İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

006. En’âm Sûresi

6/1. Gökleri ve yeri, karanlıkları ve aydınlığı yaratan Allâh, her türlü övgüye layıktır. Buna rağmen kâfirler, bazı şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

6/2. Allâh, sizi topraktan yaratmış ve her birinize bir ömür belirlemiştir. Belirlediği ömürü ise, sadece o bilir. Böyle iken hâlâ siz, şüphe edip duruyorsunuz.

6/3. Göklerde ve yerde ibadete layık olan yalnız Allâh'tır. O, gizlediğinizi, açığa vurduğunuzu ve yaptığınız her şeyi bilir.

6/4. Rablerinden bir ayet geldiğinde kâfirler, mutlaka ondan yüz çevirirler.

6/5. Kendilerine gerçekleri açıklayan Kur’ân gelince, onu yalanlamışlardı. Fakat onlar, Kur’ân’la alay etmenin cezasını göreceklerdir.

6/6. Onlar, kendilerinden önce pekçok nesli helak ettiğimizi düşünüp ibret almazlar mı? Dünyada size vermediğimiz imkânları onlara sağlamış; gökten üstlerine bol yağmur yağdırmış, topraklarından ırmaklar akıtmıştık. Sonra onlara, günahları sebebiyle onları helak ettik ve yerlerine başka nesiller getirdik.

6/7. Sana kâğıtlarda yazılı bir kitap indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, kâfirler yine, “bu göz boyamadan başka bir şey değildir” derlerdi.

6/8. Müşrikler, "Peygambere, bizim de görebileceğimiz bir melek indirilseydi ya!" dediler. Onlara böyle bir melek gönderseydik, zaman tanımadan haklarında kesin hüküm verilirdi.

6/9. Eğer peygamber olarak bir melek gönderseydik, onu da insan şeklinde gönderirdik. Onlar da, aynı şekilde şüphelenmeye devam ederlerdi.

6/10. Senden önce de pek çok peygamberle alay edilmişti. Fakat alay edenler, yaptıklarının cezasını gördüler.

6/11. Rasûlüm onlara şöyle de: “Yeryüzünü gezip dolaşın da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakıp ibret alın!”

6/12. “Göklerde ve yerdekilerin sahibi kimdir?” “Onların sahibi Allâh'tır. O rahmet etmeyi kendine ilke edinmiştir. Allâh, gerçekleşmesinde şüphe olmayan kıyamet günü sizi, hesaba çekmek üzere bir araya toplayacaktır. Fakat kendilerine yazık eden kâfirler buna inanmazlar.”

6/13. “Gece ve gündüzün içinde bulunan her şeyin sahibi odur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”

6/14. "Allâh'tan başka dost mu edineyim? Halbuki o, gökleri ve yeri yaratan, bütün canlıların rızkını verendir; fakat kendisinin yemeye ihtiyacı yoktur." "Allâh'a teslim olanların öncüsü olmak ve asla müşriklerden olmamakla emrolundum.”

6/15. "Büyük bir günün azabından korktuğum için, Rabbimin emirlerine karşı gelmem!"

6/16. “Kıyamet günü, azaptan kurtulanlar, Allâh'ın merhametiyle kurtulmuştur. İşte gerçek kurtuluş budur.”

6/17. Eğer Allâh sana bir sıkıntı verirse, ondan başka hiç kimse bunu gideremez. Şayet sana bir iyilik verirse, ona da kimse engel olamaz. Çünkü onun her şeye gücü yeter.

6/18. Allâh, kulları üzerinde tek otoritedir. O, her şeyi yerli yerince yapar ve her şeyi çok iyi bilir.

6/19. Onlara şöyle de: “Kimin şahitliği daha güvenilir?” “Benim peygamber olduğumun şahidi Allâh’tır. Bu Kur’ân, sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için bana vahyedilmektedir. Hâlâ siz Allâh ile beraber başka ilâhların olduğunu mu iddia ediyorsunuz?” “Hayır, ben asla bunu kabul etmem.” “Allâh, birdir. Ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.”

6/20. Yahûdî ve Hıristiyanlar Peygamberi ve ona indirileni, kendi çocukları gibi tanırlar. Fakat kendilerine yazık edenler, ona inanmazlar.

6/21. Uydurduğu yalanları Allâh'a yakıştıranlardan veya onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir! Şüphesiz zâlimler, kurtuluşa ulaşamazlar.

6/22. Kıyamet günü biz, herkesi huzurumuzda toplayacak ve müşriklere “Allâh'a ortak olduğunu iddia ettiğiniz putlar hani nerede?" diye soracağız.

6/23. Onların bu soruya cevapları, "Rabbimiz olan Allâh'a yemin ederiz ki, biz müşrik değildik" şeklinde olacaktır.

6/24. Bak, nasıl da kendileri hakkında, bile bile yalan söylüyorlar? Yalancı ilahları onları nasıl yüz üstü bıraktı?

6/25. Müşriklerden bazıları seni, kötü niyetle dinler. Fakat biz onların anlamamaları için, aranıza perde ve onların kulaklarına ağırlık koyduk. Çünkü her türlü ayet onlara ulaşsa da, inanmazlar. Kâfirler sana geldiklerinde, “Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” diye, seninle tartışırlar.

6/26. Onlar, hem Kur’ân'dan uzak duruyorlar, hem de başkalarının ona uymasına engel oluyorlar. Böyle yapmakla kendilerini helak ediyorlar; fakat bunun farkında değiller.

