İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

016. Nahl Sûresi

16/1. Allâh'ın vaat ettiği azap gelecektir, onun gelmesi için acele etmeyin! Allâh müşriklerin ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

16/2. Allâh, insanları uyarması için kullarından dilediğini peygamber olarak seçip ona, melekler göndererek "Benden başka ilâh yoktur. Öyleyse bana karşı kulluk bilincinde olun!" diye vahyeder.

16/3. Allâh gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. O, müşriklerin koştukları ortaklardan yücedir.

16/4. O insanı çok küçük bir yumurta ile spermden yaratmıştır. Böyleyken insan, Rabbine karşı gelmektedir.

16/5. Büyük ve küçükbaş hayvanları da Allâh yaratmıştır. Onlardan sizi soğuğa karşı koruyacak giysiler, yiyecek ve daha birçok fayda elde edersiniz.

16/6. Onları zevkle sabah yayıma götürür, akşam getirirsiniz.

16/7. Sizin ancak zorlukla götürebileceğiniz yerlere, yüklerinizi o hayvanlar taşır. Bunları hizmetinize veren Rabbiniz, gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.

16/8. Ayrıca binmeniz için ve dünya malı olarak at, katır ve eşekleri yaratmıştır. Bunların dışında bilmediğiniz daha birçok şeyi de var etmiştir.

16/9. Allâh doğru yolu göstermiştir. Fakat bundan ayrılanlar da vardır. Allâh dileseydi hepinizi zorla doğru yola sokardı.

16/10. O, sizin için gökten yağmur yağdırır. Siz hem o sudan içer, hem de onun yetiştirdiği bitkilerle hayvanlarınızı beslersiniz.

16/11. Allâh o yağmurla, size ekin, zeytin, hurma, üzüm ve her türlü meyve bitirir. Şüphesiz bunda, düşünenler için dersler vardır.

16/12. Allâh, gece ile gündüzü ve güneş ile ayı sizin faydanıza sunmuştur. Yıldızlar, Allâh'ın koyduğu kanınlara göre hareket eder. Şüphesiz bunda, düyünenler için dersler vardır.

16/13. Allâh, sizin için yeryüzünde çeşit çeşit bitkiler yaratmıştır. Bunda, düşünenler için dersler vardır.

16/14. Allâh, taze et yemeniz ve süs eşyaları çıkarmanız için denizi faydanıza sunmuştur. Gemilerin suyu yara yara gittiğini görürsünüz. İşte bütün bunlar, onun ikramından nasibinizi aramanız ve ona şükretmeniz içindir.

16/15. Allâh yeryüzünün sizi sarsmaması için dağları, gideceğiniz yere ulaşmanız için de nehirler ve geçitler yaratmıştır.

16/16. Yolunuzu bulmanız için de birçok işaret yaratmıştır. İnsanlar yıldızlarla da yönünü bulabilirler.

16/17. Her şeyi yaratan Allâh, hiçbir şey yaratamayan putlarla bir olur mu? Hâlâ düşünmeyecek misiniz?

16/18. Allâh'ın nimetlerini saymaya kalksanız, bitiremezsiniz. Gerçekten o, günahları çok bağışlar ve merhamet eder.

16/19. Allâh, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da çok iyi bilir.

16/20. Allâh'tan başka taptıkları putlar, kendileri yaratılmış oldukları için hiçbir şey yaratamazlar.

16/21. O putlar, diri değil cansızdır. Kendilerine tapanların ne zaman dirileceklerini dahi bilemezler.

16/22. Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Fakat ahirete iman etmeyenlerin kalpleri, büyüklük taslamalarından dolayı bu gerçeği inkâr eder.

16/23. Şüphesiz Allâh, onların gizlediğini de açığa vurduğunu da çok iyi bilir. O, büyüklük taslayanları sevmez.

16/24. Onlara, "Sizin de rabbiniz olan Allâh’ın indirdiği Kur’ân hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sorulduğunda, onlar "Öncekilerin masallarıdır."diye cevap verirler.

16/25. Böyle demekle onlar, kıyamet günü hem kendi günahlarını, hem de  bilgisiz kişileri saptırmanın günahını yüklenirler. Onlar, ne kötü bir günah yüklenmişlerdir.

16/26. Şüphesiz öncekiler de peygamberlerine tuzak kurmuşlardı. Fakat Allâh, kurdukları tuzağı temelinden yıkıp başlarına geçirdi. Böylece onlara hiç beklemedikleri bir yerden azap geldi.

