İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

026. Şu’arâ Sûresi        

26/1. Tâ. Sîn. Mîm.

26/2. Bunlar, gerçekleri açıklayan Kitab'ın ayetleridir.

26/3. Rasûlüm! Sen, onlar iman etmiyorlar diye, neredeyse kendini yiyip bitireceksin.

26/4. Biz isteseydik onlara gökten mucizeler indirirdik, onlar da buna boyun eğmek zorunda kalırdı.

26/5. Onlar, Rahmeti sonsuz olan Allâh'tan kendilerine gelen her yeni öğütten yüz çevirmişlerdir.

26/6. Nitekim onlar, bu öğütleri de yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyler başlarına gelecektir.

26/7. Yeryüzünde çeşit çeşit güzel ürünler yaratmamıza bakıp ders almazlar mı?

26/8. Bunda Allâh'ın varlığını ve kudretinı gösteren deliller vardır; buna rağmen insanların çoğu inanmaz.

26/9. Rabbinin her şeye gücü yeter ve o çok merhamet eder.

26/10. Rabbin Mûsâ'ya şöyle seslenmişti: "Zalimlere git!"

26/11. "Firavun halkına git ve onlara "Hâlâ imân edip gereğini yerine getirmeyecek misiniz?' de!"

26/12. Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim! Onların beni yalanlamasından endişe ediyorum."

26/13. "Göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor. Hârûn'u da benimle birlikte peygamber olarak gönder."

26/14. "Onlardan birini öldürdüm. Bundan dolayı beni öldürmelerinden korkuyorum."

26/15. Allâh şöyle buyurdu: "Endişe etmeyin! Ayet ve mucizelerimizle gidin! Biz sizinle beraberiz, her şeyi işitmekteyiz."

26/16. "Firavun'a gidince şöyle deyin: 'Biz evrenin sahibi olan Allâh'ın elçisiyiz'."

26/17. "İsrâiloğullarının bizimle gitmesine izin ver."

26/18. Mûsâ, emredileni yapınca Firavun şöyle dedi: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyüttük. Uzun yıllar aramızda yaşadın."

26/19. "Sonra da sen , nankörlük edip yapacağını yaptın; o adamı öldürdün."

26/20. Mûsâ şöyle cevap verdi: "O işi yaptığımda ben, ne yaptığını bilmeyen cahil biriydim."

26/21. "Sizden korktuğum için de kaçmıştım. Daha sonra Rabbim bana gerçek bigiyi verdi ve beni peygamber yaptı."

26/22. "Beni büyüttüğünü ileri sürerek başıma kaktığın şey bir iyilik değildir. Sen, İsrâiloğullarını köleleştirerek erkek çocuklarını öldürdüğün için, annem beni bir sandık içinde suya bırakmak zorunda kaldı. Böyle yapmasaydın, senin eline düşmezdim."

26/23. Firavun, "Şu bahsettiğin evrenin sahibi de kim?" dedi.

26/24. Mûsâ, "Gerçekten doğruyu öğrenmek istiyorsanız o, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin sahibidir. " dedi.

26/25. Firavun yanındakilere, "Şuna bakın hele, ne dediğini duyuyor musunuz?" dedi.

26/26. Mûsâ, "O hem sizin, hem atalarınızın sahibidir." dedi.

26/27. Firavun, "Size peygamber olarak gönderildiğini iddia eden bu adam, delidir." dedi.

26/28. Mûsâ, "Eğer gerçekten düşünüp anlıyorsanız Allâh, doğunun, batının ve arasındakilerin sahibidir." dedi.

26/29. Firavun, "Benden başkasını ilâh kabul edersen, seni zindanlarda çürütürüm." dedi.

26/30. Mûsâ, "Sana, bunun doğruluğunu gösteren apaçık bir mucize göstersem de mi?" dedi.

26/31. Firavun, "Doğru söylüyorsan, haydi göster!" dedi.

26/32. Bunun üzerine Mûsâ, değneğini atınca, kocaman bir yılan oluverdi.

26/33. Sonra elini koynundan çıkardı; bakanlar onun ışıl ışıl parladığını gördüler.

26/34. Firavun yanındakilere şöyle dedi: "Bu adam, usta bir sihirbazdır."

26/35. "O sizi sihir yaparak yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?"