6/27. Sen onların Cehenneme atılmak üzere bekletildiği bir sırada, “Keşke dünyaya geri gönderilsek de, müminlerden olup Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak” diyerek ne kadar pişman olacaklarını bir görsen.

6/28. Daha önce "Rabbimiz olan Allâh'a yemin ederiz ki, biz müşrik değildik" şeklindeki yalanları ortaya çıkmıştır. Dünyaya geri gönderilselerdi, yasaklanan şeyleri yine yaparlardı. Çünkü onlar, yalancıdırlar.

6/29. O kâfirler, "Dünya hayatından başka bir hayat yoktur. Öldükten sonra da diriltilmeyeceğiz." demişlerdi.

6/30. Sen onları Rablerinin huzurunda iken bir görsen: Allâh onlara, "Bu ahiret hayatı gerçek değil miymiş?!" diye soracak, onlar da, "Evet, Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş" diyecekler. Bunun üzerine Allâh, "Öyleyse inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" diyecektir.

6/31. Allâh'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, kesinlikle ziyana uğramışlardır. Ansızın kıyamet kopunca onlar, günahlarını yüklenmiş bir halde, “Dünyadaki kusurlarımızdan dolayı vah bize!" diyeceklerdir. Yüklendikleri günah, ne kötüdür!

6/32. Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret ise, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için çok daha hayırlıdır. Siz hiç düşünmeyecek misiniz?

6/33. Biz onların sözlerinin seni çok üzdüğünü biliyoruz. Ama üzülme! Aslında o zalimler seni yalanlamıyor, bile bile Allâh'ın ayetlerini inkâr ediyorlar.

6/34. Senden önce de pekçok peygamber yalanlanmıştı. Fakat onlar, yardımımız gelinceye kadar, onların yalanlamalarına ve eziyetlerine sabretmişlerdi. Allâh'ın hükmünü değiştirecek hiçbir güç yoktur. Nitekim o peygamberlerden bir kısmının haberleri sana gelmiştir.

6/35. Onların yüz çevirmeleri, senin zoruna gitmesin. Daha etkili bir mucize getirmek için yerin derinliklerine tünel açsan, göklere merdiven kursan, onlar yine de inanmayacaktır. Allâh isteseydi, hepinizi doğru yola koyardı. Sakın cahiller gibi davranma!

6/36. Senin davetini sadece iyi niyetle dinleyenler kabul ederler. Kalpleri ölü olanlara gelince, Allâh onları kıyamet gününde diriltecek ve huzurunda toplayacaktır.

6/37. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyenlere, “Şüphesiz Allâh'ın, mucize indirmeye gücü yeter. Fakat onların birçoğu bunu bilmezler.” diye cevap ver.

6/38. Yerde gezen hayvanlar ile gökde uçan kuşlar, sizin gibi birer canlı türleridir. Amel defterinde hiçbir şeyi eksik bırakmadan kaydetmekteyiz. Sonunda hepsi, haklarını almak için Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.

6/39. Ayetlerimizi yalanlayanlar, gerçeklere karşı zifiri karanlık içinde kalan sağır ve dilsizler gibidir. Allâh isteseydi, dilediğini doğru yoldan çıkarır, dilediğini de doğru yola ulaştırırdı.

6/40. Rasûlüm onlara şöyle de: “Eğer doğru söylüyorsanız deyin bakalım: Allâh'ın azabı veya kıyamet saati şimdi gelseydi, ondan başkasına yalvarır mıydınız?”

6/41. "O zaman, Allâh'a ortak koştuklarınızı unutur, sadece ona yalvarırdınız. O da, dilerse kurtulmak için dua ettiğiniz sıkıntıyı kaldırırdı."

6/42. Senden önce de, birçok topluma peygamber gönderdik, ama onları yalanladılar. Bunun üzerine, belki akıllarını başlarına alıp Allâh'a gönülden boyun eğerler diye, onlara sıkıntı ve azap verdik.

6/43. Azabımız dokununca onlar, akıllarını başlarına alıp yalvarsalardı ya!.. Fakat kalpleri katılaştığı için bunu yapmadılar. Çünkü şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi.

6/44. Onlar, kendilerine verilen öğütleri unutunca, her türlü nimetin kapılarını açtık. Onlar da, verilen bu nimetlerle şimardıkları bir anda, onları ansızın yakalayınca bütün ümitlerini kaybettiler.

6/45. Elhamdülillâh -evrenin sahibi olan Allâh'a hamd olsun ki- zâlim toplumun hepsi yok olup gitti.

6/46. Rasûlüm şöyle de: “Allâh sizi, kör ve sağır yapıp kalplerinizi de mühürlese, ondan başka hangi ilâh bunları geri getirebilir? Delillerimizi ayrı ayrı nasıl açıkladığımıza bakın. Buna rağmen onlar yine de yüz çeviriyorlar.”

6/47. “Hiç düşündünüz mü; Allâh'ın azabı size ansızın veya göre göre gelse, onu kim geri çevirebilir! Zâlimler topluluğu, mutlaka yok olacaktır.”

6/48. Biz peygamberleri ancak, müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. İman edip, durumunu düzeltenler için ne bir korku, ne de üzüntü vardır.

6/49. Âyetlerimizi yalanlayanlar, doğru yoldan çıktıkları için azap göreceklerdir.

