İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

037. Sâffât Sûresi         

37/1. Allâh'ın huzurunda saf tutanlara yemin olsun!

37/2. Kötülüklere engel olanlara yemin olsun!

37/3. Kur’ân okuyanlara yemin olsun!

37/4. Şüphesiz ilâhınız birdir.

37/5. O göklerin, yerin, ikisi arasındakilerin ve güneşin doğuş yerlerinin sahibidir.

37/6. Biz görülebilen gökyüzünü yıldızlarla süsledik.

37/7. Bu süslediğimiz gökyüzü ile de, insan idrakini aşan semâyı şeytanlardan koruduk.

37/8. Artık şeytanlar, yüce topluluğu dinleyemezler. Onlar her taraftan uzaklaştırılır.

37/9. Oraya geçmelerine engel olunduğu için onlar, devamlı azap içindedir.

37/10. Bilgi elde etmek amacıyla oraya geçmek için atılanları kuvvetli bir ateş yok eder.

37/11. Şimde o inanmayanlara, "Sizi mi, yoksa diğer şeyleri yaratmak mı daha zor?" diye sor. Biz onları, cıvık bir çamurdan yarattık.

37/12. Bütün bunlara sen hayranlık duyarken onlar seninle alay ediyorlar.

37/13. Onlara öğüt verildiğinde dinlemezler.

37/14. Kendilerine bir ayet geldiğinde onunla alay ederler.

37/15. Ve şöyle derler: "Bu Kur’ân sihirli sözden başka bir şey değildir."

37/16. "Ölüp toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra tekrar diriltilecek miyiz?"

37/17. "Geçmiş atalarımız da diriltilecek, öyle mi?"

37/18. Onlara, "Evet, hem de hor ve hakir olarak diriltileceksiniz." de.

37/19. Sûra üfürülünce şiddetli bir sesle herkes dirilip kendi başına gelecekleri bekleyeceklerdir.

37/20. İşte bu sırada "Eyvah! Bu tehdit edildiğimiz hesap günüdür." diyeceklerdir.

37/21. Onlara "Evet bu, yalanladığınız hüküm günüdür." denilecektir.

37/22. Allâh meleklerine şöyle emredecektir: "Müşrikleri, yandaşlarını ve Allâh'tan başka taptıklarını toplayın."

37/23. "Sonra hepsini Cehenneme sevk edin."

37/24. "Ve onları bekletin! Çünkü onlar sorguya çekilecekler."

37/25. Onlara, "Şimdi ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz?" denilir.

37/26. Müşriklerin hepsi kıyamet gününde Allâh'ın hükmüne boyun eğeceklerdir.

37/27. Orada ancak birbirlerini suçlarlar.

37/28. Uyanlar, önderlerine, "Siz, dünyadayken bize suret-i haktan görünüyordunuz." derler.

37/29. Bunun üzerine önderleri şöyle derler: "Siz zaten inanmıyordunuz."

37/30. "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktu. Aslında siz, kendiniz azgındınız."

37/31. "Ne yapsak boş, artık Rabbimizin azabını hak ettik. Hepimiz bu azabı tadacağız."

37/32. "Biz doğru yolda olmadığımız için sizi de oradan çıkardık."

37/33. O gün onlar, hep birlikte azap çekecektir.

37/34. İşte biz, kâfirleri böyle cezalandırırız.

37/35. Çünkü onlara "Allâh'tan başka ilâh yoktur." denildiğinde, onlar kibirlenip kabul etmemişlerdi.

37/36. Onlar, "Deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?" demişlerdi.

37/37. Hayır, o deli değildir; gerçekleri açıklayan Kur’ân'ı getirmiş ve kendinden önceki peygamberleri tasdik etmiştir.

37/38. Onlar, can yakıcı azabı tadacaklardır.

37/39. Bu ceza onların yaptığının karşılığıdır.

37/40. Fakat Allâh'ın samîmi kulları bu azaba uğramayacaktır.

37/41. Onlara, dünyadan bildikleri rızıklar verilecektir.

37/42. Onlara çeşit çeşit rızıklar ikram edilecektir.