26/36. Yanındakiler şöyle cevap verdiler: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere davetçiler gönder."

26/37. "Onlar sana usta sihirbazları çağırsınlar."

26/38. Bütün sihirbazlar belirlenen gün ve yerde toplandılar.

26/39. İnsanlara şöyle denildi: "Haydi siz de gelin!"

26/40. "Ümit ederiz sihirbazlar üstün gelir de, onlara uyarız."

26/41. Sihirbazlar gelince Firavun'a, "Üstün gelirsek, bize bir ödül var mı?" diye sordular.

26/42. Firavun, "Evet, hem ödül alacak, hem de benim en yakın adamlarım olacaksınız." dedi.

26/43. Mûsâ sihirbazlara, "Haydi sihrinizi gösterin!" dedi.

26/44. Bunun üzerine sihirbazlar, "Firavun'un şerefine yemin olsun ki, biz üstün geleceğiz." diyerek iplerini ve değneklerini yere atınca, onlar yılan gibi göründüler.

26/45. Mûsâ da değneğini attı. Değnek yılan olup onların sihirlerini yutuverdi.

26/46. Bunu gören sihirbazlar secdeye kapandılar.

26/47. Ve şöyle dediler: "Biz evrenin sahibine iman ettik."

26/48. "Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine inandık."

26/49. Firavun sihirbazlara şöyle dedi: "Ben sizi çağırmadan önce Mûsâ'ya iman etmişsiniz. Demek ki o, size sihri öğreten hocanızdır. Ne yapacağımı göreceksiniz; önce ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek, sonra da hepinizi asacağım!"

26/50. Sihirbazlar şöyle dediler: "Hiç önemli değil! Çünkü biz, er geç Rabbimize döneceğiz."

26/51. "İlk inananlardan olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

26/52. Biz Mûsâ'ya, "Firavun peşinize düşeceği için, kullarımı geceleyin yola çıkar!" diye vahyettik.

26/53. Firavun, asker toplamak için şehirlere davetçiler gönderdi.

26/54. Ve şöyle dedi: "Bunlar önemsiz küçük bir topluluktur."

26/55. "Fakat bize karşı öfke dolular."

26/56. "Ama biz de, tedbirli bir topluluğuz."

26/57. Güçlü ve tedbirli olmalarına rağmen biz, Firavun ve adamlarını güzel bahçelerin ve su kaynaklarının bulunduğu o ülkeden çıkardık.

26/58. Onların hazinelerini, önemli makam ve mevkilerini ellerinden aldık.

26/59. Ve bunları İsrâiloğullarına verdik.

26/60. Şöyle ki, Firavun ve adamları, gün doğarken Mûsâ ve yanındakilerin peşine düştüler.

26/61. İki taraf birbirini görecek kadar yaklaşınca Mûsâ'nın taraftarları, "İşte şimdi yakalandık." dediler.

26/62. Mûsâ, "Hayır, Rabbim, benimle beraberdir, bana bir yol gösterir." dedi.

26/63. Bunun üzerine Mûsâ'ya, "Değneğini denize vur!" diye bildirdik. O da vurunca deniz ikiye ayrıldı ve iki tarafta sular dağlar gibi yükseldi.

26/64. Bu esnada Firavun ve adamlarının da oraya yaklaşmalarına müsaade ettik.

26/65. Mûsâ'yı ve yanındakilerin hepsini kurtardık.

26/66. Diğerlerini ise boğduk.

26/67. Şüphesiz bunda dersler vardır. Fakat çokları inanmaz.

26/68. Senin Rabbin çok güçlüdür ve çok merhametlidir.

26/69. Rasûlüm! Onlara İbrâhîm'in kıssasını da anlat.

26/70. İbrahim babasına ve halkına "Niçin hâlâbu putlara tapıyorsunuz?" diye sormuştu.

26/71. Onlar da, "Biz putlara tapıyoruz ve tapmaya da devam edeceğiz." dediler.

26/72. İbrâhîm şöyle dedi: "Siz dua ettiğinizde, sizi duyuyorlar mı?"

26/73. "Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?"

26/74. Onlar, "Hayır, ama atalarımızın böyle yaptığını gördük." diye cevap verdiler.

26/75. İbrâhîm şöyle dedi: "Neye taptığınıza bakmıyor musunuz?"

