İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

027. Neml Sûresi          

27/1. Tâ-Sîn. Bunlar, apaçık bir kitap olan Kur’ân'ın ayetleridir.

27/2. Kur’ân, müminlere doğru yolu gösteren bir rehber ve müjdedir.

27/3. O müminler, ahiret gününe inanarak namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler.

27/4. Ahirete inanmayanlara, yaptıkları işler güzel gelir; bu yüzden onlar küfür içerisinde oyalanıp durmaktadırlar.

27/5. İşte bunlar, ahirette her şeylerini kaybederek kötü bir azaba çarptırılacaklardır.

27/6. Sana Kur’ân'ı, her şeyi bilen ve yerli yerince yapan Allâh indirmektedir.

27/7. Mûsâ soğuk bir gecede yolunu kaybedince ailesine, "Uzakta bir ateş gördüm; oraya gideyim belki yol hakkında bir bilgi alırım yahut ısınmanız için size ateş getiririm." dedi.

27/8. Oraya varınca Musâ'ya şöyle seslenildi: "Ateşin yanına gelen Mûsâ'ya ve biraz uzağında bulunan ailesine müjdeler olsun! Evrenin sahibi olan Allâh, her türlü noksanlıktan uzaktır."

27/9. "Ey Mûsâ! Ben, çok güçlü olan ve her şeyi yerli yerince yapan Allâh'ım."

27/10. "Değneğini at!" Mûsâ değneğini atınca onun yılan gibi hareket ettiğini gördü ve korkuyla dönüp ardına bakmadan kaçtı. Bunun üzerine Allâh, şöyle buyurdu: "Korkma. Benim katımda peygamberlerin korkmasını gerektirecek bir şey yoktur."

27/11. "Benden yalnız zulmedenler korksun. Fakat onların da kötülüğü bırakıp iyiliklere yönelmesi halinde, kormasına gerek yoktur. Çünkü ben günahları çok bağışlar ve çok merhamet ederim.

27/12.  "Elini koynuna sok! Herhangi bir hastalık olmaksızın elin, bembeyaz çıkacaktır." Bu, Firavun ve halkına gösterilen dokuz mucizeden biridir. Şüphesiz onlar doğru yoldan çıkmışlardır.

27/13. Mucizelerimiz onlara gösterilince, "Bunlar, apaçık bir sihirdir." dediler.

27/14. Firavun ve halkı mucizelerin doğru olduğunu anladıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı onları inkar ettiler ve bu yüzden helâk oldular. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak da ibret al!

27/15. Doğrusu biz Dâvûd'a ve Süleymân'a peygamberlik verince onlar, "Bize mümin kullarının bir çoğundan daha üstün meziyetler veren Allâh, her türlü övgüye layıktır." dediler.

27/16. Süleyman, Dâvûd'un yerine geçince, "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi; yönetim ve peygamberlikle ilgili gerekli her şey verildi. Şüphesiz bu, Allâh'ın apaçık bir ikramıdır." dedi.

27/17. Düşman üzerine sevk edilmek amacıyla Süleyman için, cinlerden, insanlardan, kuşlardan oluşan düzenli bir ordu toplandı.

27/18. Ordu karınca vadisine gelince, bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin de, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi çiğnemesin!" dedi.

27/19. Karıncanın bu sözüne Süleymân gülerek, "Rabbim! Anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi ve razı olacağın yararlı işler yapmayı bana nasip et ve rahmetinle beni iyi kulların arasına kat!" dedi.

27/20. Süleyman kuşlar ordusunu denetlerken Hüdhüd'ü göremeyince şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum. Kaçtı mı yoksa?"

27/21. "Bana geçerli bir mazeret gösteremezse onu şiddetle cezalandıracağım, yahut boynunu vuracağım!"

27/22. Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleymân'a şöyle dedi: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana, Sebe halkından önemli bir haber getirdim."

27/23. "Onları, yönetimle ilgili her türlü bilgiye sahip bir kadın hükümdar yönetiyor. Bir de onun, görkemli bir tahtı var."

27/24. "O ve halkı Allâh'ı bırakıp güneşe taptıyorlar. Şeytan onlara yaptıkları kötülüğü güzel göstermiş, doğru yoldan çıkarmıştır. Bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar."

27/25. "Göklerde ve yerde gizli olan her şeyi ortaya çıkaran, açığa vurduğunuzu da gizlediğinizi de bilen Allâh'a secde etmemeleri için şeytan onlara böyle yapmıştır."

