İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

008. Enfâl Sûresi          

8/1. Rasûlüm sana, savaş ganimetlerinin hükmünü soruyorlar. Onlara şöyle cevap ver: "Ganimetler hususunda yetki, Allâh ve Rasulüne aittir. Gerçekten mümin iseniz, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun, aranızı düzeltin, Allâh ve Rasûlüne boyun eğin."

8/2. Allâh'ın ismi anılınca, müminlerin kalpleri titrer, onun ayetleri okunduğunda da imanları artar. Onlar sadece rablerine güvenip dayanırlar.

8/3. O müminler namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz mallardan Allâh yolunda harcarlar.

8/4. İşte bunlar, gerçek müminlerdir. Rableri katında onların yüksek dereceleri vardır. Onlar bağışlanacak ve kendilerine bol rızık verilecektir.

8/5. Bir zamanlar Rabbin, hak uğrunda savaşmak üzere seni yurdundan çıkarmıştı. Müminlerden bir grup ise, bunu istemiyordu.

8/6. Savaşmanın daha doğru olduğu ortaya çıktığı halde onlar, Bedir’e gitmeyi göz göre göre ölüme sürüklenmek olarak kabul ettikleri için seninle tartışıyordu.

8/7. Allâh size, karşı karşıya kaldığınız iki şeyden biri olan Kureyş ordusunu vaad ediyordu. Siz ise güçsüz olduğu için kervanı tercih ediyordunuz. Hâlbuki Allâh, bu vaadiyle hem gerçekleri ortaya çıkarmak ve hem de kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu.

8/8. Allâh kâfirler istemese de, gerçekleri ortaya çıkarmak ve batılı yok etmek için bunu vaad etmişti.

8/9. Siz Rabbinizden yardım isteyince, o "Ard arda göndereceğim bin melekle sizi destekleyeceğim" diye cevap vermişti.

8/10. Allâh melekleri, sadece size bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye göndermiştir. Unutmayın ki zafer ancak, Allâh'ın yardımıyladır. Şüphesiz Allâh'ın her şeye gücü yeter, her şeyi yerli yerince yapar.

8/11. Bedir’de konuşlandığınızda dinlenmeniz için Allâh, size güven duygusu vererek uyumanızı sağlamıştı. Sonra sizi temizlemek, Şeytanın vesvesesini sizden kaldırmak, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızın kaymaması için zemini sağlamlaştırmak için üzerinize yağmur yağdırmıştı.

8/12. Rabbin meleklere, müminlerin direnmelerini sağlamak için kalplerine şu mesajını ilham etmelerini emretti: "Ey Müminler! Ben sizinle beraberim. Kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Onların boyunlarını vurun; ellerini, kollarını kırın!"

8/13. Çünkü onlar, Allâh'a ve Peygamberine karşı gelmişlerdir. Allâh’a ve Peygamberine karşı gelenler ise, cezalarını çekerler. Allâh'ın azabı çok çetindir.

8/14. Ey kâfirler! Şimdilik bu yenilginin acısını tadın! Ahirette ayrıca cehennem azabı vardır.

8/15. Ey iman edenler! Kâfir ordusuyla karşılaştığınızda, savaştan kaçmayın.

8/16. Tekrar saldırmak veya başka bir birliğe katılmak üzere geri çekilmek dışında savaştan kaçanlar, Allâh'ın gazabına uğrar ve onların yeri de cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir.

8/17. Siz onları savaşta kendi gücünüzle değil, Allâh'ın yardımıyla öldürdünüz. Sen toprağı attığında da, Allâh'ın izniyle toprak onların gözlerine dolmuştu. Allâh, bütün bunları, müminlere güzel bir ikramda bulunmak için yapmıştır. Şüphesiz Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

8/18. İşte bu yardımı Allâh, kâfirlerin tuzağını boşa çıkarmak için yapmıştır.

8/19. Ey kâfirler, siz zafer mi istiyordunuz? Alın size zafer! Düşmanlıktan vazgeçerseniz, sizin için daha hayırlı olur. Fakat Allâh'a ve Peygamber'ine karşı düşmanlığa devam ederseniz, biz de sizi yine mağlup ederiz. Ordunuzun kalabalık olması size yarar sağlamayacaktır. Çünkü Allâh Müminlerle beraberdir.

8/20. Ey iman edenler! Allâh'a ve Rasûlüne itaat edin. Onun mesajını işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin.

