İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

034. Sebe’ Sûresi          

34/1. Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allâh, dünyada da ahirette de her türlü övgüye layıktır. O her şeyi yerli yerince yapar ve her şeyden haberdardır.

34/2. O, toprağa gireni de çıkanı da, gökten ineni de, oraya çıkanı da bilir. O çok merhametli ve çok bağışlayandır.

34/3. Kâfirler, "Kıyamet kopmayacaktır." derler. Onlara şöyle de: "Hayır! İnsan idrakini aşan her şeyi bilen Rabbime yemin olsun ki, kıyamet kopacaktır. Göklerde ve yerdeki hiçbir şey, zerre kadar da olsa onun bilgisi dışında değildir. Bundan daha büyük ve daha küçük şeyler de apaçık olarak kayıt edilmektedir."

34/4. "Bunlar iman edip yararlı işler yapanları ödüllendirmek için kayıt altına alınmaktadır. Onlara ahirette bağışlanma ve çok değerli bir rızık vardır."

34/5. Ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için çalışanlara can yakıcı kötü bir azap vardır.

34/6. Daha önce Allâh ve ahiret hakkında bilgisi olanlar, Rablerinden sana indirilen Kur’ân'ın gerçek olduğunu ve onun çok güçlü ve her türlü övgüye layık olan Allâh'ın yoluna götürdüğünü bilirler.

34/7. Kâfirler şöyle dediler: "Ölüp tamamen çürüdükten sonra, yeniden dirileceğinizi iddia eden adamın nasıl biri olduğunu size söyleyelim mi?"

34/8. "O ya Allâh adına yalan uyduruyor, ya da deli!" Hayır, o ne yalancı ne de delidir. Fakat Ahirete inanmayanlar, orada azap çekecektir ve onlar tamamen doğru yoldan çıkmışlardır.

34/9. Onlar daha önce gökten ve yerden gelen ve bundan sonra da gelecek olan felaketlere bakıp ibret almıyorlar mı? İstesek onları yerin dibine batırırız, yada üzerlerine gökten parça parça felaket yağdırırız. Şüphesiz bunda, Rabbine yönelen her kul için dersler vardır.

34/10. Biz Davûd'a peygamberlik ve başka pek çok nimet verdik. Nitekim, "Ey dağlar, Davud, Allâh'ı zikredince onun gür ve güzel sesiyle yankılanın! Ey kuşlar siz de onunla birlikte ötüşün!" dedik. Ayrıca ona demiri işleme yeteneği verdik.

34/11. Ona, örgüleri düzgün ve vücudu örtecek şekilde zırhlar; diğer insanlara da, yararlı işler yapmalarını emrettik. Çünkü ben, yaptığınız her şeyi görmekteyim.

34/12. Bir günde bir aylık yola gidip gelen rüzgarı Süleyman'ın buyruğuna verdik. Ayrıca ona bakır filizlerini eritip kullanmasını öğrettik. Allâh'ın emriyle bazı cinler, onun yanında çalışıyordu. Onlardan emrimize karşı çıkanları, yakıcı ateşle cezalandırıyorduk.

34/13. Cinler Süleyman'ın istediği şekilde ibadethaneler, heykeller, havuz gibi leğenler, yerinden kaldırılamayacak kadar büyük kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvûd ailesi! Şükretmek için elinizden gelen gayreti gösterin. Çünkü kullarımdan çok azı şükreder.

34/14. Süleyman'ın canını aldığımızda, kimse onun öldüğünü farketmedi. Fakat ağaç kurdu, dayandığı değneği yiyip o yere düşünce cinler onun öldüğünü anladılar. Eğer cinler insan idrakini aşan hususları bilmiş olsaydı, küçük düşürücü bir azap olarak kabul ettikleri bu işte çalışmaya devam etmezlerdi.

34/15. Sebe halkının yurtlarında Allâh'ın kudretini gösteren pek çok delil vardı. Yurtlarının sağı ve solu bahçelerle çevriliydi. Onlara, "Rabbinizin vermiş olduğu rızıklardan yiyin ve ona teşekkür edin. Burası çok güzel bir ülkedir ve Rabbiniz de çok bağışlayandır." denmişti.

