İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

038. Sâd Sûresi 

38/1. Sâd. Ögüt dolu Kur’ân'a yemin olsun.

38/2. Kâfirler, kibir ve ayrılık içindedir.

38/3. Biz daha önce pek çok nesli helak ettik. Onlar azabımızla karşı karşıya kalınca feryat ettiler. Fakat artık kurtulmak için iş işten geçmişti.

38/4. İçlerinden bir peygamber gelmesine şaşıran kâfirler şöyle dediler: "Bu yalancı bir sihirbazdır!"

38/5. "O ilâhlarımızı bırakıp tek bir ilâha kulluk etmemizi mi istiyor? Bu gerçekten şaşılacak bir şey!"

38/6. İçlerinden ileri gelenleri şöyle deyip gittiler: "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin! Yapılacak şey budur!"

38/7. "Biz, bugüne kadar atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Bu bir uydurmadır."

38/8. "İlâhî mesajlar, içimizden ona mı indirilecek?" Doğrusu onlar, benim mesajlarımdan şüphe etmektedir. Çünkü onlar, azabımı henüz tatmadılar.

38/9. Yoksa, çok güçlü olan ve dilediğine peygamberlik nimetini veren Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mı?

38/10. Yahut da, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hakimiyeti onlara mı ait? Öyleyse ellerinden geleni yapıp evrenin hakimiyetini ellerine geçirsinler bakalım.

38/11. Onlar kim, evrenin hakimiyetini elde etmek kim? Aslında onlar, şurada hezimete uğrayacak bir takım gruplardan oluşmuş derme çatma bir ordudur.

38/12. Daha önce Nûh kavmi, Âd halkı ve saltanat sahibi Firavun da peygamberleri yalanlamıştı.

38/13. Aynı şekilde Semûd, Lût ve Eyke halkı da yalanlamıştı. Çünkü bunların hepsi aynı zihniyete sahiptiler.

38/14. Hepsi de peygamberleri yalanlamış ve bu sebeple de azabımı hak etmişlerdi.

38/15. O müşrikler, inanmak için kıyametin kopmasını bekliyorlar. Onun vakti gelince asla gecikmez.

38/16. Onlar peygamberle alay ederek, "Rabbimiz! Azap diye bir şey varsa, payımıza düşeni hesap günü gelmeden şimdi ver." diyorlar.

38/17. Onların söylediklerine sabret. Allâh'a çok ibadet eden kulumuz Davûd'u hatırla. Çünkü o, devamlı Allâh'a yönelirdi.

38/18. Davud, sabah akşam Allâh'ı zikrettiğinde, onun gür ve güzel sesi, Allâh'ın koyduğu kanuna göre dağlarda yankılanıyordu.

38/19. Kuşlar da onun sesine toplanıp, cıvıldıyarak eşlik ediyordu. Onların hepsi, Allâh'a yönelmişti.

38/20. Davud'un saltanatını kuvvetlendirdik, ona ince kavrayış ve güzel konuşma yeteneği verdik.

38/21. Rasûlüm! Mabedin duvarını aşarak Dâvud'un huzuruna çıkan davacılar hakkında bir bilgin var mı?

38/22. Dâvûd, onların huzuruna girdiğini görünce korktu. Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Korkma! Biz birbirimizden davacı olan iki hasımız. Davamızı adaletle çöz, haksızlık yapma! Bizi doğruya sevket!"

38/23. "Benim şu arkadaşımın doksan dokuz benim de bir koyunum var. Buna rağmen, 'Onu  da bana ver!' dedi ve isteğini bana kabul ettirdi."

38/24. Dâvûd, "Senin bir koyununu, kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir. Maalesef, ortakların bir çoğu birbirlerine haksızlık yapmaktadır. Ancak iman edip yararlı işler yapanlar, bundan kaçınırlar. Fakat onlar da son derece azdır." dedi. Sonra Dâvûd, yaptığı bir hatadan dolayı onu imtihan ettiğimiz anladı ve hemen secdeye kapanıp tövbe ederek Rabbinin bağışlamasını istedi.

