İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

036. Yâsîn Sûresi          

36/1. Yâ-sîn.

36/2. Her hükmü belli hikmete dayanan Kur’ân'a yemin olsun.

36/3. Sen, Allâh tarafından gönderilen bir peygambersin.

36/4. Kesinlikle sen doğru bir yoldasın.

36/5. Bu Kur’ân, çok güçlü ve merhametli olan Allâh tarafından gönderilmiştir.

36/6. O kitap, ataları uyarıldığı gibi onları da uyarman için indirilmr. Fakat onlar gaflet içindedir.

36/7. İman etmedikleri için onların çoğu azabı hak etmişlerdir.

36/8. Kibirlerinden dolayı inanmayanlar, gerçeklere boyun eğmedikleri için, çenelerine kadar boyunlarına halka geçirilip de başlarını öne eğemeyen kişiler gibidir.

36/9. Onlar, önlerine ve arkalarına perde çekildiği için gerçekleri göremeyen kişiler gibidir.

36/10. Onları uyarsan da, uyarmasan da fark etmez; çünkü onlar iman etmezler.

36/11. Senin uyarman sadece Kur’ân'a uyan ve görmediği halde merhameti sonsuz olan Allâh'a gönülden saygı duyanlara fayda verir. Onları, bağışlanma ve çok değerli bir ödül ile müjdele.

36/12. Şüphesiz biz ölüleri dirilteceğiz. Onların hayattayken yaptıklarını ve geriye bıraktıkları eserleri kayıt etmekteyiz. Zaten biz her şeyi apaçık şekilde kaydediyoruz.

36/13. Onlara, kendilerine elçiler gönderilen şehir halkını anlat:

36/14. Biz onlara iki elçi göndermiştik. Fakat onları yalanladılar. Biz de onları desteklemek için üçüncü elçiyi gönderdik. Elçiler, "Biz size gönderilen elçileriz." dediler.

36/15. Şehir halkı, "Siz de bizim gibi bir insansınız. Merhameti sonsuz olan Allâh, hiçbir şey indirmemiştir. Siz yalan söylüyorsunuz." dediler.

36/16. Elçiler şöyle dedi: "Rabbimiz, bizim size elçi olarak gönderildiğimizi biliyor."

36/17. "Bizim görevimiz sadece apaçık bir tebliğdir."

36/18. Şehir halkı, "Siz bize uğursuzluk getirdiniz. Eğer bu davetten vaz geçmezseniz; sizi yurdumuzdan kovup çıkaracağız ve can yakıcı bir azapla cezalandırıcağız." dediler.

36/19. Bunun üzerine elçiler, "O sizin kendi uğursuzluğunuz. Siz, gerçekler anlatıldığı için mi 'bize uğursuzluk getirdiniz' diyorsunuz. Aslında siz, kendisine yazık eden bir halksınız." dediler.

36/20. O sırada şehrin kenarından bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey halkım! Bu elçilere uyun!"

36/21. "Sizden hiçbir karşılık beklemeyen bu kimselere uyun. Çünkü onlar doğru yoldadırlar."

36/22. "Neden beni yaratan Allâh'a kulluk etmeyeyim. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkacaksınız."

36/23. "Ondan başka ilâhlar edinebilir miyim? Rahmeti sonsuz olan Allâh bana, bir zarar vermek istese, putların aracılığı bana ne bir fayda sağlar, ne de beni kurtarır."

36/24. "Böyle yaparsam, doğru yoldan tamamen çıkmış olurum."

36/25. "Şüphesiz ben, sizin de rabbiniz olan Allâh'a iman ettim. Gelin beni dinleyin!"

36/26. Bunun üzerine halkı tarafından öldürülünce, kendisine "Cennete gir!" denildi. O da şöyle dedi: "Keşke halkım gerçekleri bilseydi."

36/27. "Çünkü Rabbim benim günahlarımı bağışladı ve beni, saygın kişiler arasına kattı."

36/28. Onun öldürülmesinden sonra halkını helak etmek için gökten bir ordu indirmedik. İndirme gereği de duymadık.

36/29. Çünkü korkunç bir sesle onlar yok olup gittiler.

36/30. Kendilerine gelen elçiyle alay eden kullarımın vay haline!

36/31. O müşrikler, kendilerinden önce pek çok nesli helak ettiğimizi ve onlardan hiç birinin geri dönmediğini görmüyorlar mı?

36/32. Şüphesiz onların hepsi, kıyamet günü hesap vermek üzere huzurumuzda toplanacakltır.

36/33. Ölü toprağa can verip bitkiler çıkarmamız ve onların da bundan yemesi, öldükten sonra dirilteceğimizin bir delilidir.

36/34. O topraklarda, hurma ve üzüm bahçeleri meydana getirir, pınarlar fışkırtırız.

36/35. Böylece onlar meyvelerden ve diğer yetiştirdikleri ürünlerden yerler. Hâla şükretmeyecekler mi?

36/36. Çeşit çeşit bitkileri, insanları ve daha bilmedikleri pek çok şeyi yaratan Allâh, her türlü noksanlıktan uzaktır.

36/37. Gündüzün aydınlığını alıp gecenin karanlığını getirerek onları karanlıklar içinde bırakmamız da, kudretimizin delilidir.

36/38. Güneş, çok güçlü ve her şeyi hakkıyla bilen Allâh'ın koymuş olduğu ölçüye göre kendi yörüngesinde hareket etmektedir. .

36/39. Ay için de bir takım evreler belirledik. Bunun sonucunda o, kurumuş eğri hurma dalına benzeyen hilale dönüşür.

36/40. Her biri kendi yörüngesinde hareket ettiği için, ne güneş aya yetişebilir; ne de gece gündüzü geçebilir.