16/27. Sonra kıyamet günü Allâh "Uğrunda mücadele ettiğiniz putlar nerede?" diyerek onları rezil edecektir. Melekler ve peygamberler ise, o inkârcılar hakkında, "Doğrusu bugün,  rezillik de, azap da kâfirler içindir." diyeceklerdir.

16/28. Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken onlar, yaptıklarının gizli kalacağını sanıp teslim olmuş gibi görünerek "Biz bir kötülük yapmadık!" diyeceklerdir. Bunun üzerine melekler onlara şöyle derler: "Hayır! Şüphesiz Allâh yaptıklarınızı hakkıyla bilir."

16/29. "Öyleyse içinde temelli kalacağınız Cehenneme girin. Büyüklük taslayanların yeri, gerçekten ne kötüdür!"

16/30. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara "Rabbiniz size ne verdi?" diye sorulunca, onlar "Bize pek çok nimet verdi." diye cevap verirler. Her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlere, bu dünyada güzel nimetler vardır. Ahiret nimetleri ise onlar için daha da hayırlıdır. Allâh'a karşı sorumlulluk bilincinde olanların yurdu ne güzeldir.

16/31. Onlar, içinden ırmaklar akan hasbahçelere gireceklerdir. Orada istedikleri her şey vardır. Allâh kulluk bilincinde olanları işte böyle ödüllendirecektir.

16/32. Melekler, kötülüklerden arınmış kimselerin canlarını almaya geldiğinde, "Size selâm olsun! Yaptıklarınıza karşılık Cennete girin!" derler.

16/33. Kâfirler ölüm meleklerinin veya Rabbinden bir azap gelmesini mi bekliyorlar? Öncekiler de böyle yapmışlardı. Allâh onlara azap vermekle haksızlık etmiş değildir; aksine onlar inkâr ve isyan ederek kendilerine zulmetmişlerdir.

16/34. Sonunda yaptıklarının cezası başlarına gelmiş ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.

16/35. Müşrikler, inkârlarına mazeret olarak, "Allâh dileseydi, biz de atalarımız da ondan başka hiçbir şeye tapmaz, onun emri olmadan hiçbir şeyi yasaklamazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Bunlara karşı Peygamberlerin görevi, sadece açıkça tebliğ etmektir.

16/36. Doğrusu biz, her millete bir peygamber gönderdik. O da "Allâh'a kulluk edin, şeytan ve putlardan uzak durun!" dedi. Onlardan bazıları doğru yolu buldu; bazıları ise doğru yoldan çıktı. Yeryüzünü gezip dolaşın ve peygamberi yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

16/37. Sen onların hidayete ulaşmasını arzu etsen de, Allâh yoldan sapanları, zorla doğru yola iletmez. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

16/38. Onlar, "Allâh ölen kimseyi tekrar diriltmeyecek." diye büyük yeminler ediyorlar. Hayır, Allâh ölüleri elbette diriltecektir. Bu, onun kesin bir vadidir. Fakat insanların çoğu bunu bilmez.

16/39. Allâh, ayrılığa düştükleri konuları açıklamak için onları diriltecektir. O gün kâfirler, söylediklerinin gerçek olmadığını anlayacaktır

16/40. Bir şeyin olmasını istediğimizde, meydana gelmesi için ona "ol" dememiz yeterlidir.

16/41. Zulme uğradıktan sonra, Allâh yolunda hicret edenleri dünyada güzel bir yurda yerleştireceğiz. Ahiretteki ödülleri ise daha büyük olacaktır. Keşke insanlar bunu bilselerdi.

16/42. Onlar, sabreder ve yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.

16/43. Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz pek çok kişiyi peygamber olarak gönderdik. Bilmiyorsanız, ehl-i kitap bilginlerine sorun.

16/44. Biz, o peygamberlere apaçık delil ve kitaplar verdik. Sana da, insanlara verilen emir ve yasakları açıklaman ve onların da bunu düşünüp ibret alması için bu Kur’ân'ı indirdik.

16/45. Kötü tuzak kuranlar, Allâh'ın onları yerin dibine geçirmesinden veya farkına varmadan azabın gelip çatmasından kendilerini güvende mi sanıyorlar?

16/46. Yahut onlar, dolaşıp dururken Allâh'ın kendilerini yakalamasından güvende mi oldular? Onlar Allâh'ın azabına asla engel olamazlar.