38/25. Biz de onun bu hatasını bağışladık. Çünkü yanımızda onun ayrı bir yeri ve güzel bir geleceği vardır.

38/26. Biz ona, "Ey Dâvûd! Seni ülkende hükümdar yaptık. İnsanların arasında adaletle hükmet, nefsine uyma; yoksa Allâh'ın yolundan çıkmış olursun. Allâh'ın yolundan çıkanlara, hesap gününü düşünmeden hareket ettiği için şiddetli bir azap vardır.

38/27. Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Bunların amaçsız yaratıldığını söylemek, kâfirlerin bir iddiasıdır. Cehenneme girecek kâfirlerin vay haline!

38/28. Biz iman edip yararlı işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlarla; Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları da, kâfirlerle bir tutar mıyız?

38/29. Bu, akıl sahiplerinin ayetlerini düşünüp öğüt alması için sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.

38/30. Biz Dâvûd'a oğlu Süleymân'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu. Çünkü o, devamlı Allâh'a yönelirdi.

38/31. Ona, savaşa hazır olduklarını göstermek için öğleden sonra gösterişli saf kan atlarla geçit töreni yapılmıştı.

38/32. Süleyman, "Ben, Rabbimi hatırlattığı için, dünya nimetlerini severim" dedi ve atlar gözden kayboluncaya kadar onları seyretti.

38/33. Sonra "Atları bana getirin" dedi. Onlar getirilince boyun ve  bacaklarını okşamaya başladı.

38/34. Süleymân'ı, iktidarını zayıflatarak sınadık. Bunun üzerine Rabbine yönelip şöyle dua etti:

38/35. "Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimsenin elde edemeyeceği bir saltanat ver! Çünkü sen, kullarına çok ikram edersin."

38/36. Bunun üzerine biz de ona, emriyle istediği yere esen rüzgarı verdik.

38/37. Cinlerden bina ustası ve becerikli dalgıçları onun hizmetine verdik.

38/38. Ve diğerlerini de zincire vurulmuş olarak onun emrine verdik.

38/39. Ona, "İşte bu bizim, sana sonsuz ikramımızdır. Artık onu ister kendin kullan, istersen başkalarına ver." dedik.

38/40. Çünkü yanımızda onun ayrı bir yeri ve güzel bir geleceği vardır.

38/41. Kulumuz Eyyûb'u da hatırla! O, uzun süre hastalık çekince rabbine şöyle dua etmişti: "Şeytan beni ümitsizliğe sevk etmek için bana bıkkınlık ve acı vermeye başladı. Beni şeytanın eline bırakma!"

38/42. Biz de ona, "Ayağını yere vur! Oradan, yıkanıp içmen için soğuk bir su çıkacaktır." dedik.

38/43. Biz ona, tarafımızdan bir rahmet ve akıllılara bir ders olmak üzere, kaybettiği ailesini ve malını bir kat fazlasıyla geri verdik.

38/44. Hasta iken kendisine isyan eden karısına '100 değnek vuracağım' diye yemin eden Eyyûb'a, "Yeminini bozmamak için eline bir demet sap al ve onunla vur!" dedik. Biz onun sabırlı biri olduğunu gördük. O ne güzel bir kuldur. Çünkü o, devamlı Allâh'a yönelirdi.

38/45. Allâh'a çok zikreden ve gerçekleri gören kullarımız İbrâhîm, İshâk ve Ya'kûb'u da hatırla!

38/46. Çünkü onlar, ahireti düşünen samîmi kimselerdi.

38/47. Bizim katımızda onlar, seçkin ve hayırlı kimselerdir.

38/48. İsmâîl'i, Yesa'ı ve Zülkifl'i de hatırla! Onların hepsi hayırlı kişilerdi.

38/49. Bunlar bir hatırlatmadır. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlara, güzel bir gelecek vardır.

38/50. Kalacakları hasbahçeler, kapıları ardına kadar açık onları beklemektedir.