36/41. Onların atalarını Nuh'un yük dolu gemisinde taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.

36/42. Biz onlar için, gemiye benzer daha nice binekler yarattık.

36/43. İstesek onları suda boğarız. O zaman onların ne yardım çağrılarını duyan olur, ne de kurtulurlar.

36/44. Merhametimizden dolayı biz, belirli bir vakte kadar yararlanmaları için onları batırmadık.

36/45. Onlara, "Allâh'ın rahmetine ulaşmanız için, dünya ve ahirette sizi bekleyen azaptan sakının!" denildiğinde yüz çevirirler.

36/46. Çünkü onlar, kendilerine rablerinden bir ayet geldiğinde hep yüz çeviregelmişlerdir.

36/47. Onlara, "Allâh'ın size verdiklerinden, siz de muhtaçlara verin!" denildiğinde; kâfirler müminlere şöyle derler: "Onları biz mi doyuracağız? Allâh isteseydi onlara da verirdi. Siz şaşırmışsınız."

36/48. "Eğer doğru söylüyorsanız, tehdit ettiğiniz kıyamet ne zaman gelecektir?"

36/49. Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini korkunç bir sesin yakalamasını bekliyorlar.

36/50. İşte o zaman, ne birbirlerine tavsiyede bulunabilir, ne de ailelerine dönebilirler.

36/51. Sûra üfürüldüğünde, kabirlerinden çıkıp Rablerine doğru giderler.

36/52. Onlar, "Vay halimize! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? İşte bu, Merhameti sonsuz olan Allâh'ın vaadettiği şeydir. Demek ki peygamberler doğru söylemişler." derler.

36/53. Sura üfürüldüğünde, korkunç bir ses çıkacak ve herkes, hesap vermek üzere Allâh'ın huzurunda toplanacaktır.

36/54. O gün hiç kimseye en küçük bir haksızlık yapılmaz. Siz sadece yaptığınızın karşılığını göreceksiniz.

36/55. O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.

36/56. Onlar, eşleriyle birlikte gölgelikler altında koltuklara kurulacaklardır.

36/57. Orada onlara çeşitli meyveler ve istedikleri her şey verilecektir.

36/58. Onlar çok merhametli olan Rablerinin bir vaadi olarak, huzur ve güven içinde Cennette kalacaklardır.

36/59. Allâh kâfirlere şöyle diyecektir: "Ey kâfirler! Bugün müminlerden ayrılın!"

36/60. "Ey Ademoğulları! Size 'Şeytanın kölesi olmayın; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.' demedim mi?"

36/61 "Sadece bana kulluk edin! Doğru yol budur."

36/62. "Şeytan, sizin pek çoğunuzu yoldan çıkarmıştır. Bunu düşünmeniz gerekmez miydi?"

36/63. "İşte, tehdit edildiğiniz Cehennem!"

36/64. "İnkâr ettiğinizden dolayı, bugün oraya girin!"

36/65. Kıyamet günü, onların ağızlarını mühürleriz. Elleri ve ayakları yaptıklarını bize haber verir.

36/66. İsteseydik onların gözlerini kör ederdik de, yol bulmak için uğraşıp dururlardı. Onlar bu durumda nasıl göreceklerdi?

36/67. İsteseydik onları, bulundukları yerde taşa çevirirdik. Artık onlar ne ileri, ne de geri gidebilirlerdi.

36/68. Kime uzun ömür verirsek, onun güç ve yeteneklerinde azalma meydana getiririz. hâlâdüşünmeyecekler mi?

36/69. Peygamber'e öğrettiğimiz Kur’ân, şiir değildir. Zaten bu, ona yakışmaz da... Kur’ân, sadece bir öğüt ve apaçık bir mesajdır.

36/70. Biz Kur’ân'ı, yaşayanları uyarması ve kâfirlere azap geldiğinde bir bahanesi kalmaması için indirdik.

36/71. Müşrikler sahip oldukları büyük ve küçükbaş hayvanları kendileri için kudretimizle yarattığımızı görmüyorlar mı?

36/72. Biz o hayvanları evcil olarak yarattık. Onların bir kısmını binek olarak kullanıyor ve bir kısmının da etini yiyorlar.

36/73. Ayrıca onların derisinden, yününden yararlanıyorlar ve sütünü içiyorlar. hâlâşükretmeyecekler mi?

36/74. Buna rağmen onlar, yardım göreceklerini ümit ederek Allâh ile birlikte başka tanrılar edindiler.

36/75. Fakat onlar, yardım edemezler. Aksine müşrikler, putlarını korumak için bekleyen askerlerdir.

36/76. Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da çok iyi biliyoruz.

36/77. İnsan, bizim, kendisini çok küçük bir yumurta ve spermden yarattığımızı görmüyor mu? Böyleyken o, bize karşı açık bir düşman kesiliyor.

36/78. O, yaratılışını unutup, "Çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyerek bize delil getirdi.

36/79. Onlara, "Başlangıçta yoktan yaratan, tekrar diriltecektir. Çünkü o, her türlü yaratmayı hakkıyla bilir." de.

36/80. O, aslında yanma özelliği bulunmayan yeşil ağacı sizin için yakıt yapmıştır. Siz de onu yakıt olarak kullanmaktasınız.

36/81. Gökleri ve yeri yaratan Allâh'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter. Çünkü o, her şeyi yaratan ve hakkıyla bilendir.

36/82. Allâh bir şeyi istediği zaman, "Ol" der, o da olur.

 

36/83. Her şeyin hakimiyeti elinde olan Allâh, her türlü noksanlıktan uzaktır. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkacaksınız.