İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

009. Tevbe Sûresi         

9/1. Bu sure, Allâh ve Peygamberinden, yaptığınız antlaşmayı ihlal eden müşriklere bir ihtardır:

9/2. Ey Müşrikler! Bu topraklarda dört ay daha istediğiniz gibi gezin, dolaşın. Allâh’ın azabına engel olamayacağınızı ve bir gün mutlaka Allâh'ın sizi rezil edeceğini aklınızdan çıkarmayın!

9/3. Şu ayetler, bütün insanlara ilan edilmek üzere gönderilen, Allâh ve Peygamberinin duyurusudur: Ey müşrikler! Allâh ve Peygamberi yaptıklarınızdan uzaktır. Eğer yaptıklarınızdan vaz geçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Vaz geçmezseniz, bilmiş olun ki, yenilmekten ve Allâh'ın azabına uğramaktan kurtulamayacaksınız. Rasûlüm, kâfirlere can yakıcı bir azabı haber ver!

9/4. Fakat aranızdaki antlaşma şartlarına uyan ve size karşı kimseyi desteklemeyen müşriklerle yaptığınız antlaşmalara, süresi sona erinceye kadar uyun! Çünkü Allâh, kendine karşı kulluk bilincinde olanları sever.

9/5. Savaşmanın yasak olduğu haram ayları çıkınca, anlaşmaları ihlal eden müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, etrafını kuşatın, geçebilecekleri bütün yolları tutun! Eğer iman edip yaptıklarından vaz geçer, namazı dosdoğru kılar ve zekatı da verirlerse onları serbest bırakın. Doğrusu Allâh çok bağışlar ve merhamet eder.

9/6. Müşriklerden biri, senden sığınma talebinde bulunursa, Allâh'ın mesajından haberdar olması için ona can güvencesi ver. Sonra da onu, güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar gerçekleri bilmeyen bir topluluktur.

9/7. Mescid-i Haram’a yakın Hudeybiye’de yaptığınız andlaşma dışında Allâh ve Peygamberinin müşriklere verdiği herhangi bir söz yoktur. Onlar sözüne sadık kaldığı sürece, siz de sözünüzü yerine getirin. Allâh, kulluk bilincinde olanları sever.

9/8. Bu müşriklerle nasıl andlaşma olabilir ki! Size galip gelselerdi, ne akrabalık bağlarını gözetir, ne de andlaşma yükümlülüklerini yerine getirirlerdi. Çünkü onlar sizi özleriyle değil, sözleriyle memnun etmek isterler. Onların pekçoğu doğru yoldan çıkmıştır.

9/9. Onlar Allâh'ın ayetlerini geçici dünya menfaatine tercih ederek insanları onun yolundan alıkoydular. Doğrusu onların yaptıkları işler ne kadar kötüdür!

9/10. Müşrikler, hiçbir mümin hakkında akrabalık bağını gözetmedikleri gibi, andlaşma yükümlülüklerini de yerine getirmezler. İşte bunlar, aşırı gidenlerdir.

9/11. Yaptıklarından vaz geçip namazlarını dosdoğru kılar ve zekâtlarını verirlerse, artık sizin din kardeşiniz olurlar. Bilip anlayan bir toplum olmaları için, ayetleri detaylı bir şekilde açıklıyoruz.

9/12. Verdikleri sözü bozup, dininize dil uzatırlarsa, onlarla savaşın; çünkü onlar andlaşmalarına uymayan küfrün önde gidenleridir. Böylece belki bu yaptıklarından vaz geçerler.

9/13. Sözlerini tutmayan, Peygamber'i yurdundan sürmek isteyen ve size karşı saldırıyı ilk başlatan bir toplulukla hâlâsavaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Gerçekten mümin iseniz, asıl korkmanız gereken Allâh'tır.

 9/14. Onlarla savaşın! Eğer savaşırsanız Allâh, sizinle onları cezalandırır, rezil eder, sizi muzaffer kılarak müminlerin gönüllerini ferahlatır.

9/15. Ayrıca içlerindeki kin ve öfkeyi yok eder. Allâh tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. O her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/16. Aranızdan sadece Allâh'ı, Peygamber'ini ve müminleri sırdaş edinip onun yolunda cihat edenleri ortaya çıkarmadan, Allâh’ın sizi kendi halinize bırakacağını mı sanıyorsunuz! Allâh, yaptığınız her şeyi hakkıyla bilir.

