İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

012. Yûsuf Sûresi

12/1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar, hükümleri apaçık olan Kitabın ayetleridir.

12/2. Anlamanız için Kur’ân’ı Arapça olarak indirdik.

12/3. Bu Kur’ân’ı indirerek, kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Hâlbuki sen daha önce bunları bilmiyordun.

12/4. Yûsuf, "Babacığım, rüyamda, on bir yıldız ile güneş ve ayın, saygı ile önümde eğildiklerini gördüm." demişti.

12/5. Babası ona şöyle dedi: "Oğlum! Rüyanı kardeşlerine sakın anlatma! Sonra şeytan onları kandırıp sana bir kötülük yapmalarına sebep olabilir. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."

12/6. "Rabbin seni peygamber olarak seçecek ve sana rüya yorumunu öğretecektir. Daha önce ataların İbrahim ve İshâk'a peygamberlik verdiği gibi sana ve Yakub'un nesline de verecektir. Şüphesiz Rabbin her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar."

12/7. Yusuf ve kardeşlerinin kıssasında, ilgi duyanlar için dersler vardır.

12/8. Yusuf’un üvey kardeşleri aralarında şöyle konuşmuştu: "Biz daha güçlü ve kalabalık olduğumuz için bütün işleri görmemize rağmen babamız, Yusuf ve öz kardeşini bizden daha çok seviyor. Şüphesiz babamız, açık bir yanılgı içindedir."

12/9. Onlardan biri "Yusuf'u öldürün veya uzak bir yere atın ki, babanızın ilgisi size yönelsin. Daha sonra tövbe eder iyi kişiler olursunuz." demişti.

12/10. Başka biri "Bence onu öldürmeyin, mutlaka bir şey yapacaksanız bir kuyuya atın; belki bir kervan bulup alır." demişti.

12/11. Bu planı gerçekleştirmek istediklerinde babaları, Yusuf'u kardeşleriyle göndermeyince onlar şöyle dediler: "Baba! Yusuf hakkında bize niye güvenmiyorsun? Halbuki biz ona samimi davranıyoruz."

12/12. "Yarın onu bizimle birlikte meraya gönder de, gezip oynasın; kesinlikle biz onu koruruz."

12/13. Babaları şöyle dedi: "Onu götürmeniz beni kaygılandırıyor, sizin bir gaflet anınızda onu bir kurdun kapmasından korkuyorum."

12/14. Onlar da, "Bu kadar güçlü ve kalabalık olduğumuz halde onu kurt kaparsa, o zaman yazıklar olsun bize!" diye karşılık verdiler.

12/15. Kardeşleri Yusuf’u götürüp kuyuya atınca, ona "İleride seni ve sana yaptıklarını unuttukları bir gün, onlara bunu hatırlatacaksın" diye vahyettik.

12/16. Onlar akşam olunca ağlayarak babalarına geldiler.

12/17. Onlar, "Baba, Yûsuf'u eşyalarımızın yanında bırakmış, yarış yapmak için oradan biraz uzaklaşmıştık. Bu sırada onu kurt parçalamış. Biz doğru söylesek de sen bize inanmayacaksın." dediler.

12/18. Onlar Yûsuf'un gömleğine sahte kan bulaştırıp getirmişlerdi. Fakat Yakup, oğullarına inanmadı ve "Onu kıskanmanız sizi kötü bir işe sürüklemiş. Artık bana sabretmek düşer. Sizin bu anlattıklarınıza karşı Allâh'dan yardım diliyorum." dedi.

12/19. Bir müddet sonra, kuyunun yakınında bir kervan konakladı ve sucularını kuyuya gönderdiler. Sucu kovasını kuyuya salınca, Yûsuf'u buldu ve "Müjde, işte satabileceğimiz bir köle!" diye bağırdı. Kervan sahipleri, onu bir ticaret malı olarak yanlarında götürdüler. Allâh, onların yaptıklarını hakkıyla biliyordu.

12/20. Buluntu olduğu için ona değer vermediler. Biran önce kurtulmak istediklerinden onu, ucuz bir fiyata sattılar.

