İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

019. Meryem Sûresi

19/1. Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.

19/2. Bu ayetler Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan ikramını anlatmaktadır.

19/3. O, Rabbine içinden yalvarmıştı.

19/4. Zekeriya şöyle dua etmişti: "Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim, sana yaptığım duaların hiç birinde senden ümidimi kesmedim."

19/5. "Benden sonra geride kalacakların doğru yoldan sapacaklarından endişe ediyorum. Karımın hiç çocuğu olmadı. Bana, yerime geçecek bir çocuk bağışla!"

19/6. "Bana ve Ya'kûb'un neslinden gelen peygamberlere mirasçı olacak, kendisinden hoşnut olduğun bir evlat ver!"

19/7. Allâh, "Müjde ey Zekeriyyâ! Yahya adında bir oğlun olacak. Daha önce biz, kısır anne ve çok yaşlı babaya böyle bir çocuk vermemiştik." diye cevap verdi.

19/8. Bunun üzerine Zekeriyya, sevinçle "Rabbim! Ben çok yaşlı ve karım da kısır olduğu halde bizim çocuğumuz mu olacak!" dedi.

19/9. Melek, "Evet, çocuğunuz olacak! Nitekim Rabbin şöyle buyurdu: 'Bu benim için kolaydır. Daha önce seni yoktan yarattığım gibi, bunu da yaratırım.'" diye cevap verdi.

19/10. Zekeriyya, "Rabbim, öyleyse çocuğumun olacağına dair bana bir işaret göster." dedi. Melek, "İşaret olarak, sağlıklı olduğun halde insanlarla üç gün  konuşamayacaksın." dedi.

19/11. Nitekim Zekeriyya, ibadethanedeki bölmesinden halkının huzuruna çıkıp konuşamayınca, onlara, sabah-akşam devamlı Allâh'ı tesbih etmelerini işaret etti.

19/12. Daha çocuk yaştayken Zekeriyya, oğluna "Kitaba sımsıkı sarıl!" dedi. Çünkü biz ona ilâhî mesajları kavrama yetisi vermiştik.

19/13. Lütfumuzla o, şefkatli, temiz ve Allâh'a karşı kuluk bilincinde bir kimse oldu.

19/14. Yahya, anne babasına karşı görevini yerine getirirdi; zorba ve isyankâr biri değildi.

19/15. İşte bunun için o, doğduğu ve öldüğü günde olduğu gibi, dirileceği ahiret gününde de esenlik içinde olacaktır.

19/16. Kur’ân'da Meryem'i anlat: Nitekim o, ailesinden ayrılıp mescidin doğu tarafında bir yere çekilmişti.

19/17. Orada Meryem, insanlarla arasına perde çekmişti. Biz ona Cebrâîl'i gönderdik. O, Meryem'e güzel bir insan şeklinde göründü.

19/18. Onu görünce Meryem, "Senden, merhameti sonsuz olan Allâh'a sığınırım! Allâh'tan korkuyorsan bana dokunma!" dedi.

19/19. Cebrâîl, "Korkma! Ben sadece Rabbinin bir elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuk vereceğini müjdelemek için geldim." dedi.

19/20. Meryem, "Benim nasıl çocuğum olabilir? Çünkü bana hiç bir insan eli dokunmamıştır, sonra ben kötü kadın da değilim." dedi.

19/21. Cebrâîl, "Evet, çocuğun olacak! Çünkü Rabbin, 'Bu benim için kolaydır. Bunu insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet olarak yapacağız. Artık bu kesin bir hükümdür.' diye buyurmuştur" dedi.

19/22. Meryem, çocuğuna gebe kalınca insanlardan uzak bir yere çekildi.

19/23. Doğum sancısından dolayı bir hurma ağacına dayanarak, "Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!" dedi.

19/24. Ağacın altından şöyle bir ses geldi: "Üzülme, Rabbin, doğurduğun kişiyi şerefli kılacaktır."

19/25. "Hurma ağacını silkele; senin için taze hurma dökülecektir."

19/26. "Gözün aydın olsun; artık ye, iç! Biriyle karşılaşırsan, 'Bugün bu konuyla ilgili hiç kimseyle konuşmayacağım diye Merhameti sonsuz olan Allâh'a söz verdim.' de."

19/27. Kucağında çocuğuyla birlikte halkının yanına gelince onlar şöyle dediler: "Meryem, çok kötü bir şey yapmışsın."

19/28. "Ey Hârûn'un kız kardeşi! Baban kötü bir kimse, annen de kötü kadın değildi."

19/29. Bunun üzerine Meryem, onların çocukla konuşmalarını işaret edince, "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" diye çıkıştılar.

19/30. Bunun üzerine çocuk şöyle dedi: "Ben Allâh'ın kuluyum. O bana kitap verecek ve beni peygamber yapacaktır."

19/31. "Allâh beni her yerde mübarek kıldı. Bunun sonucu olarak, yaşadığım sürece, bana namaz kılacak ve zekât vereceğim."

19/32. "Anneme saygılı davranıp, isyan etmeyeceğim. Hiç kimseye de zorbalık yapmayacağım."

