İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

029. Ankebût Sûresi    

29/1. Elif. Lâm. Mîm.

29/2. İnsanlar, sadece "iman ettik" demenin yeterli olacağını, imtihan edilmeyeceklerini mi sanıyorlar?

29/3. Biz, doğru söyleyenlerle yalancıları ortaya çıkarmak için onlardan öncekileri de denedik.

29/4. Kötülük yapanlar, bizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ulaştıkları sonuç ne de kötüdür!

29/5. Allâh'ın huzuruna çıkacaklarına inananlar, hazırlık yapsınlar. Çünkü Allâh'ın belirlediği süre mutlaka gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

29/6. Herkesin çalıştığı kendisi içindir. Çünkü Allâh'ın, hiç kimsenin çalışmasına ihtiyacı yoktur.

29/7. İman edip yararlı işler yapanların günahlarını örtecek ve yaptıklarını en güzel şekilde ödüllendireceğiz.

29/8. Biz insana ana babasına iyi davranmasını emrettik. Fakat onlar, bilgisizce bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, bu konuda sakın onlara uyma! Yaptıklarınızı önünüze koymak için sonunda bana döneceksiniz

29/9. İman edip yararlı işler yapanları, erdemliler arasına koyacağız.

29/10. Bazı insanlar, "Allâh'a inandık" derler; ama Allâh yolunda bir sıkıntıyla uğradıklarında, bunu Allâh'ın azabından daha büyük görürler. Fakat Rabbinden bir zafer geldiğinde ise, "Biz sizinle birlikteyiz." derler. Herkesin içinden geçeni en iyi bilen Allâh değil de kimdir?

29/11. Şüphesiz Allâh, müminleri de münafıkları da çok iyi bilir.

29/12. Kâfirler, müminlere, "Bizim gibi hareket edin! Günahınız bizim boynumuza..." derler. Hâlbuki kâfirler, kıyamet günü onların hiç bir günahını yüklenemezler. Şüphesiz onlar yalan söylüyorlar.

29/13. Elbette onlar, kendi günahlarının yanısıra, başkalarını saptırmanın günahını da yükleneceklerdir. Üstelik kıyamet günü, uydurdukları iftiralardan hesaba çekileceklerdir.

29/14. Doğrusu biz Nuh'u halkına peygamber olarak gönderdik; onların arasında dokuz yüz elli sene peygamberlik yaptı, fakat çoğu inanmadı. Sonunda tufan onları zulümlerine devam ederken yakalayıverdi.

29/15. Biz de Nûh'u ve gemidekileri tûfandan kurtardık ve bunu herkese ibret yaptık.

29/16. İbrâhîm'i de peygamber olarak gönderdik. O halkına şöyle demişti: "Yalnız Allâh'a ibadet edin ve ona karşı kulluk bilincinde olun! Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."

29/17. "Siz, Allâh'ın dışında putlara tapıyor ve böylece onlara ilâhlık yakıştırmış oluyorsunuz. Şüphesiz Allâh'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Öyleyse rızkınızı Allâh'tan isteyin, sadece ona kulluk edin ve verdiği nimetlere teşekkür edin. Sonunda mutlaka ona döneceksiniz."

29/18. "Allâh'tan gelen gerçekleri yalanlarsanız, bunun bana bir zararı dokunmaz. Sizden önce bir çok peygamberin halkı da, yalanlamıştı. Peygamberlerin görevi, sadece tebliğ etmektir."

29/19. Onlar Allâh'ın her şeyi yoktan nasıl var ettiğini görmüyorlar mı? Ahirette de böyle tekrar diriltecektir. Şüphesiz bu Allâh için çok kolaydır.

29/20. Rasûlüm, şöyle de: "Yeryüzünde dolaşın, Allâh'ın her şeyi yoktan nasıl var ettiğini bir düşünün. Allâh, ahirette diriltmeyi de böyle yapacaktır. Çünkü Allâh'ın her şeye gücü yeter."

29/21. "Allâh, günahkarlardan dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Sonunda onun huzuruna çıkacaksınız."

29/22. "Siz yerde ve gökte Allâh'ın azabından kurtulamazsınız. Sizin ondan başka ne bir sahibiniz, ne de bir yardımcınız vardır."

29/23. Allâh'ın mesajlarını ve ona kavuşmayı inkar edenler, benden merhamet beklemesinler. Onlara can yakıcı bir azap vardır.

29/24. İbrâhîm'e halkının cevabı, "Onu öldürün veya yakın!" olmuştur. Ateşe attıklarında Allâh onu, oradan kurtarmıştır. Şüphesiz bunda, inanlar için dersler vardır.