9/17. Kâfir olduklarını itiraf eden müşriklerin, Kâbe’nin inşa ve bakımını üstlenmelerinin Allâh katında hiçbir değeri yoktur; onların yaptıkları boşa gitmiştir. Onlar cehennemde temelli kalacaklardır.

9/18. Allâh'a ve ahiret gününe inanarak namazı dosdoğru kılan, zekât veren ve yalnız ondan korkan kişiler, Allâh'ın mescitlerini imar etmenin ödülünü alır. İşte bunlar, doğru yolu bulmuşlardır.

9/19. Siz, inanmadıkları halde Kâbe'yi ziyaret edenlere su dağıtıp Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını yapanlarla, Allâh'a ve ahiret gününe inanıp Allâh yolunda cihat edenleri bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allâh katında eşit değildir. Allâh zalimleri zorla doğru yola iletmez.

9/20. İnanarak hicret edip mal ve canlarıyla Allâh yolunda cihat edenlerin Allâh katındaki dereceleri büyüktür. Başarılı olanlar işte bunlardır.

9/21. Rableri onlara, rahmetini, hoşnutluğunu ve içinde sonsuz nimetler bulunan cennetlerini müjdeler.

9/22. Onlar orada temelli kalacaklardır. Ayrıca Allâh katında onlar için daha büyük bir ödül vardır.

9/23. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi dost ve yakın kabul etmeyin. İçinizden onları dost ve yakın kabul edenler, zalimlerin ta kendileridir.

9/24. Rasûlüm şöyle de: "Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız evler size Allâh'tan, Peygamberinden ve Allâh yolunda cihattan daha sevimli gelirse, Allâh'ın hükmünü bekleyin. Şüphesiz Allâh yoldan çıkanları zorla doğru yola iletmez."

9/25. Huneyn'de güvendiğiniz çokluğunuzun size hiçbir faydasının olmadığı, bütün genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelip, bozguna uğrayıp kaçtığınız bir sırada Allâh, Huneyn'de ve birçok yerde sizi muzaffer kılmıştı.

9/26. Sonra Allâh, melekler indirerek, Peygamber'in ve müminlerin gönüllerine güven, huzur ve cesaret vermiş ve kâfirlere yenilgi acısını tattırmıştı. Kâfirlerin cezası işte budur.

9/27.  Buna rağmen Allâh, tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. Çünkü Allâh günahları çok bağışlar ve merhamet eder.

9/28. Ey iman edenler! Müşrikler pisliktir. Artık onlar bu yıldan sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Onların Mescid-i Haram'a yaklaşmaması, sizi fakirlik endişesine düşürmesin. Çünkü Allâh dilerse sizi ikramıyla onlara muhtaç etmez. Şüphesiz Allâh, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/29. Kitap ehlinden olup da gerçek manada Allâh'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allâh ve Peygamber'inin haram kıldığı şeyleri haram görmeyen ve gerçek din olan İslâm’ı benimsemeyenlerle, üstünlüğünüzü kabul edinceye ve elleriyle vergilerini ödeyinceye kadar savaşın!

9/30. Yahûdîler Uzeyir'e, Hıristiyanlar da Îsâ Mesîh'e "Allâh'ın oğludur." dediler. Bu iddia, onların uydurdukları asılsız bir sözdür. Onların bu sözleri, daha önceki kâfirlerin sözleriyle uyuşmaktadır. Allâh onları kahretsin! Nasıl da gerçeklerden yüz çeviriyorlar.

9/31. Yahûdiler hahamlarını, Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i Allâh'ın dışında rab edindiler. Hâlbuki onlara, tek bir ilâha ibadet etmeleri emredilmişti. Allâh'tan başka ilâh yoktur. Allâh, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.

9/32. Onlar, yalan ve iftiralarla Allâh'ın dinini yok etmek istiyorlar. Kâfirler hoşlanmasalar da Allâh dinini mutlaka tamamlayacaktır.

9/33. Allâh Peygamberini, doğru yolu göstermek ve İslâm’ı yaymak için göndermiştir. Böylece Allâh, müşrikler istemese de dinini diğer dinlere üstün kılacaktır.

9/34. Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin bir çoğu, haksız yere insanların mallarını yerler ve onları Allâh'ın yolundan alıkorlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allâh yolunda harcamayan kimselere, can yakıcı bir azabın geleceğini haber ver!

