İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

005. Mâide Sûresi         

5/1. Ey iman edenler! Allâh'a ve insanlara verdiğiniz sözleleri yerine getirin. Haram olduğu bildirilen şeylerin dışında deve, sığır, koyun, keçi gibi hayvanların eti size helal kılındı. Fakat ihramlı iken avlanmak ve avladığınız kara hayvanlarının etini yemek helal değildir. Şüphesiz Allâh, dilediği hükmü verir.

5/2. Ey imân edenler! Allâh'ın belirlediği dinî sembollere, kutsal aylara, hacta kesilen ve orada kesilmek üzere işaretlenen kurbanlara, bir de Rablerinin hoşnutluğunu ve ikramını isteyerek Kabe'ye yönelenlere saygısızlık yapmayın. İhramdan çıkınca, harem bölgesi dışında avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'ı ziyarettten alıkoyduğu için bir topluma olan öfkeniz sizin aşırı gitmenize sebep olmasın. Günah işlemek ve düşmanlık etmek için değil; iyilik yapmak ve Allâh'a karşı kulluk bilinciyle hareket etmek için yardımlaşın. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun! Çünkü Allâh'ın azabı çok şiddetlidir.

5/3. Leş, kan, domuz eti, Allâh'tan başkası adına kesilenler; canı çıkmadan önce kesilenler hariç boğularak, herhangi bir şeyle vurularak, yüksekten düşerek, boynuzlanarak veya yırtıcı bir hayvan tarafından parçalanarak ölen  hayvanlar, putlar için kesilenler ve bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılınmıştır. Bu haramı çiğnemek, doğru yoldan çıkmaktır. Bugün artık kâfirler, dininizi ortadan kaldırmaktan ümidini kesmiştir. Öyleyse onlardan değil, benden korkun. Bugün dininizi, dolayısıyla size olan nimetlerimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm'ı belirledim. Açlık sebebiyle bunlardan yemek zorunda kalanlar, günah işlemek amacı olmaksızın yiyebilir. Çünkü Allâh, günahları bağışlar ve kullarına çok merhamet eder.

5/4. Onlar sana, neyin helal olduğunu soruyorlar. Onlara şöyle de: "Temiz olan her şey helaldir. Ayrıca Allâh'ın size verdiği yetenekle eğittiğiniz avcı hayvanların yakaladıkları da helaldir. Besmele çekerek bunlardan yiyebilirsiniz. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun. Şüphesiz o, hesabı çabuk görendir."

5/5. Bugün size temiz olan her şey helal kılındı. Kitap ehlinin kestikleri size, sizin kestikleriniz de onlara helaldır. Ayrıca mümin veya kitap ehlinden iffetli kadınlarla, mehirlerini tam olarak vermek, iffetli yaşamak, zina etmemek ve dost tutmamak kaydıyla evlenebilirsiniz. İnandıktan sonra kâfir olanların, daha önce yaptığı ameller boşa gider. Onlar ahirette zarar edenlerden olacaklardır.

5/6. Ey iman edenler! Namaz kılacağınız zaman, yüzünüzü, dirseklerle beraber kollarınızı yıkayın, başınızı mesh edin ve topuklarıyla beraber ayaklarınızı yıkayın. Cünüp iseniz, boy abdesti alın. Hasta veya yolcu iken abdestiniz bozulur veya cünüp olur da su bulamazsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin; yüzünüzü ve ellerinizi onunla mesh edin. Allâh size güçlük çıkarmaz, fakat şükredenlerden olmanız için, sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak ister.

5/7. Allâh'ın size olan nimetini ve sizden aldığı ahdini hatırlayın! Nitekim siz, işittik ve itaat ettik demiştiniz. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun! Şüphesiz Allâh, insanların içlerinde sakladıklarını bilir.

5/8. Ey iman edenler! Allâh için dosdoğru şahitlik yaparak adaleti yerine getirin. Bir topluma olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun! Bu Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmaya daha uygundur. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun. Çünkü Allâh, yaptığınız her şeyi en ince noktasına varıncaya kadar bilir.

5/9. Allâh, iman edip yararlı işler yapanları bağışlayacak ve onlara büyük bir ödül verecektir.

5/10. Ayetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar ise cehenneme girecektir.

5/11. Ey iman edenler! Allâh'ın size olan nimetini hatırlayın! Nitekim bir topluluk size suikast girişiminde bulununca, Allâh onlara engel olmuştu. O halde siz de, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun. Müminler ancak ona güvenip dayansınlar.