8/21. Kulaklarını gerçeklere kapadıkları halde işittik diyenler gibi olmayın.

8/22. Çünkü Allâh katında canlıların en kötüsü, gerçeklere kulaklarını kapayan ve bir de doğruları söylemeyen düşüncesizlerdir.

8/23. Allâh müşriklerin kötü niyetli olarak seni dinlediklerini biliyordu, böyle olmasaydı onların işitmelerine engel olmazdı. Çünkü onlar, işitseler de kabul etmeyip yüz çevirirler.

8/24. Ey iman edenler! Allâh ve Rasulü, sizi hür ve bağımsız olarak yaşamanızı sağlamak için savaşa çağırdığında, onların davetine uyun! Allâh'ın insana kalbinden daha yakın olduğunu ve bir gün onun huzurunda toplanacağınızı bilin!

8/25. Bozgunculuk çıkarmayın; çünkü onun zararı sadece bozgunculuk yapanlarla sınırlı kalmaz. Allâh'ın azabının çetin olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

8/26. Ey Muhacirler! Mekke’de ezilen küçük bir topluluk olduğunuz devirde, müşriklerin sizi esir almak veya yok etmek istediği korkulu günleri hatırlayın. Böyleyken şükretmeniz için Allâh sizi Medine'ye yerleştirip, sizin galip gelmenizi sağladı, helal ve temiz şeylerle rızıklandırdı.

8/27. Ey iman edenler! Allâh'a, Peygamberine ve onun verdiği emanetlere bile bile ihanet etmeyin.

8/28. Mal ve çocuklarınızın birer imtihan aracı olduğunu, büyük ödülün ise Allâh sadece tarafından verileceğini aklınızdan çıkarmayın!

8/29. Ey iman edenler! Eğer Allâh'a karşı kulluk bilincinde olursanız, o size doğruyu yanlıştan ayırma yetisi verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allâh, büyük lütuf ve ikram sahibidir.

8/30. Kâfirler seni tutsak etmek veya öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için tuzak kurmuşlardı. Onlar tuzak kuruyordu, Allâh da tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Çünkü tuzak kuranların cezasını en iyi şekilde veren Allâh’tır.

8/31. Onlara ayetlerimiz okunduğunda, alay ederek şöyle demişlerdi: "Biz bunları çok duyduk! İstesek ona benzer sözleri biz de söyleriz. Bunlar, eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

8/32. "Allâh'ım, bu sözler senin tarafından gönderilen gerçekler ise, o zaman üzerimize gökten taş yağdır ya da bize can yakıcı bir azap ver!"

8/33. Rasulüm sen onların arasında oldukça ve içlerinde bağışlanma dileyenler bulundukça Allâh, onlara azap etmeyecektir.

8/34. Mescid-i Haram'ın hizmetini yapmaya layık olmadıkları halde, müminleri ziyaret etmekten alıkoyan insanlara Allâh niçin azap etmesin! Oranın hizmetini yapmaya layık kimseler, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlardır; fakat kâfirlerin çoğu bunu anlamaz.

8/35. Onların Kâbe'deki ibadeti sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. O halde, ey müşrikler inkârınıza karşılık azabı tadın bakalım!

8/36. Kâfirler, mallarını, insanları Allâh'ın yolundan alıkoymak için harcıyorlar ve harcamaya da devam edeceklerdir. Fakat harcadıkları boşa gidecek ve yenileceklerdir. Sonunda kâfirler Cehennemde toplanacaktır.

8/37. Kıyamet günü Allâh kâfirleri müminlerden ayıracak, sonra da o kâfirleri bir araya getirip Cehenneme atacaktır. İşte bunlar, gerçekten ziyan edenlerdir.

8/38. Kâfirlere şöyle de: "Düşmanlığa son verip inanırsanız, geçmiş günahlarınız bağışlanır. Fakat inkâra devam ederseniz, öncekilerin başına gelen felaket sizin de başınıza gelir."

8/39. Zulüm ve baskı sona erinceye ve din tamamen Allâh'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğen onlar zulüm ve baskıdan vaz geçerse, siz de savaşmayın. Doğrusu Allâh, onların yaptığı her şeyi görmektedir.

8/40. Fakat zulüm ve baskılarından vaz geçmezlerse, onlarla savaşmaya devam edin! Şüphesiz Allâh, sizin dost ve yardımcınızdır. O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.

