İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

035. Fâtır Sûresi           

35/1. Gökleri ve yeri yaratan Allâh her türlü övgüye layıktır. O, ikişer, üçer, dörder… kanatlı melekleri elçi yapan ve dilediği her şeyi yaratandır. Çünkü onun her şeye gücü yeter.

35/2. Allâh'ın insanlara verdiği bir nimeti hiç kimse engelleyemez. Onun engellediğini de, kimse veremez. O çok güçlüdür ve her şeyi yerli yerince yapar.

35/3. Ey insanlar! Allâh'ın size verdiği nimetleri hatırlayın! Gökten ve yerden size rızık veren ondan başka bir yaratıcı mı var? Allâh'tan başka ilâh yoktur. Böyleyken siz bu gerçeklerden nasıl yüz çevirirsiniz?

35/4. Onların seni yalanlamalarına üzülme; çünkü senden önceki peygamberler de yalanlandı. Bütün işler sonunda Allâh'a dönecektir.

35/5. Ey insanlar! Allâh'ın vaadi gerçektir; öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın, bir de çok aldatıcı olan şeytan, Allâh'ın merhametine güvendirerek sizi kandırmasın.

35/6. Çünkü şeytan, sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman bilin. Şeytanın çağrısına uyanlar, sonunda mutlaka cehenneme girecektir.

35/7. Kâfirlere şiddetli bir azap; iman edip yararlı işler yapanlara ise, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

35/8. Kötü işleri kendisine güzel göründüğü için iyi bir şey yaptığını iddia edenlerle, iyiyi kötüyü bilenler bir olur mu? İsteyen doğru yoldan çıkar, isteyen de doğru yola girer. O halde sen, onlar için kendini helâk etme! Şüphesiz Allâh, onların yaptıklarını hakkıyla bilir.

35/9. Allâh, rüzgârları gönderir, onunla bulutları sevk edip yağmur yağdırır ve o yağmurla da kuru toprağa can verir. Ölümden sonra dirilmek de böyledir.

35/10. Şeref isteyen Allâh'a kul olsun; çünkü bütün şereflerin sahibi Allâh'tır. Zikir, tesbih, hamd gibi güzel sözler Allâh'a ulaşır. Allâh da, salih amel işleyenleri yüceltir. Kötü işleri planlayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların bu planları boşa çıkacaktır.

35/11. Allâh sizi topraktan, sonra çok küçük olan yumurta ve spermden yarattı, sonra da ruh ile bedeni eşleştirerek müstakil bir canlı yaptı. Onun bilgisi olmadan, hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Uzun yaşayanın da, kısa yaşayanın da hayatı onun hükmüne bağlıdır. Şüphesiz bunlar Allâh için çok kolaydır.

35/12. Tatlı suyla tuzlu su bir değildir; biri tatlıdır, içimi kolaydır, diğeri ise tuzlu ve acıdır. Bununla birlikte her birinden yemek için taze su ürünleri ve takınmak için süs eşyaları çıkarırsınız. Gemilerin suyu yara yara gittiğini görürsün. Bütün bunlar, Allâh'ın ikramından nasibinizi aramanız ve ona şükretmeniz içindir.

35/13. Allâh, gündüzü kısaltıp geceyi uzatır ve geceyi kısaltıp gündüzü uzatır. O güneş ve ayı koyduğu kanunlara tabi kılmıştır; bunların her biri, belli bir zamana kadar yörüngelerinde hareket edecektir. Her şeyin hakimiyeti elinde olan Rabbiniz Allâh işte budur. Ondan başka taptıklarınızın ise, en küçük bir yetkileri dahi yoktur.

35/14. Onlara dua etseniz, duanızı işitmezler; işitseler de karşılık veremezler. Üstelik kıyamet gününde onlar, sizin ortak koşmanızı kabul etmeyecekler. Bu gerçekleri sana, her şeyi bilen Allâh gibi kimse bildiremez.

35/15. Ey insanlar! Hepiniz Allâh'a muhtaçsınız. Allâh ise, hiçbir şeye muhtaç değildir; o her türlü övgüye layıktır.

35/16. Allâh isterse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

35/17. Bunu yapmak Allâh'a hiç de zor değildir.

35/18. Hiçbir kimse, başkasının günahını yüklenemez. Günahı çok olan kimse, başkasına günahını vermek istese ve o kimse en yakın akrabası dahi olsa, ona hiç bir günah verilmez. Senin öğüdün ancak görmediği halde rabbine saygı duyup namazı dosdoğru kılanlara etki eder. Kötülüklerden arınan yararını kendisi görür. Sonunda her şey Allâh'a dönecektir.

35/19. Gerçeklere gözlerini kapayanlar ile bunları gören bir değildir.

35/20. Küfrün karanlığı ile, İslâm'ın aydınlığı da bir değildir.

35/21. Cennet'in gölgeliği ile Cehennemin ateşi de bir değildir.

35/22. Kalpleri diri olan ile ölmüş olanlar bir değildir. Şüphesiz Allâh, gerçekleri isteyene duyurur. Sen, kalpleri ölmüş olanlara asla duyuramazsın.

35/23. Sen, sadece bir uyarıcısın.

35/24. Biz seni, Kur’ân ile müjdeleyen ve uyaran bir peygamber olarak gönderdik. Nitekim geçmiş her ümmetin mutlaka bir peygamberi vardır.

35/25. Onlar seni yalanlarsa üzülme; çünkü öncekiler de, kendilerine açıklayıcı mesajları, kitapları ve özellikle aydınlatıcı kitabı getiren peygamberlerini yalanlamıştı.