6/50. Onlara şöyle de: "Ben size, Allâh'ın hazinelerinin yanımda olduğunu ve gaybı bildiğimi  söylemiyorum. Melek olduğumu da iddia etmiyorum. Ben sadece bana vahyedilene uyarım." "Bu gerçekleri idrak edenlerle etmeyenler bir değildir. Hala düşünmeyecek misiniz?"

6/51. Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları ayetlerimizle uyar. Çünkü kıyamet günü, Allâh'a karşı onların, ne bir dostu, ne de aracısı vardır. Belki onlar Allâh'a karşı kulluk bilincinde olurlar.

6/52. Rablerinin hoşnutluğunu kazanmak için, sabah-akşam ibadet eden fakir müminleri, müşriklerin isteklerine uyarak yanından uzaklaştırma! Sen onların, onlar da senin yaptıklarından sorumlu değil ki, zayıfları huzurundan çıkarıyorsun. Aksi takdirde zâlimlerden olursun.

6/53. “İçimizden Allâh'ın ikramda bulunduğu kimseler bunlar mı?” dedikleri için onları, birbirleriyle böyle denedik. Nimetin değerini takdir edenleri en iyi Allâh bilir.

6/54. Ayetlerimize inanan müminler sana geldiğinde, onlara şöyle de: "Size selâm olsun! Rabbiniz, merhameti kendine ilke edinmiştir. Sizden biri, cahillik ederek bir günah işledikten sonra, günahından vaz geçip durumunu düzeltirse, Allâh onu bağışlar. Çünkü o, günahları çok bağışlar ve çok merhamet eder.”

6/55. Kâfirlerin izledikleri yolu ortaya çıkarmak için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.

6/56. Onlara şöyle de: "Allâh'tan başka taptıklarınıza ibadet etmem bana yasaklandı." "Ben sizin arzu ve isteklerinize uymam. Uyarsam, sapmış olurum; doğru yolda gidenlerden olmam."

6/57. "Ben rabbimden gelen belgelere dayanmaktayım. Siz ise belgeleri gönderin Allâh’ı yalanlıyorsunuz. Sizin hemen olsun dediğiniz şey, benim elimde değildir. Hükmü verecek olan, sadece Allâh'tır. O, gerçekleri haber verir. Çünkü en doğru hükmü veren odur."

6/58. "Hemen olmasını istediğiniz şey elimde olsaydı, aramızda hüküm verlimiş ve işiniz bitmiş olurdu. Allâh, zâlimleri çok iyi bilir."

6/59. Gaybın bilgisi Allâh'ın katındadır; ondan başka kimse bilemez. Allâh karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun bilgisi olmadan yaprak bile düşmez. Toprak altındaki tohum dâhil, yaş ve kuru ne varsa hepsi, apaçık kaydedilmiştir.

6/60. Allâh, uyuduğunuzda adeta sizi öldürür, uyandığınızda da diriltir. Gündüz yaptığınız her şeyi bilir. Bu durum eceliniz gelinceye kadar devam eder. Sonra ona döndürüleceksiniz ve yaptığınız her şey önünüze konacaktır.

6/61. Kulları üzerinde tek hâkim, Allâh’tır. O size, amellerinizi kaydeden melekler gönderir. Birinizin ölüm vakti gelince, ölüm meleklerimiz, görevinde kusur etmeksizin onun ruhunu alır.

6/62. Sonunda onlar, gerçek sahipleri olan Allâh'a dönerler. Hüküm verme yetkisi sadece ona aittir. O hesabı en hızlı görendir.

6/63. Rasûlüm onlara şöyle de: " 'Bizi bu sıkıntıdan kurtarırsan, verdiğin nimetin kadrini bilenlerden olacağız' diye Allâh'a boyun eğerek sessizce yalvardığınızda, sizi kara ve denizlerin tehlikesinden kurtaran kimdir?"

6/64. "Sizi o sıkıntıdan da, diğerlerinden de kurtaran Allâh'tır. Fakat yine de siz, ona ortak koşuyorsunuz."

6/65. "Gökten veya yerden size azap göndermeye veya sizi farklı guruplara ayırarak birbirinizle cezalandırmaya onun gücü yeter. İyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıkladığımıza bir bak!"

6/66. Rasûlüm! Kur’ân gerçek olduğu halde, halkın onu yalanladı. Onlara, "Ben sizden sorumlu değilim" de.

6/67. Kıyamet ve hesap gibi Kur’ân'da bildirilen her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. İleride bunları siz de göreceksiniz.

6/68. Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşanları gördüğünde, başka bir konuya geçmedikçe onlarla birlikte olma. Şeytan sana yapman gerekeni unutturur da onları dinlemeye devam edersen, hatırlar hatırlamaz o zâlimlerin yanından ayrıl.

6/69. Allâh’a karşı kulluk bilincinde olanlar, onların yaptıklarından sorumlu değildir. Fakat bilinçlenip vaz geçmeleri için, öğüt verme yükümlülükleri vardır.

6/70. Dünya hayatına aldanarak, davet edildikleri İslâm’ı alay konusu edinenleri kendi haline bırak! Fakat onlara, Kur’ân’la öğüt ver! Çünkü kıyamette kişi, günahları sebebiyle helak olacaktır. O gün onların, Allâh'a karşı, ne bir dostu, ne de yardımcısı vardır; onlardan hiçbir kurtuluş akçesi de kabul edilmeyecektir. Onlar yaptıkları günahlardan dolayı helak olacaklardır. İnkâr ettikleri için onlara can yakıcı bir azap vardır ve içecekleri de kaynar sudur.