8/41. Ganimetlerin beşte biri Allâh'a, Peygamber'e, yakın akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir; kalanı gazilerindir. Allâh'a ve iki ordunun karşılaşıp hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün Peygambere yardım olarak melek indirdiğimize inanıyorsanız ganimetin sahibi bunlardır. Çünkü Allâh, yardımıyla sizi muzaffer kılmıştır. Onun gücü her şeye yeter.

8/42. Siz vadinin Medine, onlar ise karşı tarafında yer tutmuştu. Kervan sizden uzakta sahil yolundan geçiyordu. Savaşmak için bir yer belirlemek durumunda kalsaydınız, tercih edeceğiniz yer hakkında ayrılığa düşerdiniz. Fakat Allâh, hükmünü yerine getirip kâfirlerin helâk olması ve müminlerin de kurtulması için sizi böyle konuşlandırdı. Çünkü Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

8/43. Savaştan önce Allâh müşrikleri size az göstermişti. Eğer onları çok göstermiş olsaydı, siz korkar ve savaşıp şavaşmama hususunda birbirinizle çekişirdiniz. Fakat Allâh, sizi böyle bir duruma düşmekten kurtardı. Çünkü o, içinizden geçenleri de bilir.

8/44. Savaşta karşı karşıya gelince, muzaffer olmanız için Allah onları size, sizi de onlara az göstermişti. Doğrusu bütün işler sonunda ona döner.

8/45. Ey müminler! Düşmanla karşılaştığınızda, galip gelmek için dayanın ve Allâh'ı çok anın.

8/46. Allâh ve Rasûlüne boyun eğin, birbirinizle çekişmeyin. Aksi halde içinize korku düşer ve gücünüz kuvvetiniz gider. Ayrıca sabırlı olun. Çünkü Allâh sabredenlerle beraberdir.

8/47. Şımarıp insanlara gösteriş yaparak savaş için yurtlarından çıkan ve Allâh'ın yolundan insanları alıkoyanlar gibi olmayın. Allâh onların yaptığı her şeyi çok iyi bilir.

8/48. Şeytan müşriklere yaptıklarını güzel göstererek, "Bugün, sizi kimse yenemez. Çünkü arkanızda ben varım."; iki ordu karşılaşınca da arkasını dönüp giderken, "Ben, sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim, ne haliniz varsa görün. Zira ben Allâh'tan korkarım ve sizin görmediklerinizi görmekteyim. Doğrusu Allâh'ın azabı çok şiddetlidir:" demişti.

8/49. Münafıklar ve inancında şüphe olanlar, “İslâm’ın vaad ettiği şehitlik ve cennet gibi şeyler bunları aldatmıştır.” demişlerdi. Oysa Allâh'a güvenip dayananlar üstün gelecektir. Çünkü Allâh'ın her şeye gücü yeter ve o her şeyi yerli yerince yapar.

8/50. Melekler, kafirlerin önlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken şöyle derler: "Yakıcı azabı tadın bakalım!.."

8/51. "Bu ceza, yaptıklarınızın karşılığıdır. Çünkü Allâh, kullarına asla zulmetmez."

8/52. Bu müşriklerin durumu, Firavun'un yandaşları ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar, Allâh'ın ayetlerini yalanlamış, Allâh da onları günahlarına karşılık cezalandırmıştı. Çünkü Allâh, pek güçlü ve azabı şiddetlidir.

8/53. Bir toplum özlerinde bulunan güzel hasletlerini değiştirmedikçe Allâh, onlara verdiği nimetlerini kaldırmaz. Çünkü Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

8/54. Şu müşriklerin durumu, Firavun'un yandaşları ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanlamış, biz de onları günahlarına karşılık denizde boğarak helâk etmiştik. Çünkü onların hepsi, zalimdir.

8/55. Allâh katında canlıların en kötüsü, kâfirlerdir. Çünkü onlar imân etmiyorlar.

8/56. Onlar seninle yaptıkları her antlaşmayı, hiç çekinmeden bozuyorlardı.

8/57. Şavaşta onları ele geçirirsen, onlara öyle bir ceza ver ki, orada bulunmayan düşmanlar da dağılsın ve akıllarını başlarına alsınlar.

8/58. Bir topluluk aranızdaki antlaşmaya aykırı tutum ve davranış sergilerse, anlaşmayı bozabilirsin. Çünkü Allâh, sözünde durmayanları sevmez.

8/59. Kâfirler, Allâh'tan kaçıp kurtulabileceklerini sanmasınlar. Çünkü onlar, Allâh'ın azabına asla engel olamazlar.