9/35. Dünyada iken biriktirdikleri bu mallar, ahirette Cehennem ateşinde kızdırılıp onların önleri, arkaları ve yanları dağlanacak ve onlara "İşte bunlar, kendiniz için biriktirdiğiniz mallardır! Hadi biriktirdiğiniz şeylerin azabını tadın bakalım!" denilecektir.

9/36. Şüphesiz Allâh'ın yeri ve gökleri yaratırken koymuş olduğu astronomik ölçüye göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce, savaş edilmesi yasak olan kutsal aylardır. Dosdoğru hesap işte budur. Öyleyse bu aylarda savaşarak kendinize yazık etmeyin. Fakat müşrikler topluca sizinle savaşırlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Allâh'ın kulluk bilincinde olanlarla beraber olduğunu bilin.

9/37. Savaşa devam etmek için haram ayların yerini değişirmek, inkârda ileri gitmektir. Kâfirler, bir yıl kutsal ayda savaşmayı helal kabul edip onun yerine başka bir ayda savaşmayı haram sayardı; ertesi yıl ise bu haram ayı kendi yerinde bırakırdı. Böylece onlar Allâh'ın kutsal kıldığı ayların sayısını denkleştiriyorlardı.  Onlar işte böyle yapmakla yoldan çıkmışlardır. Bu ise, Allâh'ın haram kıldığını helal kılmak demektir. Yaptıkları bu kötü işler, kendilerine güzel göründü. Allâh kâfirleri zorla doğru yola iletmez.

9/38. Ey iman edenler! Size ne oldu da, "Allâh yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde, ağırdan aldınız. Yoksa dünyayı ahirete tercih mi ettiniz? Hâlbuki dünya menfaati ahirete göre çok azdır.

9/39. Eğer topluca savaşa çıkmazsanız, Allâh sizi can yakıcı bir azapla cezalandırıp yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Hâlbuki siz, ona bir şekilde zarar veremezsiniz. Çünkü Allâh'ın her şeye gücü yeter.

9/40. Siz Peygamber'e yardım etmeseniz de, Allâh ona yardım eder. Nitekim kâfirler onu Mekke'den çıkardığında, mağarada saklanan iki kişiden biri olan Peygamber, arkadaşı Ebû Bekir'e, "Endişelenme! Çünkü Allâh, bizimledir." demişti. Allâh melekler indirerek, onun gönlüne güven ve huzur vermiş ve kâfirlerin davasını yerle bir etmişti. Allâh'ın davet ittiği din ise çok yücedir. Allâh'ın her şeye gücü yeter ve yerli yerince yapar.

9/41. Size kolay da gelse zor da gelse topluca savaşa çıkın; mallarınızla ve canlarınızla Allâh yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

9/42. Kolay elde edilecek bir ganimet ve normal bir yolculuk olsaydı, seninle birlikte savaşa çıkarlardı. Fakat yol, onlara uzun ve sıkıntılı geldi. Seninle savaşa çıkmayanlar, kendilerini helak edercesine Allâh'a yemin ederek, "Gücümüz yetseydi, sizinle gelirdik." dediler. Hâlbuki Allâh, onların yalan söylediklerini elbette bilmektedir.

9/43. Allâh iyiliğini versin! Doğru mu, yalan mı söylediklerini anlamadan ne diye onlara izin verdin.

9/44. Allâh'a ve ahiret gününe iman edenler, mal ve canlarıyla cihattan geri kalmak için senden izin istemezler. Allâh, kulluk bilincinde olanları hakkıyla bilir.

9/45. Ancak Allâh'a ve ahiret gününe inanmayanlarla kalplerinde şüpheden dolayı bocalayıp duranlar senden izin isterler.

9/46. Onlar sizinle birlikte gerçekten savaşa çıkmak isteselerdi, bir hazırlık yaparlardı. Allâh, onların bu davranışlarından hoşlanmadı. Fakat yine de, onların geride kalmalarına göz yumarak cezalandırmadı. Bu sebeple onlar, kendilerine "Savaşa katılamayan acizler gibi oturun!" denilmesini hak ettiler.

9/47. Zaten onlar, sizinle savaşa çıksalardı, bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi birbirinize düşürmeye çalışacaklardı. Çünkü sizin içinizden onların sözüne itibar edenler olacaktır. Allâh, zalimleri çok iyi bilir.

9/48. Doğrusu onlar, daha önce Uhud savaşında da bozgunculuk yapmak istemişler ve senin aleyhine arkandan işler çevirmişlerdi. Ama sonunda onlar hoşlanmasa da gerçekler ortaya çıkmış ve Allâh'ın hükmü üstün gelmişti.