6/71. Onlara şöyle de: "Allâh'ı bırakıp da bize hiçbir faydası ve zararı olmayan şeylere mi ibadet edelim; Allâh bize doğru yolu gösterdiği halde, eski inançlarımıza mı dönelim? 'Bize katılın!' diye doğru yola çağıran arkadaşları olduğu halde, şeytanlara kanarak yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşan kimseler gibi mi olalım?" "Şüphesiz en doğru yol, Allâh'ın yoludur. Bize kâinatın sahibi Allâh'a teslim olmamız emredilmiştir."

6/72. "Bir de namazı dosdoğru kılmamız ve Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmamız emredilmiştir." Sonunda onun huzurunda toplanacaksınız.

6/73. Allâh, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. O bir şeyin meydana gelmesini istediğinde "ol!" demesi yeterlidir. Onun sözü her yerde geçerlidir. Sûra üfrüldüğü gün de, hakimiyet onundur. O, insanın görünen ve görünmeyen her şeyi bilir. O her şeyi yerli yerince yapar ve her şeyi en ince noktasına varıncaya kadar bilir.

6/74. İbrahim, babası Âzer'e, "Putları ilâh mı ediniyorsun? Doğrusu ben senin ve halkının tamamen yoldan çıktığını görüyorum" demişti.

6/75. Biz İbrahim'e, gözüyle görüyormuş gibi iman etmesi için göklerin ve yerin muhteşem varlıklarını ve düzenini gösterdik.

6/76. Gece olunca İbrahim, bir yıldız gördü ve müşriklere "Sizin düşüncenize göre, rabbimin bu olması gerekir" dedi. Yıldız kaybolunca da, "Böyle kaybolanları ilâh olarak kabul etmem" dedi.

6/77. Sonra doğan ayı görünce, "Sizin düşüncenize göre, rabbimin bu olması gerekir" dedi. Ay batınca, "Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, ben de doğru yoldan çıkanlardan olurdum" dedi.

6/78. Sonunda doğan güneşi görünce, "Yine sizin düşüncenize göre, rabbimin bu olması gerekir. Çünkü bu daha büyüktür" dedi. Güneş de batınca, şöyle dedi: "Ey halkım, ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım"

6/79. “Şüphesiz ben, hakka yönelen biri olarak, gökleri ve yeri yaratan Allâh'a teslim oldum. Ben Allâh'a ortak koşanlardan değilim.”

6/80. Halkı onunla tartışmaya başlayınca İbrahim onlara şöyle dedi: "Şimdi siz, bana doğru yolu gösteren Allâh hakkında benimle tartışıyor musunuz? Sizin ortak koştuklarınızdan ben korkmam. Çünkü Rabbim dilemedikçe onlar bana bir şey yapamaz. Rabbimin bilgisi her şeyi kuşatmıştır. Hala düşünmüyor musunuz?"

6/81. "Siz, Allâh'ın kendilerine hiçbir güç vermediği putları ona ortak koşmaktan korkmuyorsanız, ben sizin ortak koştuğuz putlardan hiç korkmam. Gerçekten biliyorsanız söyleyin, hangimiz daha güven içindeyiz."

6/82. İman edip, imanlarına küfür ve şirki karıştırmayanlar, güven içindedirler. Çünkü onlar doğru yolu bulmuşlardır.

6/83. İşte bunlar, Allâh’ın vardığını ve birliğini halkına ispat etmek için İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimizin derecesini yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin, her şeyi yerli yerince yapar ve her şeyi çok iyi bilir.

6/84. İbrahim'e İshak ve Yakub'u bahşettik; onlara peygamberlik verdik. Daha önce de Nuh'a ve onun neslinden gelen Dâvûd, Süleyman, Eyyûb, Yûsuf, Mûsâ ve Hârûn'a peygamberlik vermiştik. Biz, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

6/85. Zekeriyya, Yahyâ, İsâ ve İlyâs'a da peygamberlik vermiştik. Bunların hepsi salihlerdendi.

6/86. İsmâîl, Yesea, Yûnus ve Lût'a da peygamberlik vermiş ve böylece onların hepsini diğer insanlara üstün kılmıştık.

6/87. Onların babalarından, nesillerinden ve kardeşlerinden bir kısmını da peygamber olarak seçmiştik. Böylece bunların hepsine doğru yolu göstermiştik.

6/88. İşte bu, Allâh'ın doğru yoludur; kullarından dileyen onunla doğru yolu bulur. Allâh'a ortak koşsalardı, yaptıkları her şey boşa giderdi.

6/89. Onlar, kendilerine kitap, din hususunda ince kavrayış yeteneği ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Şayet insanlar, sana da verdiğimiz bu şeyleri inkâr ederse, onların yerine bunları inkar etmeyecek kimseleri getiririz.

6/90. İşte o peygamberler, Allâh'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy ve "Ben bu görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Tebliğ ettiğim şu Kur’ân, aklı olan herkes için bir öğüttür." de!

6/91. Yahûdîler, Allâh'ın herşeye gücünün yeteceğini ve dilediğini yapacağını anlayamadılar. Çünkü onlar, “Allâh herhangi bir insana bir şey indirmez." dediler. Onlara "Peki, insanların yolunu aydınlatmak ve doğru yolu göstermek üzere Mûsâ'nın getirdiği kitabı kim indirmiştir?" diye sor! Sonra da, "Allâh indirmiştir.  Siz o kitabı sayfalara yazıp, işinize gelen kısmını insanlara açıklıyor, işinize gelmeyen pek çok kısmını da gizliyorsunuz. Hâlbuki o kitapta, sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler öğretilmişti." diye cevap ver. Sonra da onları, oyalandıkları boş iddialarıyla başbaşa bırak.