19/33. "Doğduğum günde olduğu gibi, öleceğim günde de, tekrar dirileceğim ahiret gününde de esenlik içinde olacağım."

19/34. İşte bu, hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsâ'nın kıssasıdır.

19/35. Babasız dünyaya geldiği için “İsâ Allâh’ın oğludur” diyorlar, hâşâ, Allâh'a çocuk edinmez. Çünkü o, bir şeyi yapmak istediğinde, meydana gelmesi için onun "ol!" demesi yeterlidir.

19/36. Hâlbuki İsâ devamlı şöyle derdi: “Allâh, benim de, sizin de rabbinizdir; öyleyse ona kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”

19/37. Buna rağmen onlar aralarında görüş ayrılığına düştüler. Herkesin hazır bulunacağı kıyamet gününde vay o gerçekleri inkâr edenlerin haline!

19/38. Onlar huzurumuza gelecekleri kıyamet günü, gerçekleri çok iyi görüp işitecekler. Fakat o gün kâfirler, tam bir şaşkınlık içinde olacaklardır.

19/39. Gaflet içinde olan ve iman etmeyen o zalimleri, yaptıklarından pişman olacakları kıyamet günüyle uyar. Çünkü o gün, her şeyin hükmü verilip uygulanacaktır.

19/40. O gün, dünya ve üzerindeki her şey yok olacak, yalnız biz kalacağız. Sonunda herkes diriltilip huzurumuza gelecektir.

19/41. Kur’ân'da İbrahîm'i de anlat: Gerçekten o, dosdoğru bir peygamberdi.

19/42. Bir gün İbrahim, babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan putlara niçin tapıyorsun?"

19/43. "Babacığım! Vahiy sana değil bana gelmiştir. O halde bana uyarsan, seni doğru yola çıkarırım."

19/44. “Babacığım! Şeytana uyma! Çünkü o, merhameti sonsuz olan Allâh'a isyan etmiştir.”

19/45. “Babacığım! Korkarım ki, şeytanın dostu olduğun için, merhameti sonsuz olan Allâh, sana azap edecektir.”

19/46. Babası, "Ey İbrâhîm, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Bundan vaz geçmezsen, seni rezil ederim. Bu yüzden uzun bir süre benden uzak dur!" dedi.

19/47. İbrâhîm şöyle dedi: “Allâh iyiliğini versin! Seni bağışlaması için Rabbime dua edeceğim. Çünkü o her zaman bana lutfetmiştir.”

19/48. “Allâh'tan başka taptıklarınızla sizi başbaşa bırakıyorum. Ben yalnız Rabbime dua ederim. Çünkü Rabbimin dualarımı kabul edeceğinden asla ümit kesmem.”

19/49. İbrahim, onları taptıklarıyla başbaşa bırakıp başka bir yere yerleşince, biz ona İshâk'ı ve Ya'kûb'u verdik ve hepsini peygamber yaptık.

19/50. Onlara rahmetimizle mal ve çocuklar verdik ve onların bütün dinlerde övgüyle anılmasını sağladık.

19/51. Kur’ân'da Musâ'yı da anlat: Çünkü o, samimi bir kul ve tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

19/52. Sînâ dağının sağ tarafından seslenerek onu özel bir konuşma yapmak için kendimize yaklaştırdık.

19/53. Ona merhamet edip, kendisine yardımcı olmak üzere kardeşi Hârûn'u peygamber olarak görevlendirdik.

19/54. Kur’ân'da İsmâîl'i de anlat. Çünkü o, sözünde duran bir kişi ve tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

19/55. O, halkına namazı ve zekâtı emrediyordu ve Rabbinin hoşnutluğunu kazanmış biriydi.

19/56. Kur'an'da İdris'i de anlat. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi.

19/57. Ona yüce bir makam verdik.

19/58. İşte bunlar, Adem'in ve Nuh ile birlikte gemide bulunanların, İbrâhîm'in, Ya'kûb'un ve doğru yolu gösterip peygamber olarak seçtiklerimizin soyundan gelen kendilerine ikramda bulunduğumuz peygamberlerdir. Onlar, kendilerine merhameti sonsuz olan Allâh'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar.

19/59. Onlardan sonra, namaz kılmayan, nefsin arzu ve isteklerine uyan kimseler gelmiştir. Bunlar, azgınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir.

19/60. Fakat tövbe edip iman ederek yararlı işler yapanlar Cennete girecekler ve hiç bir şekilde kendilerine haksızlık yapılmayacaktır.

19/61. Kalacakları bu Cennet, merhameti sonsuz olan Allâh'ın kullarına vadettiği ve onların da görmeden inandıkları bir yerdir. Çünkü Allâh'ın bu vaadi, kesinlikle gerçekleşecektir.

19/62. Onlar cennette, boş ve rahatsız eden konuşmalar değil, huzur ve mutluluk veren sözler işiteceklerdir. Orada arzu ettikleri her türlü nimet, istedikleri an kendilerine sunulacaktır.

19/63. İşte bu cenneti, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olan kullarımıza vereceğiz.

