İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

024. Nûr Sûresi 

24/1. İndirdiğimiz bu surenin hükümleriyle amel etmenizi emrettik ve öğüt almanız için onda mesajlarımızı bildirdik.

24/2. Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüz sopa vurun. Allâh'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onun koymuş olduğu cezayı yerine getirirken onlara olan acıma duygunuz buna engel olmasın. Bu ceza uygulanırken, müminlerden bir grup da orada hazır bulunsun.

24/3. Zinakâr veya müşrik bir kadınla evlenmeyi sadece zinakâr erkekler kabul ederler. Aynı şekilde zinakâr veya müşrik bir erkekle evlenmeyi de sadece zinakâr kadınlar kabul eder. Zina müminlere haram kılınmıştır.

24/4. İffetli kadınlara iftira edip sonra da bunu dört şahitle ispat edemeyenlerin her birine seksener sopa vurun ve bir daha onların şahitliğini kabul etmeyin. Çünkü onlar doğru yoldan çıkmışlardır.

24/5. Fakat bundan sonra tövbe edip durumunu düzeltenler doğru yolu bulmuş olurlar. Çünkü Allâh, günahları çok bağışlayan ve merhamet edendir.

24/6. Karısına zina iftirasında bulunup da, kendisinden başka şahidi olmayanlar, iddialarını ispat etmek için dört şahit yerine, doğru söylediklerine dair Allâh'a yemin ederek dört defa şahitlik ederler.

24/7. Beşincisinde, "Eğer yalan söylüyorsam, Allâh'ın rahmetinden uzak olayım!" der.

24/8. Kadın, kendinden zina cezasının kaldırılması için, kocasının yalan söylediğine dair Allâh'a yemin ederek dört defa şahitlik eder.

24/9. Beşincide ise, "Eğer kocam doğru söylüyor ise, Allâh'ın öfkesi üzerime olsun!" der.

24/10. Allâh'ın merhameti, ikramı olmasıyda haliniz ne olurdu! Fakat Allâh tövbeleri kabul eder ve her şeyi yerli yerince yapar.

24/11. Âişe'ye zinâ iftirasında bulunanlar, içinizden küçük bir gruptur. Bunun hakkınızda kötü bir şey olduğunu sanmayın; aksine o, sabredip sevap elde etmeniz bakımından sizin için daha hayırlı olmuştur. Fakat o iftirayı atanların her birisi, kazandığı günahın cezasını çekecektir. İftiranın yayılıp büyümesine sebep olanlar ise, büyük bir azaba uğrayacaklardır.

24/12. Bu iftirayı duyduklarında kadın erkek bütün müminlerin, böyle bir şeyin olamayacağını düşünüp, "Bu, apaçık bir iftiradır!" demeleri gerekmez miydi?

24/13. Bu konuda onların dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Şahit getiremediklerine göre onlar, Allâh katında yalancıdırlar.

24/14. Dünya ve ahirette Allâh'ın size merhameti ve ikramı olmasaydı, bu iftiraya bulaşmanızdan dolayı büyük bir azaba uğrardınız.

24/15. Çünkü siz bunun basit bir şey olduğunu düşünerek, bu konuda hiç bir bilginiz olmadığı halde dilinize dolayıp aranızda konuşup durdunuz. Halbuki bunun, Allâh katında büyük bir sorumluluğu vardır.

24/16. İftirayı duyduğunuzda, "Bunu konuşmak bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

24/17. Allâh, bir daha böyle bir şey yapmamanızı emrediyor. Çünkü siz müminsiniz.

24/18. Allâh hükümlerini size böyle açıklıyor. O, her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

24/19. Müminler arasında ahlaksızlığın yayılmasını isteyenlere, dünyada da ahirette de can yakıcı bir azap vardır. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.

24/20. Allâh'ın size merhameti ve ikramı olmasaydı haliniz ne olurdu. Fakat o çok şefkatli ve merhametlidir.

