İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

017. İsrâ Sûresi 

17/1. Bir takım delillerimizi göstermek amacıyla, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, etrafını bereketli kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allâh, her türlü noksanlıktan uzaktır. Şüphesiz o, her şeyi hakkıyla işitir ve görür.

17/2. Musâ'ya Tevrat'ı verdik ve o kitabı, Allâh'tan başkasının himayesine girmemeleri için İsrâiloğullarına rehber yaptık.

17/3. Onlar, Nuh ile birlikte gemide taşıdıklarımızın soyundan gelen kimselerdir. Onlara, “Sakın Allâh'tan başkasını vekil edinmeyin, atanıza layık olun! Çünkü Nûh şükreden bir kuldu.” diye vahyettik.

17/4. Biz Tevrat'ta İsrâiloğullarına, "Yaşadığınız yerde iki defa bozgunculuk yapacak, şımarıp taşkınlık edeceksiniz. Fakat yaptığınız her bozgunculuğun ardından, yenilip zillete düşeceksiniz." diye bildirdik.

17/5. Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize çok iyi savaşan bir takım kullarımızı gönderdik. Onlar yurdunuzu yağmaladılar. Böylece ilk vaat gerçekleşmiş oldu.

17/6. Sonra sizi mal ve oğullarla kuvvetlendirip büyük bir topluluk yaparak, tekrar onlara üstün kıldık.

17/7. Bundan böyle işlerinizde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetirseniz, faydasını siz görürsünüz; eğer kötülük yaparsanız, zararını da siz çekersiniz. İkincinin zamanı geldiğinde, ilkinde olduğu gibi onurunuzu kırmak, mescidinize girmek ve yurdunuzu yerlebir etmek üzere bir takım kullarımızı üzerinize gönderdik.

17/8. Şüphesiz Rabbiniz size merhamet eder. Fakat eski durumunuza dönerseniz, biz de merhamet etmekten vaz geçer, sizi cezalandırırız. Doğrusu biz, cehennemi kâfirler için kurtuluşu olmayan bir azap yeri kıldık.

17/9. Şüphesiz bu Kur’ân, insanlara en doğru yolu gösterir ve yararlı işler yapan müminlere büyük bir ödül verileceğini müjdeler.

17/10. Ve yine bu Kur'an ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı haber verir.

17/11. Ahiret kendisi için daha hayırlı olduğu halde insan, dünyayı ister. Çünkü o, çok acelecidir.

17/12. Biz gece ile gündüzü yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için delil yaptık. Ayrıca çalışıp  Rabbinizin ikramını elde etmeniz için de geceyi kaldırıp gündüzü aydınlık kıldık. Biz her şeyi açıkça anlattık.

17/13. Her insanın akıbetini, kendi yaptıklarına bağladık. Kıyamet günü, yaptıklarının açık seçik kaydedildiği amel defterini önüne koyacağız.

17/14. O gün insana, "Amel defterini oku! Bugün kendi hesabını kendin görebilirsin." denilecektir.

17/15. Doğru yolda giden insan, faydasını kendi görür; o yolu terk eden ise zararını kendi çeker. Hiç kimse, başka birinin günahını yüklenemez. Biz, peygamber göndermedikçe hiçbir topluma azap etmeyiz.

17/16. Halkına kulluk etmeyi emrettiğimiz halde, oranın zengin şimarıkları bunu yapmayıp bozgunculuk ederse, azabı hak etmiş olur. Biz ancak böyle bir beldenin halkını helak eder ve oranın altını üstüne getiririz.

17/17. Nuh'tan sonra pekçok nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını gören ve bilen olarak Rabbin yeter!

17/18. Sadece dünya hayatını isteyenlerden dilediklerimize, istediğimiz ölçüde dünya nimetini hemen veririz. Sonra onu kınanmış ve kovulmuş olarak Cehenneme sokarız.

17/19. Mümin olarak ahireti isteyip onun için gayret gösterenlerin, bu çalışmaları iyi bir karşılık bulacaktır.

17/20. Rabbin dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de ikram eder. Onun ikramı sınırsızdır.

17/21. Bu dünyada insanları birbirlerine nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Ahirette ise ulaşılacak daha üstün derece ve faziletler vardır.

17/22. Sakın Allâh ile birlikte başka ilâh edinme! Yoksa kınanmış olarak tek başına kalırsın.