16/47. Yoksa onlar, Allâh'ın yavaş yavaş kendilerini helâk etmeyeceğinden güvende mi oldular? Bunlar başınıza gelmiyorsa, Rabbinizin kullarına çok şefkatli ve merhametli olmasındandır.

16/48. Onlar Allâh'ın yarattıklarına bakıp ibret almazlar mı? Onların gölgeleri bile, sağa sola düşerek, Allâh'ın koymuş olduğu kurala boyun eğmektedir.

16/49. Göklerde ve yerdeki bütün canlılar ile melekler büyüklük taslamadan Allâh'ın emrine boyun eğerler.

16/50. Onlar, herkesten üstün olan Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredilen şeyleri yaparlar.

16/51. Allâh şöyle buyurmuştur: "İki ilâh edinmeyin! Yalnız benden korkun!" Çünkü o ancak tek bir ilâhtır.

16/52. Göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi odur. Kulluk sadece ona yapılır. Buna rağmen siz Allâh'tan başkasına mı kulluk yapacaksınız?

16/53. Sahip olduğunuz bütün nimetler, Allâh tarafından verilmiştir. Nitekim size bir sıkıntı dokunduğunda, ona yalvarırsınız.

16/54. Sonra Allâh bu sıkıntıyı kaldırınca, içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar.

16/55. Böylece verdiğimiz nimetlere nankörlük etmiş oldular. Ey Kâfirler! Dünyanın tadını çıkarın bakalım! Sonunda gerçeğin ne olduğunu anlayacaksınız.

16/56. Onlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan, hiçbir şey bilmeyen putlara pay ayırıyorlar. Allâh'a yemin olsun ki, putları ona ortak koşup pay ayırmanızın hesabı mutlaka sorulacaktır.

16/57. Hâşâ, kız çocuklarını Allâh'a, istedikleri erkek çocukları ise kendilerine yakıştırıyorlar.

16/58. Nitekim onlardan birine kızının olduğu haber verilse, öfke ve kederinden yüzü kapkara kesilir.

16/59. Kendince kötü olan bu haberi aldığında, halktan gizlenir ve "Utanarak bu kızı büyüteyim mi, yoksa toprağa mı gömeyim?" diye düşünüp durur. Bir bilseniz, onlar ne kötü hüküm veriyorlar!

16/60. Böyle kötü örnekler, ancak ahirete inanmayanlarda bulunur. Allâh ise güzel örnekler gösterir. Onun her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar.

16/61. Allâh insanları günahlarından dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde tek bir canlı bırakmazdı. Fakat onların cezalarını belirli bir zamana ertelemektedir. Vakti gelince onu, ne bir an öne alabilir, ne de geri bırakabilirler.

16/62. Müşrikler, bir taraftan hoşlanmadıkları şeyleri Allâh'a yakıştırıyorlar; diğer taraftan da cennetin kendilerini beklediğini iddia ediyorlar. Beklesinler bakalım, onlar kesinlikle herkesten önce Cehenneme gideceklerdir.

16/63. Allâh'a yemin olsun, senden önce pek çok millete peygamber gönderdik. Fakat şeytan insanların kötü işlerini kendilerine güzel gösterdiği için elçileri yalanladılar. Şeytan bugün onların dostudur; ahirette ise onlara can yakıcı bir azap vardır.

16/64. Bu kitabı biz sana, insanların ayrılığa düştükleri hususları açıklaman ve sonuçta onların inanan bir toplum olması için bir rehber ve rahmet kaynağı olarak indirdik.

16/65. Allâh, yağdırdığı yağmurla ölü toprağa can verir. Şüphesiz bunda dinleyenler için dersler vardır.

16/66. Büyük ve küçükbaş hayvanlarda da sizin için dersler vardır. Koyduğumuz kanunlara göre, onların karınlarındaki yiyecekler sindirilip kana karışmakta ve kandan süzülerek saf süt çıkmaktadır; siz de ondan içiyorsunuz.

16/67. Hurma ve üzümlerden hem alkollü içki, hem de güzel gıdalar elde edersiniz. Şüphesiz bunda, düşünenler için dersler vardır.

16/68. Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: "Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları kovanlarda yuvalar edinin."

16/69. "Sonra her çeşit çiçek ve meyveden yiyin ve Rabbinizin size belirlediği yolu takip edin." Onların karnından insanlar için şifalı olan çeşit çeşit yiyecekler çıkar. Şüphesiz bunda, düşünenler için dersler vardır.