9/49. Onlardan, "Savaşa gitmemem için bana izin ver; beni böyle zor bir imtihanla karşı karşıya getirme!" diyenler de vardır. Aslında bu sözleriyle onlar imtihanı kaybetmişlerdir. Şüphesiz cehennem kâfirleri kuşatacaktır.

9/50. Sana bir iyiliğin gelmesi onları üzer; fakat bir fenalık dokunursa, "Biz daha önce tedbirimizi almıştık" deyip sevinerek giderler.

9/51. Rasûlüm onlara şöyle de: "Başımıza Allâh'ın takdir ettiğinden başkası gelmez. O bizim, sahibimizdir. Öyleyse müminler yalnız Allâh'a güvenip dayansınlar."

9/52. "Başımıza gelmesini beklediğiniz şey, bizim için iki iyilikten biridir; ya zafer ya da şehitlik. Biz ise Allâh'ın, ya kendi tarafından ya da bizim tarafımızdan sizi azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin bakalım, biz de beklemekteyiz."

9/53. "Ey münâfıklar, gönüllü veya gönülsüz olarak ordu hazırlanması için yaptığınız harcamalar, Allâh tarafından asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, doğru yoldan çıkmış kimselersiniz."

9/54. Yaptıkları harcamaların kabul edilmemesinin sebebi, Allâh'ı ve Rasûlünü inkâr etmeleri, namaza üşenerek katılmaları ve istemeyerek Allâh yolunda harcamalarıdır.

9/55. Münafıkların mal ve çocuklarının çokluğu seni şaşırtmasın! Çünkü Allâh, onları mal ve çocuklarla imtihan eder; onlar da bunlarla ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyerek dünya hayatında sıkıntıya düşer ve kâfir olarak ölürler.

9/56. Onlar, sizden olmadıkları halde, korktukları için "Biz de sizdeniz." diye Allâh'a yemin ederler.

9/57. Sığınacak bir yer veya mağara ya da bir delik bulsalardı, hemen oraya sığınırlardı.

9/58. Münafıklardın, zekâtın taksimi konusunda sana dil uzatanlar var. Onlar, zekâttan kendilerine bir pay verilirse memnun olurlar; verilmezse öfkelenirler.

9/59. Onlar keşke Allâh ve Peygamberinin verdiklerine razı olup, "Allâh bize yeter. Allâh ve Peygamber'i bize daha çok ikramda bulunacaktır. Biz sadece onun hoşnutluğunu isteriz." deselerdi.

9/60. Zekât malları, ancak fakirlere, yoksullara, zekât toplama memurlarına, kalpleri kazanılmak istenenlere, esirlere, borçlulara, Allâh yolunda yapılacak her türlü çalışmaya ve yolda kalmışlara harcanır. Bu taksim Allâh tarafından belirlenmiştir. Doğrusu Allâh, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/61. Münafıklardan, "O herkesin söylediğine kulak verip inanan biridir" diyerek Peygamber'i incitenler vardır. Onlara şöyle de: "O sizin için faydalı olacak şeyleri dinler, Allâh'a inanır, müminlere güvenir, sizden iman edenlere de merhamet eder." Allâh'ın Peygamber'ini incitenlere, can yakıcı bir azap vardır.

9/62. Sizi memnun etmek için Allâh'a yemin ediyorlar. Hâlbuki gerçekten mümin olsalardı, Allâh ve Peygamberini hoşnut etmeye çalışmaları gerekirdi.

9/63. Onlar, Allâh ve Peygamber'ine karşı gelen kimsenin cehennemde temelli kalacağını bilmiyorlar mı? İşte bu ne büyük bir rezilliktir.

9/64. Münafıklar, içlerinde gizlediklerini ortaya çıkaracak bir surenin gelmesinden sakınsınlar! Onlara şöyle de: "Alay edin bakalım! Allâh sakındığınız o şeyi ortaya çıkaracaktır."

9/65. Sen onlara, "Niçin böyle yapıyorsunuz?" diye sorsan, "Biz sadece şakalaşıyorduk." derler. Onlara, "Hayır, Allâh'la, ayetleriyle ve Peygamberiyle alay ediyorsunuz." de!

9/66. Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, mümin olduğunuzu söyledikten sonra içinizdeki küfrü açığa vurdunuz. Aranızdan bir kısmını samimi tövbesinden dolayı bağışlasak bile, diğer kısmını kâfir oldukları için cezalandıracağız.