6/92. Bu Kur’ân, Mekke halkını ve dışındaki herkesi uyarman için indirdiğimiz kendinden öncekileri tasdik eden mübarek bir kitaptır. Ahirete ve bu kitaba inananlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam eder.

6/93. Allâh adına yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmediği halde bana vahiy geliyor diyenden ve Allâh'ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim diye iddia edenden daha zalimdir kim olabilir? Melekler, "Haydi kendinizi kurtarın bakalım! Bugün Allâh hakkında doğru olmayanı söylemeniz ve ayetlerine büyüklenmeniz sebebiyle alçaltıcı azaba çarptırılacaksınız." diyerek ruhlarını aldıkları sırada zalimleri can çekişirken hâlini bir görsen!

6/94. Onlara şöyle denecektir: "Tek başınıza dünyaya geldiğiniz gibi, size verdiklerimizi geride bırakarak huzurumuza tek başınıza geldiniz. Size aracılık yapacağını zannederek şirk koştuğunuz şeyleri yanınızda göremiyoruz. Doğrusu bugün aranızdaki bütün bağlar kopmuş ve ilâh olduğunu iddia ettiğiniz şeyler de sizi terk etmiştir."

6/95. Şüphesiz Allâh, tohumu ve çekirdeği çatlatıp filizlendirdiği gibi ölüden diri, diriden ölü yaratır. İşte böyle bir Allâh’tan nasıl yüz çevirirsiniz!

6/96. Doğrusu Allâh, karanlıktan sabahı çıkaran; geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı da vakitleri belirlemek için hesap ölçüsü kılandır. İşte bu düzen, her şeye gücü yeten ve her şeyi hakkıyla bilen Allâh'ın koyduğu yasalarla olmuştur.

6/97. Yıldızları yaratan Allâh'tır. Onlar sayesinde gecenin karanlığında denizde ve karada yollunuzu bulursunuz. Gerçekleri bilen bir toplum olmaları için onlara ayetleri genişçe açıkladık.

6/98. Allâh, sizi tek bir candan yaratmıştır. Sizin için, eğlenip oyalanacağınız bir yer olarak dünyayı ve geçici kalacağınız bir mekân olarak da kabri belirlemiştir. Gerçekleri kavrayan bir toplum olmaları için onlara, ayetlerimizi genişçe açıklıyoruz.

6/99. O, gökten yağmur yağdırır. Bu yağmurla, her türlü bitkiyi ve ondan sıra sıra dizilmiş taneleri olan ekinleri bitirir; hurma tomurcuğundan sarkan hurma salkımlarını, üzüm bağlarını, zeytin ve nar ağaçlarını çıkarır. Bunlardan her birinin pek çok çeşidi vardır; birbirine benzediği halde tatları farklıdır. Siz, bu meyvelerin, nasıl meydana gelip olgunlaştığına bakıp ders alın! Onların iman eden bir toplum olması için, bunlarda deliller vardır.

6/100. Buna rağmen onlar, cinleri Allâh'a ortak koştular. Hâlbuki cinleri de yaratan Allâh’tır. Ayrıca o müşrikler, bilgisizce, Allâh'ın oğulları ve kızları olduğunu iddia ettiler. Hâşâ! Allâh onların yakıştırmalarından uzaktır.

6/101. Allâh, gökleri ve yeri eşsiz bir şekilde yaratmıştır. O'nun karısı olmadığına göre çocuğu nasıl olur? O her şeyi yaratır ve o her şeyi hakkıyla bilir.

6/102. İşte Rabbiniz olan Allâh budur. Ondan başka ilâh yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse ona kulluk edin. O her şeyi yönetir, görüp gözetir.

6/103. Hiçbir göz Allâh'ı göremez. Fakat o, gözlerin sahiplerini çok iyi bilir. Çünkü Allâh, gözle görülmediği halde her şeyi görür ve her şeyden haberdardır.

6/104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller gelmiştir. Bir kimsenin bu gerçekleri görmesi kendi yararına; görmezden gelmesi ise kendi zararınadır. Onlara, "Ben sizin bekçiniz değilim." de!

6/105. Onlar, "sen bunu bir yerden öğrenmişsin" derler, hâlbuki biz, onların bilen bir toplum olması için ayetleri böyle geniş bir şekilde açıklıyoruz.

6/106. Rabbinden sana vahyedilene uy. Allâh'tan başka ilâh yoktur. O halde müşriklere aldırma!

6/107. Allâh dileseydi, onların müşrik olmalarına engel olurdu. Biz seni onların bekçisi yapmadık; sen onların vekili de değilsin.

6/108. Onların taptıklarına sövmeyin, yoksa onlar da haddi aşarak bilgisizce Allâh'a söverler. Çünkü herkese, kendi inancı ve yaptığı güzel gelir. Sonunda onlar, Rablerine dönecek ve o yaptıkları herşeyi önlerine koyacaktır.

6/109. Onlar, kendilerine bir mucize gelirse, Allâh'a inanacaklarına dair bütün güçleriyle yemin ettiler. Onlara "Mucize göstermek Allâh'ın yetkisindedir." de. Mûcize geldiği takdirde onların inanacağını size kim söyledi?

