İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

028. Kasas Sûresi

28/1. Tâ-Sîn-Mîm.

28/2. Bunlar, gerçekleri ortaya koyan Kitabın ayetleridir.

28/3. İnanan kimselerin ibret alması için sana, Mûsâ ile Firavun'un arasında geçen olayları doğru olarak anlatacağız.

28/4. Firavun, ülkesinde baskı yaparak, halk arasında ayrımcılık yapıyordu. Erkek çocuklarını kesip, kızlarını sağ bırakarak, İsrâiloğullarını eziyordu. Çünkü o, bozguncu biriydi.

28/5. Biz ise orada, ezilmişlere yardım etmeyi, onları önder yapmayı ve Firavun'un yerine vâris kılmayı istiyorduk.

28/6. Böylece biz, İsrâiloğullarını orada hakim kılmak ve ayrıca onların eliyle Firavun, Hâmân ve ordusunu korktuklarına uğratmak istiyorduk.

28/7. Mûsâ'nın annesine, "Çocuğunu emzir! Firavun tarafından öldürüleceğinden endişe ettiğinde bir sandık içinde suya bırak. Oğluna bir zarar geleceğinden endişe etme. Ondan ayrı kalacağın için de üzülme; çünkü biz onu, sana geri vericek ve ileride peygamber yapacağız." diye bildirdik.

28/8. Annesi çocuğunu suya bırakınca Firavun'un ailesinden biri onu bulup aldı. Halbuki Firavun, Hâmân ve orduları günahkâr oldukları için, ileride Mûsâ, onlara düşman ve üzüntü kaynağı olacaktı.

28/9. Karısı Firavun'a, "Gözümüz aydın! İşte çok güzel bir çocuk! Sakın onu öldürmeyin! Belki bize faydası olur, belki de evlat ediniriz." dedi. Hâlbuki onlar, ileride Mûsâ'nın peygamber olup saltanatlarına son vereceğinin farkında değillerdi.

28/10. Mûsâ'nın annesi, kederinden sabaha kadar başka bir şey düşünemedi. Eğer çocuğuyla ilgili ona verdiğimiz söze güvenmesi için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse kendi çocuğu olduğunu açıklayacaktı.

28/11. Annesi, Mûsâ'nın kız kardeşine, "Saraya gidip gizlice ona ne yapacaklarına bak!" dedi. O da, farkettirmeden, uzaktan onu gözetledi.

28/12. Bizim sayemizde Mûsâ, hiç bir süt annenin memesini kabul etmedi. Bunun üzerine kız kardeşi, "Size bu çocuğa içtenlikle bakacak bir aile göstereyim mi?" dedi.

28/13. Biz Mûsâ'yı annesine yeniden kavuşturduk. Böylece annesi, çok sevindi, daha fazla üzülmemiş oldu. Allâh'ın vaadinin gerçek olduğunu anladı. Fakat insanların çoğu bunu anlamazlar.

28/14. Mûsâ, olgunluk çağına erişince, ona ilim ve ince kavrayış vererek peygamber yaptık. Biz her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

28/15. Bir gün Mûsâ, halkı uykudayken şehre geldi. O sırada biri kendi halkından, diğeri de karşı taraftan iki kişinin kavga ettiğini gördü. Karşı taraftan olana bir yumruk atıp onu öldürdü. Sonra da kendi kendine şöyle dedi: "Bu, Şeytan'ın işidir. Çünkü o, insanı doğru yoldan çıkaran apaçık bir düşmandır."

28/16. "Rabbim! Ben kendime yazık ettim. Beni bağışla." Bunun üzerine Allâh, onu bağışladı. Çünkü o günahları bağışlar ve çok merhamet eder.

28/17. Mûsâ, "Rabbim! Madem ki, sen beni bağışlama lütfunda bulundun, artık ben de, kâfirlere arka çıkmayacağım." dedi.

28/18. Geceyi korku içinde, etrafını kontrol ederek geçirdi. O sırada, bir gün önce yardım ettiği adamı gördü; yine feryat edip kendisinden yardım istiyordu. Bu kez Mûsâ ona, "Boşuna bağırma, sana yardım etmem. Çünkü sen, gerçekten azgın birisin." dedi.