9/67. Münâfık erkek ve kadınlar birbirinin dostudur. Onlar, kötülüğe teşvik eder, iyiliğe engel olmak isterler, ayrıca Allâh yoluna harcamakta cimridirler. Onlar, Allâh'ı unuttukları gibi, Allâh da onları unutacaktır. Şüphesiz münafıklar doğru yoldan sapmışlardır.

9/68. Allâh münafık erkek ve kadınlar ile kâfirlere içinde temelli kalacakları cehennemi vaadetmiştir. Cehennem onlara yeter. Allâh onları rahmetinden uzaklaştırmıştır. Onlar için devamlı bir azap vardır.

9/69. Ey Münafıklar! Siz de, daha önceki kâfirler gibisiniz; üstelik onlar sizden daha güçlüydü, mal ve çocukları daha çoktu. Onlar kendilerine verilen dünya nimetlerinden faydalandılar; onlar gibi siz de faydalandınız ve dünya zevkine daldınız. Onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. Onlar ziyan etmişlerdir.

9/70. Onlara, kendilerinden önceki Nuh ve İbrahim'in halkının, Âd ve Semûd'un, Medyen ve yerle bir olan diğer şehir sakinlerinin haberleri ulaşmadı mı? Onlar peygamberlerinin açık belgeler getirmesine rağmen onlar, inanmadıkları için helak olmuşlardı. Allâh onlara asla haksızlık etmemiş; fakat onlar Allâh’ı ve peygamberlerini inkâr etmekle kendilerine yazık etmişlerdir.

9/71. Mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin dostudur. Onlar iyiliğe teşvik eder, kötülüğe engel olmak isterler; namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler, Allâh ve Peygamber'ine itaat ederler. Allâh, işte onlara merhamet edecektir. Şüphesiz Allâh'ın her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar.

9/72. Allâh, mümin erkek ve kadınlara içinden ırmaklar akan temelli kalacakları cennetler ve orada güzel köşkler vaad etmiştir. Allâh'ın hoşnutluğu ise bunların hepsinden daha yücedir. İşte bu, büyük bir başarıdır.

9/73. Ey Peygamber! Kâfir ve münâfıklarla mücadele et, onlara karşı sert ol. Onların gideceği yer cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir.

9/74. Münafıklar, Peygamber aleyhine bir söz söylemediklerine dair Allâh adına yemin ediyorlar. Onlar kendilerine inkara götüren bu sözü söylemişler ve Müslüman olduktan sonra kâfir olmuşlardır. Peygamber'e ve arkadaşlarına suikast düzenlemek istediler, fakat başaramadılar. Onların kin ve nefretlerinin nedeni, Allâh ve Peygamberin, ikram ederek müminleri zengin etmesidir. Bütün bunlara rağmen onlar, yaptıklarından vaz geçerlerse, kendileri için daha iyidir. Eğer vaz geçmezlerse, Allâh onları hem dünyada, hem de ahirette can yakıcı bir azapla cezalandıracaktır. Bundan sonra onların yeryüzünde ne bir dostu, ne de yardımcısı olacaktır.

9/75. Onlardan bazıları, "Eğer Allâh ikram ederek bize nimet verirse, biz de sadaka verip salihlerden olacağız." diye söz verdiler.

9/76. Fakat Allâh onlara ikram edip nimet verince, sadaka vermekte cimrilik ettiler ve sözlerinden döndüler.

9/77. Yalan söyledikleri ve verdikleri sözü tutmadıkları için Allâh, yaptıklarının cezası olarak kıyamet gününe kadar iki yüzlülüklerini kalplerine kazıdı.

9/78. Münafıklar, Allâh’ın, onların sırlarından ve gizli toplantılarından haberdar olduğunu bilmiyorlar mı? Çünkü Allâh, gaybı çok iyi bilir.

9/79. Gönlünden koparak sadaka veren veya vermek isteyip bulamayan müminlerle alay edenleri Allâh rezil edecektir; onlara can yakıcı bir azap vardır.

9/80. Münafıkların bağışlanması için dua etsen de etmesen de fark etmez. Yetmiş defa da dua etsen, Allâh onları bağışlamaz. Çünkü onlar, Allâh'ı ve Peygamberini inkâr etmiştir. Allâh, yoldan çıkanları, zorla doğru yola iletmez.