5/12. Allâh, İsrâîl oğullarından sağlam bir söz almış ve onlardan on iki temsilci belirleyerek, şöyle demişti:  "Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanıp onları destekler ve malınızı Allâh yolunda harcarsanız, günahlarınızı affeder ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım." Artık bundan sonra inkar edenler, doğru yoldan sapmışlardır.

5/13. İşte biz onları, verdikleri sözü yerine getirmedikleri için, rahmetimizden uzaklaştırdık. Bu yüzden kalpleri katılaştı. Onlar, kelimelerin anlamını çarpıtırak, kendilerine bildirilen hükümleri terk ettiler. Pek azı hariç onlardan hep hainlik göreceksin. Onlara karşı hoşgörülü ol, yaptıklarına aldırma! Şüphesiz Allâh, her işinde hoşnutluğunu gözeteni sever.

5/14. "Biz Hıristiyanız" diyenlerden de sağlam bir söz almıştık. Fakat onlar, kendilerine bildirilenleri terk ettiler. Bu sebeple kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık devam edecektir. Allâh, onların yaptıkları bu işleri, kıyamette önlerine koyacaktır.

5/15. Ey kitap ehli! Size Tevrat'ta gizlediğiniz birçok şeyi açıklayan ve pek çoğunu da yüzünüze vurmayan bir peygamber ve Allâh'tan bir nûr ve apaçık bir kitap olarak Kur’ân gelmiştir.

5/16. O kitapta Allâh, hoşnutluğunu kazanmak isteyenlere kurtuluş yolunu göstermiştir. Böylece onları, küfrün karanlığından imanın aydınlığına çıkarıp, doğru yola iletmiştir.

5/17. "Meryem oğlu Îsâ Mesîh, Allâh'tır" diyenler, kesinlikle kâfir olmuşlardır. Onlara şöyle de: "Şayet Allâh, Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i, annesini ve yeryüzündekilerin hepsini yok etmek isteseydi, ona kim engel olabilirdi? Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin sahibi Allâh'tır. O istediğini yaratır. Doğrusu Allâh'ın her şeye gücü yeter.

5/18. Yahûdî ve Hıristiyanlar, "Biz Allâh'ın çocukları ve sevgili kullarıyız" dediler. Onlara şöyle de: "Öyleyse Allâh, günahlarınızdan dolayı sizi niçin cezalandırıyor? Aksine siz, Allâh'ın yarattığı insanlarsınız. Dolayısıyla Allâh, sizi de hesaba çekecektir. O, dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin sahibi Allâh'tır. Dönüş ancak onadır."

5/19. Ey kitap ehli! Peygamber gönderilmeyen uzun bir süreden sonra, "Bize müjdeleyici ve uyarıcı bir peygamber gelmedi" dememeniz için, size ayetlerimizi açıklayan bir peygamber gönderdik. Artık size, müjdeleyici ve uyarıcı bir peygamber gelmiştir. Allâh'ın her şeye gücü yeter.

5/20. Mûsâ halkına  şöyle demişti: "Ey halkım, Allâh'ın size olan nimetini hatırlayın. Nitekim içinizden peygamberler ve hükümdarlar çıkarmış; hiçbir kimseye vermediği nimeti size vermişti."

5/21. "Ey halkım! Allâh'ın sizin için belirlediği kutsal topraklara girin, geri dönüp kaçmayın. Yoksa kaybedenlerden olursunuz."

5/22. Bunun üzerine onlar "ey Mûsâ, o topraklarda zorba bir halk yaşıyor; onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya girmeyiz. Ancak çıkarlarsa, gireriz." dediler.

5/23. Şehirde yaşayanlardan iman nimetine erişen iki yiğit çıkıp, Musa’nın halkına, "Şehrin kapısından  girerek onlara saldırın! İçeriye girdiğinizde kesinlikle galip geleceksiniz. Madem ki müminsiniz, Allâh'a güvenip, dayanın!" dedi.

5/24. Buna rağmen Musa’nın haklı, "Ey Mûsâ! Bu zorba halk o ülkede bulunduğu sürece, asla oraya girmeyeceğiz. İstiyorsan sen ve Rabbin gidip savaşın; biz burada bekliyoruz." dediler.

5/25. Bunun üzerine Mûsâ, "Rabbim! Kendim ve kardeşimden başkasına gücüm yetmiyor. Bizi, doğru yoldan çıkan şu toplulukla bir tutma." dedi.

5/26. Allâh Musa’ya, "Öyleyse burası onlara kırk yıl yasaklanmıştır. Onlar bulundukları yerde, şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. Artık sen, doğru yoldan çıkan bu topluluk için üzülme." dedi.