12/21. Yûsuf'u satın alan Mısır'lı biri, hanımına, "Ona iyi bak! Belki bize faydası olur veya onu evlat ediniriz." dedi. Böylece biz Yûsuf'u oraya yerleştirdik ve ona rüya yorumlamasını öğrettik. Allâh, Yûsuf'un işlerini düzene koyacaktır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

12/22. Ergenlik çağına gelince Yusuf’a, derin bir kavrayış ve ilim verdik. İşte biz Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

12/23. Evin hanımı Yusuf'u arzulayınca, kapıları kilitleyip ona, "haydi gel!" dedi. Fakat Yûsuf bu teklife, "Bundan Allâh'a sığınırım! Çünkü kocan, benim sahibimdir; onun çok iyiliğini gördüm; nankörlük edemem. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.

12/24. Kadın onunla zina etmek istedi. Eğer Rabbinin işaret ve ikazı olmasaydı Yûsuf da onunla birlikte olmayı isterdi. Böylece biz onu, her türlü kötülük ve zinadan koruduk. Çünkü o, ihlâslı ve samimi kullarımızdandır.

12/25. Yusuf kapıya doğru kaçtı, evin hanımı de peşinden koşup onu yakalayınca, gömleği arkasından yırtıldı. Bu sırada kocasıyla kapının önünde yüzyüze geldiler. Kadın, kendini temize çıkarmak için, "Ailene kötülük yapmak isteyen bu kişiyi zindana at veya ona ağır bir ceza ver." dedi.

12/26. Bunun üzerine Yusuf, "Asıl o beni kandırmak istedi." deyince kadının ailesinden biri de şöyle dedi: "Eğer Yûsuf'un gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru, Yûsuf yalan söylüyor."

12/27. "Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, Yûsuf doğru söylüyor."

12/28. Ev sahibi, gömleğin arkadan yırtıldığını görünce karısına, "Bu iş, siz kadınların tuzaklarından biridir. Doğrusu sizin tuzağınız çok tehlikelidir." dedi.

12/29. Yûsuf'a dönerek, "Sen bu olayı kimseye söyleme!"; karısına da "Bu olayda hatalı sensin; hatandan dolayı af dile!" dedi.  

12/30. Olay çevreye yayılınca şehirdeki bazı kadınlar, "Duydunuz mu, azizin karısı kölesini ayartmaya kalkmış. Onun için deli divane olmuş. Biz onun raydan çıktığını düşünüyoruz." diyerek dedikodu yapmışlardı.

12/31. Azizin karısı, şehirdeki kadınların dedikodu yaptıklarını duyunca, onları saraya davet etti. Onlara koltuklar hazırladı ve meyvelerini soymaları için birer bıçak verdi. Sonra da Yusuf'a, "Onların huzuruna çık!" dedi. Kadınlar onu görünce, güzelliği karşısında şaşırıp ellerini kestiler ve "Aman Allâh'ım, bu bir insan olamaz. Bu olsa olsa yüce bir melektir." dediler.

12/32. Bunun üzerine azizin karısı, "İşte, beni ayıplamanıza sebep olan genç budur. Ben onu ayartmaya çalıştım, fakat o bundan kaçındı. Yemin ederim ki, arzumu yerine getirmezse, zindana atılıp orada sürünecektir." dedi.

12/33. Bu konuşlmaları işiten Yûsuf, şöyle dua etti: "Rabbim! Benim için zindana girmek, bunların arzularını yerine getirmekten daha iyidir. Beni kadınların oyunundan kurtarmazsan, onlara meyledip kendini bilmeyenlerden olabilirim."

12/34. Rabbi duasını kabul edip onu kadınların oyunundan kurtardı. Çünkü Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

12/35. Aziz ve adamları, Yusuf'un suçsuzluğuna dair bütün belgeleri gördüğü halde, yine de onun bir müddet zindana atılmasını uygun buldu.

12/36. Yûsuf'la zindana iki genç daha girmişti. Onlardan biri, rüyasında şaraplık üzüm sıktığını, diğeri de başının üzerinde taşıdığı ekmekten kuşların yediğini gördü. Rüyalarını anlatıp, "Bize bunun yorumunu yap! Çünkü biz, senin her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözeten biri olduğunu düşünüyoruz." dediler.

12/37. Yûsuf onlara şöyle dedi: "Yemeğiniz gelmeden önce, rüyanızı yorumlayacağım. Yorum yapma bilgisi, bana Rabbimin öğrettiği şeylerdendir. Bu arada şunu da belirteyim ki ben, Allâh'a iman etmeyen ve ahireti de inkâr eden bir halkın inancını hiçbir zaman kabul etmedim."

12/38. "Ben atalarım İbrâhîm, İshâk ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, hiçbir şeyi Allâh'a ortak koşmamız yaraşmaz. Bu, Allâh'ın bize ve insanlara bir ikramıdır; fakat insanların çoğu, bu nimetin kıymeti bilmezler."