28/19. Mûsâ, karşı taraftan olan kişiyi tutup ayırmak isteyince, yardım isteyen kişi, kendisine geldiğini zannederek, "Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen burada, insanların yararına çalışmayıp da, bir zorba mı olmak istiyorsun?" dedi.

28/20. Mûsâ'nın adam öldürdüğü şehirde duyulunca bir adam, koşarak geldi ve, "Ey Mûsâ! İleri gelenler toplanmış, seni öldürmek için görüşüyorlar. Bunu sana samimiyetle söylüyorum. Buradan hemen çık git!" dedi.

28/21. Bunun üzerine Mûsâ, korku içinde etrafını gözetleyerek, oradan hemen çıktı ve "Rabbim! Beni bu zalimlerden koru!" diye dua etti.

28/22. Medyen'e doğru yönelince, "Rabbim beni doğru yola iletecektir." dedi.

28/23. Mûsâ, Medyen suyuna varınca, orada hayvanlarını sulayan bir grup insanla karşılaştı. Onlardan biraz uzakta, hayvanlarının suya gitmesine engel olmaya çalışan iki kadın gördü. Onlara "Burada niçin bekliyorsunuz?" diye sordu. Onlar da, "Babamız yaşlı olduğu için gelemiyor. Biz de çobanlarla birlikte sulamak istemiyoruz. Onların suyun başından ayrılmasını bekliyoruz." dediler.

28/24. Bunun üzerine Mûsâ onların hayvanlarını suladı, sonra da gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana vereceğin her nimete muhtacım!" diye dua etti.

28/25. Derken kızlardan biri utanarak geldi, "Hayvanlarımızı sulamanın karşılığını vermek için babam seni çağırıyor." dedi. Mûsâ kızların babası Şuayb'e gelip, hayat hikayesini anlatınca o, "Korkma, zalimlerden kurtuldun!" diye cevap verdi.

28/26. Kızlardan biri, "Babacığım, onu hayvanlarımıza çoban tut! Çünkü tutacağın en iyi çoban, bu güçlü kuvvetli, güvenilir kişidir."  dedi.

28/27. Kızların babası ona, "Sekiz yıl çalışırsan, bu iki kızımdan biriyle seni evlendiririm. Eğer bu süreyi on yıla tamamlarsan, o da senin ikramın olur. Ben seni sıkıntıya sokmak istemem. İnşaallah sen de benim, iyi bir insan olduğumu göreceksin." dedi.

28/28. Mûsâ, "Bu seninle benim aramda yapılan bir sözleşmedir. Bu iki süreden hangisini tamamlarsam, bana kızma! Allâh konuştuklarımıza şahittir." dedi.

28/29. Musa, süreyi tamamlayınca, ailesini alıp yola koyuldu. Soğuk bir gecede yolunu kaybettiği sırada Tûr tarafında bir ateş gördü. Ailesine, "Burada bekleyin! Uzakta bir ateş gördüm. Oraya gideyim belki yol hakkında bir bilgi alırım, yahut ısınmanız için ateş getiririm." dedi.

28/30. Mûsâ oraya varınca, mübarek yerdeki vâdinin sağ tarafında bulunan ağaçtan  şöyle bir ses geldi: "Ey Mûsâ! Ben evrenin sahibi Allâh'ım"

28/31. "Değneğini at!" Mûsâ değneğini atınca onun yılan gibi hareket ettiğini gördü. Hemen dönüp ardına bakmadan kaçtı. Bunun üzerine Allâh, şöyle buyurdu: "Ey Mûsâ, Korkma, geri dön! Çünkü sen güvendesin."

28/32. "Elini koynuna sok! Herhangi bir hastalık olmaksızın o, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan açılan kollarını, kendine çekip toparlan. İşte bunlar, Firavun ve halkına gösterilmek üzere verilen iki mucizedir. Şüphesiz onlar doğru yoldan çıkmışlardır."

28/33. Mûsâ şöyle dedi: "Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm. Şimdi oraya gidersem, beni öldürmelerinden endişe ediyorum."

28/34. "Beni tasdik etmesi için, daha iyi konuşan kardeşim Hârûn'u benimle birlikte gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlayacaklarını düşünüyorum".