5/27. Onlara gerçeği göstermek için, Adem'in iki oğlunun şu kıssasını anlat: Allâh'a yaklaşmak için ikisi de birer ibadet yapmıştı. Onlardan birininki kabul edildi, diğerininki edilmedi. İbadeti kabul edilmeyen, diğerine "Yemin ederim, seni öldüreceğim!" deyince, kardeşi de şöyle cevap verdi: "Allâh ancak kendisine karşı kulluk bilincinde olanların ibadetini kabul eder."

5/28. "İnan ki, sen beni öldürmeye kalkışsan da, ben seni öldürmek için elimi bile kaldırmam. Zira ben, Evrenin Sahibi Allâh'tan korkarım."

5/29. "Çünkü ben, seni öldürüp bunun günahıyla cehenneme girmek yerine, senin kendi günahlarınla birlikte beni öldürmenin günahını da yüklenerek cehenneme girmeni tercih ederim. Zalimlerin cezası budur."

5/30. İbadeti kabul edilmeyen kardeş, nefsine uyarak diğerini öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu.

5/31. Allâh, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bunun üzerine o, "Yazıklar olsun bana! Kardeşimin cesedini gömmekte, şu karga kadar bile olamadım." dedi ve günlerce kardeşinin cesedini ortalıkta bıraktığı için pişman oldu.

5/32. Bundan dolayı biz, İsrâil oğullarına şöyle emrettik: "Kısas veya ölüm cezasını gerektiren bir suç işlemeyen insanı öldüren bir kişi, bütün insanları öldürmüş gibi; bir kişinin hayatını kurtaran da, bütün insanları kurtarmış gibidir. Peygamber onlara apaçık belgeler getirmesine rağmen, onların çoğu yeryüzünde haddi aşmıştır.

5/33. Allâh ve Rasûlüne savaş açarak yeryüzünde bozgunculuk çıkaranların cezası, eylemlerine göre ya öldürülmesi, ya asılması, ya el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, ya da sürgün edilmesidir. Onlar, bu cezalarla dünyada rezil olacak; ahirette ise, büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

5/34. Ancak yakalanmadan önce tövbe edenler bu hükmün dışındadır. Biliniz ki Allâh, çok bağışlar ve çok merhamet eder.

5/35. Ey iman edenler! Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun, onun hoşnutluğunu kazanmaya gayret edin ve kurtuluşa ermek için onun yolunda çalışın.

5/36. Yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı daha kâfirlerin olsa ve bunları kıyamet azabından kurtuluş akçesi olarak vermek isteseler, kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

5/37. Kâfirler cehennemden çıkmak isteyecek, fakat oradan kurtulamayacak; devamlı azap göreceklerdir…

5/38. Allâh tarafından ibretlik bir ceza olmak üzere, kadın ve erkek hırsızın elini kesin! Allâh'ın her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar.

5/39. Bu suçu işledikten sonra vaz geçip durumunu düzeltirse Allâh onun tövbesini kabul eder. Çünkü Allâh, çok bağışlar ve merhamet eder.

5/40. Göklerin ve yerin sahibinin Allâh olduğunu bilmiyor musun? O dilediğine azap eder, dilediğini de affeder. Allâh'ın her şeye gücü yeter.

5/41. Ey Peygamber! Gönülden inanmadıkları halde, dilleriyle iman ettik diyen münafıklarla Yahûdîlerin, kâfirlikte yarışması seni üzmesin! Yahûdîler, yalan uydurmak ve senin yanında yer almayan başka bir topluluğa casusluk etmek için seni dinlerler. Onlar kelimelerin anlamını çarpıtarak; "Muhammed, size, bizim istediğimiz şekilde hüküm verirse kabul edin, vermezse kabul etmeyin!" derler. Allâh, yaptığı işler sebebiyle birine etmek isterse, sen onu kurtaramazsın. Allâh onları affetmez. Onlar dünyada rezil olacak, ahirette de büyük bir azaba uğrayacaklardır.

5/42. Onlar, Allâh adına uydurulan yalanları dinleyip kabul eder ve haram yerler. Aralarındaki bir davayı çözmen için sana gelirlerse, ister davalarını kabul et, ister etme! Kabul etmezsen sana hiçbir zarar veremezler. Fakat hüküm verecek olursan, adaletli ol! Çünkü Allâh, adaletle hükmedenleri sever.

5/43.Yanlarında zina ve kısas hakkında Allâh'ın hükümlerini içeren Tevrat olduğu halde, onlar, nasıl oluyor da bundan yüz çevirip seni hakem yapıyorlar. Aslında onlar Tevrat'a da inanmıyorlar.

