İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

025. Furkân Sûresi      

25/1. Bütün insanlara ve cinlere öğüt olması için hakkı batıldan ayıran Kur’ân'ı kulu Muhammed'e indiren Allâh, çok yücedir.

25/2. O, göklerin ve yerin hakimidir. Onun çocuğu da, mülkünde ortağı da yoktur. Çünkü o, her şeyi yaratıp, düzene koymuştur.

25/3. Müşrikler, hiçbir şeyi yaratamayan putları, Allâh'la birlikte ilâh edindiler. Aslında onların kendileri yaratılmıştır. Onlar, öldürmek, can vermek, öldükten sonra diriltmek şöyle dursun kendilerine bile hiçbir fayda ve zararı olmaz.  

25/4. Kâfirler, "Bu Kur’ân, Muhammed'in uydurmasıdır. Bu konuda ona, başkaları da yardım etmiştir." diyerek, haksız ve asılsız bir söz söylediler.

25/5. Bir de onlar, "Bu Kur’ân, öncekiler tarafından yazılan ve sabah akşam Muhammed'e okunan masallardır." dediler.

25/6. Rasûlüm, "O Kur’ân'ı, göklerin ve yerin sırlarını en iyi bilen Allâh indirmiştir. Allâh, günahları çok bağışlar ve kullarına çok merhamet eder." de!

25/7. Onlar şöyle dediler: "Bu ne biçim bir peygamber; yemek yiyor, ihtiyacını görmek için çarşıda pazarda dolaşıyor. Hiç olmazsa yanında bir melek olsaydı da, birlikte uyarsalardı ya!"

25/8. "Yahut kendisine bir hazine verilseydi, ya da her mevsimde ürününden bolca yiyeceği bir bahçesi olsaydı!" Bu zâlimler müminlere de, "Siz büyülenmiş birine uyuyorsunuz." dediler.

25/9. Rasûlüm, seni benzettikleri şeye bak! Böylece onlar doğru yoldan sapmışlardır, artık o yolu bulamazlar.

25/10. Dilediği takdirde onların dediklerinden daha iyisini verecek olan Allâh'ın şanı yücedir. O isterse sana, içinden ırmaklar akan has bahçeler verip saraylar kurar.

25/11. Onlar kıyameti de yalanladılar. Biz de onu inkâr edenlere alevli bir azap hazırladık.

25/12. Cehennem ateşi uzaktan görününce onlar, cehennemin kaynamasını ve uğultusunu işitirler

25/13. Elleri ve ayakları zincire vurulmuş olarak sıkıntılı bir yer olan cehenneme atıldıklarında, yok olmak için yakarırlar.

25/14. Onlara "Bugün bir kere değil, yok olmak için devamlı yakarsanız yine de kurtulamazsınız!" denilecek.

25/15. Rasûlüm onlara, "Cehennem mi, yoksa Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara vaadedilen temelli kalacakları Cennet mi daha iyidir?" de! Cennet, onların ödülü ve kalacakları yeridir.

25/16. Müminler cennette arzu ettikleri her şeyi elde edecekler ve orada temelli kalacaklardır. Bu, Rabbinden istenmeye değer bir ödüldür.

25/17. O gün Rabbin müşrikleri ve Allâh'tan başka taptıklarını toplar ve sonra taptıklarına "Kullarımı siz mi doğru yoldan çıkardınız, yoksa kendileri mi saptılar?" diye sorar.

25/18. Onlar da, "Hâşâ, bizim senden başka sahibimiz yoktur. Sen onlara ve babalarına büyük imkan verdiğin için seni unuttular. Böylece helak olan bir toplum oldular." diye cevap verirler.

25/19. Bunun üzerine kâfirlere, "İşte taptığınız putlar sizi yalancı çıkardı. Artık, başınıza gelecek azabı ne geri çevirebilirsiniz, ne de size yardım eden çıkar. Zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız." denilir.

25/20. Senden önceki peygamberler de, yemek yer ve ihtiyaçlarını karşılamak için çarşı pazar dolaşırlardı. Böylece biz seni, müşriklerin eziyetine katlanacak mısın; onları da, böyle bir peygambere uyacak mı, diye birbirinizle sınıyoruz. Rabbin her şeyi hakkıyla görür.