12/39. "Ey Zindan arkadaşlarım! Çeşitli ilâhlar mı, yoksa her şeye gücü yeten tek Allâh mı daha hayırlıdır?"

12/40. "Siz ancak, Allâh'ın dışında sizin ve atalarınızın uydurduğu putlara tapıyorsunuz. Hâlbuki Allâh bunlara hiçbir yetki vermemiştir. Aslında hüküm yalnız Allâh'ındır. O sadece kendisine kulluk etmenizi emrediyor. İşte doğru olan din budur; fakat insanların çoğu bunu bilmez."

12/41. "Zindan arkadaşlarım! Rüyalarınızın yorumuna gelince, daha önce olduğu gibi biriniz efendisine yine şarap sunacak, diğeriniz ise asılacak ve kuşlar üzerine konup onu yiyecek. Sorduğunuz rüyanın yorumu budur."

12/42. Yûsuf, kurtulacağını bildiği kimseye, "Beni efendine anlat!" demişti. Fakat Şeytan bunu ona unutturdu. Bu sebeple Yusuf, birkaç yıl daha zindanda kaldı.

12/43. Günün birinde hükümdar, "Rüyamda, yedi zayıf ineğin, yedi besili ineği yediğini, bir de yedi yeşil, yedi de kuru başak gördüm. Ey danışmanlarım! Madem ki rüya yorumluyorsunuz, benim bu rüyamı da yorumlayın." dedi.

12/44. Onlar da, "Bu karışık bir rüyadır. Biz böyle rüyaların yorumunu bilmiyoruz." dediler.

12/45. Zindandan kurtulan kişi, aradan geçen bunca zamandan sonra bu olay üzerine Yûsuf'u hatırlayarak, "Beni zindana gönderirseniz, rüyanın yorumu hakkında size bilgi getirebilirim." dedi.

12/46. Zindana gidip, "Ey doğru sözlü Yûsuf! Rüyada yedi zayıf ineğin, yedi besili ineği yemesi ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başağın görülmesini nasıl yorumlarsın. Ümit ederim ki, beni gönderenlerin yanına rüyanın doğru yorumuyla dönerim de, onlar da senin kıymetini anlarlar." dedi.  

12/47. Yûsuf şöyle dedi: "Yedi yıl her zamanki gibi buğday ekin. Hasat ettiğiniz üründen yiyeceğiniz kadarı dışındakini başağıyla birlikte depolayın."  

12/48. "Sonra yedi kurak yıl gelecek; tohum olarak sakladığınız az bir kısmı dışında, bütün biriktirdiğinizin hepsi bitip tükenecek."

12/49. "Daha sonra insanlar, yağmurlu ve bereketli bir yıla kavuşacak ve ürün bol olduğu için bunları sıkarak, meyve suyu ve yağ elede edeceklerdir."

12/50. Hükümdar, Yusuf’un yorumunu duyunca, "Onu bana getirin!" diye emretti. Hükümdarın elçisi Yûsuf'a gidince Yûsuf, "Efendine dön ve ona, ellerini kesen kadınların yaptıkları oyundan haberinin olup olmadığını sor. Şüphesiz Rabbim, onların oyununu çok iyi bilir." dedi.

12/51. Bunun üzerine hükümdar kadınlara, "Yûsuf'u arzulayıp ayartmak isteğinizde, neler oldu; o da size meyletti mi?" diye sordu. Onlar, hep birlikte, "Hâşâ, Allâh için ondan hiçbir kötülük görmedik." cevabını verdiler. Azizin karısı, "İşte şimdi gerçekler ortaya çıktı. Onu ben ayartmak istedim. O doğruyu söylemiştir." dedi.

12/52. Yûsuf şöyle dedi: "Azizin yokluğunda ona ihanet etmediğimi ve Allâh'ın hâinlerin tuzağını boşa çıkaracağını anlaması için kadınlara durumu sormasını istedim."

12/53. "Ben, nefsimi temize çıkarmak etmiyorum. Çünkü nefis, Rabbim korumadıkça, insanı kötülüğe teşvik eder. Doğrusu Rabbim, günahları çok bağışlar ve merhamet eder."

12/54. Hükümdar, "Onu bana getirin de kendime danışman edineyim." diye emretti. Yûsuf’la konuşunca da hükümdar ona, "Bugünden sonra sen, bize göre çok saygın ve güvenilir birisin." dedi.