28/35. Allâh, "Peki, seni kardeşinle destekliyeceğiz. Zarar vermemeleri için size, kuvvetli deliller verecegiz ve mucizelerimizle sizi ve sizinle birlikte hareket edenleri üstün kılacağız." dedi.

28/36. Mûsâ, apaçık mucizelerimizle onlara gelince, "Bu gerçekliği olmayan bir göz boyamadır. Atalarımızdan biz, böyle olağanüstü şeyler sergileyerek peygamberlik iddiasında bulunan bir kişi de duymadık." dediler.

28/37. Mûsâ, "Rabbim, kendi katından gerçekleri kimin getirdiğini ve bu ülkenin sonunda kimin olacağını çok iyi bilir. Şüphesiz zalimler asla kurtulamazlar." dedi.

28/38. Firavun danışmanlarına, "Benden başka ilâhınız yoktur. Ey Hâmân! Sen de, tuğla fırınını yak ve hazırladığın tuğlalarla yüksek bir kule yap; bakalım Mûsâ'nın ilâhını görebilecek miyim! Çünkü ben onun yalan söylediğini düşünüyorum." dedi.

28/39. Firavun ve askerleri, bir gün huzurumuza çıkıp hesap vermeyeceklerini sanarak, haksız yere yurtlarında büyüklük tasladılar; .

28/40. Biz de onu ve askerlerini denizde yakalayıp boğduk. Zalimlerin sonunun ne olduğuna bak ta ibret al!

28/41. Onlar, dünyada insanları yanlışa sevk ederek Cehennem'e götüren kişilerin elebaşlarıdır. Kıyamet gününde onlara asla yardım edilmeyecektir.

28/42. Bu dünyada onları lanete uğrattık, kıyamet gününde de onlar, itilip kakılanlardan olacaklardır.

28/43. Önceki nesillerden bir kısmını yok ettikten sonra, düşünüp öğüt alsınlar diye, insanların yolunu aydınlatan bir ışık, doğru yolu gösteren bir rehber ve onlar için bir rahmet olmak üzere Mûsâ'ya kitabı verdik.

28/44. Rasûlüm Biz Mûsâ'ya emirlerimizi verirken sen Tûr'un batı tarafında değildin. Dolayısıyla sen bu olaya tanık değilsin.

28/45. Ayrıca, onlarla senin aranda bir çok nesil yarattık, bu olayın üzerinden asırlar geçti. Sen Medyen halkı arasında bulunup bu anlatılanları onlardan da öğrenmedin. Fakat biz elçiler göndererek bunları sana öğretiyoruz.

28/46. Mûsâ'ya seslendiğimizde de, sen Tûr’un yanında değildin. Fakat Rabbinin bir rahmeti olarak bunları sana bildirdik. Böylece uzun süre peygamber gönderilmeyen bir halkı, öğüt almaları için uyarırsın.

28/47. Kıyamet günü yaptıklarından dolayı başlarına bir felaket gelince, "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, getirdiği ayetlere uyup müminlerden olsaydık." dememeleri için seni gönderdik.

28/48. Allâh tarafından onlara bir peygamber gönderilince, "Mûsâ'ya verilen mucizeler gibi buna da verilseydi ya!" derler. Daha önce Mûsâ'ya verilenleri de inkar etmemişler miydi? Onlar "Tevrat ve Kur’ân birbirini destekleyen iki sihirdir; biz hepsini inkâr ederiz." derler.

28/49. Onlara, "Eğer doğru söylüyorsanız, Allâh katından bu ikisinden daha doğru olan bir kitap getirin de ona uyayım!" de.

28/50. Eğer bu çağrına cevap veremezlerse, anla ki onlar nefsinin arzusuna uymaktadır. Allâh'ın yolunu bırakıp da nefsinin arzusuna uyandan daha çok yolunu kaybeden kim olabilir? Şüphesiz Allâh, zalimleri zorla doğru yola ulaştırmaz.

28/51. Öğüt almaları için insanlara, peygamberler aracılığıyla ayetlerimizi ard arda gönderdik.

28/52. Daha önce kendilerine kitap verdiklerimizden bazısı, Kur’ân'a da inanır.