6/110. Onların gönülleri ve düşünceleri gerçeklere kapanmıştır; bu sebeple onlar, ilk başta iman etmedikleri gibi mucizeleri gördükten sonra da iman etmezler. Biz onları bocalayıp durdukları azgınlıkları içinde bırakırız.

6/111. Biz onlara, melekler göndersek, kendileriyle ölüler konuşsa ve hakikati ortaya koyacak her türlü mucizeyi önlerine koysak, yine de iman etmezler. Allâh dilerse başka; çünkü o dilerse her şey olur. Fakat onların çoğu gerçekleri bilmez.

6/112. İnsan ve cinlerden şeytanlık yapanlar, peygamberlerin düşmanı ilan ettik. Onlar insanları aldatmak için kullanacakları yaldızlı sözleri birbirlerine telkin ederler.  Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı. Fakat o, insanların inancına müdahale etmez. O halde onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

6/113. Onlar bu sözleri, ahirete inanmayanların gönüllerini çelmek, o sözlerden hoşlanmalarını sağlamak ve birbirini günaha teşvik etmek amacıyla telkin ederler.

6/114. Rasûlüm şöyle de: “Allâh size kitabı açıkça indirmiş iken, hüküm vermek için ondan başkasını mı arayayım! Kitap ehli bu kitabın, Rabbin tarafından indirildiğini çok iyi bilir. Bu hususta sakın şüpheye düşme!"

6/115. Çünkü Rabbinin sözü doğru ve tam yerindedir. Onun sözlerini kimse değiştiremez. O her şeyi hakkıyla işitir ve  bilir.

6/116. Yeryüzündeki insanların çoğuna uyarsan, seni doğru yoldan çıkarırlar. Çünkü onlar, sadece zanlarına uyar ve yalan söyleler.

6/117. Şüphesiz Rabbin, kendi yolundan sapanı da, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

6/118. Mademki Allâh’ın ayetlerine inanıyorsunuz, öyleyse putlar için kesilenden değil, Allâh adına kesilen hayvanlardan yiyin!

6/119. Allâh adına kesilen hayvanlardan niçin yemeyeceksiniz! Hâlbuki Allâh, çaresiz kalmanız dışında size haram kıldığı şeyleri detaylı bir şekilde açıklamıştır. Yine de pekçok insan kendi arzularına uyarak bilgisizce insanları doğru yoldan saptırıyor. Doğrusu Rabbin, taşkınlık yapanları çok iyi bilir.

6/120. Açık ve gizli bütün günahları terk edin! Çünkü günah işleyenler, yaptıklarının cezasını mutlaka görecektir.

6/121. Allâh'tan başkası adına kesilen hayvanların etini yemeyin. Çünkü bu doğru yoldan çıkmaktır. Şüphesiz şeytanlar, sizinle tartışması için yandaşlarına telkinde bulunur. Eğer onlara uyarsanız, Allâh'a ortak koşmuş olursunuz; zira haram ve helal kılma yetkisi sadece ona aittir.

6/122. Kâfir iken, doğru yolu gösterip yolunu aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimse, küfür içinde kalıp oradan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere yaptıkları işler güzel görünür.

6/123. Mekke’de olduğu gibi her yerde günahkârların yüksek mevkilere gelmesine fırsat tanırız; onlar da hile yapıp tuzak kurarlar. Aslında onlar, bu hile ve tuzakları kendilerine kurmuş olurlar; fakat bunun farkında değildir.

6/124. Onlara  bir ayet geldiğinde, “Allâh'ın diğer elçilerine verilen mucizelerin benzeri bize de gösterilmedikçe asla iman etmeyeceğiz” derler. Allâh, kimi peygamber yapacağını çok iyi bilir. O günahkârlar, yaptıkları hilelerden dolayı Allâh katında aşağılanacak ve çetin bir azap görecektir.

6/125. Doğru yola giren kişi, İslâm'la huzur bulur; sapanın ise, göğe yükselen insanın göğsünün daraldığı gibi gönlü daralır. Allâh, mümin olmayanlara işte böyle sıkıntı verir.

6/126. İşte Rabbinin dosdoğru yolu budur. Biz düşünüp ders alan bir toplum olmaları için ayetlerimizi onlara detaylı bir şekilde açıkladık.

6/127. Rablerinin katındaki esenlik yurdu olan cennet onlar içindir. Yaptıkları güzel işler sebebiyle Allâh onların dostudur.

6/128. Allâh, herkesi biraraya topladığı gün, "Ey cin topluluğu! Siz insanların pek çoğunu yoldan çıkardınız." diyecektir. Bunun üzerine onların dostu olan insanlar da, "Ey Rabbimiz! Biz dünyada iken birbirimizden yararlandık, şimdi ise bize verdiğin sürenin sonuna geldik" diyeceklerdir. Bir melek onlara, "Bundan sonra temelli kalacağınız yer cehennemdir. Allâh dilemedikçe oradan çıkamayacaksınız. Şüphesiz Rabbin, her şeyi yerli yerince yapar ve hakkıyla bilir." diye cevap verecektir.

6/129. Böylece zalimleri, yaptıkları işler nedeniyle birbiri ardına cehenneme atacağız.