25/21. Ahirete ve hesaba inanmayanlar, "Bize ya melekler indirilmeliydi ya da rabbimizi görmeliydik!" dediler. Onlar, kendilerini büyük görüp, taşkınlıkta ileri gittiler.

25/22. Melekleri gördükleri gün, artık o inkarcılara sevinçli bir haber yoktur. Aksine onlara, "Size sevinmek haramdır." denecektir.

25/23. Biz onların dünyadayken iyi kabul ederek yaptıkları bütün işlerini ele alıp boşa çıkarır, bir hiç haline getiririz.

25/24. O gün cennetliklerin, dinlenip kalacakları yer çok güzel olacaktır.

25/25. O gün, bulutlar yarılıp gökten melekler bölük bölük inecektir.

25/26. O gün, gerçek hakimiyet, merhameti sonsuz olan Allâh'ındır. Kâfirler için zor bir gün olacaktır.

25/27. O gün zalimler, pişmanlıktan parmaklarını ısırarak şöyle der: "Keşke peygamberle aynı yolu tutsaydım!"

25/28. "Eyvâh! Keşke şeytanı dost edinmeseydim!"

25/29. "Çünkü o, beni Allâh'ın mesajından uzaklaştırdı. Zaten Şeytan insanı, yapayalnız bırakır."

25/30. Peygamber, "Rabbim! Halkım şu Kur’ân'ı terk edip ondan uzaklaştı!" dedi.

25/31. Her peygamberin kâfir düşmanları vardır. Doğru yolu gösteren Rabbin onlara karşı seni üstün getirecektir.

25/32. Kâfirler, "Kur’ân ona, bir defada indirilseydi ya!" dediler. Kur’ân'ı senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle, bölüm bölüm açıkladık.

25/33. Onlar sana karşı bir örnek verdiklerinde veya itiraz için bir şey sorduklarında, biz sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getiririz.

25/34. Yüzüstü Cehenneme girecek olan kafirlerin, dünyada iken tuttukları yol doğrudan çok uzaktır; ahirette kalacakları yerleri de çok kötüdür.

25/35. Biz Mûsâ'ya Tevrat'ı verdik ve kardeşi Harûn'u da ona yardımcı yaptık.

25/36. Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan Firavun ve halkına mesajımı götürün!" dedik. Buna uymadığı için onları, yerle bir ettik.

25/37. Peygamberlerini yalanladığı için Nûh halkını da suda boğarak diğer insanlara ibret yaptık. Zâlimlere can yakıcı bir azap hazırladık.

25/38. Bunun gibi Âd, Semûd, Ress halkını ve bunlar arasındaki pek çok nesli de helâk ettik.

25/39. Bunların herbirine örneklerle gerçekleri anlattık. Fakat dinlemedikleri için hepsini yok ettik.

25/40. Mekkeli müşrikler, üzerine taş yağan Lût halkının topraklarından geçiyorlar. Hiç orayı görüp ibret almıyorlar mı? Almazlar! Çünkü onlar öldükten sonra dirilmeye inanmıyorlar.

25/41. Onlar seni gördüklerinde, "Allâh'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu?!" diye alay ederler.

25/42. "Biz ilâhlarımıza sımsıkı bağlı olmasaydık o, neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı." diyorlar. Onlar azabı görünce, kimin doğru yoldan saptığını daha iyi anlayacaklardır.

25/43. Söyle bakayım; nefsinin arzularını ilâh gibi görüp peşinden gidenleri sen mi koruyacaksın!

25/44. Yoksa sen, onlardan çoğunun söz dinleyeceğini veya düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır onlar hayvan gibidir, hatta onlardan daha çok yollarını kaybetmişlerdir.

25/45. Rabbinin, dünyayı kendi ekseni etrafında döndürerek gölgeyi nasıl uzatıp kısalttığını düşünmez misin? İsteseydi dünyayı hareketsiz kılardı da onu sabit yapardı, böylece gece ve gündüz oluşmazdı. İşte böyle biz güneşi Allâh'ın kudretine delil yaptık.

25/46. Sonra güneşin yükselmesiyle birlikte gölgeyi yavaş yavaş kısaltırız.

25/47. Allâh sizin için geceyi örtü, uykuyu dinlenme ve gündüzü de çalışma zamanı yapmıştır.

25/48. O, rahmetten önce rüzgarı bir müjdeci olarak gönderir ve gökten tertemiz yağmur yağdırır.