37/43. Onlar, nimeti bol olan has bahçelerde yaşayacaklardır.

37/44. Karşılıklı koltuklar üzerine kurulacaklardır.

37/45. Kaynağından doldurulmuş kadehler sunulacaktır.

37/46. Kadehlerde, içenlerin hoşuna giden bembeyaz içecekler vardır.

37/47. Bu içecekler ne baş ağrıtır, ne de sarhoş eder.

37/48. Onların yanında, gözlerini kendilerinden ayırmayan güzel gözlü eşleri olacaktır.

37/49. O eşler, hiç güneş görmemiş gibi bembeyazdır.

37/50. Cennettekiler orada, birbirleriyle konuşurlar.

37/51. İçlerinden biri şöyle der: "Dünyada iken benim bir arkadaşım vardı."

37/52. "Bana 'Sen de mi dirilmeye inanıyorsun?' derdi."

37/53. "Bir de, 'Ölüp, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, hesaba mı çekileceğiz?' diyordu."

37/54. "Şimdi onun ne durumda olduğunu biliyor musunuz?"

37/55. Bu sırada onu Cehennemde görünce, ne durumda olduğunu anladı.

37/56. Ve şöyle dedi: "Allâh'a yemin ederim ki, neredeyse beni de felakete sürükleyecektin"

37/57. "Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de senin gibi cehennemde olacaktım."

37/58. Sonra cennetteki arkadaşlarına dönerek şöyle der: "Artık bir daha ölmeyeceğiz, değil mi?"

37/59. "Ölüm dünyada kaldı. Azap da görmeyeceğiz, değil mi?"

37/60. "İşte bu büyük bir kurtuluştur."

37/61. Çalışan, bunun için çalışsın.

37/62. İkram olarak cennet nimetleri mi, yoksa zakkum ağacı mı daha iyi?

37/63. Biz, azap olarak zakkumu, zalimlere yiyecek yaptık.

37/64. O, cehennemde biten bir ağaçtır.

37/65. Meyveleri şeytanların başı gibidir.

37/66. Cehennemlikler karınlarını onunla doldurur.

37/67. Sonra da üzerine kaynar su içerler.

37/68. Onların kalacakları yer cehennemdir.

37/69. Onlar atalarını doğru yoldan çıkmış buldular.

37/70. Ve onların peşine düştüler.

37/71. Zaten daha öncekilerin çoğu da, doğru yoldan çıkmıştı.

37/72. Biz onlara da, peygamberler göndermiştik.

37/73. Gönderilen peygambere uymayanların sonunun nasıl oluğuna bir bak!

37/74. O insanlardan sadece Allâh'ın samîmî kulları kurtulmuştur.

37/75. Nûh bize dua etti, biz de duasını güzel bir şekilde kabul ettik.

37/76. Onu ve ailesini, büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

37/77. Böylece neslini yeryüzünde devam ettirdik.

37/78. Nuh'un gelecek nesiller arasında iyilikle anılmasını sağladık.

37/79. Bütün insanlar Nuh'u selamla anarlar.

37/80. Biz, bütün işlerinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

37/81. Çünkü o, mümin kullarımızdandı.

37/82. Nuh'a inananları kurtardık, diğerlerini ise suda boğduk.

37/83. Şüphesiz İbrâhim de, Nuh'un yolundan giden bir peygamberdi.

37/84. Çünkü o, şirk ve şüpheden uzak bir imanla Rabbine yönelmişti.

37/85. O babasına ve halkına şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"

37/86. "Allâh'la birlikte başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?"

37/87. "Evrenin sahibi Allâh hakkında ne düşünüyorsunuz?"

37/88. İbrahim gözünü yıldızlara çevirip bir plan düşündü.

37/89. Ve "Ben hastayım." dedi.

37/90. Bunun üzerine halkı onu bırakıp gitti.

37/91. İbrâhim, çaktırmadan putlara sokuldu ve şöyle dedi: "Size sunulan yiyecekleri yesenize!"

37/92. "Niye konuşmuyorsunuz?"