12/55. Bunun üzerine Yûsuf, "Öyleyse beni, devlet hazinesinin başına getir. Çünkü ben, bu işleri çok iyi bilir ve devlet malını iyi korurum." dedi.

12/56. Böylece Yûsuf'a, orada istediği gibi tasarrufta bulunabileceği bir imkan ve iktidar verdik. Biz, lütuf ve ihsanımızı dilediğimize veririz. Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlerin ödülünü hiçbir zaman eksiltmeyiz.

12/57. İman edip Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için ahiret ödülü daha hayırlıdır.

12/58. Kıtlık senesinde Yûsuf'un kardeşleri erzak almak üzere Mısır’a gelip, onun huzuruna çıkınca, Yûsuf onları hemen tanıdı, fakat kardeşleri onu tanımadı.

12/59. Yûsuf, onların yükünü hazırlatınca şöyle dedi: "Kendisine hisse vermem için gelecek sefer sözünü ettiğiniz baba bir kardeşinizi de getirin. Bakın ben, herkese hakkını tam olarak veriyor ve misafirlerimi de en güzel şekilde ağarlıyorum."

12/60. "Fakat onu getirmezseniz, artık benden ne erzak bekleyin, ne de yanıma yaklaşın."

12/61. Onlar, "Bizimle göndermesi için babasını ikna etmeye çalışacağız ve bunu başaracağız." dediler.

12/62. Yûsuf adamlarına, "Erzak için ödedikleri bedeli, yüklerinin içine koyun. Onlar ailelerine dönünce bunu fark ederek belki yine gelirler." dedi.

12/63. Babalarının yanına dönünce, "Baba, kardeşimizi bizimle göndermezsen, artık bize erzak verilmeyecek. Korkma, biz onu gerektiği gibi koruruz." dediler.

12/64. Babaları, "Ben Bünyamin'i size nasıl emanet ederim? Yusuf'u size emanet ettiğimde onun başına gelenler bunun da başına gelirse!.. Bunun için onu, en iyi koruyacak olan Allâh'a emanet ediyorum. O herkesten daha çok merhamet eder" dedi.

12/65. Yüklerini açtıklarında, paralarının eşyaların arasına konduğunu gördüler ve "Baba, daha ne isteriz, paramız geri verilmiş! Onunla ailemize tekrar erzak getiririz. Kardeşimiz için endişelenme, onu biz koruruz. Ayrıca bir deve yükü daha erzak alırız. Çünkü getirdiğimiz erzak azdır, bize yetmez." dediler.

12/66. Babaları, "Hepiniz ölmedikçe onu bana getireceğinize dair Allâh’a yemin etmeden onu sizinle göndermeyeceğim." dedi. Onların hepsi yemin edince Yakup şöyle dedi: "Allâh bütün bu söylediklerimize şahittir."

12/67. "Yavrularım! Tedbir olsun diye şehre tek bir kapıdan değil, farklı yerlerden girin. Gerçi ben, Allâh'ın takdirini engelleyemem. Çünkü hüküm, yalnız Allâh'ındır. Ona güvenip dayanıyorum. Birine günvenip dayanmak isteyen Allâh'a güvenip dayansın."

12/68. Onlar şehre, babalarının istediği şekilde girdiler. Onların bu hareketi, kendilerini her ne kadar Allâh'ın takdirinden uzaklaştıracak bir şey olmasa da, Yakub'un düşündüğü bir tedbirdi. Doğrusu Yakup, kendisine verdiğimiz bir takım bilgilerden dolayı, Allâh'ın verdiği bir hükme engel olmasa da tedbir almanın gerekli olduğunu biliyordu; fakat insanların çoğu bunu bilmez.

12/69. Kardeşleri Yusuf'un huzuruna girince, Yusuf öz kardeşi Bünyamin'i yanına çekip gizlice, "Ben senin kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme!" dedi.

12/70. Onların yüklerini hazırlatırken, hükümdarın su kabını Bünyamin'in eşyasının arasına koydurdu. Daha sonra bir görevli peşlerinden gidip, "Ey kervan sahipleri! Siz hırsızlık yapmışsınız." diye seslendi.  

12/71. Yusuf'un kardeşleri görevlilere dönerek, "Ne kaybettiniz?" diye sordular.

12/72. Onlardan biri, "Hükümdarın su kabını kaybettik. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Kefili de benim." dedi.

