri zorla doğru yola iletmez.

3/87. İşte onların cezası, Allâh'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğrayıp cehenneme girmektir.

3/88. Onlar cehennemde  temelli kalacaktır. Azapları hafifletilmeyecek ve onlara merhamet edilmeyecektir.

3/89. Ancak daha sonra yaptıklarından vaz geçip kendilerini düzeltenler bunların dışındadır. Çünkü Allâh, çok bağışlar ve merhamet eder.

3/90. İman ettikten sonra inkâr edip, sonra da inkârda ısrar edenlerin, ölüm anındaki tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte bunlar doğru yoldan çıkmışlardır.

3/91. İnkâr edip de kâfir olarak ölenler, dünya kadar malı olsa da, bunu kurtuluş akçesi olarak verse, kendinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır, onların hiçbir yardımcısı da olmayacaktır.

3/92. Sevdiğiniz mallardan Allâh yolunda harcamadıkça, asla iyi bir kul olamazsınız. Allâh, harcadığınız her şeyi hakkıyla bilir.

3/93. Tevrat indirilmeden önce, Yakûb'un haram kıldığı şeylerin dışında her türlü yiyecek İsrâil oğullarına helaldi. Bunu kabul etmezlerse onlara, "Söylediklerinizde samimi iseniz, getirin Tevrat'ı bakalım." de.

3/94. Buna rağmen, Allâh adına yalan uyduranlar zalimlerin tâ kendileridir.

3/95. Onlara, "Allâh doğru söylemiştir. Öyleyse hakka yönelen İbrahim'in dinine uyunuz. O, Allâh'a ortak koşanlardan değildi." de!

3/96. İnsanlara ibadet yeri olarak yapılan ilk bina, Mekke'deki Kâbe’dir. Orası insanlık için bereket ve hidayet kaynağıdır.

3/97. Orada apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren dokunulmazlık kazanır. Gücü yeten herkesin hac etmesi Allâh'a karşı yerine getirilmesi gereken bir görevdir. Gücü yettiği halde hac yapmayarak nankörlük edenlerin hac ibadetine, Allâh'ın ihtiyacı yoktur. Çünkü onun, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

3/98. Rasûlüm şöyle de: "Ey kitap ehli! Yaptıklarınızı Allâh bilip dururken niçin onun ayetlerini inkâr ediyorsunuz."

3/99. "Ey kitap ehli! Siz gerçekeleri bildiğiniz halde, niçin Allâh'ın doğru yolunu, eğri göstererek inananları onun dininden çıkarmaya çalışıyorsunuz. Allâh yaptıklarınızdan habersiz değildir."

3/100. Ey iman edenler! Eğer kitap ehlinden bazılarına uyarsanız, onlar sizi iman ettikten sonra kâfir yaparlar.

3/101. Size Allâh'ın ayetleri ulaştığı halde ve Elçisi de aranızda iken nasıl kâfir olabilirsiniz? Allâh'a gönülden bağlananlar, kesinlikle doğru yolu bulmuşlardır.

3/102. Ey iman edenler! Allâh'a gerektiği gibi kulluk bilincinde olun; ölünceye kadar Müslüman olarak yaşayın.

3/103. Hepiniz, Allâh'ın dinine sımsıkı sarılın, sakın bölünüp parçalanmayın. Allâh'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken Allâh kalplerinizi ısındırmış ve böylece onun nimetiyle kardeş olmuştunuz. Siz bir ateş çukurunun kenarında iken, o sizi oradan çekip kurtarmıştı. Allâh, doğru yolu bulmanız için, size ayetlerini bu şekilde açıklamaktadır.

3/104. Bir de içinizden, iyiliğe çağıran, aklın ve dinin emrettiği şeyleri tavsiye eden ve hoş görmediği şeyleri de yasaklayan bir topluluk olsun. İşte bunlar kurtuluşa ereceklerdir.