38/51. Onlar orada arkalarına yaslanıp, arzu ettikleri meyve ve içecekleri bol bol isteyeceklerdir.

38/52. Orada onlara, gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler verilecektir.

38/53. İşte bunlar ahirette size verileceği vaadedilen nimetlerdir.

38/54. Bunlar bizim verdiğimiz tükenmeyen rızıklardır.

38/55. Bunlar, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar içindir. Ama azgınlara, kötü bir gelecek vardır.

38/56. Onlar cehenneme gireceklerdir. Orası ne kötü kalınacak bir yerdir.

38/57. Bu onların cezasıdır. Artık orada kaynar su ve irin içsinler.

38/58. Onlara buna benzer daha başka azaplar vardır.

38/59. Onların ileri gelenlerine, "Bunlar sizinle birlikte cehenneme sürüklenen topluluktur." denecektir. Bunun üzerine onlar, "Rahat yüzü görmesinler. Zaten onlar cehennemliktir." diyecektir.

38/60. O gruptakiler ise şöyle derler: "Asıl siz rahat yüzü görmeyin! Bizi buraya siz düşürdünüz. Burası ne kötü bir yerdir!"

38/61. "Rabbimiz! Bizi buraya düşürenlerin azabını iki kat artır."

38/62. Cehennemlikler şöyle diyecektir: "Dünyada iken değer vermediğimiz kimseleri neden burada göremiyoruz?"

38/63. "Biz onlarla alay ediyorduk. Yoksa buradalar da gözümüzden mi kaçtı?"

38/64. Cehennemlikler birbirleriyle böyle çekişeceklerdir.

38/65. Rasûlüm şöyle de: "Ben Allâh tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Gücü her şeye yeten ve bir tek olan Allâh'tan başka ilâh yoktur."

38/66. "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibidir; çok güçlü ve bağışlayandır."

38/67. "Bunlar çok büyük haberlerdir."

38/68. "Buna rağmen siz, ondan yüz çeviriyorsunuz."

38/69. "İnsanın yaratılışı hakkında tartışan yüce topluluk ile ilgili bir bilgim yoktur."

38/70. "Ben uyarıcı bir peygamber olduğum için bunlar bana vahyolunuyor."

38/71. Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım."

38/72. "Şekil verip canlandırdığımda, ona gereken saygıyı gösterin!"

38/73. Meleklerin hepsi ona gereken saygıyı gösterdi.

38/74. Fakat İblis saygı göstermedi, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

38/75. Allâh, "Ey İblîs, bizzat yarattığıma neden saygı göstermedin? Kibirlendin öyle mi? Yoksa kendini çok yükseklerde mi görüyorsun?"

38/76. Şeytan, "Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten, onu ise topraktan yarattın." dedi.

38/77. Bunun üzerine Allâh şöyle buyurdu: "Bulunduğun konumdan in! Artık sen, kovuldun."

38/78. "Kıyamete kadar, lanetim üzerine olsun!"

38/79. İblîs, "Rabbim, diriliş gününe kadar bana mühlet ver." dedi.

38/80. Allâh şöyle dedi: "Sana süre tanınmıştır."

38/81. "Kıyamet gününe kadar istediğini yapabilirsin!"

38/82. İblîs, "Senin kudretine yemin ederim ki, onların hepsini yoldan çıkaracağım." dedi.

38/83. "Ancak onlardan samimi kullarını yoldan çıkaramam."

38/84. Allâh şöyle dedi: "Doğru söylüyorsun; samimi kullarıma hiçbir şey yapamazsın. Ben de şu gerçeği söylüyorum:"

38/85. "Cehennemi seninle ve sana uyanlarla dolduracağım!"

38/86. Rasûlüm şöyle de: "Peygamberlik görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben kendiliğimden de bu yükün altına girmiş değilim."

38/87. "Size tebliğ ettiğim Kur’ân, akıl sahipleri için bir öğüttür."

 

38/88. "Onun haberinin doğru olduğunu ölünce anlayacaksınız."