5/44. Doğru yolu gösteren ve yollarını aydınlatan Tevrat'ı biz indirdik. Allâh'a teslim olan peygamberler, Yahûdîler arasında Tevrat'ın hükmünü uyguluyordu. Aynı şekilde Allâh'a gönülden bağlı olanlarla din adamları da, kendilerine emanet edilen Tevrat'la hüküm veriyordu. Onlar bu kitabın gerçek olduğunu biliyorlardı. Ey Yahûdî bilginleri! İnsanlardan değil benden korkun; az bir menfaat olan dünyalık karşılığında ayetlerimi terk etmeyin! Küçümseyerek Allâh'ın indirdiğiyle hükmeteyenler, kâfirdirler.

5/45. Tevrat'ta onlara şöyle hükmettik: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas vardır. Aynı şekilde yaralamalar da kısasa tabidir. Ancak bir kimsenin kısas hakkından vaz geçmesi, kendi günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Küçümseyenler Allâh'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zâlimlerdir.

5/46. İsrâîloğullarına gönderilen peygamberlerden sonra, ellerinde bulunan Tevrat'taki doğru bilgi ve inancı tasdik eden Meryem oğlu Îsâ'yı gönderdik. Sonra ona doğru yolu gösteren ve yollarını aydınlatan İncil'i verdik. Bu İncil, yanlarında bulunan Tevrat'ı tasdik eder, doğru yolu gösterir ve Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara öğüt verir.

5/47. İncil'e inananlar da, Allâh'ın onda indirdiği zina ve kısas ile ilgili hükümleri uygulasınlar. Allâh'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, doğru yoldan çıkmışlardır.

5/48. Sana, gerçekleri bildiren Kur’ân'ı indirdik. O, kendinden önceki kitapları tasdik eder ve doğrularını ortaya koyar. O halde, insanlar arasında Allâh'ın indirdiği ile hüküm ver! Sana gelen gerçekleri ifade eden Kur’ân’dan ayrılarak kimsenin arzusuna uyma! Biz, herbiriniz için farklı bir din ve yöntem belirledik. Eğer Allâh dileseydi hepinizi, tek bir dine mensup kılardı. Fakat göndermiş olduğu farklı dinlerle sizi denemek için böyle yapmadı. Öyleyse siz iyiliklerde yarışın. Hepiniz Allâh'ın huzurunda toplanacaksınız ve Allâh, ayrılığa düşdüğünüz her şeyi size açıklayacaktır.

5/49. O halde sen, insanlar arasında Allâh'ın indirdiği Kur’ân ile hüküm ver! Onların arzusuna uyma! Allâh'ın indirdiği hükümlerden seni saptırmalarına karşı dikkatli ol! Verdiğin hükümden yüz çevirirlerse, Allâh'ın, bir kısım günahlarından dolayı onları cezalandıracağını bil! İnsanların pekçoğu doğru yoldan çıkmıştır.

5/50. Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükümlerini mi istiyorlar? Kesin olarak gerçeği bilen bir topluma göre, Allâh'tan daha güzel hüküm veren yoktur.

5/51. Ey iman edenler! Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostudur. Sizden onları dost edinenler, onlardan olur. Şüphesiz Allâh, zâlimleri zorla doğru yola ulaştırmaz.

5/52. Kalplerinde hastalık bulunanların, kendi kendilerine "Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, düşmanlarla işbirliği yapmak için adeta yarıştıklarını görürsün. Allâh müminlere bir zafer verir veya onların içyüzlerini ortaya çıkarırsa, içlerinde gizlediklerinden dolayı pişman olurlar.

5/53. Müminler, "Allâh'a var güçleriyle yemin edip, sizinle beraberiz diyenler bunlar mıydı?" derler. Kalplerinde hastalık bulunan bu kimselerin yaptığı bütün iyilikler boşa gitmiş ve onlar kaybedenlerden olmuştur.

5/54. Ey iman edenler! Sizden bir kısmının dininden dönmesi, ona zarar vermez. Çünkü Allâh, onların yerine başka bir topluluk getirir. Onlar Allâh'ı,  Allâh da onları severler, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurludurlar, kimsenin kınamasına aldırmadan Allâh yolunda da var güçleriyle çalışırlar. İşte bu Allâh'ın ikramıdır, onu hak edene verir. Doğrusu o, ikramı geniş olan ve her şeyi hakkıyle bilendir.

5/55. Sizin dostunuz, sadece Allâh, onun elçisi, bir de Allâh'ın emirlerine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren müminlerdir.

5/56. Allâh'ı, Peygamberi ve müminleri dost edinenler, Allâh'ın taraftarıdırlar. Onlar, mutlaka üstün geleceklerdir.