3/105. Kendilerine apaçık belgeler geldiği halde, ayrılığa düşerek bölünen toplumlar gibi olmayın. Onlar için büyük bir azap vardır.

3/106. Kıyamet günü, bir kısım yüzler mutluluktan parlar, bir kısmı da hesap verememe korkusuyla kapkara kesilir. Yüzleri kapkara olanlara, "Mü'minken kâfir mi oldunuz. Öyleyse inkârınıza karşılık azabı tadın." denilecektir.

3/107. Yüzleri mutluluktan parlayanlar, Allâh'ın rahmeti ile cennete girecek ve orada temelli kalacaklardır.

3/108. Bunlar, sana indirdiğimiz gerçekleri anlatan Allâh'ın âyetleridir. Allâh, hiç kimsenin haksızlığa uğramasını istemez.

3/109. Yerde ve göklerdeki her şeyin sahibi Allâh'tır. En son hüküm ona aittir.

3/110. Siz, insanlığın iyiliği için yaratılmış en hayırlı topluluksunuz; çünkü Allâh'a inanır, insanlara aklın ve dinin emrettiği şeylere davet eder, yasakladıklarından alıkorsunuz. Eğer kitap ehli iman etmiş olsaydı, kendileri için daha iyi olurdu. Onlardan iman edenler olsa da, çoğu doğru yoldan çıkmıştır.

3/111. Onlar dilleriyle incitmekten başka size hiç bir zarar veremezler.  Sizinle savaşırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar. Dolayısıyla zafere de ulaşamazlar.

3/112. Allâh'a ve insanlara verdikleri söze bağlı kalmadıkları için, nerede olurlarsa olsunlar, Yahûdîlere aşağılık damgası vurulmuştur.  Üstelik onlar, hem Allâh'ın gazabanına uğramışlar, hem de sefil bir yaşantıya mahkûm edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allâh'ın ayetlerini inkâr etmiş, haksız yere peygamberleri öldürmüşler ve Allâh’ın koyduğu kuralları çiğneyerek isyan etmişlerdi.

3/113. Fakat Kitap ehlinin hepsi aynı değildir. Onların içinde, geceleyin secdeye kapanarak Allâh'ın ayetlerini okuyan dosdoğru bir topluluk da vardır.

3/114. Onlar, Allâh'a, ahiret gününe inanır, insanları aklın ve dinin emrettiği şeylere davet eder, yasakladıklarından da alıkor ve hayra koşarlar. İşte bunlar iyi kimselerdir.

3/115. Onların yaptıkları iyilikler, asla karşılıksız kalmayacaktır. Allâh, kendine karşı kulluk bilincinde olanları hakkıyla bilir.

3/116. Allâh katında kâfirlere ne malları ve ne de çocukları fayda verecektir. Onlar cehenneme girecek ve orada temelli kalacaklardır.

3/117. Kâfirlerin bu dünyada iyilik yapmak için harcadıkları malların durumu, dondurucu bir rüzgârın kavurup mahvettiği ürünler gibidir. Allâh onlara haksızlık etmemiş, fakat onlar kendilerine yazık etmişlerdir.

3/118. Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar her fırsatta size zarar verir; sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarına açıkça yansımaktadır, içlerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünmeniz için, ayetleri size böyle açıkladık.

3/119. Onlar sizi sevmediği halde siz onları seviyorsunuz. Siz bütün kitaplara inandığınız halde, onlar, sizinle birlikte olduklarında "Biz de inandık" derler, başbaşa kaldıklarında ise, size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Onlara "Öfkenizden geberin!" de. Şüphesiz Allâh, içinizde sakladığınız her şeyi bilir.

3/120. Size bir iyiliğin dokunması onları üzer. Fenalığın dokunması ise onları sevindirir. Sabredip Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, onların tuzakları size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz ki Allâh, onların yaptığı her şeyi ilim ve kudretiyle kuşatmıştır.