12/73. Yakub'un oğulları, "Allâh'a yemin olsun ki, bozgunculuk çıkarmak için buraya gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız değiliz." dediler.

12/74. Görevlilerden biri, "Peki yalan söylüyorsanız, bunun cezasının ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu.

12/75. Onlar da, "Su kabı kimin yükünde bulunursa, o tutuklanır. Hırsızlık yapanı biz böyle cezalandırırız." dediler.

12/76. Bunun üzerine Yûsuf, Bünyamin'in yükünden önce diğerlerinin yükünü arattı. Sonunda kap, Bünyamin'in yükünden çıktı. Bünyamin'i yanında alıkoymak için bu çareyi Yûsuf'a biz öğrettik. Allâh dilemeseydi Yûsuf, bulunduğu ülke kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz dilediğimiz kimseyi yüceltiriz. Her bilenden daha iyi bir bilen vardır.

12/77. Kardeşleri, "Zaten daha önce Abisi Yusuf da hırsızlık yapmıştı." dediler. Yûsuf, üzüntüsünü gizleyip onlara belli etmedi, kendi kendine, "Sizin durumunuz çok kötü. Anlattığınız bu olayı Allâh çok iyi biliyor." diye içinden geçirdi.

12/78. Bünyamin tutuklanınca kardeşleri Yûsuf'a, "Ey Azîz! Onun yerine bizden birini al, çünkü onu bekleyen yaşlı bir babası var. Biz senin iyi bir kimse olduğunu görüyoruz." dediler.

12/79. Yûsuf, "Biz hükümdarın su kabını yükünde bulduğumuz kimseyi tutuklarız. Yoska -Allâh korusun!- zalimlerden oluruz." dedi.

12/80. Yusuf'un kardeşleri Bünyamin'i kurtarmaktan ümidini kesince, aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildi. Abileri onlara şöyle dedi: "Babamızın  bizden yemin aldığını ve daha önce Yûsuf’a yaptığımızı unuttunuz mu? Babam izin verinceye veya hüküm verenlerin en hayırlısı olan Allâh hükümünü verinceye kadar buradan ayrılmayacağım."

12/81. "Babanızın yanına dönün ve şöyle deyin: "Baba, oğlun hırsızlık yapmış. Biz sadece görüp bildiğimize tanıklık ederiz. Gizli olan şeyleri bilemeyiz."

12/82. "İstersen o kentin halkına ve oradan gelen kervanlara sor. Şüphesiz biz, doğru söylüyoruz."

12/83. Babaları, "Ben size inanmıyorum, nefsiniz sizi kötü bir işe sürüklemiş. Artık bana güzelce sabretmek düşer. Ümit ederim ki Allâh, onların hepsini bana getirir. Çünkü o, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar." dedi.

12/84. Yakup, acısını içine atıp onlardan ayrıldı. "Ah Yûsuf'um ah!" diye günlerce ağladı ve üzüntüden gözlerine ak düştü.

12/85. Oğulları, "Baba! Allâh'a yemin ederiz ki, Yûsuf'u düşünmekten ya hasta, ya da helâk olacaksın!" dediler.

12/86. Yakub şöyle dedi: "Ben gam ve kederimi, sadece Allâh'a arz ediyorum. Çünkü ben, sizin bilmediğiniz bir çok şeyi vahiy yoluyla biliyorum."

12/87. "Oğullarım! Erzak almaya gittiğinizde, Yûsuf ve kardeşi hakkında bilgi edinmeye çalışın. Allâh'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü onun rahmetinden ancak kâfirler ümit keser."

12/88. Kardeşleri Mısır’a gidip Yûsuf'un huzuruna çıkınca, "Ey Azîz! Biz ve ailemiz yine darlık ve sıkıntıya düştük. Bu sebeple az bir parayla geldik. Sen yine bizim payımızı tam olarak ver. Paramızın yetmediği kısmı sadakan olsun. Çünkü Allâh, sadaka verenleri ödüllendirecektir." dediler.

12/89. Yûsuf onlara, "Siz nefsinize uyarak Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı çok iyi biliyorsunuz." dedi.

12/90. O zaman kardeşleri, "Yoksa sen Yûsuf musun?" dediler. O da, "Evet, ben Yûsuf'um, bu da öz kardeşim. Allâh bizi birbirimize kavuşturmakla büyük bir iyilik etmiştir. Çünkü Allâh, kendisine karşı kulluk bilincinde olanları ve sabredenleri kurtuluşa erdirir. Şüphesiz o her işte hoşnutluğunu gözetenlerin  ödülünü eksiltmez." dedi.