6/130. Kıyamet günü Allâh onlara, "Ey cin ve insanlar topluluğu! İçinizden ayetlerimi size anlatan ve sizi kıyamet günüyle uyaran peygamberler gelmedi mi?" diye soracaktır. Onlar da, "Evet, geldi. Şimdi biz günahlarımızı itiraf ediyoruz" diye cevap vereceklerdir. Böylece dünya hayatının onları aldattığı ortaya çıkmış ve kâfir olduklarını kabul etmiş olurlar.

6/131. Rabbin, peygamber göndermediği için dinden haberi olmayan hiçbir ülke halkını, zulümleri sebebiyle helak etmez.

6/132. İnsanların deresi, yaptıkları amele göredir. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

6/133. Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan Rabbin çok merhametlidir. O dilerse sizi yok edip yerinize istediğini getirir. Nitekim helak ettiği bir halkın yerine sizi, başka bir toplumun neslinden getirmiştir.

6/134. Size haber verilen kıyamet, mutlaka kopacaktır; bunun önüne asla geçemezsiniz.

6/135. Rasûlüm halkından inanmayanlara şöyle de: “Elinizden geleni yapın! Ben de görevimi yapacağım. Sonucun kimin için hayırlı olacağını ileride anlayacaksınız. Şüphesiz zalimler, kurtulamayacaklardır.”

6/136. Onlar, Allâh'ın yarattığı tarım ürünleri ve hayvanlardan Allâh’a bir hisseyi ayırıp, çarpık düşüncelerine göre bunu da ikiye bölerek "Bu, Allâh için, bu da putlarımız içindir" derler. Putlara ayırdıklarından Allâh'ın hissesine aktarmazlar, fakat Allâh'a ayırdıklarından putların hissesine aktarırlar. Onlar ne kötü hüküm veriyorlar.

6/137. Putlara olan inançları müşriklere, kendi çocuklarını öldürmelerini güzel göstermiştir. İşte bu inançları onları helake sürüklemiş ve değer sistemlerini altüst etmiştir. Allâh dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak.

6/138.Çarpık düşüncelerine göre müşrikler, "Allâh için ayrılan bu hayvanlar ve tarım ürünleri, dokunulmazdır. Bunlardan sadece bizim istediğimiz kişiler yiyebilir." derler. Ayrıca bazı hayvanları da putlara adayıp “binilmesi ve yük taşıması yasaktır” derler. Bir kısım hayvanları da, Allâh'tan başkası adına keserler. Bunların hepsi Allâh'a iftiradır ve Allâh onları yaptıkları bu iftiralardan dolayı cezalandıracaktır.

6/139. Bir de, "Bu hayvanların karınlarındaki yavruları canlı doğarsa erkeklerimize helal, kadınlarımıza haramdır. Ölü doğarsa, onda hem kadınlar, hem de erkek ortaktır." derler Allâh onları, bu yakıştırmalarından dolayı cezalandıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyi yerli yerince yapar ve her şeyi hakkıyla bilir.

6/140. Beyinsizliklerinden dolayı bilgisizce çocuklarını öldürenler ve Allâh'ın verdiği rızıkı haram kılanlar ziyandadırlar. Bunlar Allâh'a bir iftiradır. Böyle yapmakla onlar yoldan çıkmışlardır ve doğru yolu asla bulamayacaklardır.

6/141. Yerde ve ağaçlarda biten ürünleri, hurmayı, tatları farklı mahsulleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı yaratan Allâh’tır. Onların meyvelerinden yeyin, hasat zamanında da fakirlerin hakkı olan öşrü verin! Fakat savurganlık yapmayın! Çünkü Allâh israf edenleri sevmez.

6/142. Yük taşımanız ve yününden yararlanmanız için büyük ve küçükbaş hayvanları yaratan da odur. Allâh'ın size verdiği rızıklardan yeyin, şeytanın yolundan gitmeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır.

6/143. Erkek ve dişi olmak üzere dört çift, toplam sekiz hayvanı yaratan da odur: Bunların bir çifti koyun ve bir çifti keçidir. "Allâh bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa dişilerin karınlarındaki yavrularını mı haram kılmıştır? Eğer doğru söylüyorsanız, bunun bir belgesini getirin!" de.

6/144. Bunların bir çifti deve, bir çifti de sığırdır. Onlara şöyle de: "Allâh bunların erkeklerini mi, dişilerini mi yahut dişilerin karınlarındaki yavrularını mı haram kılmıştır? Yoksa siz, hayvanlar hakkında uydurduğunuz bu hükümleri Allâh emrederken, siz onun yanında mıydınız? Hiç bir belgeye dayanmadan, insanları doğru yoldan çıkarmak için Allâh adına yalan söyleyenden daha zalim kimdir! Şüphesiz Allâh, zâlimleri zorla doğru yola iletmez."

6/145. "Bana indirilen Kur’ân'da, bir kimse için yasaklanan yicekler sadece şunlardır: Murdar hayvanın eti, akmış kan, iğrenç bir şey olan domuz eti ve doğru yoldan saparak Allâh'tan başkası adına kurban edilen hayvanların eti. Ancak yemek zorunda kalan kişi, arzu etmeksizin ve zaruret sınırını aşmaksızın onlardan yiyebilir. Çünkü Rabbin, günahları çok bağışlar ve merhamet eder."

6/146. Biz Yahûdîlere, çift tırnaklıların dışındaki bütün tırnaklı hayvanların etlerini, sığır ve davarların iç yağlarını haram kıldık. Ancak sığır ve davarların sırtlarında, bağırsaklarında ve kemiklerinde bulunan yağlar bu hükmün dışındadır. Bunları, haddi aşmalarından dolayı onlara ceza olarak haram kılıdık. Şüphesiz biz, doğruları söyleriz.