5/57. Ey iman edenler!   Kitap ehlinden dininizle alay edenleri ve kâfirleri dost edinmeyin! Mademki müminsiniz, o halde Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun!

5/58. Namaza çağırdığınızda onlar, namazla alay ederler. Çünkü onlar, düşünmeyen bir topluluktur.

5/59. Onlara şöyle de: "Ey kitap ehli! Sizin bizden nefret etmenizin sebebi, Allâh'a, bize indirilen Kur’ân'a ve daha önce indirilen kitaplara inanmamızdır. Çünkü çoğunuz doğru yoldan sapmıştır."

5/60. "Allâh katında, sizinle alay edenlerden daha kötü olanları haber vereyim mi? Onlar, vaktiyle Allâh'ın rahmetinden uzaklaştırıp gazap ettiği, şekillerini maymun ve domuza çevirdiği, put, kâhin, şeytan gibi her türlü batıla kulluk eden kimselerdir. İşte bunların konumu daha da kötüdür. Onlar doğru yoldan büsbütün sapmışlardır."

5/61. Onlar sizin yanınıza gelince "inandık" derler. Halbuki hem yanınıza geldiklerinde, hem de yanınızdan ayrıldıklarında kafirdirler. Allâh onların gizlediklerini çok iyi bilir.

5/62. Onların bir çoğunu günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte yarıştığını görürsün. Yaptıkları şeyler ne kötüdür!

5/63. Allâh'a gönülden bağlı olanlar ile din adamları, keşke onların günah olan sözleri söylemesine ve haram yemesine engel olsalardı! Alışkanlık haline getirdikleri bu şeyler ne kötüdür.

5/64. Bazı Yahûdîler, "Allâh çok cimridir" diyorlar. Asıl onlar cimridir. Bu sözlerinden dolayı onlar, Allâh'ın rahmetinden uzak olsunlar! Hayır,  tam aksine, onun ikramı boldur, dilediği gibi verir. Rabbinden sana indirilen Kur’ân'dan dolayı, onların çoğunun inkârı ve azgınlığı artar. Kıyamate kadar aralarında kin ve düşmanlık  devam edecektir. Her savaş çıkarmak istediklerinde, Allâh onlara engel olmuştur. Buna rağmen onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapmak isterler. Allâh ise, bozgunculuk yapanları sevmez.

5/65. Kitap ehli, iman edip Allâh'a karşı kulluk bilincinde olsalardı, günahlarını siler ve onları nimetleri bol olan cennetlere koyardık.

5/66. Onlar Tevrat'ın, İncil'in ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’ân'ın hükümlerine uysalardı, gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. Gerçi içlerinde orta yolu tutan bir grup insan da vardır. Fakat onların çoğu kötü işlerle meşguldür.

5/67. Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni insanlara duyur. Bunu yapmazsan, peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allâh seni, inanmayanların kötülüğünden koruyacaktır. Doğrusu Allâh, kâfirleri zorla doğru yola iletmez.

5/68. Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilen Kur’ân'ı uygulamadıkça, doğru yolda değilsiniz. Sana indirilen Kur’ân sebebiyle onların çoğunun azgınlık ve inkârları artar. Kâfirler için üzülme!

5/69. Şüphesiz müminler ile şirk koşmadan Allâh'a ve ahiret gününe iman edip yararlı işler yapan Yahûdî, Sâbiî ve Hıristiyanlar için, korku ve üzüntü yoktur.

5/70. Doğrusu İsrâiloğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat peygamberler onlara, hoşlanmadıkları bir şeyi getirdiklerinde kabul etmediler; onların bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

5/71. Onlar, yaptıklarından dolayı başlarına bir azap gelmeyeceğini düşünerek, Allâh'ın emirlerine kulaklarını ve gözlerini kapadılar. Sonra tövbe ettiler, Allâh da tövbelerini kabul etti. Sonra yine pek çoğu Allâh'ın emirlerine kulaklarını ve gözlerini kapadı. Allâh onların yaptıkları her şeyi görür, bilir.

5/72. "Meryem oğlu Îsâ Mesîh Allâh'tır" diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. Halbûki Îsâ Mesîh, onlara şöyle demişti: "Ey İsrâîloğulları! Benim ve sizin Rabbiniz olan Allâh'a kulluk edin! Çünkü Allâh, kendisine ortak koşanları  Cennete koymayacaktır. Onların yeri Cehennemdir. Zâlimlerin hiçbir yardımcısı da yoktur."