28/53. Ayetlerimiz okunduğunda onlar, "Biz, bunun Rabbimiz tarafından gönderilen bir gerçek olduğuna inanıyoruz. Zaten biz, daha önce de Allâh'a boyun eğmiştik." derler.

28/54. Onların ödülleri, sabrettikleri, kötülüğe iyilikle karşılık verdikleri ve bir de verdiklerimizden Allâh yolunda harcadıkları için iki kat olacaktır.

28/55. Onlar, kötü bir söz işittiklerinde, ondan yüz çevirir ve "Bizim yaptıklarımızın karşılığını biz, sizin yaptıklarınızın karşılığını da siz göreceksiniz. Biz size uymayacağız. Çünkü bizim kendini bilmezlerle işimiz yoktur." derler.

28/56. Sen her sevdiğini doğru yola getiremezsin; fakat, isteyen doğru yola girer. Allâh, doğru yolda olanları çok iyi bilir.

28/57. Bazı müşrikler, "Seninle birlikte doğru yolda gidersek, yurdumuzdan kovuluruz." derler. Peki, bir ikramımız olarak biz sizi, her türlü ürünün geldiği dokunulmaz ve emin bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bunun farkında değildir.

28/58. Biz zengin olduğu için şimaran pek çok halkı helâk ettik. İşte yurtları; onlardan sonra buraları hemen hemen kimse yurt edinmemiştir. Oradaki her şey bize kalmıştır.

28/59. Rabbin, bir ülkenin en uğrak merkezine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe halkını helâk etmez. O sadece kendilerine peygamber gönderildiği halde küfürde ısrar edenleri helâk eder.

28/60. Size verdiğimiz her şey, geçici dünya menfaati ve süsünden ibarettir. Hâlbuki Allâh katındakiler daha hayırlı ve kalıcıdır. Ne diye hâlâdüşünmüyorsunuz?

28/61. Vaadettiğimiz güzel nimetlere kavuşacak kimse, geçici dünya menfaatlerini verdiğimiz, sonra da hesap vermek üzere kıyamette huzurumuza çıkacak kimse gibi midir?

28/62. Allâh kıyamet günü onlara, "Bana ortak olduğunu iddia ettiğiniz ilâhlar şimdi nerede?" diye soracaktır.

28/63. Azabı hak edenlerin önderleri, "Rabbimiz! Bunlar bizim azdırdıklarımız. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi ise onlardan uzaklaşıp sana dönüyoruz. Zaten onlar bize de tapmıyorlardı." diyeceklerdir.

28/64. Onlara, "Haydi şimdi kurtulmak için Allâh'a ortak koştuklarınıza dua edin!" denilir. Dua ederler; fakat ortak koştukları bu duaya karşılık veremez. İşte o zaman azabı  karşılarında görür ve gerçeği anlarlar. Keşke onu dünyada iken anlasalardı.

28/65. Kıyamet günü Allâh onlara, "Peygamberlerin davetine nasıl karşılık verdiniz?" diye soracaktır.

28/66. O gün, bütün haber kanalları tıkandığı için, birbirlerine sorup bilgi de alamazlar.

28/67. Fakat yaptıklarından vaz geçerek iman edip yararlı işler yapanlar, kurtuluşa ereceklerdir.

28/68. Rabbin, dilediğini yaratır ve dilediğini peygamber olarak seçer. Allâh'ın seçtiklerinde insanların söz söyleme hakkı yoktur. Allâh her türlü noksanlıktan uzak ve onların ortak koştuklarından çok daha yücedir.

28/69. Rabbin onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.

28/70. O, kendisinden başka ilâh olmayan Allâh'tır. Dünyada ve ahirette her türlü övgüye layıktır. Son hükmü o verecektir. Sonunda mutlaka ona döneceksiniz.

28/71. Onlara şöyle de: "Hiç düşündünüz mü, Allâh kıyamete kadar bütün günlerinizi karanlık yapsaydı; Allâh'ın dışında onu aydınlatacak başka bir ilâh var mı? Halâ, gerçeklere kulak vermeyecek misiniz?"

28/72. "Hiç düşündünüz mü; Allâh, kıyamete kadar bütün günlerinizi aydınlık yapsaydı, Allâh'ın dışında dinlenmeniz için geceyi getirecek başka bir ilâh var mı? hâlâgerçekleri görmeyecek misiniz?"