8/60. Allâh'ın ve sizin düşmanlarınız ile sizin bilmeyip Allâh'ın bildiği diğer düşmanları caydırmak amacıyla, düzenli ve tam teçhizatlı ordular hazırlayın. Allâh yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, tam olarak size verilecek; hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir.

8/61. Onlar barış yapmak isterse, sen de yap! Her zaman Allâh'a güvenip dayan! Çünkü o, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

8/62. Eğer barış yanlısı görünerek seni aldatmak isterlerse, endişe etme! Çünkü Allâh sana yeter. O seni, kendi yardımıyla ve müminlerle seni destekler.

8/63. Allah müminleri sevgi ile birbirine bağlamıştır. Dünyadaki her şeyi bu uğurda harcasaydın, onların birbirini sevmesini sağlayamazdın. Fakat Allâh, onları birbirine sevdirdi. Çünkü onun her şeye gücü yeter ve o her şeyi yerli yerince yapar.

8/64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allâh yeter.

8/65. Ey Peygamber, kâfirler on misliniz de olsa müminleri savaşa teşvik et! Çünkü içinizden sabırlı yirmi kişi, iki yüz kâfiri; yüz kişi de, bin kâfiri yener. Çünkü onlar, Allâh yolunda savaşmanın ve şehit olmanın önemini kavrayamazlar.

8/66. Allâh sizin zayıf düşeceğinizi bildiğinden yükünüzü hafifletti. Artık iki katınıza kadar savaşmakla yükümlüsünüz. Çünkü içinizden sabırlı yüz kişi, iki yüz; bin kişi de iki bin kişiyi Allâh'ın izniyle yener. Allâh sabredenlerle beraberdir.

8/67. Hiç bir peygambere, bir yerde savaşı kazanıp hâkim olmadıkça, esir almak yakışmaz. Siz dünya malını arzuladığınız için, esir almak istiyorsunuz. Allâh ise, size ahiret nimetlerini ikram etmek istiyor. Allâh'ın her şeye gücü yeter ve o her şeyi yerli yerince yapar.

8/68. Allâh tarafından daha önce size verilmiş bir vaad olmasaydı, esir almanızdan dolayı büyük bir azaba uğrardınız.

8/69. Artık elde ettiğiniz ganimetler size temiz ve helal kılınmıştır; dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun. Doğrusu Allâh, günahları bağışlar ve merhamet eder.

8/70. Ey Peygamber! Savaşta elde ettiğiniz esirlere şöyle de: "Allâh, kalplerinizde iman ve ihlâs olduğunu görürse, size kaybettiğiniz şeylerden daha hayırlısını verir ve günahlarınızı bağışlar. Doğrusu Allâh, günahları bağışlayan ve merhamet edendir."

8/71. Esirler sana hainlik yapmak isterlerse, üzülme! Çünkü onlar daha önce, fıtratlarına aykırı davranarak Allâh'a ihanet etmişler ve bu sebeple de Allâh, onları sizin elinize düşürmüştü. O her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

8/72. Hicret ederek malları ve canlarıyla Allâh yolunda cihat edenler ile onlara kucak açıp yardım edenler birbirine mirasçısı olacak kadar yakındırlar. Fakat iman edip de  hicret etmeyenlerle aranızda, hicret edinceye kadar böyle bir yakınlık yoktur. Buna rağmen, dini özgürlüğe kavuşmak için sizden yardım isterlerse, onlara yardım edin. Fakat sizinle karşı taraf arasında bir antlaşma varsa, yardım etmeyebilirsiniz. Allâh, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

8/73. Kâfirler, birbirinin dostu ve yakınlarıdır. Eğer din konusunda yardım isteyenlere destek olmazsanız, yeryüzünde baskı artar, büyük kargaşa çıkar.

8/74. İman edip hicret ederek mal ve canlarıyla Allâh yolunda cihat yapanlarla, onlara kucak açıp yardım edenler gerçek müminlerdir. Onların günahları bağışlanacak ve kendilerine bol nimet verilecektir.

 

8/75. Daha sonra iman edip hicret ederek sizinle birlikte cihat eden müminler, aranızdaki dayanışma ve kardeşliğe dâhildir. Bundan sonra sadece Kur'an'da bildirilen akrabalar birbirine mirasçıdır. Şüphesiz Allâh, her şeyi hakkıyla bilir.