37/93. Sonra kuvvetlice vurup putları parçaladı.

37/94. Halkı geri döndüğünde putlarının kırılmış olduğunu görünce, koşarak İbrahim'e gelip, neden putları kırdığını sordular.

37/95. Bunun üzürene İbrahim şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz."

37/96. "Halbuki sizi de yaptığınız putları da yaratan Allâh'tır."

37/97. Halkı, "İbrâhim için bir odun yığını hazırlayıp yakın ve onu ateşe atın!" dediler.

37/98. Halkı İbrâhim'e kötülük yapmak istedi. Biz de, o kötülüğe engel olarak onları rezil ettik.

37/99. İbrahim onların elinden kurtulunca şöyle dedi: "Ben Rabbimin emrettiği yere gidiyorum; o bana yol gösterecektir."

37/100. "Rabbim! Bana hayırlı bir evlat ver."

37/101. Biz de ona, yumuşak huylu bir çocuk verdik.

37/102. O çocuk koşup oynama çağına gelince, İbrâhim ona, "Yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Buna ne dersin?" diye sorunca İsmâîl, "Babacığım, emredilen şeyi yerine getir! İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

37/103. Her ikisi de, Allâh'ın emrine boyun eğdi ve İbrâhîm, kurban etmek için İsmâîl'i yüzüstü yere yatırdı.

37/104. Biz ona şöyle seslendik: "Ey İbrâhîm!"

37/105. "Rüyanın gereğini yaptın. Şüphesiz biz her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz."

37/106. "Bu büyük bir imtihandır."

37/107. İbrâhîm'e büyük bir kurbanlık vererek İsmâil'i kurtardık.

37/108. Gelecek nesiller arasında onun iyilikle anılmasını sağladık.

37/109. Onların hepsi İbrâhim'i selamla anarlar.

37/110. Biz, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

37/111. Çünkü o, mümin kullarımızdandı.

37/112. Biz ona salih bir peygamber olan İshâk'ı verdik.

37/113. İbrahim'i ve İshâk'ı şerefli kıldık. Onların neslinden her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenler olduğu gibi, kendine yazık edenler de vardır.

37/114. Biz Mûsâ ve Hârûn'a da peygamberlik verdik.

37/115. Onları ve halkını, Firavun'un baskısından kurtardık.

37/116. Biz onlara yardım ettik de, onlar üstün geldiler.

37/117. Biz onlara, gerçekleri anlatan Tevrat'ı verdik.

37/118. Onlara doğru yolu gösterdik.

37/119. Gelecek nesiller arasında onların iyilikle anılmasını sağladık.

37/120. Onların hepsi, Mûsâ ve Hârûn'u selamla anarlar.

37/121. Biz, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

37/122. Çünkü ikisi de, mümin kullarımızdandı.

37/123. İlyas da, Allâh tarafından gönderilen bir peygamberdi.

37/124. O halkına şöyle demişti: "Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmayacak mısınız?"

37/125. "En güzel yaratıcıyı bırakıp, Ba'l denilen puta mı tapıyorsunuz?"

37/126. "Halbuki Allâh, hem sizin, hem de sizden önceki atalarınızın Rabbidir."

37/127. Fakat halkı İlyas'ı yalanladı. Bu yüzden onlar Cehenneme girecektir.

37/128. Ancak Allâh'ın samîmî kulları cehenneme girmeyecektir.

37/129. Gelecek nesiller arasında onun iyilikle anılmasını sağladık.

37/130. Onların hepsi İlyâs'ı selamla anarlar.

37/131. Biz, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri böyle ödüllendiririz.

37/132. Çünkü o, mümin kullarımızdandı.

37/133. Lût da Allâh tarafından gönderilen bir peygamberdi.

37/134. Biz onu ve ailesini kurtardık.

37/135. Ancak geride kalanlarla birlikte olan karısını kurtarmadık.

37/136. Sonra da Lût ve ailesi dışındakilerin kökünü kazıdık.

37/137. Ey Mekke halkı, siz yolculuk yaparken sabah, akşam onların harap olmuş yurdundan geçiyorsunuz.