9/81. Rasûlullâh'ın davetine uymayarak savaşa çıkmayanlar, geride kalmaktan memnun oldular. Mal ve canlarıyla Allâh yolunda savaşmak bunların hoşuna gitmediği için "sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. Onlara "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" de! Keşke anlasalardı.

9/82. Onlar yaptıklarının cezasını görecekleri için artık, az gülüp çok ağlasınlar.

9/83. Sen bu seferden döndükten sonra, onlardan bir grup seninle başka bir savaşa katılmak için izin isterlerse onlara, "Benimle asla sefere çıkmayacak ve düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz, daha önce savaşa katılmamayı istememiştiniz. Öyleyse savaşa katılmayan çocuk ve kadınlarla birlikte oturun!" de!

9/84. Münafıklardan ölen birinin, ne cenaze namazını kıl, ne de kabri başında dua et! Çünkü onlar, Allâh'ı ve Peygamberini inkâr ettiği için doğru yoldan çıkmış olarak ölmüşlerdir.

9/85. Münafıkların mal ve çocuklarının çokluğu seni şaşırtmasın!  Çünkü onlar, dünyada mal ve çocukları sebebiyle çeşitli sıkıntı ve üzüntülere uğrar ve sonunda kâfir olarak ölürler.

9/86. "Allâh'a iman edin, Peygamberiyle birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onların zenginleri savaşa çıkmamak için senden izin ister ve "Bizi bırak, savaşa çıkmayanlarla birlikte kalalım!" derler.

9/87. Onlar, kadınlarla birlikte kalmaya razı oldular. Onların idrakleri kapalı olduğu için artık gerçekleri anlayamazlar.

9/88. Fakat Peygamber ve beraberindeki müminler mal ve canlarıyla cihat ettiler. İşte bunlar dünyada mal ve imkanlara, ahirette de kurtuluşa ereceklerdir.

9/89. Allâh onlara, içinden ırmaklar akan temelli kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük bir başarıdır.

9/90. Mazereti olan bedevîler, savaşa katılmamak için senden izin almaya geldiler. Allâh'ı ve Peygamberini yalanlayanlar ise, hiçbir özrü olmadan evlerinde oturdurdular. Bunlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap vardır.

9/91. Allâh'a ve Peygamberine karşı samimi oldukları sürece, güçsüzlere, hastalara, Allâh yolunda harcama imkânı olmayanlara savaşa katılmadıkları için günah yoktur. Her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenler sorumlu tutulmazlar. Allâh, günahları çok affeder ve kullarına merhamet eder.

9/92. Bir de savaşa katılabilmek için senden binek istemek üzere gelenlere, "Sizi cepheye sevk edecek bir şey bulamıyorum" dediğinde, harcayacak parası olmadığı için üzüntülerinden ağlayarak geri dönenlere de günah yoktur.

9/93. Fakat imkanı olduğu halde savaşa katılmamak için senden izin isteyenler sorumludurlar. Çünkü onlar, kadınlarla beraber kalmaya razı oldular. Onlar idraklerini kapadıkları için artık gerçekleri anlayamazlar.

9/94. Savaştan döndüğünüzde onlar, sizden özür dileyeceklerdir. Onlara şöyle de: "Boşuna özür dilemeyin! Biz size hiç inanmıyoruz. Çünkü Allâh sizin durumunuzu bize bildirmiştir. Allâh ve Peygamber'i yapacaklarınıza bakacak. Sonra siz gizli açık her şeyi bilen Allâh'ın huzuruna çıkarılacaksınız ve Allah yaptığınız her şeyi önünüze koyacaktır."

9/95. Kendilerini kınamamanız için döndüğünüzde size gelip, geçerli mazeretleri olduğuna dair Allâh'a yemin edeceklerdir. Onları muhatap bile kabul etmeyin. Çünkü onlar günah pisliğine batmış kimselerdir. Yaptıklarının cezası olarak kalacakları yer, Cehennemdir.

9/96. Onlar, mazeretlerini kabul etmeniz için size yalan yere yemin edecekler. Fakat siz kabul etseniz de Allâh, doğru yoldan çıkanların özrünü kabul etmez.