16/70. Sizi yaratan da, sonra öldürecek olan da Allâh'tır. Sizden bir kısmını o kadar çok yaşatırız ki, bunayıp bildiklerini bilmez hale gelir. Şüphesiz Allâh, hakkıyla bilir ve her şeye gücü yeter.

16/71. Allâh, bir kısmınıza diğerlerinden daha çok mal vermiştir. Zenginler, çalıştırdıkları kimselere, kendileriyle denk olmaması için mallarından vermezler. Yoksa onlar nimetin asıl sahibinin Allâh olduğunu mu inkâr ediyorlar.

16/72. Allâh size kendi cinsinizden eşler, onlardan da oğullar ve torunlar vermiş; sizi temiz ve helal yiyeceklerle rızıklandırmıştır. Böyleyken temelsiz şeylere inanarak onun nimetine nankörlük mü ediyorsunuz?

16/73. Onlar, Allâhı bırakıp, göklerden ve yerden herhangi bir rızık vermeye gücü yetmeyen putlara tapıyorlar.

16/74. Allâh'la, başkaları arasında benzerlik kurmaya çalışmayın. Çünkü Allâh her şeyin aslını bilir, fakat siz bilemezsiniz.

16/75. Allâh size şöyle bir örnek vermektedir: Hiç bir şeye sahip olmayan ve kendisi başkasının malı olan köle ile kendisine güzel rızık verdiğimiz ve bu rızıktan gizli ve açık olarak ihtiyaç sahiplerine harcayan kişi bir midir? Elbette değildir. Allâh her türlü övgüye layıktır. Fakat insanların çoğu bunu bilmez.

16/76. Allâh şu iki kişiyi de örnek vermektedir: Onlardan biri dilsiz ve hiç bir şeye gücü yetmez, üstelik sahibine de yüktür; nereye gönderse iyi bir sonuç alamaz. Diğeri ise, hak ve hakikati emreder, kendisi de doğru yoldadır. Hiç bunlar birbirine denk olur mu?

16/77. Göklerde ve yerde gaybı sadece Allâh bilir. Evrenin yaratılışına göre, kıyametin kopmasına göz açıp kapayacak kadar veya daha kısa bir zaman kalmıştır. Şüphesiz Allâh'ın her şeye gücü yeter.

16/78. Allâh sizi, hiçbir şey bilmez bir halde dünyaya getirdi ve size işitme, görme  ve düşünme yetisi verdi. Belki şükredersiniz.

16/79. Allâh'ın koyduğu kanunlara göre gökyüzünde uçan kuşlara bakıp ibret almıyorlar mı? O kuşları havada tutan bu kanunlardır. Şüphesiz bunda, inanan bir toplum için dersler vardır.

16/80. Allâh size, evlerinizi huzur ve dinlenme yeri kıldı. Büyük ve küçükbaş hayvanların deri, yün, tüy ve kıllarından, göçebe olarak yaşadığınız ve yerleşik hayat sürdüğünüz dönemlerde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar ile bir süre yararlanacağınız ev ve ticaret eşyaları yapmanızı sağladı.

16/81. Allâh, sizin için yarattığı şeylerden, gölgelikler, dağlarda barınaklar, sıcaktan ve soğuktan koruyan elbiseler ve savaşta saldırılara karşı koruyacak zırhlar yapmanızı sağladı. Müslüman olmanız için Allâh, nimetini bu şekilde size tam olarak vermiştir.

16/82. Buna rağmen onlar yüz çevirirlerse, bir sorumluluğun yoktur. Çünkü senin görevin, mesajları açıkça onlara ulaştırmaktır.

16/83. Onlar nimetlerin Allâh'tan geldiğini bildikleri halde, onu inkâr ederler. Çünkü onların çoğu nankördür.

16/84. Kıyamet günü her milletten bir şâhit getireceğiz. Böylece kâfirlerin mazeret göstermelerine izin verilmeyecek, dünyaya dönüp Allâh’ın rızasını kazandıracak işler yapma istekleri de kabul edilmeyecektir.

16/85. Zalimler azapla karşılaşınca pişman olacaklardır. Fakat bundan sonra ne azapları hafifletilecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.

16/86. Müşrikler, ortak koştukları putları görünce, "Rabbimiz! Senin dışında taptığımız bu putlar bizi doğru yoldun çıkardı." diyeceklerdir. Putlar da onlara, "Hayır, biz sizi buna zorlamadık. Zaten sizin Allâh'ın dışındaki putlara ilahtır demeniz de doğru değildir. Siz yalan söylüyorsunuz." diye karşılık vereceklerdir.

