İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

021. Enbiyâ Sûresi       

21/1. İnsanların hesaba çekileceği gün yaklaştı. Böyle iken onlar hâlâ gaflet içinde gerçeklerden yüz çevirmektedirler.

21/2. Onlar, Rablerinden gelen her ayeti, sadece alay ederek dinlerler.

21/3. Onlar, oyun ve eğlenceye dalmışlardır. Zâlimler kendi aralarında, gizlice, "Bu adam da, sizin gibi bir insandır. Bile bile onun sihrine mi kapılacaksınız?" dediler.

21/4. Peygamber de onlara, "Gizli konuşmanızın faydası yok. Çünkü Rabbim göklerde ve yerde konuşulan her sözü bilir. O her şeyi hakkıyla işiten ve bilendir." dedi.

21/5. Onlar ise, “Bunlar hayal ürünü sözlerdir. Hatta bunları kendisi uydurmuştur. O olsa olsa bir şairdir. Doğru söylüyorsa, önceki peygamberler gibi bize bir mucize getirsin." dediler.

21/6. Onlardan önce pek çok memleketin halkına mucize gönderdiğimiz halde iman etmediler; biz de onları bu yüzden helak ettik. Şimdi bunlar mı iman edecek?

21/7. Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz insanları peygamber olarak gönderdik. Bunu bilmiyorsanız, kendilerine kitap verilenlere sorun.

21/8. Biz peygamberleri, yemeyen, içmeyen ihtiyacı olmayan meleklerden göndermedik. Onlar ölümsüz de değildir.

21/9. Sonra o peygamberlere verdiğimiz sözü yerine getirdik. Onlarla birlikte dilediğimizi kurtardık. Aşırı gidenleri ise yok ettik.

21/10. Elbette biz size, hükümlerine uymanız halinde sizi şereflendirecek bir kitap verdik.  Hâlâ düşünmeyeck misiniz?

21/11. Halkı zalim olan pekçok memleketi yerlebir ettik ve onların yerine başkalarını getirdik.

21/12. Onlar azabımızın geleceğini sezince, oradan kaçmaya yeltendiler.

21/13. Onlara, “Hadi kaçmayın da, sizi şimartan konfor ve konaklarınıza dönün bakalım! Nasıl olsa ahirette bu nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.” denildi.

21/14. Azap başlarına gelince onlar, "Eyvâh! Gerçekten biz kendimize yazık etmişiz." diye feryat ettiler.

21/15. Bu feryatları devam edip gitti. Sonunda onları biçilmiş ekine, ateşi sönmüş küle döndürdük.

21/16. Biz göğü, yeri ve bunların arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.

21/17. Eğlenmek isteseydik, katımızda eğlenecek çok şey bulurduk! Fakat biz böyle yapmayız.

21/18. Hayır! Aksine biz batılın karşısına hakkı çıkarınca, o hak batılı darmadağın eder ve o da yok olup gider. Allâh'a yakıştırdıklarınızdan dolayı vay sizin halinize!

21/19. Göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi odur. Melekler Allâh'a kulluk etmekte ne büyüklenir, ne de usanırlar.

21/20. Onlar, gece gündüz hiç durmadan Allâh'ı tesbih ederler.

21/21. Yine de bazı insanlar, bir takım dünyevî varlıkları, sanki ölüleri diriltebilecekmiş gibi, ilâh ediniyorlar.

21/22. Allâh'tan başka ilahlar olsaydı, yerin ve göğün düzeni bozulurdu. Arşın sahibi olan Allâh, onların yakıştırdıklarından uzaktır.

21/23Allah yaptıklarından asla sorgulanamaz, fakat insanlar yaptıkları her şeyden sorgulanacaktır.

21/24. Böyleyken onlar Allâh'ın yanısıra başka ilahlar mı ediniyorlar. Onlara, "Öyleyse iddianızı ispat edecek delillerinizi getirin. Bana ve benden öncekilere gönderilen kitaplarda Allâh'tan başka ilah olmadığı bildirilmektedir." de. Onların çoğu, bilmediği için gerçeklerden yüz çevirmektedir.