34/16. Fakat onlar nankörlük etti. Biz de, barajlarını yıkıp bahçelerini su altında bırakarak orayı buruk meyveli ağaçlar, ılgın ve çok az da sedir ağacı bulunan çorak bir yere çevirdik.

34/17. Nankörlük ettikleri için onları bu şekilde cezalandırdık. Zaten biz, sadece nankörlük yapanları cezalandırırız.

34/18. Biz, Sebe halkının yaşadığı Yemen ile bereketli kıldığımız Şam arasında görüş mesafesinde yerleşim ve konaklama yerleri yapmalarına imkan sağladık ve "Buralarda gece gündüz güven içinde yolculuk edin!" dedik.

34/19. Buna rağmen onlar, nankörlük ederek, "Rabbimiz yolculuk mesafemizi uzattı." diye şikayetçi oldular. Böylece kendilerine yazık etmiş oldular. Biz de onları darmadağın ettik, onları dilden dile dolaşan ibretli hikayeler haline getirdik. Doğrusu bu kıssada, sabredip şükredenler için dersler vardır.

34/20. Şeytanın insanlar hakkında söylediği söz, Sebe' halkı için doğru çıktı. Çünkü bir grup mümin dışında onların hepsi şeytanın yolundan gitmişti.

34/21. Aslında şeytanın, onları doğru yoldan çıkaracak hiç bir gücü yoktu. Fakat biz, ahirete içten inanları, şüphe edenlerden ayırmak için Şeytan'a bu fırsatı verdik. Her şey Rabbinin gözetimi altındadır.

34/22. Rasûlüm onlara şöyle de: "Allâh'tan başka ilâh kabul ettiklerinize istediğiniz kadar dua edin! Onlar duanıza karşılık veremezler. Çünkü onlar, göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değildirler. Yerin ve göğün yaratılışında onların hiçbir payı yoktur. Allâh bunların yardımına da muhtaç değildir."

34/23. İzin verdiklerinin dışında Allâh katında hiçbir aracılık fayda vermeyecektir. Kıyametin korkusu geçince, birbirlerine "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da, "Gerçekleri söyledi. O çok yüce ve büyüktür." derler.

34/24. Rasûlüm, "Dünyada sizi rızıklandıran kimdir?" diye sor; sonra da "Allâh'tır!" diyece cevap ver ve şöyle devam et: "O halde hangimiz doğru yolda, hangimiz doğru yoldan sapmıştır?"

34/25. "Bizim günahlarımızdan siz sorumlu olmadığınız gibi, sizinkilerden de biz sorumlu değiliz."

34/26. "Rabbimiz kıyamet günü hepimizi toplayacak, sonra da aramızda adaletle hükmünü verecektir. Çünkü o, adaletle hükmeden ve her şeyi bilendir."

34/27. "Putlarınızın Allâh'a ortak olduğunu bana ispat edin! Hayır, bunu yapamazsınız. Doğrusu Allâh, çok güçlü ve her şeyi yerli yerince yapandır."

34/28. Biz seni, insanlara sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat onların çoğu bunu anlamazlıktan geliyor.

34/29. Onlar, "Eğer doğru söylüyorsanız, tehdit ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacaktır?" diyorlar.

34/30. Onlara şöyle de: "Sizin için belirlenmiş bir süre vardır; süreniz dolunca, siz onu ne bir an öne alabilir, ne de geriye bırakabilirsiniz."

34/31. Kâfirler "Biz, ne bu Kur’ân'a, ne de bundan önceki kitaplara inanacağız." dediler. Zalimlerin hesap vermek üzere Rablerinin huzurunda birbirlerine laf atarak nasıl durduklarını bir görsen. Aşağılık kişiler o gün, önderlerine, "Siz olmasaydınız, biz inanırdık." derler.

34/32. Önderleri onlara, "Doğru yol size gösterildikten sonra, sizi iman etmekten biz mi alıkoyduk. Hayır, siz kendiniz bu suçu işlediniz." derler.

34/33. Onlar da önderlerine, "Gece gündüz bize tuzak kurup, Allâh'ı inkar etmek, ona ortak koşmak hususunda bizi yönlendiriyordunuz." derler. Azabı görüp, kâfirlerin boyunlarına zincir vurduğumuzda pişmanlık içlerini kemirecektir. Bu ceza, sadece onların yaptıklarının karşılığıdır.