16/87. Ahirette müşrikler Allâh'ın hükmüne boyun eğecek, uydurdukları ilahlar ise onları bırakıp kaybolup gidecektir.

16/88. İnkâr edip insanları Allâh'ın yolundan alıkoyanların azabını, bozgunculuk yapmaları sebebiyle kat kat artırırız.

16/89. Ahirette, her millete aralarından bir şahit; seni de o şahitlere şahit olarak getireceğiz. Biz bu kitabı sana her şeyi açıklayan bir belge, rehber, rahmet ve Müslümanlara müjde olarak indirdik.

16/90. Şüphesiz Allâh, adaleti, her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetmeyi ve akrabalara yardım etmeyi emreder; zinayı, kötülüğü ve taşkınlığı da yasaklar. Tutmanız için Allâh, size öğüt vermektedir.

16/91. Allâh'ı şahit gösterip yemin ederek bir anlaşma yaptığınızda, onu yerine getirin, yemininizi bozmayın. Çünkü Allâh, yaptığınız her şeyi bilir.

16/92. Bir topluluk onlardan daha güçlüdür diye yeminlerinizi bozup güçlünün yanında yer alarak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra çözen kadının durumuna düşmeyin! Doğrusu Allâh bununla sizi imtihan ediyor. Ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açıklayacaktır.

16/93. Allâh isteseydi hepinizi bir dine mensup yapardı. Fakat dileyen doğru yoldan sapar, dileyen ise doğru yola girer. Yaptığınız her şeyden, elbette hesaba çekileceksiniz.

16/94. Yeminlerinizi aldatma aracı yapmayın! Çünkü İslâm'ı kabul etmişken bir kişinin sizin yüzünüzden ayağı kayar da, insanları Allâh'ın yolundan saptırdığınız için acı çekersiniz; ahirette de büyük bir azaba uğrarsınız.

16/95. Yemin ederek verdiğiniz sözlerden, geçici dünya menfati karşılığında dönmeyin. Bilirseniz, Allâh'ın sizin için hazırladığı nimetler çok daha güzeldir.

16/96. Çünkü dünya nimetleri geçici, Allâh'ın ahirette ikram edecekleri ise kalıcıdır. Şüphesiz biz sabredenleri, yaptıklarından daha güzeliyle ödüllendiririz.

16/97. Mümin olarak yararlı iş yapan erkek veya kadınlara, bu dünyada hoş bir hayat yaşatacak ve ahirette de onları yaptıklarından daha güzel bir şekilde ödüllendireceğiz.

16/98. Kur’ân okuyacağın zaman, eûzu besmele çekerek ilâhî rahmetten kovulan şeytandan, Allâh'a sığın!

16/99. Doğrusu iman ederek, yalnız Rablerine güvenip dayananlara şeytanın hiç bir etkisi yoktur.

16/100. Şeytan sadece şeytanı dost edinenler ile Allâh'a ortak koşanları etkisi altına alabilir.

16/101. Biz bir kitabın yerine başka bir kitap getirdiğimizde inkârcılar, "Bunu sen uyduruyorsun." derler. Hâlbuki Allâh, ne indireceğini çok iyi bilir, fakat onların çoğu bu gerçeği anlamaz.

16/102. Rasûlüm onlara şöyle de: "Gerçekleri açıklayan bu Kur'an'ı, Allâh katından Cebrâil indirmiştir. Kur’ân, müminlerin inancını sağlamlaştırmak, bütün insanlara rehber ve müslümanlara müjde olmak üzere gelmiştir"

16/103. Biz onların, "Bu Kur’ân'ı ona bir insan öğretiyor." dediğini biliyoruz. Hâlbuki öğrettiğini iddia ettikleri kişinin dili yabancıdır; Kur’ân ise fasih Arapçadır.

16/104. Ayetlerine inanmayanları Allâh, zorla doğru yola iletmez. Onlar can yakıcı bir azabı hak etmişlerdir.

16/105. Allâh'ın ayetlerine inanmayanlar, ona yalan isnat ederler. İşte asıl yalancılar onlardır.

16/106. İmân ettikten sonra isteyerek Allâh'ı inkâr edenler, onun gazabına uğrarlar. Onlar büyük bir azabı hak etmişlerdir. Fakat kalpleri iman dolu olduğu halde inkâr etmeye zorlananlar bu hükmün dışındadır.