21/25. Biz, senden önce gönderdiğimiz her peygamberlere, "Benden başka ilâh yoktur; o halde yalnız bana ibadet edin!" diye vahyettik.

21/26. Böyle iken onlar, "Melekler, merhameti sonsuz olan Allâh'ın çocuklarıdır" dedi. Hâşâ, öyle değil! Onlar, Allâh'ın seçkin kullarıdır.

21/27. Melekler, Allâh'ın izni olmadan konuşmazlar, sadece onun emri doğrultusunda hareket ederler.

21/28. Allâh, meleklerin yaptıklarını da, yapacaklarını da iyi bilir. Onlar Allâh’tan korktukları için, onun hoşnut olduklarının dışında hiç kimsenin kurtuluşu için dua etmezler.

21/29. Meleklerden biri, "Allâh'ın dışında ben de ilâhım." derse, onu Cehenneme atarız. Çünkü biz zâlimleri böyle cezalandırırız.

21/30. Gökler kapanıp yağmur yağdırmaz ve yer kuruyup bitki vermezken, Allâh’ın göğü açıp yağmur yağdırdığını ve yeri yarıp bitki çıkardığını kafirler görmüyor mu? Hâlâ inanmayacaklar mı?

21/31. Üzerindekileri sarsmaması için yeryüzüne sabit yüce dağlar yerleştirdik. Onların gidecekleri yerlere ulaşabilmesi için de dağların arasında yollar ve geçitler açtık.

21/32. Gökyüzünü de, zararlı ışın, gök taşı ve benzerine karşı koruyucu kalkan kıldık. Buna rağmen onlar, Allâh'ın kudretine işaret eden bu delillerinden yüz çeviriyorlar.

21/33. Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan Allâh'tır. Uzayda bulunan yıldız ve gezegenlerin tamamı, kendi yörüngesinde hareket etmektedir.

21/34. Daha önce biz hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen öleceksin de, onlar temelli mi kalacaklar?

21/35. Herkes ölecektir. Sizi dünyada iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz ve sonunda hesap vermek üzere huzurumuza geleceksiniz.

21/36. Kâfirler seni gördüklerinde, "İlâhlarımız hakkında ileri geri konuşan bu mu?" diye seninle alay ediyorlar. Aslında böyle yapmakla onlar, merhameti sonsuz olan Allâh'ın kitabını inkâr etmiş olurlar.

21/37. İnsan, çok aceleci yaratılmıştır. Azabımı size göstereceğim; acele etmeyin.

21/38. Onlar, "Doğru söylüyorsanız, bu tehdit ettiğiniz azap ne zaman gerçekleşecektir." derler.

21/39. Keşke kâfirler, ahirette yüz ve sırtlarını yalayan ve her taraftan onları saran ateşe engel olamayacaklarını ve kendilerine hiç kimsenin yardım edemeyeceğini bilselerdi!

21/40. Hiç beklemedikleri azap ansızın gelince onlar apışıp kalacaklardır. Artık onu geri çevirmeye ne güçleri yetecek, ne de onlara tövbe etmeleri için zaman tanınacaktır.

21/41. Senden önce de birçok peygamberle alay edilmişti. Alay konusu yaptıkları azap, bir gün onları kuşatmıştır.

21/42. Onlara, “Merhameti sonsuz olan Allâh'ın gece veya gündüz gelecek azabından sizi kim kurtaracak?” de. Buna rağmen onlar, Rablerinin mesjından yine de yüz çevirirler.

21/43. Yoksa bize karşı kendilerini savunacak ilâhları mı var? Hâlbuki onların ilâh olduğunu iddia ettikleri şeyler ne kendilerine yardım edebilir ne de bizden yardım görür.