5/73. "Allâh, teslis inancındaki üç unsurdan biridir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Çünkü tek bir ilâh vardır. Eğer kâfirler sözlerinden vaz geçmezlerse, can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır.

5/74. Halâ, ne diye Allâh'a dönüp, ondan bağışlanmayı istemiyorlar! Çünkü Allâh, günahları çok bağışlar ve çok merhamet eder.

5/75. Meryem oğlu Îsâ Mesîh, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de birçok peygamber gelip geçmiştir. Annesi de, iffetli bir kadındı. İnsan oldukları için her ikisi de yer-içerdi. Şunların haline bak; biz onlara delillerimizi nasıl açıklıyoruz, onlar ise gerçeklerden nasıl yüz çeviriyorlar.

5/76. Rasûlüm onlara şöyle de: "Allâh'ı bırakıp, size bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir."

5/77. "Ey Kitap ehli, gerçeklerden saparak dininizde aşırı gitmeyin! Sizden önce sapmış, birçok kişiyi de saptırmış ve böylece doğru yoldan ayrılmış kimselerin arzularına uymayın!"

5/78.  İsrâîloğullarından kâfir olanlar, hem Dâvud'un, hem de İsâ'nın diliyle Allâh'ın rahmetinden kovulmuşlardır. Çünkü onlar, isyan etmiş ve haddi aşmışlardır.

5/79. Onlar, yaptıkları kötülükten vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şeyler ne kötüdür!

5/80. Kalplerinde hastalık olanların çoğunun, bu kâfirle işbirliği yaptığını görürsün. Allâh'ın öfkesine sebep olan bu davranışları ne kötüdür. Onlar, temelli azap içinde kalacaklardır.

5/81. Kalplerinde hastalık olanlar Allâh'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur’ân'a inansalardı, kâfirlerle işbirliği yapmazlardı. Fakat onların çoğu, doğru yoldan çıkmıştır.

5/82. İnsanlardan müminlere en fazla düşmanlık yapanların Yahûdî ve müşrikler; en yakın olanın da, "Biz Hıristiyanız." diyenler olduğunu görürsün. Çünkü Hıristıyanların içinde kibirli olmayan keşiş ve rahipler bulunmaktadır.

5/83. Bu insanlar, Peygambere indirilen Kur’ân'ı dinlediklerinde, gerçekleri bildikleri için, gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle dua ederler: "Ey Rabbimiz! Artık biz bu kitapta haber verilenlere inandık. Bizi hakikata tanıklık eden müminlerle haşret!"

5/84. “Ne diye Allâh'a ve bize indirilen Kur’ân'a inanmayalım? Halbuki inanırsak, Rabbimizin bizi, iyilerle birlikte cennete koyacağını umuyoruz.”

5/85. Bu sözlerine karşılık Allâh, onları temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İşte bu, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlerin ödülüdür.

5/86. Fakat ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar, Cehenneme girecektir.

5/87. Ey iman edenler! Allâh'ın helal kıldığı temiz nimetleri kendinize haram kılarak aşırı gitmeyin! Çünkü Allâh, aşırı gidenleri sevmez.

5/88. Allâh'ın size verdiği helal ve temiz nimetlerden yeyin. İman ettiğiniz Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun.

5/89. Allâh, sizi kasıtsız olarak yaptıklarınızdan değil, bilerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Yemini bozmanın keffareti, orta halli bir ailenin yediği yemek ile on fakiri doyurmak yahut giydirmek, ya da bir köle azat etmektir. Bu imkanı bulamayanlar, üç gün oruç tutar. İşte bu, yemini bozmanın keffaretidir. Yemin ettiğinizde, gereğini yerine getirin! Şükretmeniz için Allâh, ayetlerini size böylece açıklıyor.

5/90. Ey iman edenler! Alkollü içkiler ve uyuşturucu maddeler, kumar, put ve fal okları şeytanın iğrenç işleridir. O halde kurtuluşa ermek için bunlardan uzak durun!

5/91. Şeytan, alkollü içki, uyuşturucu madde ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allâh'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz, değil mi?

5/92. Allâh'a ve Peygambere itaat edin, onların emir ve yasaklarına karşı gelmeyin! Eğer bu emir ve yasaklardan yüz çevirirseniz, Peygambere bir zarar vermiş olmazsınız. Çünkü onun görevi, sadece aldığı vahyi, olduğu gibi insanlara aktarmaktır.

5/93. İman edip yararlı işler yapanlar Allâh'a karşı kulluk bilincinde olup  imanlarında  sebat ederek yararlı işler yaparlarsa, yasaklanmadan önce yiyip  içdiklerinden dolayı sorumlu değildirler. Yeter ki  bundan sonra, Allah'a karşı kulluk bilincinde sebat edip emirlerine karşı gelmekten sakınsınlar ve her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetsinler. Çünkü Allâh, her işte hoşnutluğunu gözetenleri sever.