9/97. Bedevîler, inkar etmekte ve iki yüzlülükte daha şiddetli oldukları gibi, Allâh'ın Peygamberine indirdiği hükümleri de hiç tanımazlar. Allâh her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/98. Bedevîlerden bir kısmı, Allâh yolunda harcadığını zarar kabul eder ve sizin başınıza felâket gelmesini beklerler. Felâketler, onların başlarına olsun! Allâh her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

9/99. Bedevîlerden diğer bir kısmı ise, Allâh'a ve ahiret gününe iman eder ve Allâh yolunda harcadıklarını ona yaklaştırmaya ve Peygamberin duasını almaya vesile kabul eder. Elbette bunlar kendileri için yakınlık vesilesidir. Allâh onlara rahmet edecektir. Şüphesiz o günahları çok bağışlar ve çok merhamet eder.

9/100. İlk muhâcir ve ensâr ile Allâh'ın hoşnutluğunu hedefleyerek onlara uyanlardan Allâh, onlar da Allâh'tan razı olmuşlardır. Allâh onlar için, içinden ırmaklar akan temelli kalacakları cennetler hazırlamıştır. Bu büyük bir başarıdır.

9/101. Çevrenizde, münâfık bedeviler ve münâfıklıkta direnen Medineliler vardır. Sen onların kim olduğunu bilmiyorsun; fakat biz biliyoruz. Biz onlara azap üstüne azap edeceğiz. Sonunda onlar büyük bir azaba uğrayacaklardır.

9/102. Savaşa katılmayanların diğer bir kısmı ise günahlarını itiraf ettiler. Böylece onlar, savaşa katılmayarak yapmış oldukları kötü işin ardından günahlarını itiraf ederek güzel bir davranış sergilemiş oldular. Allâh bunların tövbelerini kabul etmiştir. Çünkü Allâh, günahları çok bağışlar ve çok merhamet eder.

9/103. Onları günahlarından arındırmak için mallarından zekât al ve onlara dua et. Çünkü senin duan huzur ve güven verir. Doğrusu Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

9/104. Onlar Allâh'ın, kullarının tövbesini ve sadakasını kabul ettiğini bimiyorlar mı? Şüphesiz o tövbeleri çok kabul eder ve çok merhametlidir.

9/105. Onlara "İstediğinizi yapın! Yaptığınız her şeyi Allâh, Peygamber ve müminler görecektir. Siz gizli açık her şeyi bilen Allâh'ın huzuruna çıkarılacaksınız. O da yaptıklarınızı önünüze koyacaktır." de!

9/106. Şavaşa katılmayan diğer bir kısmının işleri Allâh'a kalmıştır; Allâh onları ya cezalandıracak, ya da affedecektir. Allâh, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/107. Bazı münafıklar, müminlere zarar vermek, küfrü yaymak, müminler arasına ayrılık sokmak ve öteden beri Allâh ve Peygamberine düşmanlık yapanlara merkez yapmak amacıyla mescit kurmuşlardır. Onlar "Bunu yapmaktan maksadımız sadece iyilik etmektir" diye yemin ederler. Hâlbuki Allâh, onların yalan söylediğini çok iyi bilir.

9/108. Orada asla namaz kılma! Başlangıçta temeli Allâh'a karşı kulluk bilinci ile atılan mescitte namaz kılman gerekir. Bu mescitte kir ve günahlardan arınmak isteyen kişiler vardır. Çünkü Allâh, kir ve günahlarından arınanları sever.

9/109. Binasını Allâh'a karşı kulluk bilinciyle ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla yapan kişi mi, yoksa binasını göçmek üzere olan uçurumun kenarına yapan ve onunla birlikte Cehenneme yuvarlanan kişi mi daha hayırlıdır. Allâh zâlimleri zorla doğru yola iletmez.

9/110. Münafıkların yaptığı mescit, yaşadıkları sürece içlerinde bir ukde ve huzursuzluk kaynağı olarak kalacaktır. Allâh, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

9/111. Şüphesiz Allâh, kendi yolunda savaşan, savaşta ölen ve öldüren müminlerin mallarına ve canlarına karşılık, onlara cenneti verecektir. Allâh bunu Tevrat'ta, İncil'de ve Kur’ân'da kesin olarak vaad etmiştir. Verdiği sözü Allâh'tan daha iyi kim yerine getirebilir? O halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin. Bu büyük bir başarıdır.

9/112. Onlar tövbe ederler, Allâh'a kulluk yaparlar, onu överler, oruç tutarlar, rükû ve secde ederler, iyiliğe teşvik eder, kötülüğe engel olmak isterler ve Allâh'ın emir ve yasaklarını eksiksiz yerine getirirler. Böyle davranan müminleri müjdele!