3/121. Müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek üzere, evinden erkenden ayrılmıştın. Allâh her şeyi hakkıyla bilir ve işitir.

3/122. Allâh onların yardımcıları olduğu halde ordunun iki kanadı dağılmak üzereydi. Halbuki müminlere düşen, sadece Allâh'a güvenip dayanmaktır.

3/123. Oysa Allâh, zayıf olduğunuz halde sizi, Bedir'de muzaffer kılmıştı. Öyleyse şükretmeniz için, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun.

3/124. Müminlere, "Rabbinizin, üç bin melek indirerek yardım etmesi size yetmez mi?" demiştin.

3/125. Evet, sabreder, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, -onlar ansızın üzerinize saldırsalar bile-, Rabbiniz değil üç bin melek, akın akın gelen beşbin melekle size yardım edecektir.

3/126. Allâh size bunu, bir müjde olsun ve içiniz rahatlasın diye açıklamıştır. Zafer ancak, mutlak güç sahibi olan ve her şeyi yerli yerince yapan Allâh'tandır.

3/127. Bu yardımı, kâfirlerin bir kısmını yok etmek veya onları tam bir hezimete uğratmak için yapacaktır. Böylece onlar yenilerek geri döneceklerdir.

3/128. Allâh'ın, onların tövbelerini kabul etmesi veya onlara azap etmesi konusunda senin bir yetkin yoktur. Çünkü onlar zalimlerdir.

3/129. Yerde ve göktelerdeki her şeyin sahibi Allâh'tır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allâh, çok bağışlayandır ve çok merhamet edendir.

3/130. Ey iman edenler! Kat kat artırarak faiz almayın. Kurtuluşa ermeniz için Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun.

3/131. Kâfirler için hazırlanmış olan cehennemden sakının!

3/132. Size merhamet edilmesi için, Allâh'a ve Rasûlüne uyun

3/133. Rabbinizin bağışlamasını ve cenneti elde etmek için var gücünüzle çalışın! O cennet, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için hazırlanmış olup, genişliği göklerle yer kadardır.

3/134. Oraya girecek olanlar, bollukta ve darlıkta Allâh yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir. Allâh, her işte rızasını gözetenleri sever.

3/135. Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında veya günah işleyerek kendilerine zulmettiklerinde, hemen Allâh'ı hatırlayıp günahlarının bağışlanmasını dilerler; bile bile günahlarında ısrar etmezler. Zaten Allâh'tan başka hiç kimse günahları bağışlayamaz.

3/136. Bunların ödülü, Rablerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan temelli kalacakları cennetlerdir. Allâh rızası için çalışanların ödülü ne güzeldir!

3/137. Sizden önce farklı hayatlar süren pekçok nesil gelip geçmiştir. Siz de, yeryüzünde şöyle bir dolaşın ve yalancıların sonunun ne olduğuna bakıp ders çıkarın.

3/138. Bu Kur'ân, bütün insanlar için bir açıklama, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için doğru yolu gösteren bir rehber ve öğüttür.

3/139. Uhut’ta yenildik diye gevşemeyin, üzülmeyin! Allâh'a ve kendinize güveniyorsanız mutlaka üstün geleceksiniz.

3/140. Siz Uhut’ta bir yara aldıysanız, karşınızdaki gurup da, Bedir’de benzer bir yara almıştı. Böylece Allâh, gerçek müminleri ortaya çıkarmak ve sizden bir kısmını şehitlik mertebesine ulaştırmak için insanlar arasında bazı günleri lehine, bazılarını da aleyhine çevirir. Allâh zalimleri sevmez.

3/141. Bir de Allâh, çektikleri sıkıntılardan dolayı müminlerin günahlarını temizlemek ve kâfirleri de günah ve isyanları içerisinde boğmak için bunu yapmıştır.