26/76. "Sizin ve atalarınızın tapmış oldukları şeyleri hiç düşündünüz mü?"

26/77. "Evrenin sahibi Allâh'tan başka taptıklarınız benim düşmanımdır."

26/78. "Beni yaratan da, bana doğru yolu gösteren de Allâh'tır."

26/79. "Bana yiyecek ve içeceklerimi veren de odur."

26/80. "Hastalandığımda, beni iyileştiren de odur."

26/81. "O beni öldürecek ve sonra da diriltecektir."

26/82. "Onun, hesap gününde hatalarımı bağışlayacağını ümit ediyorum."

26/83. "Rabbim! Din konusunda bana ince kavrayış ver; beni iyilerin arasına kat!"

26/84. "Gelecek nesiller arasında benim iyilikle anılmamı nasip eyle."

26/85. "Kıyamette bana her türlü nimetin bulunduğu cenneti ver."

26/86. "Babamı da bağışla. Çünkü o doğru yoldan çıkmıştır."

26/87. "İnsanların dirileceği günde beni rezil etme!"

26/88. "O gün insana ne malı, ne de çocukları fayda verir."

26/89. "Sadece şirkten ve günahlardan arınmış kalp ile gelenler kurtulur."

26/90. O gün Cennet, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara yaklaştırılır.

26/91. Cehennem de, azgınlara gösterilir.

26/92. Onlara şöyle denir: "Taptığınız şeyler şimdi nerede?"

26/93. "Allâh'tan başka taptıklarınız, şimdi size yardım edebilecek mi, hatta bırakın onu, kendilerini kurtarabilecekler mi?"

26/94. O azgınlar ve taptıkları baş aşağı Cehenneme atılacaklardır.

26/95. İblis'in askerlerinin hepsi oradadır.

26/96. Cehennem'de onlar taptıkları şeyleri suçlayarak şöyle derler:

26/97. "Allâh'a yemin olsun ki biz, açık bir sapıklık içindeymişiz."

26/98. "Çünkü biz sizi, evrenin sahibi olan Allâh'a denk tutuyorduk."

26/99. "Bizi, kâfir önderlerimiz saptırmıştır."

26/100. "Artık bizim hiç bir yardımcımız yoktur."

26/101. "Candan bir dostumuz da yoktur."

26/102. "Keşke dünyaya tekrar dönebilsek de, müminlerden olsak."

26/103. Şüphesiz bunda dersler vardır. Fakat insanlardan çoğu yine de inanmaz.

26/104. Rabbin, çok güçlü ve çok merhametlidir.

26/105. Nûh'un halkı peygamberleri yalanladı.

26/106. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/107. "Şüphesiz ben Allâh tarafından gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

26/108. "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/109. "Görevime karşılık sizden bir ücret beklemiyorum. Çünkü benim ödülümü, evrenin sahibi Allâh verecektir."

26/110. "Öyleyse Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/111. Bunun üzerine onlar, "Sana düşük seviyeli kimseler uymuşken bizim sana inanmamızı nasıl beklersin?" dediler.

26/112. Nûh onlara şöyle cevap verdi: "Bana uyanların daha önce ne yaptıkları beni ilgilendirmez."

26/113. "Onların hesabını Rabbim görecektir. Ah bunu bir anlayabilseniz!"

26/114. "Ben, bana inanan insanları yanımdan kovmam."

26/115. "Çünkü ben apaçık bir uyarıcıyım."

26/116. Onlar, "Ey Nûh! Bu yaptıklarından vaz geçmezsen, buradan kovulursun." dediler.

26/117. Nuh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Halkım beni yalanladı."

26/118. "Benimle onlar arasında hükmünü ver; beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar."

26/119. Bunun üzerine biz, onu ve beraberindekileri yük dolu bir gemiyle kurtardık.

26/120. Sonra geride kalanları suda boğduk.

26/121. Bunda dersler vardır; fakat insanlardan çoğu yine de inanmaz.

26/122. Şüphesiz Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

26/123. Âd halkı da peygamberleri yalanladı.

26/124. Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/125. "Şüphesiz ben Allâh tarafından gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

26/126. "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/127. "Görevime karşılık sizden bir ücret beklemiyorum. Çünkü benim ödülümü, evrenin sahibi Allâh verecektir."

26/128. "Siz, her tepeye anıtlar dikerek boş şeylerle mi uğraşıyorsunuz?"