24/21. Ey iman edenler! Şeytana uymayın. Çünkü şeytan, kendisine uyanlara kötülük ve ahlaksızlığı emreder. Eğer size Allâh'ın merhameti ve ikramı olmasaydı, hiç biriniz günahlarından temizlenemezdi. Fakat Allâh, bağışlanma dileyenin günahlarını temizler. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

24/22. Fazîletli ve zengin olanlar, davranışlarına kızarak akrabalara, yoksullara, Allâh yolunda hicret edenlere yardım etmekten geri durmasınlar. Affetsinler, hoşgörülü olsunlar. Allâh'ın günahlarınızı affetmesini istemez misiniz? O, günahları bağışlar ve çok merhamet eder.

24/23. Bir şeyden habersiz, namuslu, mümin kadınlara zinâ iftirasında bulunanlar, dünya ve ahirette Allâh'ın rahmetinden uzaktırlar; onlara büyük bir azap vardır.

24/24. Kıyamet gününde dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına şahitlik edecektir.

24/25. O gün Allâh, onlara hak ettikleri cezayı verecektir. Onlar da Allâh'ın, nasıl adeletli olduğunu anlayacaklardır.

24/26. Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara layıktır. İffetli kadınlar, iffetli erkeklere, iffetli erkekler de iffetli kadınlara yakışır. İşte bu iffetli insanlar, onların iftirasından uzaktır, onlar bağışlanacaktır ve onlara bol rızık verilecektir.

24/27. Ey iman edenler! İzin almadan ve selam vermeden başkasının evine girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Herhalde bunu düşünüp anlarsınız.

24/28. Evde kimseyi bulamazsanız, girmeye izniniz yoksa oraya girmeyin! İzin istediğinizde, size izin verilmezse geri dönün! Böyle davranmanız, itham altında kalmamanız için daha uygundur. Allâh, yaptıklarınızı hakkıyla bilir.

24/29. Terk edilmiş evlere, bir ihtiyaçtan dolayı girmenizde sakınca yoktur. Allâh, açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.

24/30. Rasûlüm mümin erkeklere, harama bakmamalarını ve iffetlerini korumalarını emret. Çünkü bu davranış, onların temiz bir hayat sürmeleri için daha uygundur. Doğrusu Allâh, onların yaptıklarını en ince noktasına kadar bilir.

24/31. Mümin kadınlara da şöyle de: Harama bakmayın, iffetlerinizi koruyun, görülmesi helal olan el ve yüz dışındaki organlarınızı göstermeyin ve baş örtülerinizi boyunlarınızı örtecek şekilde bağlayın. Örtmeniz gereken yerleri, kocanız, babanız, kocanızın babası, çocuklarınız, kocanızın çocukları, erkek kardeşleriniz, erkek kardeşlerinizin çocukları, kız kardeşlerinizin çocukları, Müslüman ve iffetli kadınlar, câriyeler, erkekliği kalmamış hizmetçiler ve cinsellikten anlamayan çocuklardan başkasına göstermeyin. Vücudunuzun güzelliğini belli edecek şekilde yürümeyin. Ey Müminler, kurtuluşa ermeniz için hepiniz, günahları bırakıp Allâh'a yönelin!

24/32. İçinizden bekarları, köle ve cariyelerden uygun olanları evlendirin! Onlar fakir iseler, Allâh ikramıyla onların ihtiyaçlarını giderir. Çünkü Allâh'ın ikaramı geniştir, her şeyi bilir.

24/33. Evlenemeyenler, Allâh ikram edip onların ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar. Anlaşma yapmak kölelerin yararına ise, belli bir bedel karşılığında hür olmaları için onlarla sözleşme yapabilirsiniz. Allâh'ın ikramından vermiş olduğu maldan, onlara da verin. Geçici dünya menfaati için, iffetli olmak isteyen cariyeleri zinaya zorlamayın. Sahibinin zinaya zorlaması durumunda, onların bir sorumluluğu yoktur. Çünkü Allâh, zorlandıkları için onları affeder ve onlara merhamet eder.

24/34. Biz size, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmanız için dinin hükümlerini açıklayan mesajlar, sizden öncekilerin hayatlarından örnekler ve bir takım öğütler verdik.