27/26. "Hâlbuki, büyük Arş'ın sahibi olan Allâh'tan başka ilâh yoktur."

27/27. Süleymân Hüdhüd'e şöyle dedi: "Doğru mu, yoksa yalan mı söylediğini göreceğiz."

27/28. "Al şu mektubu onlara götür. Sonra onlardan uzaklaşıp, ne yapacaklarını gözetle!"

27/29. Hüdhüd mektubu götürünce Belkıs şöyle dedi: "Ey Danışmanlarım! Bana çok önemli bir mektup geldi."

27/30. "Onda şöyle yazılıdır: Bu, Süleymân tarafından gönderilen bir mektuptur. Dünyada bütün canlılara, ahirette ise müminlere çok merhametli olan Allâh'ın adıyla başlamaktadır."

27/31. "Üstünlük taslamaya kalkmayın! Teslim olun!"

27/32. "Danışmanlarım! Bu konuda bana görüşlerinizi bildirin. Ben, sizin görüşünüzü almadan hiç bir şeye karar vermem."

27/33. Danışmanları, "Biz güçlü ve savaşçı bir toplumuz. Ama yetki senin; neye karar vereceğini kendin düşün." dediler.

27/34. Belkıs şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdiğinde, orayı altüst eder ve halkın ileri gelenlerini aşağılarlar. Krallar böyle yaparlar."

27/35. "Ben, hediyelerle elçi gönderip, onların getireceği haberi bekleyeceğim."

27/36. Elçiler hediyelerle gelince, Süleyman onlara şöyle dedi: "Kıymetli hediyelerle beni etkilemek mi istiyorsunuz? Hâlbuki Allâh'ın bana verdikleri, sizinkilerden daha hayırlıdır. Bu hediyelerle, ancak sizin gibiler sevinir."

27/37. "Sizi gönderenlere geri dönün ve onlara, karşı koyamayacakları bir orduyla gelip onları aşağılanmış bir şekilde oradan çıkaracağımızı haber verin."

27/38. Süleyman Belkıs'ın geleceğini öğrenince yanındakilere, "Ey Kurmaylarım! Onlar gelip teslim olmadan önce kraliçenin tahtını bana kim getirebilir?" dedi.

27/39. Cinlerden gözü pek biri, "Sen yerinden kalkmadan onu getirebilirim. Çünkü bu konuda benim güvenilir bir gücüm var." dedi.

27/40. Vahiyle bilgilendirilmiş biri, "Gözünü kapayıp açmadan onu sana getirebilirim." dedi. Süleyman tahtı yanında görünce şöyle dedi: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Böylece Rabbim, benim şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğimi deniyor. Çünkü şükreden, faydasını kendi görür; nankörlük eden de cezasını kendi çeker. Zira Rabbimin hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ve çok cömerttir."

27/41. "Tahtını kamufle edin; bakalım tanıyacak mı, tanımayacak mı?"

27/42. Süleyman'ın huzuruna çıkınca Belkısa, "Senin tahtın da böyle mi?" diye soruldu. O da, "Sanki o! Zaten sizin böyle bir güce sahip olduğunuz bize bildirildiği için teslim olduk." dedi.

27/43. Belkıs'ın Müslüman olmasını Allâh'tan başka taptığı şey engellemişti. Çünkü o kâfir bir topluma mensuptu.

27/44. Ona "Saraya gir!" denildi. Onun içini görünce, zeminin suyla kaplı olduğunu sandı ve eteğini topladı. Süleymân, "Korma, bu billurdan yapılmış bir zemindir." dedi. Belkıs, Süleyman'ın peygamber olduğunu anlayınca, "Rabbim, ben kendime yazık etmişim. Artık ben de, Süleyman gibi evrenin sahibi Allâh'a inanıp teslim oluyorum." dedi.

27/45. Semûd halkına da kardeşleri Salih'i peygamber olarak gönderdik. O da, onlara, "Allâh'a kulluk edin!" dedi. Bunun üzerine onlar, birbirleriyle çekişen iki gruba ayrıldılar.

27/46. Salih onlara, "Ey halkım! İyiliği istemek varken, neden 'tehdit ettiğin azabı haydi getir' diyorsunuz. Allâh'ın size merhamet etmesi için, neden günahlarınızı bağışlamasını istemiyorsunuz." dedi.

