İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

013. Ra’d Sûresi

13/1. Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kur’ân'ın ayetleridir. Rabbin tarafından sana gönderilen bu kitap gerçeğin ta kendisidir. Fakat insanların çoğu ona inanmıyorlar.

13/2. Allâh, görünen herhangi bir dayanağı olmaksızın gökleri dengede tutmuş, sonra evreni yöneteceği arşa kurulmuştur. Güneşi ve ayı koyduğu kanunlara tabi kılmıştır. Bunların her biri, belli ber zamana kadar kendi yörüngesinde hareket eder. Her şeyi o yönetmektedir. Rabbiniz, kendisine kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için, ayetlerini geniş bir şekilde açıklamaktadır.

13/3. Allâh, yeryüzünü sizin için yaşamaya uygun hale getirmiştir. Orada dağlar ve nehirler yaratmıştır. Ayrıca, erkekli dişili çiçeklerin tohumlamasıyla her türlü ürünü meydana getirmiştir. O geceyi gündüzün üzerine örtmüştür. İşte bütün bunlarda, düşünenler için dersler vardır.

13/4. Yeryüzünde birbirine bitişik arazilerde, aynı suyla sulanan bir veya farklı köklerden yetişmiş üzüm bağları, ekinler ve hurmalar vardır. Bunları biz aynı su ve topraktan yetişmesine rağmen lezzetçe birbirinden farklı yaparız. Şüphesiz bunlarda düşünenler için dersler vardır.

13/5. Bunlarda şaşılacak bir şey yok; asıl şaşılacak şey, onların "Toprak olduktan sonra yeniden dirilecek miyiz?" demeleridir. İşte onlar Rablerini inkar etmektedirler; onların boyununa zincir vurulacaktır. Onlar Cehenneme girecek ve orada temelli kalacaklardır.

13/6. Onlar senden, iyilik bekleme yerine, alay ederek bir an önce kötülük getirmeni istiyorlar. Hâlbuki onlardan önceki birçok topluma, ibret alınacak cezalar gelmişti. Rabbin insanların günahlarına karşı affedici olmasından dolayı isteğinizi hemen yerine getirmemektedir. Fakat onun azabının çok şiddetli olduğunu da unutmayın.

13/7. Kâfirler, "Rabbi tarafından ona bir mucize gönderilseydi ya!" diyorlar. Hâlbuki sen sadece bir uyarıcısın ve her toplumun, kendilerini doğruya çağıran bir peygamberi vardır.

13/8. Allâh, her dişinin neye gebe olduğunu ve ana karnında ceninin ne kadar kalacağını bilir. Her şey onun tarafından belirlenen bir ölçüye göredir.

13/9. Çok büyük ve yüce olan Allah, görünen ve görünmeyen her şeyi bilir.

13/10. Allâh, içinizde gizlediğinizi de, açıkça söylediğinizi de; gecenin karanlığında gizleneni de, gündüz açığa çıkanı da bilir.

13/11. Allâh'ın emriyle insanı önünden ve ardından takip edip amellerini kaydeden melekler vardır. Bir toplum, kendini ve çevresini bozmadıkça Allâh sosyal yapı ve doğal dengeyi bozmaz. Hâlbuki Allâh, bir topluma kötülük etmek isteseydi, ona kimse engel olamaz, Allâh'a karşı kimse onları koruyamazdı.

13/12. Allâh, size hem korku vermek, hem de ümid ettirmek için, şimşeği gösterir ve yağmur yüklü bulutları meydana getirir.

13/13. Gök gürültüsü Allâh'ın her türlü övgüye layık olduğunu göstererek, hiçbir noksanlığının bulunmadığını ortaya koyar. Melekler de, Allâh korkusundan onu tesbih ederler. Gönderdiği yıldırımlarla dilediğini çarpar. Buna rağmen kâfirler Allâh hakkında çekişip duruyorlar. Hâlbuki onun azabı çok şiddetlidir.

13/14. İbadet edilmeye layık, sadece Allah'tır. Hiçbir cevap veremeyen putlara kulluk edenlerin durumu, bir su kenarında, su ağzına gelsin diye avuçlarını açmış bekleyen adamın durumu gibidir. Oysa bu şekilde su hiçbir zaman ona ulaşmaz. Aynı şekilde kâfirlerin putlara yalvarıp yakarması da boşa gidecektir.