34/34. Biz bir memlekete uyarıcı gönderdiğimizde, oranın şımarık zenginleri şöyle derler: "Biz sana verileni inkâr ediyoruz."

34/35. "Bizim malımız ve nüfusumuz sizinkinden daha çok. Ahiret olmadığı için azaba uğrayacak da değiliz."

34/39. Onlara şöyle de: "Şüphesiz Rabbim rızkı istediğine bol, istediğine de az verir. Fakat insanların çoğu bunu anlamazlıktan gelmektedir."

34/37. Sizi mal ve çocuklarınızın çokluğu değil, sadece iman edip yararlı işler yapmanız Allâh'a yaklaştırır. İman edenler yaptıklarının karşılıklarını kat kat görecek ve Cennet köşklerinde güven içinde olacaklardır.

34/38. Ayetlerimizi hükümsüz kılmaya çalışanlar ise, Cehenneme gireceklerdir.

34/39. Onlara, "Rabbim rızkı, kullarından istediğine çok, istediğine de az verir. Siz Allâh yolunda bir şey harcadığınızda, Allâh onun yerini başka bir nimetle doldurur. O rızık verenlerin en hayırlısıdır." de!

34/40. Kıyamet günü Allâh, müşriklerin hepsini huzurunda toplayacak, sonra da meleklere "Size ibadet edenler bunlar mıydı?" diyecektir.

34/41. Bunun üzerine melekler, "Sen her türlü eksiklikten uzaksın. Bizim sahibimiz onlar değil sensin. Fakat onların çoğunluğu cinlere inanıp tapıyorlardı." derler.

34/42. O gün, birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirisiniz; zâlimlere, "Yalanladığınız cehennem azabını tadın!" diyeceğiz.

34/43. Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğunda kâfirler, "Bu adamın tek amacı bizi, atalarımızın taptıklarından çevirmektir. Söylediği de, yalandandır."; kendilerine okunan ayetler hakkında ise, "Bunlar, sihirden başka bir şey değildir." dediler.

34/44. Hâlbuki Mekke müşriklerine biz, daha önce ne okuyup ders alacakları bir kitap, ne de bir peygamber göndermiştik.

34/45. Bunlardan öncekiler de peygamberleri yalanlanmıştı. Mekke'liler, onlara verdiğimiz güç ve kuvvetin onda birine sahip değildirler. Buna rağmen onlar, peygamberlerimi yalanladıkları için helâk oldular. Böylece benim yadırganan azabımın nasıl olduğunu gördüler.

34/46. Onlara şöyle de: "Ben size tek bir şey söylüyorum, Allâh aşkına ön yargılarınızı bırakarak hem başkalarıyla birlikte, hem de tek başınıza bu sözümü bir düşünün. O zaman benim deli olmadığımı; sadece şiddetli azap gelmeden önce sizi uyaran bir peygamber olduğumu anlayacaksınız."

34/47. "Peygamberlik görevine karşılık sizden bir ücret istemiyorum; sizin olsun! Benim ödülümü Allâh verecektir. O her şeyi hakkıyla görür ve bilir."

34/48. "Gizli açık her şeyi bilen Rabbim gerçekleri ortaya koyacaktır."

34/49. "Gerçekleri açıklayan Kur'an geldi, artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya çıkarabilir, ne de eskiyi geri getirebilir."

34/50. "Eğer doğru yoldan çıkarsam, zararını ben çekerim. Fakat doğru yolda isem, bu da bana Rabbimin bildirdikleri sayesindedir. Çünkü o, her şeyi hakkıyla işitir ve kullarına çok yakındır."

34/51. Kıyamet günü kâfirlerin nasıl dehşete düştüğünü bir görsen! Onlar kıskıvrak yakalanacaktır. Artık onların kaçacak hiçbir yeri yoktur.

34/52. Bu durumu görünce "Biz Allâh'a iman ettik." derler. Artık iman yeri olan dünyadan çok uzaktırlar; bunu nasıl elde edebilirler?

34/53. Hâlbuki onlar, dünyada iken inkarda direniyor, ahiret hakkında da atıp tutuyorlardı.

 

34/54. Daha öncekilere yapıldığı gibi, onlarla hayata dönüp iman etme arasına engel konacaktır. Şüphesiz onlar, ahiret hakkında derin bir şüphe içindedirler.