27/47. Onlar, "Başımıza gelen musibetler, senin ve yanındakilerin yüzündendir." dediler. Sâlih, "Uğursuzluk olarak kabul ettiğiniz şey, imtihan edilmeniz için Allâh tarafından gönderilmiştir." dedi.

27/48. Şehirde, bozgunculuk çıkaran, huzur istemeyen dokuz kişilik bir çete vardı.

27/49. Bunlar kendi aralarında, Allâh'a yemin ederek şöyle anlaştılar: "Sâlih ve ailesine gece baskını düzenleyip onları öldüreceğiz. Sonra da onların hakkını arayacak olan yakınlarına, 'Biz onların nasıl öldürüldüğünü görmedik. Gerçekten doğru söylüyoruz.' diyeceğiz."

27/50. Onlar böyle bir plan yaptılar. Fakat onlar farkına varmadan, planlarını boşa çıkardık.

27/51. Şimdi planlarının sonucuna bir bak; biz hem o çeteyi, hem de halkının hepsini yok ettik.

27/52. İşte şu kalıntılar, onların zulmettikleri için harabeye dönen evleri! Şüphesiz bunda, bilen bir toplum için dersler vardır.

27/53. Fakat Semût halkından iman edip Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları kurtardık.

27/54. Lût'u da peygamber olarak gönderdik. O halkına şöyle demişti: "Çirkin bir şey olduğunu bildiğiniz halde, bu ahlaksızlığı niçin yapıyorsunuz?"

27/55. "Siz, kadınları bırakıp cinsel arzularınızı erkeklerle tatmin ediyorsunuz. Gerçekten çok ahlaksız bir toplumsunuz."

27/56. Bunun üzerine halkı, "Lut'u memleketinizden çıkarın; çünkü Lût ve ona inananlar çok temiz insanlar, aramızda kalıp da kirlenmesinler(!)" diye alay ettiler.

27/57. Bunun üzerine azabımızı onların üzerine gönderdik, fakat onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısını, geride kalanlarla birlikte helak ettik.

27/58. Üzerlerine yağmur gibi taş yağdırdık. Uyarılara aldırmayanların başına taş yağması ne kötü bir şeydir!

27/59. Rasûlüm şöyle de: "Allâh her türlü övgüye layıktır. Peygamber olarak seçtiği kullara selâm olsun! Allâh mı, yoksa onların ortak koştukları putlar mı daha hayırlıdır."

27/60. "Göklerde ve yerdeki her şeyi yaratan, sizin için yağmur yağdırarak güzel bahçeler meydana getiren Allâh mı, yoksa taptığınız putlar mı daha hayırlıdır? Hâlbuki siz o bahçenin bir ağacını bile meydana getiremezsiniz. Allâh'la beraber başka bir ilâh mı var? Fakat onlar putları Allâh'a denk saydılar."

27/61. Söyleyin bakalım yeryüzünü yaşamaya elverişli kılan, orada ırmaklar akıtan, ulu dağlar yerleştiren ve birbirine karışmaması için iki deniz arasına engel koyan Allâh mı, yoksa taptıkları putlar mı daha hayırlıdır? Allâh ile birlikte başka bir ilâh mı var? Hayır; fakat insanların çoğu bunun farkında değildir.

27/62. Zorda kalan kişinin duasına karşılık verip sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzünün hakimi kılan Allâh mı, yoksa taptıkları putlar mı daha hayırlıdır? Allâh ile birlikte başka bir ilâh mı var? Ne de az düşünüyorlar!

27/63. Karanlık gecelerde karada ve denizde size yol gösteren, rüzgarları yağmurdan önce müjdeci olarak gönderen Allâh mı, yoksa taptıkları putlar mı daha hayırlıdır? Allâh ile birlikte başka bir ilâh mı var? Allâh, onların ortak koştuklarından yücedir.

27/64. İlk başta yaratan sonra da tekrar diriltecek olan, size gökten ve yerden çeşitli rızıklar veren Allâh mı yoksa taptıkları putlar mı daha hayırlıdır? Allâh'la beraber başka bir ilâh mı var!.. Onlara şöyle de: "Doğru söylüyorsanız, delillerinizi getirin!"

27/65. Rasûlüm şöyle de: "Allâh'tan başka gökte ve yerde bulunan hiç kimse, gaybı bilmez. Yine kimse öldükten sonra ne zaman diriltileceğini de bilemez."