17/23. Rabbin kendinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı emreder. Onlardan biri veya her ikisi yaşlanmış olarak senin yanında bulunursa onlara "öf" bile deme, onları azarlama; onlara güzel ve gönül alıcı söz söyle!

17/24. Onlara şefkatle kol kanat ger ve "Rabbim, onların beni sevgiyle büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet et!" diye duada bulun.

17/25. Rabbiniz, içinizden geçenleri çok iyi bilir. İyi kimselerden olursanız sizi bağışlar. Çünkü o kendisine yönelenlerin günahlarını affeder.

17/26. Yakın akrabalara, fakirlere ve yolda kalmışlara yardım et; fakat saçıp savurma!

17/27. Zira saçıp savuranlar, şeytanın arkadaşıdır. Şeytan ise Rabbinin nimetlerine karşı çok nankördür.

17/28. İhtiyaç içinde olduğun için, bir imkân doğsa da yardım etsem diye şimdilik muhtaç insanlara ilgi gösteremiyorsan, hiç değilse güzel sözle gönüllerini al!

17/29. Cimrilik yapma, büsbütün de saçıp savurma! Yoksa kınanır ve pişman olursun.

17/30. Rabbin rızkı dilediğine bol bol verir, dilediğinden de kısar. Çünkü o, kullarını hakkıyla görür ve bilir.

17/31. Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Hem sizin, hem de onların rızkını biz veririz. Onları öldürmek, gerçekten büyük günahtır.

17/32. Sakın zinaya yaklaşmayın. Zira o, yüz kızartıcı çirkin bir iş ve çok kötü bir yoldur.

17/33. Hukuka aykırı olarak, Allâh'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisini, kısas veya fidye talep etmekte yetkili kıldık. Artık o da kısas konusunda meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine gerekli destek sağlanmıştır.

17/34. Reşit oluncaya kadar, yetimlerin malında ancak onun yararına olacak şekilde tasarrufta bulunun. Antlaşmalarınızı yerine getirin. Çünkü antlaşmalar sorumluluk gerektirir.

17/35. Doğru ölçüp, doğru tartın. Çünkü bu daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

17/36. Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp gibi organların hepsi yaptıklarından sorumludur.

17/37. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Çünkü böyle yapmakla, ne yeri delebilir, ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.

17/38. İşte bütün bu kötülükler, Rabbinin sevmediği davranışlardır.

17/39. İşte bunlar, Rabbininin sana bildirdiği hikmet dolu emir ve yasaklarıdır. Sakın Allâh ile birlikte başka ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehenneme atılırsın.

17/40. Rabbiniz erkek çocukları size seçip, kendisine meleklerden kız çocuklar edindiğini mi iddia ediyorsunuz? Böyle yapmakla siz, günahı büyük olan bir iddiada bulundunuz.

17/41. Doğrusu biz, düşünüp ibret almaları için Kur’ân'ın ayetlerini açık bir şekilde anlattık. Fakat bu açıklamalar, onları gerçeklerden daha da uzaklaştırmaktadır.

17/42. Rasulüm, "Müşriklerin iddia ettiği gibi Allâh'tan başka ilahlar olsaydı, o ilahlar da Arş'ın sahibine üstün gelmek için yol ararlardı." de!

17/43. Hâşâ, Allâh, onların iddia ettiklerinden çok uzak, çok yüce ve uludur.

17/44. Yedi kat gök ile yeryüzü ve bunların içindekiler Allâh'ın hiçbir noksanlığının olmadığını göstermektedir. Evrendeki her şey onun her türlü övgüye layık olduğunu göstererek, hiçbir noksanlığının olmadığını ortaya koymaktadır. Fakat siz bunun farkında değilsiniz. Şüphesiz o, kullarına çok yumuşak davranır ve günahlarını bağışlar.

17/45. Sen Kur’ân okuduğun zaman, sana engel olmamaları için ahirete inanmayanlar ile senin arana engel koyarız.

17/46. Ayrıca, Kur’ân okuduğunun farkına varmasınlar diye kalplerine perdeler koyar, kulaklarına da ağırlık veririz. Nitekim sen, tek olan Rabbini Kur’ân'da zikredince, onlar nefretle arkalarını dönüp uzaklaşırlar.

17/47. Onlar seni dinlerken, ne maksatla dinlediklerini de; kâfirlerden inanma eğiliminde olanlara gizlice, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini de çok iyi bilmekteyiz.

17/48. Seni neye benzettiklerine bir bak! Bu sebeple doğru yoldan çıkmışlardır. Artık onlar kendilerini kurtuluşa iletecek hiçbir yol bulamazlar.