13/15. Göklerde ve yerde bulunanlar, ister istemez Allâh'a boyun eğerler. Nitekim onların gölgeleri sabah akşam onun koymuş olduğu kurala uyarak uzayıp kısalır.

13/16. Rasûlüm onlara şöyle de: "Göklerin ve yerin sahibi Allâh'tır." "O halde Allah'ı bırakıp da, kendilerine bile bir fayda ve zarar veremeyecek olan putları nasıl ilâh ediniyorsunuz?" "Gerçeklere gözlerini kapayanlarla bunları görenler veya küfrün karanlığı ile İslam'ın aydınlığı bir midir? Taptıkları putlar, Allâh gibi yarattığı için mi, şüpheye düşüp ona ortak koşuyorar?" "Her şeyi yaratan Allâh'tır. O birdir, tektir ve her şeyi hükmü altına almıştır."

13/17. Allâh, hak ile batıl arasındaki farkı şu iki örnekle açıklamaktadır: O, gökten yağmur yağdırdığında vadiler su ile dolup taşar ve akan sel, üste çıkan çerçöpü alıp götürür. Bir de süs veya diğer bazı eşyaları yapmak için madenlerin ateşte eritilip tortunun ayrılması da böyledir. Sonuçta faydasız şeyler yok olup gider; insanlar için faydalı olanlar ise yerinde kalır. İşte Allâh, gerçekleri size anlatmak için böyle örnek vermektedir.

13/18. En güzel ödül olan cennet, Rablerinin davetine uyanlar içindir. Fakat bu davete uymayanlara büyük bir azap vardır; ondan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyin iki katı kendilerinin olsaydı fidye olarak verirlerdi. Onların hesabı çok kötüdür ve kalacakları yer Cehennemdir. O ne kötü kalınacak yerdir.

13/19. Rabbinden sana gönderilen Kur'an'ın gerçek olduğunu bilen kişi, ona gözünü kapatan gibi midir? Bunu ancak sağduyu sahipleri anlar.

13/20. İşte onlar, Allâh'a verdikleri sözü yerine getirir ve bu anlaşmayı bozmazlar.

13/21. Onlar, Allâh'ın emrettiği şeyleri gözetir, Rablerine saygı gösterir ve hesaplarının kötü olmasından endişe ederler.

13/22. Onlar, Rablerinin hoşnutluğunu elde etmek için her türlü sıkıntıya sabreder, namazlarını dosdoğru kılar, verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık Allâh yolunda harcarlar, ayrıca kötülüğe iyilikle karşılık verirler. Sonsuzluk yurdu işte onlarındır.

13/23. O yurt, kalacakları cennetlerdir. Onlar, Allâh’ın rızasına uygun hareket eden ataları, eşleri ve nesilleriyle beraber oraya gireceklerdir. Melekler de, her kapıdan yanlarına gelecektir.

13/24. Melekler onlara, "Sabrettiğiniz için, esenliğe kavuştunuz. Sonsuzluk yurdu ne güzeldir." derler.

13/25. Allâh'a verdikleri sağlam sözü bozanlar, onun gözetilmesini emrettiği şeyleri yerine getirmeyenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar Allâh'ın rahmetinden uzak olacaktır. İşte bunlar çok kötü bir yer olan Cehenneme gideceklerdir.

13/26. Allâh, dilediğine bol, dilediğine de az rızık verir. O müşrikler ise, dünya nimetleriyle şimarırlar. Hâlbuki dünya nimetleri, ahiret nimeti yanında çok basit ve geçicidir.

13/27. Kâfirler, "Rabbi tarafından ona bir mucize gönderilseydi ya!" diyorlar. Onlara, "Siz, samimi olarak gerçeklere yönelmedikçe, hiçbir mucize size fayda vermez. Çünkü Allâh, sapıklığı isteyeni saptırır, kendisine yöneleni ise doğru yola ulaştırır." de.

13/28. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve Allâh'ı anmakla kalpleri huzur bulur. Zaten kalpler ancak Allâh'ı anmakla huzur bulur.

13/29. İman edip yararlı işler yapanlara müjdeler olsun; onlar güzel bir yurt olan cennete gireceklerdir.