35/26. Ben de o kâfirleri yakalayıp cezalandırdım. Nasılmış benim yadırganan azabım!

35/27. Allâh'ın yağdırdığı yağmura bakıp ibret almıyor musun? Biz onunla çeşit çeşit ürünler yetiştiriyoruz. Dağlarda beyaz, kırmızının farklı tonlarında ve simsiyah katmanlar bulunmaktadır.

35/28. Aynı şekilde hem insanların, hem de büyük ve küçükbaş ve diğer hayvanların farklı ırkları vardır. Sadece Allâh'ı tanıyanlar ona gerektiği gibi saygı duyarlar. Şüphesiz Allâh çok güçlüdür ve günahları çok bağışlar.

35/29. Allâh'ın kitabına uyanlar, namazı dosdoğru kılanlar, verdiğimiz rızıklardan Allâh yolunda gizli açık harcayanlar, hiç tükenmeyecek bir kazanç elde ederler.

35/30. Çünkü Allâh, onların ödüllerini tam olarak verir ve ayrıca onlara bol bol ikramda bulunur. O, günahları çok bağışlar ve şükredenlerin karşılığını verir.

35/31. Sana verdiğimiz Kur’ân, daha önceki kitapları onaylayan ve gerçekleri ortaya koyan bir kitaptır. Şüphesiz Allâh, kullarının yaptıkları her şeyi görür ve bilir.

35/32. Sonra bu kitabı, kullarımızdan muhatap olarak seçtiğimiz Muhammet ümmetine verdik. Fakat onlardan bir kısmı kitabın hükümlerini yerine getirmeyerek kendine yazık etmekte, bir kısmı sadece emir ve yasaklara uymakla yetinmekte, bir kısmı da Allâh'ın lütfuyla hayır da yarışmaktadır. İşte en büyük erdem budur.

35/33. Onlar, temelli kalacakları cennetlere girecek ve orada altın bilezik ve incilerle süslenecektir. Onların elbiseleri de ipek olacaktır.

35/34. Onlar cennete girdiklerinde şöyle derler: "Bizden üzüntü ve sıkıntıyı gideren Allâh, her türlü övgüye layıktır. Şüphesiz Rabbim, günahları çok bağışlar ve şükredene karşılığını çokça verir."

35/35. "O, ikram ederek bizi kalacağımız yurda yerleştirmiştir. Burada artık bize ne bir yorgunluk, ne de bıkkınlık gelecektir."

35/36. Kâfirlerin yeri ise cehennem olacaktır. Artık ne ölüp kurtulacaklar, ne de azapları hafifleyecektir. Biz bütün kafirleri işte böyle cezalandırırız.

35/37. Onlar cehennemde feryat edip, "Rabbimiz, bizi buradan çıkarıp dünyaya gönder de, daha önce yaptıklarımızın aksine yararlı işler yapalım." diyeceklerdir. Bunun üzerine Allâh şöyle der: "Size, düşünüp öğüt almanız için yeterince ömür vermedim mi? Üstelik size peygamber de gelmişti. Madem ki o zaman aklınızı başınıza almadınız, şimdi bu azabı tadın. Çünkü zalimlerin asla yardımcısı yoktur."

35/38. Allâh, göklerde ve yerde gizli olanı da, insanın içinde gizlediğini de çok iyi bilir.

35/39. O sizi yeryüzüne hakim kılmıştır. Artık nankörlük yapan, zararını kendisi çekecektir. Allâh'ın vermiş olduğu bu imkanı güzel kullanmayıp nankörlük edenlerin bu davranışları, sadece Rablerinden gelecek azabı ve bu dünyada da kayıplarını artırır.

35/40. Müşriklere şöyle de: "Allâh'la birlikte taptığınız putlar hakkında hiç düşündünüz mü?! Yeryüzünde onların yarattığı tek bir şey gösterin bana! Yoksa onların, göklerin yaratılıp idare edilmesinde bir katkısı mı var! Yahut onlara bir kitap verdik de ona mı dayanıyorlar! Hayır, kâfirlerin birbirlerine vaad ettikleri şey sadece bir hayaldir."

35/41. Şüphesiz Allâh, yok olmaması için gökleri ve yeri belli bir kanuna bağlamıştır. Eğer bu düzen bozulursa, Allâh'tan başka kimse onları tutamaz. Allâh çok hoşgörülü ve günahları bağışlayandır.

35/42. Müşrikler, kendilerine bir uyarıcı geldiği takdirde, herkesten daha çok doğru yolda olacaklarına, bütün güçleriyle yemin etmişlerdi. Fakat uyarıcının gelmesi onları, daha da gerçeklerden uzaklaştımıştır.

35/43. Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlar ve kötü planlar yapmışlardır. Bunun zararı, sonunda kendilerine dönecektir. Onlar, daha öncekilerin başına gelenlerin, kendi başlarına da gelmesini mi bekliyorlar? Peygamberin getirdiğine sırt çevirenlere, azabın gelmesi Allâh'ın bir hükmüdür; onun hükmünde ise hiç bir değişiklik ve sapma yoktur.

35/44. Onlar yeryüzünde dolaşıp, öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Hâlbuki onlar kendilerinden daha güçlüydü. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allâh'ın azabına engel olamaz. Çünkü o, her şeyi hakkıyla bilen ve her şeye gücü yetendir.

 

35/45. Allâh, insanı yaptıkları kötülüklerden dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir insan kalmazdı. Fakat Allâh, onlara belli bir süre tanımaktadır. Onların süresi dolunca, yaptıklarının karşılığını verecektir. Çünkü Allâh, kullarının yaptığını görür ve bilir.