29/25. İbrâhîm halkına, "Dünya hayatında atalarınızı çok sevip onlara güvenmenizden dolayı Allâh'ı bırakıp putlara taptınız. Kıyamet gününde birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve lanetliyeceksiniz. Gideceğiniz yer Cehennemdir ve sizin hiçbir yardımcınız da olmayacaktır." dedi.

29/26. Bunun üzerine yeğeni Lût, ona iman etti. İbrâhîm, "Ben Rabbim'in emrettiği yere gidiyorum. Şüpesiz onun her şeye gücü yeter ve her şeyi yerli yerince yapar." dedi.

29/27. Biz İbrâhîm'e oğlu İshâk'ı ve torunu Ya'kub'u bağışladık. Soyundan gelenlere de peygamberlik ve kitap verdik. Böylece onu daha dünyada iken ödüllendirdik. Ahirette ise, erdemlilerle birlikte olacaktır.

29/28. Lût'u da peygamber olarak gönderdik. O halkına şöyle demişti: "Daha önce kimsenin yapmadığı çirkin bir iş yapıyorsunuz!"

29/29. "Kadınlarla evlenmek yerine, işret toplantılarına katılıp meşru yolları kapatarak erkeklerle cinsel arzularınızı tatmin etmek mi istiyorsunuz?" Halkı ise ona, "Doğru söylüyorsan tehdit ettiğin azabı hadi getir bakalım!" diye karşılık verdi.

29/30. Lût, "Rabbim, bozgunculara karşı bana yardım et!" dedi.

29/31. Meleklerimiz, İbrâhîm'e oğlu olacağını müjdelemek için geldiklerinde, "Biz şu ülkenin halkını helak edeceğiz. Çünkü onlar zalim kimselerdir." dediler.

29/32. İbrâhîm, "Ama onların içinde Lût da var?" dedi. Bunun üzerine melekler, "Orada kimin olduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız. Fakat karısını, geride kalanlarla birlikte helâk edeceğiz." dediler.

29/33. Meleklerimiz kavmini helak etmek üzere gelince Lût, halkının tecavüz etmesinden endişe ettiği için huzursuz oldu, çok sıkıldı. Onlar Lût'a şöyle dediler: "Endişe etme, üzülme! Çünkü biz, seni ve aileni kurtaracağız. Fakat geride kalanlardan olan karını helak edeceğiz."

29/34. "Doğru yoldan çıktıkları için biz, bu memleketin halkı üzerine gökten felaket yağdıracağız."

29/35. Doğrusu biz orada, düşünenlerin ibret alması için, kalıntılarını bıraktık.

29/36. Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı peygamber olarak gönderdik. O, "Ey halkım! Sadece Allâh'a kulluk edin. Ahiret gününü aklınızdan çıkarmayın ve yeryüzünde de bozgunculuk yapmayın!" dedi.

29/37. Buna rağmen halkı Şuayb'ı yalanladı. Bunun üzerine onları, gürültüyle gelen bir deprem yakalayıverdi de, yurtlarında çöküp kaldılar.

29/38. Âd ve Semûd halkını da helak ettik. Yurtlarının harabelerini görüyorsunuz. Daha önce helak olanları bildikleri halde şeytan, işlerini güzel göstermiş ve böylece onları doğru yoldan alıkoymuştur.

29/39. Kârun, Firavun ve Hâmân'ı da helak ettik. Doğrusu Mûsâ onlara, mucizeler getirdi; ama onlar ülkelerinde büyüklük taslayıp kabul etmediler. Fakat onlar azabımızdan kurtulamadılar.

29/40. Onların hepsini günahlarından dolayı cezalandırdık; Lût kavmine taş yağdıran kasırga gönderdik, Semûd'u  gürültüyle gelen bir depremle helak ettik, Kârûn'u yerin dibine geçirdik, Firavun ve ordusunu da denizde boğduk. Allâh onlara asla haksızlık yapmamıştır; fakat onlar kendilerine yazık etmişlerdir.

29/41. Allâh'tan başkasından yardım bekleyenlerin durumu, ağ ören örümceğin durumu gibidir. Çünkü sıcak ve soğuktan korunmaya karşı en zayıf sığınak örümcek ağıdır. Keşke onlar bunu anlayabilselerdi.

29/42. Allâh, onların neye yalvardıklarını çok iyi bilir. O, çok güçlüdür ve her şeyi yerli yerince yapar.

29/43. Bu örnekleri insanların ders alması için getiriyoruz. Fakat bunu yalnız gerçekleri görenler anlar.

29/44. Allâh gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Şüphesiz bunda, müminler için dersler vardır.

29/45. Sana vahyedilen kitabı tebliğ et, hükümlerini uygula, namazı dosdoğru kıl! Çünkü namaz insanı her türlü ahlaksızlık ve kötülükten alıkor. Namaz kılarak Allâh'ı anmak, en büyük ibadettir. Allâh, yaptığınız her şeyi bilir.