6/147. Seni yalanlıyacak olurlarsa, onlara "Rabbinizin rahmeti geniş olduğu için sizi hemen cezalandırmıyor. Fakat kâfirlerden Allâh'ın azabı kaldırılmayacaktır." de.

6/148. Müşrikler, "Allâh dileseydi, atalarımız ve biz şirk koşmaz ve helal olan hiç bir şeyi de haram kılmazdık." diyecekler. Öncekiler de, peygamberleri böyle yalanlayınca, azabımızı tatmışlardı. Onlara şöyle de: "İddianızı ispat edecek bir belgeniz varsa getirin. Siz zannınıza göre hareket ediyor ve yalan söylüyorsunuz."

6/149. "Reddedilmesi mümkün olmayan deliller, sizin değil Allâh'ındır. O dileseydi hepinizi zorla doğru yola iletirdi."

6/150. "Allâh'ın o hayvanları haram kıldığına tanıklık edecek şahitlerinizi getirin!" Buna şahit getiremezler. Öyleyse onların söylediklerini kabul etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzu ve isteklerine uyma! Çünkü onlar, rablerine ortak koşmuşlardır.

6/151. Onlara şöyle de: “Gelin, Rabbinizin önemle vurguladığı emir ve yasakları size haber vereyim: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne ve babanıza iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; çünkü sizin ve onların rızkını biz veriyoruz. Zinanın açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Allâh'ın dokunulmaz kıldığı insan hayatına, hukuka aykırı olarak kıymayın. İşte bunlar, anlayıp uygulamanız için Allâh'ın bildirdiği emir ve yasaklardır.”

6/152. "Akıl yönünden olgunlaşıncaya kadar yetimin malına, onun yararına olmadıkça yaklaşmayın. Tam olarak ölçün ve tartın. Biz insanı ancak gücünün yettiği ile sorumlu tutarız. Akrabanızın aleyhine de olsa, doğruyu söyleyin! Allâh'a verdiğiniz sözlere uyun. Düşünüp yerine getirmeniz için Allâh, size emir ve yasaklarını böyle bildiriyor."

6/153. "İşte benim dosdoğru yolum budur; siz de ona uyun! Başka yollara sapmayın; aksi halde Allâh'ın yolundan uzaklaşırsınız. Bunlar, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmanız için onun size bildirdiği emir ve yasaklardır."

6/154. Her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlere nimetlerimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, doğru yolu göstermek ve rahmet olmak üzere Musâ'ya kitabı verdik. Bunu İsrailoğullarının ahirette Rablerinin huzuruna çıkacaklarına iman etmeleri için yaptık.

6/155. Bu Kur’ân, indirdiğimiz mübarek bir kitaptır, ona uyun! Size merhamet edilmesi için Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun.

6/156. Bu Kur’ân size, “Bizden önceki Hıristiyan ve Yahûdîlere kitap indirilmiş, ama bizim onlara inen hükümlerden haberimiz yoktu." dememeniz için gelmiştir.

6/157. Veya “Bize de kitap indirilseydi, onlardan daha iyi doğru yolu bulurduk.” dersiniz diye bu kitap indirilmiştir. Artık size de Rabbinizden bir belge, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet kaynağı olan bir kitap gelmiştir. Bundan sonra Allâh'ın ayetlerini yalanlayıp ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir. Bu sebeple ayetlerimizden yüz çevirenleri, çok kötü bir azapla cezalandıracağız.

6/158. Onlar daha neyi bekliyorlar? Kendilerine ölüm meleklerin veya Rabbinin azap emrinin gelmesini mi, yoksa kıyametin kopmasını mı bekliyorlar? O gün daha önce iman etmeyen veya mümin olarak bir iyilik yapmayan kimseye, imanı fayda vermeyecektir. Onlara, "bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz" de.

6/159. Dinlerini aslından uzaklaştırarak guruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilgin yoktur. Onların işi Allâh'a kalmıştır. Kıyamet günü Allâh, onların yaptıklarını önlerine koyacaktır.

6/160. Güzel bir iş ve davranışta bulunana, yaptığının on katı ödül; kötü bir iş ve davranışta bulunana ise, sadece kötülüğüne denk bir ceza verilecek ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

6/161. Onlara şöyle de: "Şüphesiz Rabbim beni dosdoğru bir yola, hakka yönelen İbrahim'in dinine iletti. İbrahim hiçbir zaman müşriklerden olmadı."

6/162. “Benim namazım ve haccım, evrenin sahibi olan Allâh içindir; hayatım ve ölümüm de onun elindedir.”

6/163. "Allâh’ın hiçbir ortağı yoktur. Bana böyle iman etmem emredilmiştir ve ben, ona teslim olanların öncüsüyüm."

6/164. "Allâh her şeyin sahibi iken ondan başka bir Rab mı arayayım? Herkes, kendi işlediği günahın cezasını çeker. Kimse, başkasının günahını yüklenmez. Sonunda Rabbinize döneceksiniz. Allâh ayrılığa düştüğünüz hususları açıklayacaktır."

 

6/165. Allâh, verdiği nimetlerle denemek için size yeryüzünde tasarruf yetkisi vermiş ve bir kısmınızı diğerine üstün kılmıştır. Çünkü Rabbin, cezayı çabuk verdiği gibi, çok bağışlar ve merhamet eder.