17/49. Bir de onlar, "Biz kemik olup dağıldıktan sonra, yeniden diriltilecek miyiz?" diye seninle alay ediyorlar.

17/50. Rasûlüm şöyle de: "İster taş olun, ister demir, yeniden yaratılacaksınız."

17/51. "Hatta size göre yeniden diriltilmesi imkânsız gibi görünen başka bir varlık olun; mutlaka diriltileceksiniz." Onlar, "Bizi kim diriltecek?" diye sorarlar. "Sizi ilk defa yaratan diriltecektir." de! Bunun üzerine alaylı bir şekilde başlarını sallayarak, "Peki bu ne zaman olacak?" derler. "Çok yakında!.." diye cevap ver.

17/52. Kıyamet günü Allâh sizi çağıracak, siz de itaat ederek çağrısına uyacaksınız. O gün dünyada çok az kaldığınızı anlayacaksınız.

17/53. Rasulüm kullarıma, en güzel şekilde konuşmalarını söyle. Çünkü şeytan, insanların arasını bozmak ister. Doğrusu şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.

17/54. Rabbiniz sizin neye layık olduğunuzu çok iyi bilir. Dilerse size merhamet eder, dilerse hak ettiğiniz cezayı verir. Biz seni onlardan sorumlu olman için göndermedik.

17/55. Rabbin, göklerde ve yerde olanları çok iyi bilir. Doğrusu biz, peygamberlerden bir kısmına diğerlerinden daha çok özellik verdik. Böyle farklı özellikleri olan Dâvûd'a da Zebûr'u indirdik.

17/56. Rasûlüm onlara şöyle de: "Allâh'tan başka ilâh olduğunu ileri sürdüğünüz şeyleri, istediğiniz kadar yardıma çağırın! Onlar başınıza gelen sıkıntıları ne kaldırabilir, ne de değiştirebilir."

17/57. Hâlbuki melek, insan ve cinlerden yalvardığınız bu uydurma ilahların kendileri, Allâh'a hangimiz daha yakın olacağız diye vesile ararlar, onun azabından korkarak  rahmetini umarlar. Çünkü Rabbinin azabı çok korkunçtur.

17/58. Kıyametten önce herkesi biz, ya kolay bir ölümle ya da şiddetli bir azapla yok ederiz. Bu kesin bir hükümdür.

17/59. Öncekilerin yalanlamaları bizi, müşriklere mucizeler göndermekten alıkoymaktadır. Nitekim Semûd halkına deveyi apaçık bir mucize olarak gönderdik. Fakat onlar bunu inkâr etti.  Biz mucizeleri sadece korkutup uyarmak için göndeririz.

17/60. Vaktiyle biz sana "Şüphesiz Rabbin seni ve sana inanları korumak için insanları ilim ve kudretiyle kuşatmıştır." demiştik. İsrâ gecesinde sana gösterdiklerimizi ve Kur’ân'da anlatılan lanetli zakkum ağacını, insanlar için bir imtihan aracı yaptık. Biz onları korkutup uyarıyoruz. Fakat bu uyarı, onların sadece azgınlıklarını artırıyor.

17/61. Meleklere, "Âdem'e saygı gösterin" demiştik. Onlar da gösterdiler, fakat İblis karşı çıkarak şöyle demişti: "Çamurdan yarattığına mı saygı göstereceğim?"

17/62. "Bana üstün tuttuğun kişi bu mu? Kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun neslinden çoğunu kesinlikle kontrolüm altına alırım."

17/63. Bunun üzerine Allâh şöyle buyurdu: "Defol git! Onlardan sana uyanları cezalandıracağım ve sizin tam olarak cezanızı çekeceğiniz yer, cehennemdir."

17/64. "Kime gücün yetiyorsa ayart. Suvari ve piyade her türlü gücünle onların üzerine yürü, mal ve çocuklarını kullanarak onları doğru yoldan çıkar, onlara her türlü vaatte bulun!" Zaten şeytan, aldatmaktan başka ne vaad eder ki!

17/65. "Benim samimi kullarıma, senin hiçbir etkin olmayacaktır. Rabbin, onlara koruyucu olarak yeter."

17/66. Çünkü o, ikramından yararlanmanız için denizde gemiler yürütmektedir. Doğrusu o, size karşı çok merhametlidir.