29/46. Size karşı düşmanca davrananların dışındaki ehl-i kitapla, güzellikle tartışın. Onlara "Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim de, siz de ilahınız tek ve aynıdır. Zaten biz, ona boyun eğmişizdir." deyin.

29/47. Daha önce indirilen kitapları tastik eden Kur’ân'ı sana indirdik. Bundan dolayı aslında ehl-i kitap da, Kur’ân'a inanmış olur. Bir kısmı bunu fark ederek ona inanıp Müslüman olur, bir kısmı da olmaz. Ayetlerimizi sadece kâfirler bilerek inkar ederler.

29/48. Daha önce sen ne bir ilâhî kitabı okumuş, ne de yazmıştın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar, Kur’ân'ın sana indirildiğinde şüpheye düşerlerdi.

29/49. Hâlbuki bu Kur'an, gerçekleri görenlerin kalplerinde yerleşen apaçık ayetlerden oluşmaktadır. Ayetlerimizi sadece zâlimler bilerek inkar ederler.

29/50. Müşrikler, "Rabbi ona mucizeler indirseydi ya!" derler. Onlara, "Mucize göstermek, ancak Allâh'ın yetkisindedir. Ben, sadece bir uyarıcıyım." de!

29/51. Tebliğ edilmek üzere sana indirdiğimiz bu kitap, mucize olarak onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda rahmet ve iman edecekler için öğüt vardır.

29/52. Onlara, "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allâh yeter. Çünkü o göklerde ve yerde bulunan her şeyi çok iyi bilir. Boş ve geçersiz şeylere inanıp Allâh'ı inkar edenler, her şeylerini yitirmişlerdir." de!

29/53. Onlar, "Tehdit ettiğin azabı hadi getirsene!" diyorlar. Azabın belirlenmiş bir zamanı olmasaydı, hemen gelirdi. Farkına varmadan ansızın bu azap gelecektir.

29/54. Onlar, "Tehdit ettiğin azabı hadi getirsene!" diyorlar. Hâlbuki Cehennem, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

29/55. Kıyamet günü azap, her tarafından onları saracak ve Allâh onlara "Yaptıklarınızın cezasını çekin!" diyecektir.

29/56. Ey mümin kullarım! Benim dünyam çok geniş; baskılara boyun eğmeğin, özgür olacağınız yerlere gidip sadece bana kulluk edin!

29/57. Herkes ölecektir. Bir gün hepiniz huzuruma çıkacaksınız.

29/58. İman edip yararlı işler yapanları, Cennette temelli kalacakları önlerinden ırmaklar akan köşklere yerleştireceğiz. Allâh'ın hoşnutluğunu elde etmek için çalışanların ödülü ne güzeldir.

29/59. Onlar sabreden ve Rablerine güvenip dayanan müminlerdir.

29/60. Kendi yiyeceğini temin edemeyen bir çok canlı vardır. Size de onlara da rızkı veren Allâh'tır. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

29/61. Onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı koyduğu kanunlara tabi kılan kimdir?" diye sorsan, "Allâh'tır." derler. Öyleyse nasıl oluyor da gerçeklere sırt çeviriyorlar?

29/62. Allâh, denemek için kullarından istediğine bol, istediğine de az rızık verir. Allâh her şeyi hakkıyla bilir.

29/63. Müşriklere, "Yağmuru yağdırıp, bununla ölü toprağa can veren kimdir?" diye sorsan; "Allâh'tır." derler. Onlara, "Allâh her türlü övgüye layıktır." de! Fakat müşriklerin çoğu bunu bir türlü anlamak istemiyor.

29/64. Dünya hayatı, sadece geçici bir zevk ve eğlenceden ibarettir. Keşke gerçek hayatın Ahirette olduğunu bilselerdi.

29/65. Fırtınalı bir günde gemidekiler, batma korkusundan, samimiyetle Allâh'a dua ederler. Fakat onları kurtarıp karaya çıkarınca, yine Allâh'a ortak koşarlar.

29/66. Böylece onlar, verdiğimiz nimetlere nankörlük eder ve bir süre daha dünyadan faydalanmaya devam ederler. İleride anlayacaklar.

29/67. Etraflarındaki insanlar saldırılara maruz kalırken, bizim Mekke'yi dokunulmaz ve güvenli kıldığımızı görmüyorlar mı? Onlar hâlâboş ve geçersiz şeylere inanıp, Allâh'ın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?

29/68. Yalancı ilahlar uydurandan veya kendisine gelen gerçekleri yalanlayandan kim daha zalimdir! Kâfirlerin yeri Cehennemden başka bir yer midir?

 

29/69. Bizim için çalışanlara başarı yollarını gösteririz. Şüphesiz Allâh, her işinde kendi hoşnutluğunu gözetenlerle beraberdir.