26/129. "Hiç ölmeyecekmiş gibi görkemli saraylar mı inşa ediyorsunuz?"

26/130. "Başkalarının hakkına durmadan zorbaca el mi uzatacaksınız?"

26/131. "Artık Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun da bana itaat edin."

26/132. "Bildiğiniz her şeyi size veren Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/133. "O size, büyük ve küçük baş hayvanlar ile oğullar vermiştir."

26/134. "Size has bahçeler ve pınarlar vermiştir."

26/135. "Bunca nimete karşılık isyana devam ederseniz, korkarım ki başınıza büyük bir günün azabı gelir."

26/136. Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Sen öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez."

26/137. "Bu yol atalarımızın yoludur; ancak, ona uyarız."

26/138. "Üstelik azaba uğrayacağımıza da inanmıyoruz."

26/139. İşte böyle onlar Hûd'u yalanlayınca biz de onları helak ettik. Şüphesiz bunda dersler vardır; fakat insanlardan çoğu yine de inanmaz.

26/140. Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

26/141. Semûd halkı da peygamberleri yalanladı.

26/142. Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/143. "Ben Allâh tarafından gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

26/144. "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/145. "Görevime karşılık sizden bir ücret beklemiyorum. Çünkü benim ödülümü, evrenin sahibi Allâh verecektir."

26/146. "Siz burada devamlı güven içinde yaşayacağınızı mı sanıyorsunuz?"

26/147. "Has bahçelerde ve pınarların başında bırakılacağınızı mı düşünüyorsunuz?"

26/148. "Orada ekinlerin ve olgunlaşmış hurma salkımlarının devamlı olacağını mı bekliyorsunuz?"

26/149. "Hep böyle ustalıkla dağları yontarak evler yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz?"

26/150. "Artık aklınızı başınıza alın da Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/151. "Haddi aşanlara itaat etmeyin."

26/152. "Çünkü onlar, yeryüzünde düzenin sağlanması için hiç bir gayret göstermezler; aksine bozgunculuk çıkarırlar."

26/153. Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Sen büyülenmişsin."

26/154. "Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söylüyorsan, bize bir mucize göster."

26/155. Sâlih şöyle dedi: "İşte size mucize olarak bir deve. Onun ve sizin su sıranız gün olarak belirlenmiştir."

26/156. "Sakın ona bir kötülük yapmayın. Yoksa başınıza büyük bir azap gelir."

26/157. Buna rağmen onlar deveyi kestiler, fakat azabın geldiğini görünce pişman oldular.

26/158. Bu pişmanlığın hiçbir faydası olmadı, azap onları yakalayıverdi. Şühpesiz bunda dersler vardır. Fakat insanların çoğu yine de inanmaz.

26/159. Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

26/160. Lût halkı da peygamberleri yalanladı.

26/161. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/162. "Şüphesiz ben Allâh tarafından gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

26/163. "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/164. "Görevime karşılık sizden bir ücret beklemiyorum. Çünkü benim ödülümü, evrenin sahibi Allâh verecektir."

26/165. "Erkeklerle mi ilişkiye giriyorsunuz?"

26/166. "Böylece Rabbinizin size eş olarak yarattıklarını terk mi ediyorsunuz? Gerçekten siz haddi aşan bir toplumsunuz."

26/167. Onlar, "Ey Lût! İşimize karışmaktan vaz geçmezsen, seni buradan kovarız." dediler.

26/168. Lût şöyle dedi: "Doğrusu yaptıklarınız bu işten dolayı ben sizden nefret ediyorum."

26/169. "Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından dolayı gelecek azaptan koru."

26/170. Bunun üzerine biz de onu ve bütün ailesini kurtardık.

26/171. Yalnız yaşlı bir kadın olan eşi, onlara katılmayıp helak olanlar arasında kaldı.

26/172. Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

26/173. Onların üzerine yağmur gibi taş yağdırdık. Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin üzerine yağan bu yağmur ne kötüdür.

26/174. Şühpesiz bunda dersler vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmaz.

26/175. Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir.

26/176. Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

26/177. Şuayb onlara şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/178. "Şüphesiz ben Allâh tarafından gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

26/179. "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana itaat edin."

26/180. "Görevime karşılık sizden bir ücret beklemiyorum. Çünkü benim ödülümü, evrenin sahibi Allâh verecektir."