17/67. Denizde başınıza bir sıkıntı gelse, Allâh'ın dışında taptığınız ilahların hepsi aklınızdan çıkıp gider. Ama sizi kurtarıp karaya çıkardığımızda, ondan yüz çevirip eski halinize dönersiniz. Gerçekten insan çok nankördür.

17/68. Allah'ın sizi yerin dibine geçirmesinden veya üzerinize taş yağdırmasından kendinizi güvende mi hissediyorsunuz? Başınıza geldiğinde kendinize bir yardımcı bulamazsınız.

17/69. Yahut sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize bir fırtına göndererek nankörlüğünüzden dolayı denizde boğmasından kendinizi güvende mi hissediyorsunuz? Bu takdirde sizi bundan koruyacak bir kimse de bulamazsınız.

17/70. Doğrusu biz âdemoğlunu şerefli kıldık. Onların karada ve denizde ulaşımını sağladık, onlara temiz ve helal rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.

17/71. Kıyamet günü, herkesi önderleriyle birlikte çağıracağız. Kitabı sağından verilenler, onu huzur içinde okuyacak ve onlara kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır.

17/72. Bu dünyada gerçeklere gözlerini kapayanlar, ahirette kör ve yolunu daha da şaşırmış olarak diriltileceklerdir.

17/73. Müşrikler sana indirdiğimizden başka bir şeyi vahiymiş gibi göstermen için çalışıyorlar. Eğer bunu başarsalardı, seni dost kabul edeceklerdi.

17/74. Seni vahiyle desteklemeseydik, neredeyse onlara biraz meyledecektin.

17/75. O zaman sana, dünyada da ahirette de kat kat acı tattırırdık. Bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.

17/76. Onlar seni yurdundan çıkarmak için tedirgin etmeye çalışıyorlar. Fakat ondan sonra kendileri de orada çok az hüküm süreceklerdir.

17/77. Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki izlediğimiz yol da budur. Bizim bu uygulamamızda herhangi bir değişiklik bulamazsın.

17/78. Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar belirli vakitlerde namaz kıl! Bir de sabah namazını kıl! Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.

17/79. Sana mahsus olmak üzere, gece uykudan kalkarak namaz kıl. Çünkü Rabbin seni öldükten sonra diriltecek ve yüce bir makama ulaştıracaktır.

17/80. Bunun için şöyle dua et: "Rabbim! Benim razı olacağın bir şekilde kabre girmemi ve oradan güvenle dirilip çıkmamı nasip et! Dünyada da inkârcılara karşı bana destek olacak kuvvetli bir delil ver."

17/81. Delil olarak da onlara şöyle de: "Gerçekleri açıklayan Kur’ân geldi ve batıl inançlar yıkıldı. Çünkü batıl inançlar yok olmaya mahkûmdur."

17/82. Bu Kur’ân'ı biz, müminler için ruhlara şifâ ve rahmet olarak indiriyoruz. Fakat bu ayetler, kâfirlerin sadece küfrünü artırmaktadır.

17/83. Ne zaman insana bir nimet versek, bizden yüz çevirip uzaklaşır; sıkıntıya uğrayınca da hemen umutsuzluğa düşer.

17/84. Rasûlüm, "Herkes kendi yapısına uygun şekilde davranır. Kimin doğru yolda olduğunu ise, en iyi Rabbiniz bilir." de!

17/85. Cebrâîl'in, niçin sadece sana vahiy getirdiğini soruyorlar. Onlara şöyle de: "O, Rabbimin emriyle vahyi getirmektedir. Cebrâil ve görevi hakkında size çok az bilgi verilmiştir."

17/86. Şüphesiz biz istesek, sana vahyettiğimizi tamamen çekip alırdık. Bu konuda seni bize karşı savunan birini bulamazdın.

17/87. Fakat Rabbinin bir rahmeti olarak böyle yapmadık. Çünkü onun sana olan ikramı çok büyüktür.

17/88. Rasûlüm şöyle de: "Bütün insanlar ve cinler, bu Kur’ân'ın benzerini yapmak için toplanıp birbirlerine yardım etseler, yine de bunu yapamazlar."

17/89. Bu Kur’ân'da insanlara, her türlü örneği verdik. Fakat onların çoğu, kabul etmeyip inkârda ısrar etti.

17/90. Onlar şöyle dedi: "Yerden bize kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız."

17/91. "Veya arasından nehirler akan hurma bahçen ve üzüm bağın olmadıkça inanmayacağız."