5/94. Ey iman edenler! Allâh, kolayca yakalayabileceğiniz veya vurabileceğiniz bir avı ihramlı iken yasaklamak suretiyle sizi denemektedir. Böylece görmediği halde kendisine karşı gelmekten sakınan kullarını ortaya çıkarmaktadır. Bundan sonra aşırı gidenler için, can yakıcı bir azap vardır.

5/95. Ey iman edenler! İhramlı iken avlanmayın. Bir kimse, kasıtlı olarak av hayvanı öldürürse, iki adaletli kişi tarafından avın kıymeti belirlenir; bu miktarla ya harem bölgesinde bir kurban keser ya da keffâter olarak fakirlere yemek verir veya herbir fitre miktarı için bir gün oruç tutar. Böylece yaptığının karşılığını çekmiş olur. Allâh, avla ilgili hükümler gelmeden önce  yaptıklarınızı affetmiştir; fakat bu günahlara yeniden dönenleri cezalandıracaktır. Allâh'ın her şeye gücü yeter ve günah işleyenlerin cezasını verir.

5/96.  İhramlı iken, sizin ve gelip geçenlerin yararlanması için su ürünlerini avlamak ve yemek helal; kara avı yapmak ise haramdır. Hesap vermek üzere huzurunda toplanacağınız Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun.

5/97. Allâh, mukaddes ev olan Kâbe'yi, kutsal ayları, hacta kesilen kurbanları ve orada kesilmek üzere işaretlenen hayvanları insanlar için Allâh’a kulluğun sembolleri yaptı.  Bunlar, Allah'ın göklerde, yerde ve bunun dışındaki her şeyi çok iyi bildiğini anlamanız için birer semboldür.

5/98. İyi bilin ki, Allâh'ın cezası çok şiddetlidir; buna karşılık o çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.    

5/99. Peygamberin görevi, aldığı vahyi insanlara tebliğ etmektir. Allâh, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de çok iyi bilir.

5/100. Rasûlüm onlara şöyle de: “Haramların birçoğu hoşuna gitse de, helal ile haram bir değildir. Ey akıl sahipleri, kurtuluşa ermek için Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun!”

5/101. “Ey iman edenler! Açıklandığında sizi sıkıntıya sokacak şeyleri sormayın. Çünkü Kur’ân indirilirken böyle bir şey sorarsanız, onun da hükmü açıklanırsa, sıkıntıya girersiniz. Hâlbuki Allâh sizi hükmü açıklanmayan şeylerle sorumlu tutmamıştır. Allâh, günahları çok bağışlar ve kullarına yumuşak davranır.”

5/102. “Sizden önce birçok kimse, bu tür sorular sormuş ve hüküm gelince bunları kabul etmediği için kâfir olmuştu.”

5/103. Allah, kulağı işaretlenerek salıverilen, erkek-dişi ikizler doğuran, on defa yavruladığı için yük vurulmayan hayvanların adanarak serbest bırakılmasını emretmemiştir. Fakat kâfirler bunu Allâh'ın emrettiğini iddia ediyorlar. Zaten onların çoğu düşünmez.

5/104. Onlara, "Allâh'ın indirdiği Kur'an'a ve Peygamberine uyun!" denildiğinde, onlar "Atalarımızdan gördüğümüz din bize yeter!" cevabını verirler. Ataları, hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı onlara uyacaklar?

5/105. Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Doğru yolda olduğunuz takdirde, yoldan çıkanlar size zarar veremez. Hepiniz Allâh'a döneceksiniz, o da yaptığınız her şeyi önünüze koyacaktır.

5/106. Ey iman edenler! Sizden biri, hastalanıp öleceğini düşündüğünde, vasiyet ederken adaletli iki mümini şahit tutsun. Fakat yolculukta ölmek üzere olan kişiye, şahitlik edecek mümin bulunmadığında Müslüman olmayan iki kişi de şahitlik edebilir. Şahitler hakkında şüpheye düşerseniz, namazdan sonra insanlar dağılmadan kalabalığın önünde onlara şöyle yemin ettirilir: "Yakınlarımızın hatırı için de olsa, hiç bir şey karşılığında şahitliğimizi değiştirmeyecek ve gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde günahkarlardan oluruz."