25/49. Böylece o suyla, kuru toprağı canlandırır ve yarattığımız nice hayvan ve insanı sularız.

25/50. Biz insanların düşünüp ibret almaları için böyle yapıyoruz. Fakat onların çoğu nankörlükte direnmektedir.

25/51. Biz isteseydik her memlekete uyarıcı bir peygamber gönderirdik.

25/52. Fakat seni kıyamete kadar bütün insan ve cinlere peygamber olarak gönderdik. Artık kâfirlere boyun eğme ve onlarla bütün gücünle mücadele et!

25/53. Allâh, birinin suyu tatlı ve içimi kolay, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi yan yana salıp aralarına da birbirine karışmasını önleyen görünmez bir perde ve engel koymuştur

25/54. Allâh insanı, sperm ve yumurtadan yaratıp, aralarında soy sop ve hısımlık meydana getirmiştir. Rabbinin gücü her şeye yeter.

25/55. Onlar Allâh'tan başka, kendilerine faydası da, zararı da olmayan putlara tapıyorlar. Böyle yapmakla kâfirler Rabbine karşı şeytanı desteklemiş olurlar.

25/56. Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı bir peygamber olarak gönderdik.

25/57. Rasûlüm, "Ben peygamberlik görevime karşılık sizden bir ücret değil, sadece dileyen kimsenin Rabbine giden yolu tutmasını istiyorum." dedi.

25/58. Ölümsüz bir hayata sahip olan Allâh'a güvenip dayan, onu öğerek tesbih et! O kullarının günahlarını hakkıyla bilir; bu da onlara yeter.

25/59. Allâh, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı evrede yaratmış, sonra da evreni yönettiği arşa kurulmuştur. Ne isteyeceksen, her şeyden haberdar olan rahmeti sonsuz Allâh'tan dile!

25/60. Onlara, "Rahman'a secde edin!" denildiğinde, "Rahman da ne demek? Bize emrettiğin şeye mi secde edeceğiz!" derler. Bu söz onları, imandan daha da uzaklaştırır.

25/61. Gökte takım yıldızlar yaratan ve orada ışık kaynağı olan güneş ile aydınlatıcı ayı yerleştiren Allâh, çok yücedir.

25/62. O, ibret alıp şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirir.

25/63. Rahmeti sonsuz olan Allâh'ın kulları, yeryüzünde ağır başlı ve gösterişsiz bir şekilde yürürler. Cahiller onlara sataşırlarsa, "biz size uymayız" diye cevap verirler.

25/64. Onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda kıyamda durup secde ederek namazla geçirirler.

25/65. Onlar şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Azabı devamlı olan cehennem azabını bizden uzaklaştır."

25/66. "Orası ne kötü bir yerleşim ve ne kötü bir konaklama yeridir."

25/67. Onlar harcarken, ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi ortasında bir yol tutarlar.

25/68. Onlar, Allâh ile birlikte başka bir ilâha kulluk etmezler. Hukuka aykırı olarak, Allâh'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Çünkü bunları yapan kimse mutlaka cezasını görecektir.

25/69. Kıyamet gününde onların azabı, kat kat artırılır ve orada horlanmış olarak temelli kalırlar.

25/70. Allâh iman ederek kötülüklerinden vaz geçip yararlı işler yapanların günahlarını, sevaba çevirir. Çünkü o, günahları çok bağışlar ve çok merhamet eder.

25/71. Günahlarından vaz geçip yararlı işler yapanlar, Allâh'a gereği gibi yönelmiş olurlar.

25/72. Onlar, yalancı şahitlik yapmazlar. Boş söz veya işle karşılaştıklarında, vakarla oradan geçip giderler.

25/73. Onlara, Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında, düşünüp anlamadan körü körüne sarılmazlar.

25/74. Onlar, "Rabbimiz, eşlerimizi ve çocuklarımızı yüzümüzü ağartacak kimselerden kıl; bizi Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanların önde gelenlerinden yap!" diye dua ederler.

25/75. İşte bunlar sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla ödüllendirilecek ve orada dua ve selamlarla karşılanacaklardır.

25/76. Orada temelli kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve konaklama yeridir.

 

25/77. Rasûlüm, "İman ve ibadetiniz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Fakat siz mesajlarımızı yalanladınız. Bu sebeple azap sizi yakalayıp bir daha bırakmayacaktır." de!