3/142. Yoksa siz, Allâh içinizden sabredenleri ve cihat edenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz?

3/143. Müşriklerle karşılaşmadan önce ölümüne onlarla savaşmak istiyordunuz. Şimdi onunla karşı karşıyasınız; fakat bakıp duruyorsunuz.

3/144. Şüphesiz Muhammed bir peygamberdir.  Ondan önce de, pek çok peygamber gelip geçmiştir. O ölür veya öldürülürse, inancınızdan dönecek misiniz? Kişinin inancından dönmesi, Allâh'a hiçbir zarar vermez. Allâh şükredenleri ödüllendirecektir.

3/145. Hiç kimse, Allâh tarafından belirlenen eceli gelmeden ölmez. Yaptıklarının karşılığını, dünyada isteyene dünyada; ahirette isteyene de ahirette veririz. Şükeredenleri ödüllendireceğiz.

3/146. Geçmişte peygamberlerle birlikte Allâh'a gönülden bağlı pek çok kişi savaşmıştı. Onlar Allâh yolunda uğradıkları sıkıntılar karşısında ne gevşemiş, ne zayıflık göstermiş, ne de düşmana boyun eğmişlerdi. Allâh, sabredenleri sever.

3/147. Onlar ancak, "Rabbimiz! Günahlarımızı affet, işlerimizdeki aşırılıkları bağışla, ayaklarımızı kaydırma ve kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl." diye dua ederlerdi.

3/148. Bu yüzden Allâh, onları dünyada çeşitli nimetlerle, ahirette de cennetle ödüllendirmişti. Allâh her işte rızasını gözetenleri sever.

3/149. Ey imân edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, sizi inancınızdan döndürürler de, zarara uğrayanlardan olursunuz.

3/150. Sizin yardımcınız sadece Allâh'tır.  O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

3/151. Hiçbir gücü ve yetkisi bulunmayan şeyleri Allâh'a ortak saydıklarından dolayı, kâfirlerin kalplerine korku salacağız. Onların gideceği yer, cehennemdir. Zalimlerin gidecekleri durak, ne kötüdür!

3/152. Allâh, size verdiği sözü tutmuştur: Onun yardımıyla siz, düşmanı etkisiz hale getirmek üzereydiniz. Fakat arzuladığınız zaferi neredeyse elde etmişken, aranızda tartışarak Peygamberin "yerinizden ayrılmayın!" emrine uymadığınız için yenildiniz. İçinizden bir kısmı dünyayı, bir kısmı da ahireti istiyordu. Allâh, sizi sınamak için, galibiyetinizi tersine çevirdi. Buna rağmen o, yine de sizi affetti. Çünkü onun müminlere ikramı sonsuzdur.

3/153. Peygamber arkanızdan çağırırken, siz hiç kimseye dönüp bakmadan dağa doğru kaçıyordunuz. Bu sebeple Allâh, peygamberin kederine karşılık size daha büyük bir keder verdi; öyle ki, Peygamber'e yaptıklarınızın utancı size, elinizden kaçan ganimetin ve yenilginin üzüntüsünü unutturdu. Allâh yaptığınız her şeyden haberdardır.

3/154. Bu kederin ardından, müminlerden bir grubu güvenlik duygusu ve huzur kapladı; bir grup ise, can kaygısına düşüp, "Bu işte bizim hiçbir sorumluluğumuz yoktur" diyerek, cahiliye dönemindeki gibi Allâh hakkında yanlış düşünceye sapmışlardı. Onlara "bütün işlerde yetki sadece Allâh'a aittir" de. Onlar sana açıkça söyleyemediklerini içlerinde saklıyorlar. "Keşke bizim bir yetkimiz olsaydı, burada yenilmezdik!" derler. Onlara "Hakkınızda ölüm takdir edilmişse, siz evinizde yatakta yatıyor olsanız bile ölürdünüz. Allâh bütün bunları, inancınızdaki samimiyeti sınamak ve kalbinizi her çeşit şüpheden temizlemek için yapmıştır. Allâh içinizdekileri hakkıyle bilir." diye cevap ver.