24/35. Gökleri ve yeri aydınlatan Allâh'tır. Onun ışığı şuna benzer: Duvardaki bir lambalıkta, pırıl pırıl inci gibi parlayan bir cam ile ışığı korunan bir lamba vardır. Bu lambada, doğuda ve batıda benzeri bulunmayan mübarek bir ağaçtan elde edilen yağ yanmaktadır. Bu yağ, o kadar parlaktır ki, yanmasa bile sanki aydınlatacaktır. Böylece her biri ayrı ayrı parlamaktadır. Allâh, isteyen herkesi bu aydınlığa kavuşturur. Allâh insanlara böyle örneklerle anlatmaktadır. Allâh, her şeyi hakkıyla bilir.

24/36. Allâh'ın adının anılmasına ve yüceltilmesine izin verdiği mescitlerde, sabah-akşam onu tesbih edenler vardır.

24/37. Ne ticaret ne de alışveriş onları, Allâh'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkor. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşete düştüğü kıyamet gününden korkarlar.

24/38. Böylece Allâh, onların yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde verecek ve ikramını artıracaktır. Allâh, dilediğine hesapsız rızık verir.

24/39. Kâfirlerin işleri, susayanların çölde su zannettikleri serap gibidir. Onlar, serabı gördükleri yere varınca orada hiçbir şey bulamazlar. Kâfirler de bunun gibi kıyamet günü Allâh'ın huzuruna vardıklarında, Allâh'ın onları hesaba çekmesinden başka bir şey de bulamayacaklardır. Allâh, hesapları çok çabuk görür.

24/40. Yahut o kâfirlerin durumu, göğün kara bulutlarla kaplandığı, dalgaların peş peşe geldiği fırtınalı bir gecede denizde kalan kişinin durumu gibidir. Her taraf zifiri karanlık. Öyle ki, çıkarsa kendi elini göremeyecek. Allâh'ın aydınlattığı yolda gitmeyen kimse, asla aydınlık yolu bulamaz.

24/41. Düşünmüyor musun; göklerde ve yerde bulunanlar ile sıra sıra uçan kuşlar, Allâh'ın çok yüce olduğunu göstermektedir. Bunların hepsi, onun koyduğu kanuna göre hareket etmektedir. Allâh, onların yaptıklarını hakkıyla bilir.

24/42. Göklerin ve yerin hakimi Allâh'ındır. Her şey ona dönecektir.

24/43. Bir de şuna bakıp ibret almaz mısın: Allâh bulutları sevk eder, sonra onları bir araya toplayıp yoğunlaştırır; bazen bu bulutlardan yağmur yağdığını görürsün. Bazen de, o dağ gibi bulutlardan dolu yağdırır ve bu doluyla dilediğine zarar verir, dilediğini de korur. Bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı, neredeyse gözleri kör eder.

24/44. Allâh, geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirmekte ve sürelerini de uzatıp kısaltmaktadır. Şüphesiz bunda, görebilenler için dersler vardır.

24/45. Allâh, her canlıyı, suya bağlı yaratmıştır. Bunlardan kimi yerde sürünür, kimi iki, kimi de dört ayağı üzerinde yürür. Allâh dilediği gibi yaratır. Çünkü onun her şeye gücü yeter.

24/46. Doğrusu biz, dinin hükümlerini açıklayan mesajlar indirdik. İsteyen doğru yolu bulur.

24/47. Allâh ve Peygamber'e inanıp itaat ettiğini beyan ettikten sonra insanların bir kısmı bu sözün gereğini yerine getirmedi. İşte bunlar iman etmemiştir.

24/48. Allâh'ın ve Peygamber'in hükmüne davet edildiklerinde, onlardan bir kısmı, hemen yüz çevirir.

24/49. Fakat bu hüküm kendi yararlarına olursa, onu hemen kabul edip koşa koşa gelirler.

24/50. Onların kalplerinde bir hastalık mı var veya şüpheye mi düştüler, ya da Allâh ve Peygamberinin kendilerine haksızlık yapmasından mı korkuyorlar. Aslında haksızlık yapanlar, onların kendileridir.

24/51. Allâh ve Peygamber'in hükmüne davet edildiklerinde müminler, sadece "işittik ve itaat ettik!" derler. İşte bunlar, kurtuluşa ermişlerdir.

24/52. Allâh ve peygamberine itaat edip ona gönülden saygı duyan ve kulluk bilincinde olan kişi, kurtuluşa erer.