21/44. Bizim verdiğimiz nimetle onlar ve ataları uzun süre yaşadı. Şimdi, her yandan topraklarının ellerinden gittiğini görmüyorlar mı? Hala galip geleceklerini mi sanıyorlar!

21/45. Rasûlüm, “Ben sizi kendiliğimden değil, vahye dayalı olarak uyarıyorum.” de! Fakat gerçeklere kulaklarını tıkayanlar, ne kadar uyarılsalar da bu çağrıyı duymazdan gelirler.

21/46. Fakat onlara Rabbinin küçücük bir azabı dokunursa, yaptıkları kötülüğü anlar ve "Eyvâh! Gerçekten biz zâlimlerdenmişiz." derler.

21/47. Kıyamet günü ameller adaletli olarak değerlendirilecek; kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır. O gün zerre miktarı da olsa iyi ve kötü her şeyi insanın önüne koyacağız. Kimse bizden daha iyi hesap göremez.

21/48. Biz Mûsâ ve Hârûn'a, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar için bir öğüt ve ışık olmak üzere hak ile batılı birbirinden ayıran Kitabı verdik.

21/49. Onlar gözleriyle görmedikleri halde Rablerine gönülden saygı duyarlar ve kıyametin dehşetinden de korkarlar.

21/50. Bu Kur’ân, Muhamed’e indirdiğimiz mübârek bir mesajdır. Şimdi siz onu inkâr mı ediyorsunuz?

21/51. Biz daha önce İbrâhîm'e uyacağı doğru yolu göstermiştik. Zaten biz onun peygamberliğe ehil olduğunu biliyorduk.

21/52. İbrâhîm, babasına ve halkına, "Ne diye bu putlara tapıyorsunuz?" demişti.

21/53. Onlar, “Atalarımızdan böyle gördük; onlar putlara tapıyordu." dediler.

21/54. Bunun üzerine İbrâhîm, "Siz ve atalarınız tamamen doğru yoldan sapmışsınız." dedi.

21/55. Onlar, “Bu getirdiğin şey gerçekten Allâh kelamı mı, yoksa  bizimle alay mı ediyorsun?” dediler.

21/56. İbrâhîm, “Alay etmiyorum! Sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin sahibi olan Allâh'tır. Bunları yaratan odur. Ben bunun doğru olduğuna şâhitlik ederim." dedi.

21/57. Ve içinden de, “Allâh'a yemin olsun ki, siz buradan ayrıldıktan sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım.” dedi.

21/58. Onlar ayrılınca İbrahim, putların hepsini paramparça etti; ona sormaları için yalnız büyük putu sağlam bıraktı.

21/59. Onlar dönüp gelince, “İlâhlarımıza bunu kim yaptı? Bunu kim yaptıysa o, zâlimin biridir.” dediler.

21/60. Bir kısmı “İbrahim denilen bir gencin putlar hakkında ileri geri konuştuğunu duymuştuk.”  dedi.

21/61. Diğerleri, “Yapılacak sorgulamayı herkesin görmesi için onu insanların önüne çıkarın.” dedi.

21/62. İbrâhîm getirilince ona, “Ey İbrâhîm, ilahlarımıza bunu sen mi yaptın?” diye sordular.

21/63. İbrahim, “Hayır! Onu şu büyük put yapmıştır; konuşabiliyorlarsa onlara sorun!” dedi.

21/64. Bunun üzerine içlerinden “Asıl zâlim bizmişiz.” dediler.

21/65. Sonra yine batıl düşüncelerine dönüp, “Sen de biliyorsun ki bunlar konuşmaz.” dediler.

21/66. Bunun üzerine İbrâhîm şöyle dedi: "Allâh'ı bırakıpda size hiçbir fayda ve zararı olmayan şeylere mi tapıyorsunuz?"

21/67. “Öyleyse size ve Allâh'tan başka taptıklarınıza yazıklar olsun! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?”

21/68. İçlerinden bir grup, "Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakarak ilâhlarınızın onurunu koruyun." dedi.