12/91. Onlar, "Vallahi Allâh, seni hepimizden üstün kıldı. Şüphesiz biz, çok büyük hata ettik." dediler.

12/92. Yûsuf onlara şöyle dedi: "Bugün sizi kınamayacağım. Allâh sizi bağışlasın. Çünkü o, herkesten daha merhametlidir."

12/93. "Siz benim şu gömleğimi götürüp babamın yüzüne sürün; gözleri açılacaktır. Sonra ailece hepiniz bana gelin."

12/94. Kervan Mısır'dan ayrılınca babaları, "Eğer bana bunak demezseniz, size bir şey diyeceğim: Ben Yûsuf'un kokusunu alıyorum." dedi.

12/95. Oradakiler, "Vallahi sen halâ o eski şaşkınlığına devam ediyorsun." diye karşılık verdiler.

12/96. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne sürünce, gözleri açıldı. Bunun üzerine, "Ben size, bilmediğiniz bir çok şeyi vahiy yoluyla bildiğimi söylemedim mi?" dedi.

12/97. Oğulları, "Baba, günahlarımızı bağışlaması için Allâh'a dua et. Çünkü biz, gerçekten günah işledik." dediler.

12/98. Babaları, "Rabbime bağışlanmanız için dua edeceğim. Çünkü o, tövbe edenlerin günahlarını bağışlar ve çok merhamet eder." dedi.

12/99. Hepsi Mısır'a gelip Yûsuf'un yanına girince, Yusuf anne ve babasına sarılıp, "Mısır'a hoş geldiniz. İnşallah burada güven içinde olacaksınız." diyerek karşıladı.

12/100. Yûsuf, anne ve babasını kendi tahtına oturttu. Hepsi birden onun önünde saygıyla eğildiler. Bunun üzerine Yûsuf şöyle dedi: "Babacığım, işte bu, daha önce gördüğüm rüyanın ortaya çıkmasıdır. Rabbim bu rüyayı gerçekleştirdi. O bana çok ikramda bulundu. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek tekrar birbirimize kavuşturdu. Çünkü Rabbim, dilediğine ikram eder. Şüphesiz o, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar."

12/101. "Rabbim, sen bana iktidar verdin ve rüya yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan Rabbim, dünyada da, ahirette de sen benim sahibimsin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyilerin arasına kat!"

12/102. İşte bu olay, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz kıssalardan biridir. Sen daha önce bunu bilmiyordun. Yusuf’un kardeşleri toplanıp tuzak kurduklarında onların yanlarında değildin.

12/103. Ne kadar arzu edersen et, insanların çoğu yine de iman etmeyecek.

12/104. Hâlbuki sen, peygamberlik görevine karşılık onlardan herhangi bir ücret istemiyorsun. Kur’ân bütün insanlar için sadece bir öğüttür.

12/105. Göklerde ve yerde, insanların şahit olduğu Allâh'ın varlığını ve birliğini gösteren pekçok delil vardır. Fakat ibret almadan onların yanından geçip giderler.

12/106. İnsanların çoğu, inançlarında Allâh'a ortak koşarlar.

12/107. Yoksa onlar, Allâh'tan kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya habersizken ansızın kıyametin kopmayacağından emin mi oldular?

12/108. Rasûlüm onlara şöyle de: "Benim yolum budur. Ben insanları delillere dayanarak Allâh'a inanmaya çağırıyorum. Ben ve bana uyanlar, bilinçli kimseleriz. Allâh her türlü eksiklikten uzaktır. Ben ona ortak koşanlardan değilim."

12/109. Senden önce de, bir çok ülke halkına kendilerine vahyettiğimiz peygamberler gönderdik. Şimdi onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yaşayan toplumların sonlarının ne olduğuna bakmıyorlar mı? Ahiret yurdu, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

12/110. Geçmişte bazı peygamberler yalanlandıklarını anlayıp ümitlerini kestiği sırada onlara yardımımız gelmiş ve böylece dilediklerimiz kurtulmuştur. Fakat kâfirlere azabımızın gelmesi engellenemez.

 

12/111. Önceki toplumların kıssalarında, sağduyu sahibi insanlar için dersler vardır. Kur’ân uydurulmuş bir söz değildir. Fakat o, kendisinden önceki kitapları onaylayan, hükümleri ayrı ayrı açıklayan ve inanlara doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.