3/155. İki ordunun karşılaştığı gün Şeytan, yaptıklarından dolayı, sizden arkasını dönüp kaçanların ayaklarını kaydırmak istemişti. Fakat Allâh, onları affetti. Şüphesiz Allâh, günahları çokça bağışlar ve yumuşak davranır.

3/156. Ey iman edenler! Yolculuğa veya savaşa giden kardeşleri hakkında, "Keşke yanımızda olsalardı; ölmezler ve öldürülmezlerdi!" diyen kâfirler gibi olmayın. Allâh, bunu bir üzüntü ve pişmanlık olarak onların kalplerine koydu. Hâlbûki öldüren de yaşatan da Allâh'tır. O, yaptığınız her şeyi çok iyi görür.

3/157. Allâh yolunda ölmenize ve öldürülmenize karşılık elde edeceğiniz bağışlanma ve merhamet, onların topladığı dünyalıktan çok daha hayırlıdır.

3/158. İster ölün isterse öldürülün, sonunda Allâh'ın huzurunda toplanacaksınız.

3/159. Allâh'ın merhametiyle sen onlara yumuşak davrandın. Katı kalpli ve kaba biri olsaydın etrafında kimse kalmazdı. Öyleyse onları affet, onların bağışlanması için dua et, idârî ve sosyal konularda onlarla görüş alışverişinde bulun! Bundan sonra bir şeye karar verdiğinde, Allâh'a güvenip dayan. Şüphesiz Allâh, kendisine güvenip dayananları sever.

3/160. Allâh yardım ederse, kimse sizi mağlup edemez. Fakat yardımı keserse, artık kim size yardım edebilir?! Öyleyse müminler, sadece Allâh'a güvenip dayansınlar.

3/161. Hiçbir peygamber, kamu malına ihanet etmez. Kamu malına ihanet eden kimse, kıyamet günü onun hesabını verecektir. O gün herkes, yaptığının karşılığını tam olarak görecektir.

3/162. Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenle, onun öfkesine uğrayan bir olur mu? Çünkü onun gideceği yer cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir!

3/163. Allâh katında her insanın ayrı bir derecesi vardır. Allâh, kullarının yaptığı her şeyi çok iyi görür.

3/164. Gerçekten Allâh, müminlere aralarından bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. O, insanlara Allâh’ın ayetlerini okumakta, Kitabı ve dinin inceliklerini öğretmekte ve kötülükten arınmanın yollarını göstermektedir. Onlar, daha önce doğru yoldan büsbütün uzaklaşmışlardı.

3/165. Bedir’de müşriklere tattırdığınız musibetin yarısı, Uhut’ta sizin başınıza gelince, "Bu nasıl olur!" diye mi soruyorsunuz? Onlara, "Bu musibet, sizin kendi yaptıklarınızın sonucudur" diye cevap ver. Şüphesiz Allâh'ın her şeye gücü yeter.

3/166. İki ordu karşılaştığında başınıza gelen felaket, Allâh'ın izniyle olmuştur. Bunu Allâh, müminleri ortaya çıkarmak için yapmıştır.

3/167. Ayrıca bunu münâfıkları ortaya çıkarmak için yapmıştır: Onlara "Gelin bizimle Allâh yolunda savaşın veya en azından kalabalık ederek savumamıza katkıda bulunun!" denildiğinde, onlar geri dönmüşler ve sonra da "Savaşmasını bilseydik, sizinle gelirdik" demişlerdi. O gün onlar, imandan daha çok küfre yakındılar. Çünkü onlar içinde gizlediklerinden farklı şeyler söylüyordu. Doğrusu Allâh, onların gizlediklerini çok iyi bilir.