37/138. hâlâdüşünüp ibret almayacak mısınız?

37/139. Yûnus da Allâh tarafından gönderilen bir peygamberdi.

37/140. O, Allâh'ın izni olmaksızın halkını bırakıp yüklü bir gemiye binerek kaçmıştı.

37/141. Fırtına çıkıp gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, içlerinde bir uğursuzun olduğunu düşünerek kura çektiler. Kura Yunus'a çıktı ve onu denize attılar.

37/142. Rabbinin izni olmadan kavminden ayrıldığı için kendinin bunu hak ettiğini düşünürken, balık onu yuttu.

37/143. O Allâh'ı tesbih edenlerden olmasaydı asla oradan kurtulamazdı.

37/144. Kıyamete kadar balığın karnında kalırdı.

37/145. Biz onu bitkin ve baygın bir halde kıyıya çıkardık.

37/146. Gölgelendirmesi için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

37/147. Sonra biz onu, yüz bin veya daha fazla kişiden oluşan halkına tekrar peygamber olarak gönderdik.

37/148. Onlar da Yunus'a inandı. Biz de onları bir süre, mutlu bir şekilde yaşattık.

37/149. Rasûlüm onlara sor: "Rabbine kız çocuklar isnat edip de, erkekleri kendilerine mi bırakıyorlar?"

37/150. "Yoksa onlar, melekleri kız olarak yarattığımızı mı gördüler?"

37/151. Onlar iftira ederek şöyle diyorlardı:

37/152. "Allâh'ın çocuğu oldu." Şüphesiz onlar yalan söylüyor.

37/153. Allâh, kızları erkeklere tercih mi etti.

37/154. Ne oluyor size? Bu nasıl hüküm vermek?

37/155. Hiç düşünmüyor musunuz?!

37/156. Yoksa bu konuda açık bir belgeniz mi var?

37/157. Doğru söylüyorsanız, belgenizi getirin!

37/158. Müşrikler Allâh ile melekler arasında akrabalık olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki melekler onların cehenneme gireceklerini biliyor.

37/159. Allâh onların iftiralarından çok uzaktır.

37/160. Ancak Allâh'ın samîmî kulları cehenneme girmeyecektir.

37/161. Siz ve taptıklarınızın hiç bir gücü yoktur.

37/162. Hiçbiriniz Allâh'a karşı kimseyi kandırıp yoldan çıkaramazsınız.

37/163. Siz sadece Cehenneme götüren işleri yapanı yoldan çıkarabilirsiniz.

37/164. Melekler şöyle der: "Bizim her birimizin Allâh katında belli bir yeri vardır."

37/165. "Onun önüde biz saf saf diziliriz."

37/166. "Ve Allâh'ı tesbih ederiz."

37/167. Müşrikler şöyle diyorlardı:

37/168. "Eğer atalarımızdan böyle bir öğüt devralmış olsaydık, sana inanırdık."

37/169. "Ve Allâh'ın samîmî kullarından olurduk."

37/170. Fakat onlar, peygamberin getirdiğini inkar etti, ama ileride neyin doğru olduğunu anlayacaklar.

37/171. Peygamber olarak gönderdiğimiz kullarımıza şöyle söz vermiştik:

37/172. "Onlar mutlaka zafere ulaşacakladır."

37/173. "Ordumuz üstün gelecektir."

37/174. Bir müddet onlara aldırma.

37/175. Onların başlarına geleceklere bak! Onlar da bunu görecektdir.

37/176. Tehdit ettiğimiz azabı, "hadi getirsene!" mi diyorlar?

37/177. Fakat azabımız onların yurduna geldiğinde, öğüt almayanların sabahı ne kötü olacaktır!

37/178. Bir müddet onlara aldırma!

37/179. Onların başlarına geleceklere bak! Onlar da bunu göreceklerdir.

37/180. Yüce Rabbin onların iftirasından çok uzaktır.

37/181. Bütün peygamberlere selâm olsun!

 

37/182. Evrenin sahibi olan Allâh, her türlü övgüye layıktır.