21/69. Biz de, "Ey ateş! Serin ol, İbrâhîm'e zarar verme!" dedik.

21/70. Onlar, İbrahim'i cezalandırmak için bir plan yapmak istediler. Biz de bunu boşa çıkardık.

21/71. Biz İbrâhîm'i ve Lût'u kurtarıp herkes için bereketli kıldığımız yere ulaştırdık.

21/72. İbrâhîm'e oğlu İshâk'ı ve torunu Yakub'u verdik. Onların hepsine peygamberlik verdik.

21/73. Onları, emrimiz doğrultusunda yol gösteren önderler yaptık ve onlara hayırlı işler yapmalarını, namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrettik. Bunlar, yalnız bize kulluk eden kimselerdi.

21/74. Biz Lût'a ilim ve ince kavrayış yeteneği verdik, onu çirkin işler yapan bir halkın elinden kurtardık. Şüphesiz onlar doğru yoldan çıkan kötü bir halktı.

21/75. Lût'u, rahmetimizle kuşattık. Çünkü o, erdemli kimselerdendi.

21/76. Nûh'a da peygamberlik verdik. Daha önce o, dua etmiş, biz de onun duasını kabul edip onu ve ailesini büyük tufandan kurtarmıştık.

21/77. Ayrıca ona ayetlerimizi yalanlayan halkına karşı yardım ettik ve çok kötü oldukları için halkının hepsini suda boğmuştuk.

21/78. Dâvûd ve Süleymân'a da peygamberlik vermiştik. Bir defasında onlar, bir koyun sürüsünün geceleyin ekin tarlasına girmesi hakkında hüküm vermişlerdi. Biz de onların hükümlerine tanık olmuştuk.

21/79. Süleyman'a davanın çözümünü biz öğrettik. Ayrıca her ikisine de ilim ve ince kavrayış yeteneği verdik. Dâvûd'a verdiğimiz yetenekten dolayı, o Allâh'ı tespih ederken, dağlarda güzel sesi yankılanır, kuşlar da ötüşerek ona eşlik ederdi. İşte bunları yapan biziz.

21/80. Bir de Dâvûd'a, savaşta sizi koruması için zırh yapmayı öğrettik. Bunlar için şükrediyor musunuz?

21/81. Fırtınayı Süleymân'ın emrine verdik. Onun emriyle fırtına, bereketli topraklara doğru eserdi. Biz her şeyi biliriz.

21/82. Denize dalıp inci, mercan gibi değerli eşyalar çıkaran ve bunun dışında başka işler yapan cinleri de Süleyman'ın emrine verdik. Şeytanları onun emrinde biz tutuyorduk.

21/83. Eyyûb'a da peygamberlik verdik. O, "Ey Rabbim! Ben büyük bir sıkıntıya düştüm. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." diye dua etmişti.

21/84. Biz de duasını kabul edip onu, sıkıntıdan kurdardık; kaybettiği ailesini ve malını bir kat fazlasıyla kendisine geri verdik. Bunu katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir ders olarak yaptık.

21/85. İsmâîl'e, İdrîs'e ve Zü'l-Kifl'e de peygamberlik verdik. Bunların hepsi, sabırlı kimselerdi.

21/86. Onları peygamberlik nimetimizle şereflendirdik. Çünkü onlar, erdemli kimselerdi.

21/87. Yûnus'a da peygamberlik verdik. O ise, halkına öfkelendiği için, kendisini sıkıştırmayacağımızı sanarak emrimizi beklemeden ayrılmıştı. Fakat biz onu yakalayınca, balığın karnında sıkıntılar içinde şöyle dua etmişti: "Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan uzaksın. Ben, kendine yazık edenlerden oldum."

21/88. Biz duasını kabul edip onu, sıkıntısından kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

21/89. Zekeriyya'ya da peygamberlik vermiştik. O, "Rabbim! Gerçi sen en hayırlı mirasçısın ama, beni dünyada evlatsız tek başıma bırakma." diye dua etmişti.