3/168. Savaşa çıkmayanlar, savaşa giden arkadaşları hakkında "Bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi" demişlerdi. Onlara "Doğru söylüyorsanız, haydi kendinizi ölümün pençesinden kurtarın" de!

3/169. Allâh yolunda öldürülenleri, "ölüp gitti!" sanmayın; aksine dirilecek ve Rableri tarafından nimetlendirilecektir.

3/170. Onlar Allâh'ın verdiği nimetlerden dolayı sevinçlidir. Ayrıca kendilerinden sonra şehit olacakların da, hiçbir korku ve üzüntü ile karşılaşmayacağına sevinirler.

3/171. Onlar hem Allâh'ın nimet ve ikramından, hem de müminlerin elde edeceği sevâbı zayi etmeyeceğinden dolayı mutludurlar.

3/172. Savaşta yenilgiye uğradıktan sonra Allâh ve Rasulünün çağrısına uyup, her işinde Allâh'ın rızasını gözeten ve ona karşı kulluk bilincinde olanlara büyük ödül vardır.

3/173. Bazılarının "Düşmanlarınız sizi yok etmek için toplandı, onlardan korkun!" demesi, müminlerin imanlarını artırdı ve "Allâh bize yeter, o ne güzel vekildir" dediler.

3/174. Bu sebeple onlar, hiçbir kötülükle karşılaşmadan Allâh'ın ikram ve nimetiyle geri döndüler. Çünkü onlar Allâh'ın rızasını arıyorlardı. Allâh büyük ikram sahibidir.

3/175. "Herkes sizi yok etmek için toplandı" diyen kişi, sizi dostlarıyla korkutmak isteyen şeytanın tekidir. Samimi mümin iseniz, onlardan değil benden korkun.

3/176. Onların hiç düşünmeden küfre dalmaları seni üzmesin. Bu durum, Allâh'a hiçbir zarar vermez. Allâh onlara, ahiretin nimetlerinden hiçbir pay vermeyecektir. Onlar için büyük bir azap vardır.

3/177. Onların imana karşı küfrü tercih etmesi, Allâh'a hiçbir zarar vermez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

3/178. Kâfirler, kendilerine zaman tanımamızın, onlar için hayırlı olacağını sanmasınlar. Aksine, onlara mühlet vermemiz, onların günahlarını artırmalarına sebep olur. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

3/179. Allâh, müminleri, içinde bulundukları şu durumda bırakmayacak, sonunda iyiyi kötüden ayıracaktır. Allâh gaybı size değil, peygamberlerden dilediğine bildirir. O halde Allâh'a ve peygamberlerine inanın. İman edip, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, size büyük bir ödül vardır.

3/180. Allâh'ın ikram ettiği malda cimrilik edenler, bunu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Aksine bu durum, onlar için çok kötüdür. Kıyamet günü cimrilik yaptıkları şeyler boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin sahibi Allâh'tır. O, yaptıklarınızı hakkıyla bilir.

3/181. "Allâh muhtaçtır, bizim ise hiçbir şeye ihtiyacımız yoktur" diyenlerin sözünü, Allâh elbette işitmiştir. Bu dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini kayıt edip, kıyamette karşılarına çıkaracak ve onlara şöyle diyeceğiz: "Haydi yakıcı azabı tadın bakalım!"

3/182. "Bu azap, yaptıklarınızın karşılığıdır. Çünkü Allâh, kullarına asla haksızlık etmez."

3/183. Rasûlüm, "Allâh bize, gökten inen bir ateşle kurbanı yok etme mucizesini göstermeyen hiçbir peygambere güvenmememizi emretti." diyenlere şöyle de: "Benden önce nice peygamber, pekçok mucizenin yanında sizin istediğinizi de göstermişti. Doğru söylüyorsanız, niçin onları öldürdünüz."