9/113. Onların cehennemlik olduğu ortaya çıktıktan sonra, yakınları da olsa müşrikler için Allâh'tan af dilemek, Peygamber'in ve müminlerin yapacağı bir iş değildir.

9/114. İbrahim, daha önce babasına söz verdiği için, Allâh'tan onu af etmesini dilemiştir. Çünkü İbrahim, çok içli ve yumuşak huyludur. Fakat Allâh'ın düşmanı olduğu ortaya çıkınca, onun için af dilemekten vaz geçti.

9/115. Allâh doğru yolu bulup mümin olan bir halkı, yerine getirmeleri gereken sorumlulukları açıklamadan önce yaptıklarından dolayı suçlamaz. Doğrusu Allâh, her şeyi hakkıyla bilir.

9/116. Göklerin ve yerin sahibi Allâh'tır. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allâh'tan başka ne bir dost, ne de yardımcı vardır.

9/117. Allâh, bazı münafıkların savaşa katılmama isteğini kabul eden Peygamber’in tövbesini kabul ettiği gibi, münafıkların etkisiyle kalpleri kaymak üzere olan, fakat zor gününde Peygamber’e yardımda bulunan Ensar ve Muhacirlerin de tövbesini kabul etmiştir. Evet, Allâh onların tövbesini kabul etmiştir. Çünkü Allâh, onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

9/118. Allâh savaşa çıkmadığı için haklarında hüküm beklenen üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Çünkü onlar bu hatalarından dolayı iyice bunalmış ve çok geniş olmasına rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti. Allâh'tan başka sığınacak hiçbir yerin olmadığını anlamışlardı. Yaptıklarına pişman oldukları için Allâh, onların tövbelerini kabul etmiştir. Çünkü Allâh, tövbeleri çok kabul eder ve kullarına çok merhamet eder.

9/119. Ey iman edenler! Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve doğrularla beraber hareket edin!

9/120. Medine halkı ve çevresindeki bedevilere, Allâh'ın Elçisine karşı gelmek ve kendilerini ona tercih etmek yakışmaz. Çünkü Allâh yolunda onların susuzluk, yorgunluk ve açlık çekmesi, kâfirleri kızdıracak şekilde bir yeri ele geçirmesi ve düşmana karşı başarı elde etmesi, onların amel defterine iyilik olarak yazılır. Çünkü Allâh, her işte onun hoşnutluğunu gözetenlerin ödülünü zayi etmez.

9/121. Az olsun, çok olsun onların Allâh yolunda yaptıkları her türlü harcama, savaşa giderken attıkları her adım, amel defterlerine yazılır. Çünkü Allâh, onların yaptıklarına en güzel şekilde karşılık verecektir.

9/122. Bununla birlikte, müminlerin hep birden savaşa çıkması doğru değildir. Her toplumdan bir grup geride kalarak, savaştan sonra halkını dini yönden uyarmak için uzmanlaşmalıdır.

9/123. Ey iman edenler! Etrafınızda tehdit oluşturan kâfirlerle savaşın! Onlara sert davranın ve kararlılığınızı gösterin! Allâh'ın kulluk bilincinde olanlarla beraber olduğunu bilin!

9/124. Bir sure indiğinde, münafıklardan bir kısmı, alay ederek "Bu sure hanginizin imanını artırdı?" der. Hâlbuki indirilen sure, müminlerin imanını artırır ve onlar surenin indiğini birbirlerine müjdelerler.

9/125. Fakat o sureler kalplerinde küfür ve nifak hastalığı bulunanların, inkarını artırır ve onlar kâfir olarak ölürler.

9/126. O münâfıklar, çeşitli belalarla her yıl bir-iki defa imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Fakat yine de, ne tövbe ediyor, ne de ibret alıyorlar.

9/127. Bir sûre indirildiğinde Münafıklar, "Bizi gören biri var mı?" diye birbirlerine endişeyle bakar ve sonra da çaktırmadan sıvışıp giderler. Allâh da onların kalplerini imandan uzaklaştırsın! Onlar, anlamamakta ısrar ettikleri için gerçeklerden yüz çeviriyorlar.

9/128. Size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkündür. O müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

 

9/129. Buna rağmen senden yüz çevirirlerse onlara, "Rabbim bana yeter. Ondan başka ilâh yoktur. Ben sadece ona güvenip dayanırım. Çünkü o, büyük arşın sahibidir." de.