16/107. İman ettikten sonra inkâr edenler, dünya hayatını ahirete tercih ettikleri için bu azaba uğrayacaklardır. Çünkü Allâh, kâfirleri zorla doğru yola iletmez.

16/108. Bunlar idraklerini, kulaklarını ve gözlerini gerçeklere kapamışlardır. İşte bunlar gerçekleri umursamazlar.

16/109. Şüphesiz onlar, ahirette zarar edeceklerdir.

16/110. Senin Rabbin, eziyete uğradıktan sonra hicret eden, sonra cihat edip sabredenlerin yanındadır. Rabbin çok bağışlar ve merhamet eder.

16/111. Kıyamet günü herkes kendini kurtarmaya çalışacaktır. O gün, insana yaptığının karşılığı eksiksiz olarak verilecek, hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

16/112. Allâh şöyle bir örnek vermiştir: Her taraftan kendilerine bol bol rızık gelen ve dolayısıyla güven ve huzur içinde yaşayan bir şehir halkı vardı. Fakat onlar Allâh'ın bu nimetlerine nankörlük ettiler. Allâh da onlara, yaptıkları sebebiyle korku ve açlık belasını tattırdı.

16/113. Onlara aralarından bir peygamber gelmiştir. Fakat onlar o peygamberi yalanladı. İşte böyle zulüm edip dururken korku ve açlık onları yakalayıverdi.

16/114. Allâh'ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yeyin. Eğer sadece Allâh'a kulluk ediyorsanız, onun nimetlerine şükredin.

16/115. Allâh size kendiliğinden ölmüş hayvan etini, kanı, domuz etini, Allâh'tan başkası adına kesilen hayvanın etini yasaklamıştır. Ancak çaresiz kalan kimse, arzu etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın bunlardan yiyebilir. Çünkü Allâh, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

16/116. Yalan yanlış ağzınıza geldiği gibi, "şu helaldir", "bu haramdır" demeyin. Böyle yaparsanız, Allâh'a iftira etmiş olursunuz. Ona iftira edenler, kurtuluşa eremezler.  

16/117. Böyle yapanların elde edecekleri şey, az bir dünyalıktır. Fakat onlara, ahirette can yakıcı bir azap vardır.

16/118. Daha önce sana anlattığımız gibi çift tırnaklıların dışındaki tırnaklı hayvanların etini, iç yağı vb. şeyleri Yahûdîlere haram kılmıştık. Biz bunları yasaklamakla onlara haksızlık yapmadık, tam aksine kendi haksızlıkları sebebiyle bunlar haram kılınmıştı.

16/119. Senin Rabbin, cahillik yaparak bir kötülük işleyeni sonra da bundan vaz geçip durumunu düzelteni bağışlar. Çünkü Rabbin tövbe eden kullarını çok bağışlar ve merhamet eder.

16/120. Şüphesiz İbrâhîm, Allâh'a boyun eğen ve ona yönelen bir önderdi; hiç bir zaman müşrik olmadı.

16/121. İbrahim, Allâh'ın nimetlerine şükrettiği için Allâh onu peygamber olarak seçerek doğru yolu gösteren kitap vermiştir.

16/122. Biz ona dünyada iyilik verdik. Ahirette de sâlihlerle birlikte olacaktır.

16/123. Sonra biz sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy! Çünkü o, asla Allâh'a ortak koşmadı." diye vahyettik.

16/124. Cuma'nın ibadet günü olması konusunda Mûsâ'ya karşı çıkan Yahûdîler, Cumartesi yasaklarıyla sorumlu tutulmuşlardı. Şüphesiz Rabbin Peygamberleri ile çekiştikleri her konuda, kıyamet günü hükmünü verecektir.

16/125. İnsanları, Kur’ân ve güzel öğütlerle Rabbinin yoluna çağır ve gerektiğinde de onlarla en güzel şekilde tartış. Şüphesiz Rabbin, doğru yoldan çıkanları da, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

16/126. Kötülüğe sadece dengiyle karşılık verin. Fakat sabredip karşılık vermemeniz, sizin için daha iyidir.

16/127. Öyleyse sen de sabret! Çünkü senin sabretmen Allâh'ın hoşnutluğunu kazandırır. Onların yüz çevirmelerine üzülme, hilelerinden dolayı da telaş edip kendini sıkıntıya sokma!

 

16/128. Şüphesiz Allâh, kulluk bilincinde olanlar ve her işte onun hoşnutluğunu gözetenlerle beraberdir.