13/30.  Daha önce her topluma peygamber göndermiştik, fakat onlar merhameti sonsuz olan Allâh'ı inkar etmişti. Seni de vahyettiklerimizi bildirmen için halkına peygamber olarak gönderdik. Onlara, "O benim sahibimdir, ondan başka ilâh yoktur. Ona güvenip dayanıyorum ve dönüşüm ancak onadır." de.

13/31. Müşrikler dağları yürütecek, yeri paramparça edecek ve ölüleri konuşturacak bir kitap gelseydi, yine de inanmazlardı. Fakat bütün işler Allâh'ın koyduğu kanunlara göre olur. İman edenler, "Keşke Allâh, insanların içinde hidayeti yaratsa da onların hepsini yola getirse!" diye hala ümit mi besliyorlar? Bundan sonra Allâh'ın vaadi gerçekleşinceye kadar yaptıklarından dolayı kâfirlerin başına veya etraflarına büyük bir felaket gelmeye devam edecektir. Allâh sözünden asla dönmez.

13/32. Senden önce de pek çok peygamberle alay edilmişti. Fakat ben, kâfirlere doğru yolu bulmaları için yine de bir süre fırsat verdim. Ama doğruyu bulmadıkları için onları yakalayıp cezalandırdım. Cezalandırmam nasılmış, gördüler.

13/33. Herkesin yaptığını görüp gözeten, Allâh değil mi? Buna rağmen nasıl oluyor da müşrikler, ona ortak koşuyorlar? Onlara, "Ortak koştuklarınızın ne olduğunu söyleyin bakalım. Yoksa yeryüzünde Allâh’ın bilmediği bir ortağı var da, onu siz mi haber veriyorsunuz veya laf olsun diye mi konuşuyorsunuz?" de! Kâfirler, hileleri kendilerine güzel göründüğü için doğru yoldan çıkmışlardır. Doğru yoldan sapanları kimse doğru yola iletemez.

13/34. Onlara dünyada bir azap vardır. Ahiretteki azapları ise, daha şiddetlidir. Onları Allâh'ın azabından kimse koruyamaz.

13/35. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara vaadedilen Cennetin durumu şöyledir: İçinden ırmaklar akar; meyveleri de, gölgeleri de devamlıdır. İşte bu, Allâh'a karşı sorumlulluk bilincinde olanların elde edeceği sonuçtur; kâfirlerin sonu ise Cehennemdir.

13/36. Kitap ehlinden bazısı, sana indirilen Kur’ân'ı gönül hoşluğuyla kabul eder; bazısı ise, onun bir kısmını inkâr eder. Onlara, "Bana, Allâh'a kulluk etmem ve hiçbir şeyi ona ortak koşmamam emredildi. Ben yalnız ona kulluk ederim; dönüşüm de onadır." de!

13/37. Biz Kur’ân'ı, bir hüküm ve hikmet kaynağı olarak Arapça indirdik. Sana vahiy geldiği halde onların arzularına uyarsan, Allâh'ın azabından seni kurtaracak ne bir dost, ne de bir koruyucu vardır.

13/38. Şüphesiz senden önce de pek çok peygamber gönderdik. Onlara eşler ve çocuklar verdik. Allâh'ın izni olmadan hiçbir peygamber mucize getiremez. Her devrin belirlenmiş bir sonu vardır.

13/39. Allâh, peygamberlere indirdiği hükümlerden dilediğini yürürlükten kaldırır, dilediğini de bırakır. Hükümlerin kaynağı ise onun katındadır.

13/40. Onlara yaptığımız tehditlerin gerçekleştiğini görsen de görmesen de fark etmez. Sana düşen tebliğ etmek, bize düşen de zamanı gelince onların hesabını görmektir.

13/41. Müşrikler, fetihlerle yurtlarını etrafından daralttığımızı görmüyorlar mı? Allâh bir şeye hükmedince, onun hükmüne kimse karşı çıkamaz. Allâh kâfirlerin hesabını çok çabuk görür.

13/42. Daha önce yaşayanlar da peygamberlere tuzak kurmuşlardı. Fakat Allâh, onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. Çünkü o, herkesin ne yaptığını çok iyi bilir. Kâfirler de, sonsuzluk yurdu Cennetin kime ait olduğunu anlayacaklardır.

 

13/43. Kâfirler, "Sen peygamber değilsin." derler. Onlara şöyle de: "Peygamber olduğuma şahit olarak, Allâh ve Kitabı bilenler yeter."