24/53. Münafıklar, emrettiğin takdirde savaşa çıkacaklarına yemin ederler. Onlara şöyle de: "Yemin etmeyin, emredileni güzelce yerine getirin. Çünkü Allâh, yaptıklarınızı hakkıyla bilir."

24/54. "Allâh ve Rasûlünün emirlerine boyun eğin!" Ey kâfirler, bu davete kulak vermezseniz, peygambere bir zararınız dokunmaz. Çünkü onun yükümlülüğü ona, sizin yükümlülüğünüz de sizedir. Eğer Allâh'ın emirlerine boyun eğerseniz, doğru yolu bulursunuz. Peygamber'in açık bir tebliğden başka yükümlülüğü yoktur.

24/55. Allâh, daha öncekileri yeryüzüne hakim kıldığı gibi, sizden iman edip yararlı işler yapanları da hakim kılacağını, kendileri için seçtiği İslâm dinini rahatça yaşamalarına imkan vereceğini ve onları korkudan güvene çıkaracağını vaad etmiştir. Çünkü onlar yalnız Allâh'a kulluk eder, hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Bütün bunlardan sonra nankörlük yapanlar, gerçekten doğru yoldan çıkmışlardır.

24/56. Size merhamet edilmesi için, namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Peygamber'e boyun eğin.

24/57. Kâfirler yeryüzünde Allâh'ın azabına engel olamazlar! Onların gidecekleri yer Cehennemdir. Orası ne kötü bir yerdir.

24/58. Ey iman edenler! Hizmetinizde bulunan kimseler ile henüz ergenlik çağına ulaşmayan çocuklar, sabah namazından önce, elbiselerinizi çıkarıp istirahat ettiğiniz sıcak öğle saatlerinde ve yatsı namazından sonra odanıza girmek istediklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar serbestçe istirahat etmeniz için size verilmiş özel vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında izin almadan girmelerinde, sizin ve onların sorumluluğu yoktur. Çünkü siz, sürekli birbirinizin odasına girip çıkıyorsunuz. Allâh, mesajlarını size böyle iletiyor. O her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

24/59. Çocuklarınız ergenlik çağına ulaştıklarında, diğer büyüklerin izin aldıkları gibi izin alsınlar. Allâh mesajlarını size böyle açıklıyor. O her şeyi hakkıyla bilir ve yerli yerince yapar.

24/60. Cinsel arzuları kalmamış yaşlı kadınların, fazla açılıp saçılmaksızın bazı elbiselerini çıkarmalarında sakınca yoktur. Fakat örtünmeleri onlar için daha hayırlıdır. Allâh, her şeyi hakkıyla işitir, bilir.

24/61. Görme özürlüye, topala ve hastaya yapamayacakları işlerden dolayı bir sorumluluk yoktur. Kendinizin, babalarınızın, annelerinizin, erkek kardeşlerinizin, kız kardeşlerinizin, amcalarınızın, halalarınızın, dayılarınızın, teyzelerinizin, arkadaşlarınızın evlerinde ve girmenize izin verilen evlerde birlikte veya ayrı sofralarda yemek yemenizde sakınca yoktur. Evlere girdiğinizde, Allâh'tan bolluk, bereket ve esenlik dileyerek selam verin! Düşünmeniz için Allâh, mesajlarını böyle açıklıyor.

24/62. Gerçek müminler, Allâh'a ve peygamberine inanır, toplumu ilgilendiren bir hususta Peygamber ile birlikte iken ondan izinsiz oradan ayrılmazlar. Ayrılmak için senden izin isteyenler de, Allâh ve Peygamberine inanan müminlerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve Allâh'ın onları bağışlaması için dua et! Çünkü Allâh, günahları bağışlar ve çok merhamet eder.

24/63. Peygamber'in çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla bir tutmayın. Gerçekten Allâh, içinizden sıvışıp gidenleri bilir. Peygamber'in emrine aykırı hareket edenler, başlarına dünyada bir felaket, ahirette de can yakıcı bir azap gelmesinden sakınsınlar!

 

24/64. Unutmayın ki, göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi Allâh'tır. O sizin niyetinizi ve yaptıklarınızı çok iyi bilir. Bir gün onun huzuruna çıkacaksınız ve yaptığınız her şeyi önünüze koyacaktır. Çünkü Allâh, her şeyi hakkıyla bilir.