21/90. Biz de duasını kabul ettik; eşini doğurmaya uygun hale getirip Yahya'yı verdik. Çünkü onlar, iyilikte yarışıyor, rahmetimizi ümit edip, azabımızdan korkarak bize ibadet ediyorlardı. Onlar bize gönülden saygı duyan kimselerdi.

21/91. Namusunu koruyan Meryem'e de nimet verdik. Evli olmadığı halde biz, onun karnında Îsâ'yı canlandırdık. Böylece onu ve oğlunu herkese kudretimizi gösteren bir delil yaptık.

21/92. Şüphesiz bütün peygamberlerin tebliğ ettiği din, sizin de dininizdir. Çünkü tek bir din vardır. Ben de hepinizin Rabbiyim, öyleyse yalnız bana kulluk edin.

21/93. Fakat insanlar bu din birliğini paramparça ettiler. Onların hepsi bize döneceklerdir.

21/94. Müminlerden iyi işler yapanların çabaları asla karşılıksız kalmaz. Çünkü biz yaptıklarını kaydediyoruz.

21/95. Helak ettiğimiz bir memleket halkının, dünyaya geri gelmesi mümkün değildir.

21/96. Kıyamete yaklaşıp setler açılınca, Ye'cüc ve Me'cüc, her taraftan akın edecektir.

21/97. Kıyamet koparken, kâfirlerin gözleri yuvalarından fırlayacak ve "Yazıklar olsun bize! Bu gerçekleri nasıl göz ardı etmişiz. Doğrusu biz kendimizi yazık etmişiz." diyeceklerdir.

21/98. Onlara, "Siz ve Allâh'tan başka taptıklarınız Cehennem yakıtısınız. Elbette siz oraya gireceksiniz." denilecektir.

21/99. Eğer o taptıkları putlar ilâh olsaydı, Cehenneme girmezlerdi. Hâlbuki hepiniz, temelli orada kalacaksınız.

21/100. Orada onlar, inim inim inleyecek, kendilerini mutlu edecek hiç bir söz de işitmeyeceklerdir.

21/101. Yaptıklarına karşılık tarafımızdan güzel bir ödül hak edenler, Cehennemden uzak olacaklardır.

21/102. Onlar, Cehennemin sesini duymayacak, canlarının çektiği nimetler içinde temelli kalacaklardır.

21/103. Cennetlikleri, kıyametin dehşeti bile tasalandırmaz. Melekler onları, "İşte bu, size vadedilen gündür." diye karşılarlar.

21/104. O gün göğü, yazılı kağıtları tomar yapar gibi düreriz. İlk başta yarattığımız gibi, onu tekrar yaratacağız. Bu bizim verdiğimiz sözdür; onu mutlaka yerine getireceğiz.

21/105. Tevrat’ta ve ondan sonra inen kitaplarda, yeryüzüne erdemli kullarımın sahip olması gerektiğini bildirdik.

21/106. Şüphesiz bunda, kulluk yapan kimseler için bir mesaj vardır.

21/107. Biz, bütün insanlara merhamet ettiğimiz için seni peygamber olarak gönderdik.

21/108. Rasûlüm, "Bana ancak, ilâhınızın bir tek Allâh olduğu vahyedilmiştir. Kabul ettiniz, değil mi?" de.

21/109. Eğer kabul etmezlerse, onlara şöyle de: "Ben bir ayrım yapmadan hepinize tebliğ ettim. Size vadedilen kıyametin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmiyorum."

21/110. "Şüphesiz Allâh, açıkça söylenen sözleri de, gizli söylediklerinizi de bilir."

21/111. "Bilmiyorum, belki bu hayat, sizin için imtihan ve belli zamana kadar yararlanmak için bir ertelemedir."

 

21/112. "Rabbim, onlarla aramızda gerçek hükmü ver! Bizim Rabbimizin merhameti sonsuzdur ve sizin bunca isnat ve iftiralarınıza karşı kendisinden yardım istenen tek ilâhtır."