28/73. Allâh merhametinin eseri olarak geceyi ve gündüzü yarattı. Böylece geceleri istirahat eder, gündüzleri de onun ikramından geçiminizi sağlarsınız. Belki artık şükredersiniz.

28/74. Kıyamat günü Allâh onlara, "Bana ortak olduğunu iddia ettiğiniz ilâhlar şimdi nerede?" diye soracaktır.

28/75. Kıyamet günü biz, her ümmette kendi peygamberini tanık olarak getirir ve onu yalanlayanlara "Dünyadaki iddialarınızı ispat edecek deliniz varsa getirin!" deriz. O zaman uydurdukları tanrılar onlardan uzaklaşır ve onlar, Allâh'ın bildirdiklerinin hak olduğunu anlarlar.

28/76. Mûsâ'nın halkından biri olan Kârûn, böbürlenerek halkına zulmediyordu. Çünkü biz ona, güçlü kuvvetli bir topluluğun anahtarlarını zorlukla taşıyabileceği hazineler vermiştik. Bunun üzerine halkı ona şöyle demişti: "Şimarma, çünkü Allâh şimaranları sevmez."

28/77. "Allâh'ın sana verdiği servetle ahiretini kazanmaya çalış; fakat dünyadan nasibini unutma. Allâh'ın sana iyilik yaptığı gibi, sen de başkalarına iyilik yap! Ülkende bozgunculuk yapma. Çünkü Allâh, bozguncuları sevmez."

28/78. Kârûn, "Bu serveti ben, kendi tecrübemle kazandım." diye cevap verdi. Kârûn, Allâh'ın daha önce ondan daha kuvvetli ve zengin nesilleri yok ettiğini bilmiyor mu? Zaten kâfirlere, diğer günahları sorulmayacaktır.

28/79. Bir gün Kârûn, bütün gösterişiyle halkın karşısına çıkınca, dünya hayatına özenenler, "Keşke Kârûn gibi biz de zengin olsaydık. Çünkü o, büyük bir servet sahibidir." dediler.

28/80. Fakat gerçekleri görenler onlara, "Yazıklar olsun size! Hâlbuki, iman edip yararlı işler yapanlara Allâh'ın vereceği ödül daha hayırlıdır. Buna sadece sabredenler ulaşır." dediler.

28/81. Sonunda onu ve sarayını yerin dibine batırdık. Allâh'a karşı, ne kendisi ne de herhangi bir topluluk, onu bu durumdan kurtarabildi.

28/82. Dün Kârûn'un yerinde olmak isteyenler, daha sonra "Eyvâh, demek ki Allâh, kullarından dilediğine bol, dilediğine de az rızık veriyormuş. Allâh bize merhamet etmeseydi, bizi de yerin dibine batırırdı. Vah ki vah! Gerçekten kâfirler kurtuluşa eremiyormuş." dediler.

28/83. Biz bu ahiret yurdunu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayan kimseler için hazırladık. Sonunda bütün iyilikler, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanların olacaktır.

28/84. İyilik yapanlar, yaptıklarından daha iyisini alacak; kötülük yapanlar ise, kötülüklerinin karşılığını görecektir.

28/85. Sana Kur’ân'ın tebliğ görevini veren Allâh, ileride seni huzuruna çıkaracak ve bundan soracaktır. "Rabbim doğru yolda olanı da, tamamen yoldan çıkanı da çok iyi bilir." de.

28/86. Bu Kitabın sana verileceğini hiç beklemiyordun. Bu, Rabbinin bir rahmeti olarak sana verilmiştir. Öyleyse kâfirlere arka çıkma!

28/87. Kâfirler seni, Allâh'ın indirilen mesajlarını tebliğ edip yerine getirmekten sakın vaz geçirmesin! Sen Rabbinin yoluna çağır ve sakın müşriklerden yana olma!

 

28/88. Allâh'la birlikte başka bir ilâha tapma! Ondan başka ilâh yoktur. Onun dışında her şey yok olacaktır. Hüküm ona aittir ve sonunda hepiniz onun huzurunda toplanacaksınız.