27/66. Hâlbuki onlara, ahiret konusunda bilgi, peygamberler aracılığıyla gelmişti. Fakat onlar, ahiretin olacağında yine de şüpheye düştüler; hatta buna gözlerini ve kulaklarını iyice kapatmışlardır.

27/67. Bunun için kâfirler şöyle dediler: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, tekrar diriltilip mezardan çıkarılacak mıyız?"

27/68. "Doğrusu biz ve atalarımız, daha önce de böyle tehditlere maruz kalmıştık. Bunlar, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

27/69. Onlara, "Yeryüzünde dolaşın da, kâfirlerin sonunun ne olduğuna bakıp ibret alın!" de!

27/70. Onların yaptıklarından dolayı üzülme, kurdukları tuzaklardan dolayı da tasalanma!

27/71. Onlar, "Doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

27/72. Onlara, "İnkar ettiğiniz azabın bir kısmı yakında başınıza gelecektir." de!

27/73. Rabbin, insanlara çok ikram eder; fakat onların çoğu şükretmez.

27/74. Rabbin, içinizde gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da çok iyi bilir.

27/75. Gökte ve yerde gizli olan her şey, apaçık kaydedilmiştir.

27/76. Bu Kur’ân, İsrâiloğullarının ayrılığa düştükleri hususların çoğunu açıklamaktadır.

27/77. Çünkü o Kur’ân, doğru yolu gösteren bir klavuz ve müminler için rahmettir.

27/78. Rabbin, ayrılığa düştükleri hususlarda onların arasında hükmünü verecektir. O çok güçlüdür ve her şeyi hakkıyle bilir.

27/79. O halde sadece Allâh'a güvenip dayan! Çünkü getirdiğin şey, doğruluğu kesin olan bir dindir.

27/80. Arkalarını dönüp gittiklerinde sen, ne kulaklarını gerçeklere tıkayanlara, ne de kalpleri ölmüşlere duyurabilirsin.

27/81. Gerçeklere gözlerini kapatanları doğru yola getiremezsin. Sen bu çağrını, sadece ayetlerimize inanarak boyun eğenlere duyurabilirsin.

27/82. Kendilerine haber verilen kıyamet kopunca, yer canlanıp, onlara insanların ayetlerimize gerçekten inanmadıklarını söyleyecektir.

27/83. O gün, ayetlerimizi yalanlayan her ümmet grup grup hesap yerine sevk edilecektir.

27/84. Hesap yerine geldiklerinde Allâh onlara, "Anlamadan ayetlerimi yalanladınız, öyle mi! Değilse yaptığınız neydi?" diyecektir.

27/85. İnkar etmelerinden dolayı, tehdit edilen azap başlarına gelecektir. Artık onlar söyleyecek bir şey bulamayacaklardır.

27/86. İnsanların dinlenmesi için geceyi karanlık ve günlük hayatlarını sürdürmesi için de gündüzü aydınlık yaptığımızı görmüyorlar mı? İşte bunlarda, inanan bir toplum için pek çok ders vardır.

27/87. Sura üfürüldüğü gün, Allâh'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde bulunan herkes dehşete kapılacak ve boyunlarını bükerek onun huzuruna çıkacaktır.

27/88. Dağların sabit olduğunu düşünüyorsün; hâlbuki kıyamet günü onların bulutlar gibi hareket ettiğini göreceksin. Bu, her şeyi yerli yerince yaratan Allâh'ın işidir. Şüphesiz o, yaptığınız her şeyi bilir.

27/89. İyilik yapanlara o gün, çok daha iyisi verilecek ve onlar, ahiretin dehşetinden güvende olacaklardır.

27/90. Kötülük yapanlar ise, yüz üstü Cehennem'e atılacak ve onlara, "Sadece yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz." denilecektir.

27/91. Rasûlüm şöyle de: "Bana yalnız bu beldenin sahibi Allâh'a kulluk yapmam emredildi. O burayı kutsal ve dokunulmaz kılmıştır. Varlık adına ne varsa onundur. Bana, Allâh'a boyun eğmem emredilmiştir."

27/92. "Bana Kur’ân'ı okuyup anlatmam emredildi. Artık doğru yola gidenler, faydasını kendileri görecek; yoldan çıkanlar da, zararını kendileri çekecektir." Sen onlara, sadece bir uyarıcı olduğunu bildir.

 

27/93. "Allâh, her türlü övgüye layıktır. O, ayetlerinin doğruluğunu size gösterecek ve siz de bunu anlayacaksınız." Rabbin, yaptıklarınızından habersiz değildir.