26/181. "Ölçüyü eksik değil tam yapın!"

26/182. "Tarttığınızda dosdoğru tartın."

26/183. "İnsanların malının değerini düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın."

26/184. "Sizi ve önceki nesilleri yaratan Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun."

26/185. Bunun üzerine halkı Şuayb'e şöyle dedi: "Sen büyülenmişsin."

26/186. "Sen de bizim gibi bir insansın. Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz."

26/187. "Doğru söylüyorsan, haydi üzerimize gökten bir azap indir."

26/188. Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı çok iyi biliyor." dedi.

26/189. Buna rağmen onu yalanladılar. Bunun üzerine karanlık bir günde azap başlarına geldi. O, büyük bir günün azabıdır.

26/190. Şüphesiz bunda dersler vardır; fakat inansanların çoğu yine de inanmaz.

26/191. Rabbin çok kuvvetli ve çok merhametlidir.

26/192. Bu anlatılan şeylerin hepsi, evrenin sahibi Allâh tarafından indirilmiştir.

26/193. Bunları Cebrâîl indirmiştir.

26/194. Bunlar, öğüt vermen için sana indirilmiştir.

26/195. Bu indirilen ayetler Arapça'dır.

26/196. Bu kıssalar öncekilerin kitaplarında da vardı.

26/197. İsrâiloğullarından bir çok bilginin bunları bilmesi, Kur’ân'ın Allâh tarafından indirildiğinin delili değil midir?

26/198. Biz Arapça olan Kur’ân'ı Arapça bilmeyen birine indirseydik,

26/199. O da Mekkeli müşriklere okusaydı, inatlarından yine de inanmazlardı.

26/200. Kâfirler hep böyle davranmışlardır.

26/201. Fakat onlar, can yakıcı azabı görünceye kadar yine de inanmazlar.

26/202. Bu azap onlara, hiç beklenmedik bir anda ansızın gelecektir.

26/203. İşte o zaman onlar "İman etmek için keşke bize biraz zaman tanınsa" diyeceklerdir.

26/204. Onlar, "Tehdit ettiğin azabı haydi getir bakalım!" diyorlar.

26/205. Düşün ki, onlara zaman tanıyarak, yıllarca dünya nimetlerinden faydalandırsak,

26/206. Sonra da tehdit edilen azap başlarına gelse yine de inanmazlar.

26/207. Dünya nimetlerinden yararlanması için kafirlere zaman verilmesinin hiçbir faydası olmaz.

26/208. Peygamber göndermeden hiç bir ülke halkını helak etmedik.

26/209. Onların hepsi uyarılmıştır. Çünkü biz hiç kimseye haksızlık yapmayız.

26/210. Bu Kur’ân'ı şeytanlar indirmedi.

26/211. Çünkü bu onların yapacağı iş değildir, zaten buna güçleri de yetmez.

26/212. Zira onlar, vahyi iştimekten uzak tutulmuştur.

26/213. Öyleyse, Allâh ile beraber başka bir ilâha kulluk yapma! Yoksa azaba uğrarsın.

26/214. Öncelikle yakınlarını uyar.

26/215. Sana uyan müminlere şefkatli ol!

26/216. Eğer sana karşı gelirlerse, "Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim." de!

26/217. Çok güçlü ve merhametli olan Allâh'a güvenip dayan!

26/218. O seni, gece tek başına namaz kılarken görür.

26/219. İnananlarla birlikte namaz kılarken de görür.

26/220. Çünkü o, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

26/221. Şeytanların kiminle birlikte olacağını size haber vereyim mi?

26/222. Onlar, iftiracı günahkarlarla birlikte olurlar.

26/223. Çünkü o günahkarlar, şeytanlara kulak verirler. Hâlbuki şeytanların çoğu yalancıdır.

26/224. Yaldızlı sözlerle insanları kandıranlara ancak azgınlar uyar.

26/225. Onların, her alanda bilgisizce söz söylediklerini görmüyor musun?

26/226. Çünkü onlar yapmadıklarını söylerler.

 

26/227. Ancak iman edip yararlı işler yapanlar, Allâh'ı çokça ananlar, haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunanlar iftiracı günahkar sınıfına girmezler. Zulmedenler, nasıl bir sonuçla karşılaşacaklarını yakında göreceklerdir.