17/92. "Ya da, tehdit ettiğin gibi, göğü üzerimize parça parça indirmedikçe yahut Allâh'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe sana inanmayacağız."

17/93. "Yahut altından yapılmış bir evin olmadıkça veya göğe çıkıp oradan okuyacağımız bir kitap indirmedikçe sana inanmayacağız." Rasulüm onlara "Sübhanallah!.. Ben ancak peygamber olarak gönderilen bir insanım." de.

17/94. İnsanlara doğru yolu gösteren peygamberler geldikten sonra, Allâh'ın, peygamber olarak bir insanı göndermesini kabullenememeleri onların iman etmesine engel olmuştur.

17/95. Onlara şöyle de: "Yeryüzünün sakinleri melekler olsaydı; o zaman biz, onlara gökten bir meleği peygamber olarak gönderirdik."

17/96. "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allâh yeter! Çünkü o kullarını hakkıyla bilir ve görür."

17/97. Allâh'ın gösterdiği yolda gidenler, gerçek yolu bulmuştur; yanlış olduğunu bildirdiği yoldan gidenler ise, doğru yoldan çıkmıştır; artık onların, Allâh'a karşı bir yardımcısı da yoktur. Kıyamet günü onları kör, sağır ve dilsiz bir şekilde yüz üstü mahşer yerinde toplarız. Onların yeri Cehennemdir. Cehennem ateşi zayıfladıkça tekrar alevlendireceğiz.

17/98. Onlar ayetlerimizi inkâr edip, "Biz kemik yığını ve toz-toprak olduktan sonra mı, yeniden dirileceğiz?" dedikleri için, böyle cezalandırılacaklardır.

17/99. Gökleri ve yeri yaratan Allâh'ın, dünyadaki şekilleriyle onları terkar yaratmaya gücünün yeteceğini düşünemiyorlar mı? Allâh onlara, geleceğinde şüphe olmayan bir süre belirlemiştir. Fakan onlar, yine de ahireti inkâr ederler.

17/100. Onlara şöyle de: "Rabbimin hazinelerine sahip olsaydınız, yine de, tükenir diye cimrilik ederdiniz. Çünkü insan, çok cimridir."

17/101. Doğrusu biz Mûsâ'ya, apaçık dokuz mucize verdik. İstersen bunları İsrâiloğullarına sor. Mûsâ, onlara geldiğinde Firavun, "Ey Mûsâ, senin büyülenmiş olduğunu düşünüyorum." demişti.

17/102. Mûsâ, "Ey Firavun! Senin de bildiğin gibi bu mucizeleri, göklerin ve yerin Rabbi, sizin ders almanız için indirmiştir. Ben de senin kesin olarak helak olacağını düşünüyorum." demişti.

17/103. Bunun üzerine Firavun, onları ülkesinden sürüp çıkarmak isteyince biz, onu ve beraberindekileri denizde boğmuştuk.

17/104. Bu olaydan sonra İsrâiloğullarına, "Bu topraklara yerleşin. Kıyamet kopunca hepinizi bir araya toplayacağız." dedik.

17/105. Biz Kur’ân'ı değişmeyen bir gerçek olarak indirdik, o da gerçekleri ifade etmektedir. Biz seni sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

17/106. Kur’ân'ı insanlara sindire sindire okuman için toptan değil parça parça indirdik.

17/107. Rasûlüm onlara şöyle de: "Kur’ân'a ister inanın, ister inanmayın! Bu onun değerinden bir şey eksiltmez. Nitekim daha önce kendilerine kitap verilip onu kavrayanlar, bunu fark eder ve Kur’ân okunduğunda ona boyun eğer."

17/108. "Onlar 'Rabbimiz her türlü noksanlıktan uzaktır ve orur vaadi mutlaka yerine gelecektir.' derler."

17/109. "Onlar ağlayarak secdeye kapanırlar. Bu durum onların Kur’ân'a olan saygılarını artırır."

17/110. "İster Allâh, ister Rahman diye dua edin. Onun güzel isimleri vardır; hangisiyle isterseniz onunla yalvarıp yakarın." Rasulüm namaz ve duanda, sesini ne çok yükselt, ne de alçalt; ikisi arasında bir yol tut!

 

17/111. Bir de, "Hiçbir çocuk edinmeyen, hâkimiyetinde ortağı bulunmayan, aciz olmadığı için bir yardımcıya ihtiyaç duymayan Allâh, her türlü övgüye layıktır" de ve onu gereği gibi yücelt!