19/64. Cennetlikler, "Biz burada ancak Allâh'ın izniyle kalıyoruz. Geçmiş, gelecek ve bütün zamanlarda bulunan her şey onundur. Senin Rabbin hiçbir şeyi unutmaz, karşılığını verir." derler.

19/65. Allâh göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki herşeyin sahibidir. Öyleyse ona kulluk et ve bunda devamlı ol! Çok iyi biliyorsun ki, onun eşi ve benzeri yoktur.

19/66. Buna rağmen kâfirler, "Öldükten sonra, tekrar diriltilecek miyiz?" derler.

19/67. Peki onlar, daha önce kendilerini yoktan var ettiğimizi düşünmezler mi?

19/68. Rabbine yemin olsun, biz onları şeytanlarla birlikte huzurumuzda toplayacak, sonra Cehennemin çevresinde diz çökmüş olarak bekleteceğiz.

19/69. Mahşerde her topluluktan, merhameti sonsuz olan Allâh'a karşı gelmekte aşırı gidenleri ayıracağız.

19/70. Çünkü biz, cehenneme girmeye kimin layık olduğunu çok iyi biliriz.

19/71. Sonra onlara şöyle denir: “Rabbinizin hükmü kesindir; hepiniz Cehenneme gireceksiniz.”

19/72. Sonunda Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları kurtarır ve zâlimleri cehennemde yüz üstü bırakırız.

19/73. Ahiretle ilgili bu ayetlerimiz onlara okunduğunda kâfirler, müminlere, "Ahireti bırakın! Dünyada inanlar ile inanmayanlardan hangisi mal ve itibar bakımından daha üstündür?" derler.

19/74. Biz onlardan önce de, nice güçlü-kuvvetli, zengin ve itibarlı nesli helak etmiştik.

19/75. Rasûlüm şöyle de: "Doğru yoldan sapanlara, merhameti sonsuz olan Allâh bir süre imkân verse de bir gün kendilerine vaad edilen azap veya kıyamet gelecektir. O zaman herkes, kimin daha kötü bir yerde ve daha zayıf olduğunu anlayacaktır."

19/76. Allâh, doğru yolda gidenlerin feyzini artırır. Rabbinin katında kalıcı ve yararlı işler yapmak, ödül ve sonuç bakımından daha hayırlıdır.

19/77. Ayetlerimizi inkâr edip, "Eğer ahiret varsa, orada bana mal da, evlat da verilecektir. O zaman hakkını alırsın!" diyen kimsenin durumuna bir bak!

19/78. O adam, ahirette olacakları mı biliyor, yoksa merhameti sonsuz olan Allâh'tan söz mü aldı da böyle konuşuyor.

19/79. Kesinlikle hayır! Biz onun söylediklerini kaydedecek ve azabını artıracağız.

19/80. Onun sözünü ettiği mal ve evladı elinden alacağız ve o huzurumuza tek başına çıkacaktır.

19/81. O inkârcılar, kendilerine destek olması için Allâh'la birlikte başka ilah edindiler.

19/82. Kesinlikle hayır! İlâh olduğunu iddia ettikleri şeyler, kıyamette, "Bize ibadet edin!" demedik diye, karşı çıkacaklardır.

19/83. Görmüyor musun biz, şeytanları serbest bıraktık da, kâfirlere musallat olup onları kışkırtıyorlar.

19/84. Onların başına felaket gelmesi için acele etme! Çünkü biz onlar için gün sayıyoruz.

19/85. Biz, kıyamet günü Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları, huzurumuzda konuklar olarak toplayacağız.

19/86. Kâfirleri ise, suya götürülen hayvanlar gibi Cehenneme süreceğiz.

19/87. Merhameti sonsuz olan Allâh'ın emrine uymadıkça kimse yardım alamayacaktır.

19/88. Kâfirler, "Merhameti sonsuz olan Allâh'ın çocuğu vardır." dediler.

19/89. Böyle demekle onlar, çok çirkin bir şey yaptılar.

19/90. Bu sözlerinden dolayı, neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılıp dağlar da un ufak olacaktı.

19/91. Çünkü onlar, merhameti sonsuz olan Allâh'ın oğlu olduğunu iddia ediyorlar.

19/92. Hâlbuki Allâh'a çocuk edinmek yakışmaz.

19/93. Göklerde ve yerde bulunan herkes, kıyamet gününde merhameti sonsuz olan Allâh'ın huzuruna bir kul olarak gelecektir.

19/94. Şüphesiz Allâh, onların hepsini tek tek bilmektedir.

19/95. Kıyamet günü onların hepsi, Allâh'ın huzuruna tek başına çıkacaktır.

19/96. Merhameti sonsuz olan Allâh, iman edin yararlı işler yapanları sevecek ve sevdirecektir.

19/97. Biz, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları müjdelemen ve inatçı kişileri de uyarman için kolayca anlaşılsın diye Kur’ân'ı Arapça olarak indirdik.

 

19/98. Biz onlardan önce pek çok nesli yok ettik. Şimdi sen onları ne görür ne de duyarsın.