5/107. Bu iki şahidin, yalan söyleyerek ölenin malını aldıkları anlaşılırsa, haksızlığa uğrayanlardan iki kişi bunların yerine geçerek, "Bizim görüp bildiklerimiz, onların söylediklerinden daha doğrudur. Çünkü biz haddi aşmayız. Yoksa zalimlerden oluruz." diye yemin ederler.

5/108. Bu uygulama, ilk şahitlerin, başkalarının yeminli şahitlikleriyle kendi yalanlarının ortaya çıkmasından endişe ederek doğru şahitlik yapmalarını sağlamak içindir. Siz, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve onun öğütlerine kulak verin! Allâh, yoldan çıkanları zorla doğru yola iletmez.

5/109. Kıyamet günü Allâh, bütün peygamberleri toplayacak ve onlara "Davetiniz, halkınız tarafından kabul gördü mü?" diye soracak, onlar da "Bu konuda bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz gizli olan şeyleri hakkıyla bilen sensin." diye cevap vereceklerdir.

5/110. Ahirette Allâh, Îsâ'ya şöyle diyecektir: "Ey Meryem oğlu Îsa, sana ve annene olan nimetlerimi hatırla. Seni Kutsal Ruh Cebrâîl ile desteklemiştim. Beşikte ve yetişkin iken insanlara mesaj vermiştin. Sana okuma-yazmayı, dinin inceliklerini, Tevrât ve İncîl'i öğretmiştim. Emrimle çamurdan kuş yapıp ona üflemiştin; o da canlanmıştı. Yine benim emrimle, kör ve alaca hastalarını iyileştirmiş, ölüleri diriltmiştin. Sen İsrâîl oğullarına mucizeler gösterince, onların kâfirleri "Bu göz boyamaktan başka bir şey değildir" demişlerdi. İşte o zaman seni, İsrâîloğullarının kötülüklerinden korumuştum."

5/111. “Havârilere, 'Bana ve gönderdiğim Peygambere iman edin' dediğimde onlar, 'İman ettik, bizim Sana teslim olduğumuza şahit ol!' demişlerdi.”

5/112. Havârîler, "Ey Meryem oğlu Îsâ, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?"deyince Îsâ, "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun! Onun böyle bir şey yapacağına inanmıyor musunuz?" demişti.

5/113. Bu sefer onlar, "Biz, hem o sofradaki yiyeceklerden yemeyi, hem de doğru söylediğini anlayıp gönlümüzün rahatlamasını istiyoruz. Böyle bir mucizeye tanık olmayı bekliyoruz." dediler.

5/114. Bunun üzerine Meryem oğlu Îsâ şöyle dua etti: "Ey Rabbimiz! Katından bir mucize olarak; bize ve bizden sonrakilere bayram olmak üzere gökten bir sofra indir ve onunla bizi rızıklandır. Çünkü rızık verenlerin en hayırlısı sensin."

5/115. Allâh da, şöyle cevap verdi: “O sofrayı size indiririm ama, bundan sonra inkar ederseniz, daha önce hiç kimseye yapmadığım şekilde sizi cezalandırırım.”

5/116. Ahirette Allâh, “Ey Meryem oğlu Îsâ, insanlara Allâh'tan başka kendini ve anneni ilâh edinmelerini sen mi söyledin?” diye sorunca Îsâ, şöyle cevap verecektir: “Hâşâ! Gerçek olmayan bir sözü nasıl söyleyebilirim? Biyle bir şeyi söylemiş olsaydım, sen bilirdin. Sen, içimden geçen her şeyi bilirsin; ben ise senin bildiklerini bilmem. Çünkü sen, gizli olanları, hakkıyla bilirsin."

5/117. “Ben onlara ancak, senin emrettiğini söyledim; ‘Benim de, sizin de Rabbiniz olan Allâh'a kulluk edin!’ dedim. Aralarında olduğum sürece, onların yaptıklarına şahit oluyordum. Fakat benim canımı aldıktan sonra, onları gözetleyen sendin. Doğrusu sen, her şeyi çok iyi bilirsin.”

5/118. “Dilersen onlara azap edersen; çünkü onlar senin kullarındır. Dilersen de bağışlarsın; çünkü senin her şeye gücün yeter ve her şeyi yerli yerince yaparsın.”

5/119. “Kıyamet günü Allâh şöyle diyecektir: "Bu hesap günü, doğruluğun insana fayda verdiği bir gündür. Onlar, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere gireceklerdir.” Allâh onlardan hoşnut, onlar da Allâh'ın verdiği nimetlerden memnun olacakladır. İşte bu büyük bir başarı ve kurtuluştur.

 

5/120. Göklerin, yerin ve içindekilerin sahibi Allâh'tır. Onun her şeye gücü yeter.