3/184. Onlar, senin peygamberliğini inkâr ederlerse, üzülme! Çünkü senden önce, birçok mucize gösteren, sayfa ve aydınlatıcı kitap getiren pekçok peygamber de yalanlanmıştı.

3/185. Herkes ölecek ve kıyamet günü yaptıklarının karşılığı eksiksiz olarak verilecektir. Cehennemden uzaklaştırılıp Cennete konulanlar muradına ermiş olacaktır. Dünya hayatı, ancak aldatıcı ve geçici bir zevkten ibarettir.

3/186. Elbette mallarınız ve canlarınız konusunda denenecek ve Kitap ehli ile müşriklerin incitici pekçok sözünü işiteceksiniz. Sabreder ve Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, üzerinize düşeni yapmış olursunuz. Çünkü bunlar, yapılması gereken önemli davranışlardır.

3/187. Allâh, Kitap ehlinden, kendilerine verilen kitabı gizlemeyip insanlara açıklaması hususunda kesin bir söz almıştı. Fakat onlar, geçici dünya malı için verdikleri sözü tutmadılar. Bu, ne kötü bir tercihtir.

3/188. Yaptıkları kötülüklerle sevinen ve yapmadıkları iyiliklerle de övülmek isteyenlerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

3/189. Göklerin ve yerin sahibi Allâh'tır. Onun, her şeye gücü yeter.

3/190. Şüphesiz yerin ve göklerin yaratılmasında, gece ile gündüzün değişmesinde akıllılar için, Allâh’ın varlığını ve kudretini gösteren pek çok delil vardır.

3/191. Ayaktayken, otururken ve yatarken Allâh'ı ananlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünenler şöyle dua ederler: "Rabbimiz, bunları boşuna yaratmadın. Sen her türlü eksiklikten uzaksın. Bizi Cehennem azabından koru."

3/192. "Rabbimiz! Cehenneme koyduklarını, rezil edersin. Zalimlerin orada hiçbir yardımcısı yoktur."

3/193. "Rabbimiz! 'Rabbinize iman edin' diye bizi imana çağıran Peygamberi işittik ve ona iman ettik. Rabbimiz günahlarımızı affet, kusurlarımızı bağışla. Canımızı alıncaya kadar bizi, iyilerle birlikte bulundur."

3/194. "Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize bildirdiğin vaadini yerine getir, kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, sözünden asla dönmezsin."

3/195. Rableri, onların duasına şöyle cevap verdi: "Birbirinizden meydana gelen kadın, erkek hiçbirinizin çalışmasını karşılıksız bırakmayacağım. Benim için hicret eden, yurtlarından çıkarılan, eziyet gören, savaşan ve şehîd edilenlerin kusurlarını bağışlayacağım. Onları, içinden ırmaklar akan Cennetime koyacağım." İşte Allâh'ın ödülü budur. Ödüllerin en güzeli onun yanındadır.

3/196. Bolluk içinde olmalarından dolayı kâfirlerin dünyada dilediklerini yapması, seni yanıltmasın.

3/197. Onların bu hayatı, geçici bir zevkten ibarettir. Sonra varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir.

3/198. Fakat Rablerine karşı kulluk bilincinde olanlar için, Allâh'ın bir ikramı olarak içinden ırmaklar akan, temelli kalacakları Cennetler vardır. İyiler için Allâh katındaki ödüller geçici dünya nimetlerinden çok daha hayırlıdır.

3/199. Kitap ehlinden, gönülden saygı duyarak Allâh’a, bir de size ve kendilerine indirilen kitaplara inananlar vardır. Onlar Allâh'ın ayetlerini geçici dünya malına değişmezler. İşte onlar, Rableri tarafından ödüllendirilecektir. Doğrusu Allâh, hesabı çabuk görendir.

 

3/200. Ey iman edenler! Başarıya ulaşmak için sabredin, sabırda direnin, Allâh'a olan bağlılığınızı devam ettirin ve ona karşı kulluk bilincinde olun.