İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

039. Zümer Sûresi        

39/1. Kur’ân, çok güçlü ve her şeyi yerli yerince yapan Allâh tarafından indirilmiştir.

39/2. Biz sana gerçekleri içeren Kur’ân'ı indirdik. Öyleyse sen de, sadece Allâh'a samimiyetle kulluk et.

39/3. İçten kulluk, yalnız Allah'a olur. Allâh'tan başka ilâh edinenler, "Biz onlara, sadece Allâh'a yaklaştırsın diye tapıyoruz." derler. Şüphesiz Allâh, onların ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir. Allâh, yalancı ve inkar edenleri zorla doğru yola iletmez.

39/4. Allâh, evlat edinmek isteseydi, yarattıklarından istediğini seçerdi. Hâşâ, o bundan uzaktır. O Allâh, birdir ve her şeye gücü yeter.

39/5. Allâh, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. O geceyi gündüze ve gündüzü de geceye çevirmekte ve sürelerini de uzatıp kısaltmaktadır. O, güneşi ve ayı koymuş olduğu kanunlara tabi kılmıştır. Onların her biri, belli bir zamana kadar kendi yörüngesinde hakeret eder. Elbette o, çok güçlü ve bağışlayandır.

39/6. Allâh sizi ve eşinizi aynı candan yaratmıştır. Size çifter çifter deve, sığır, koyun ve keçi vermiştir. Sizi, annenizin karnında üç karanlık tabaka içerisinde safha safha meydana getirmiştir. İşte Rabbiniz olan Allâh budur. Hakimiyet yalnız ona aittir. Ondan başka ilâh yoktur. Bütün bunlara rağmen, nasıl gerçekleri göz ardı ediyorsunuz?

39/7. Allâh'ın verdiği bunca nimete nankörlük ederseniz, bu onda bir eksiklik meydana getirmez; çünkü o, sizin hiçbir şeyinize muhtaç değildir. Fakat kullarının nankörlük etmesinden de hoşnut olmaz. Ancak şükretmenizden hoşnut olur. Kimse başkasının günahını yüklenemez. Sonunda Rabbinize döneceksiniz; o da yaptıklarınızı önünüze koyacaktır. Çünkü o, içinizden geçenleri bile çok iyi bilir.

39/8. İnsana bir zarar dokunduğunda, Allah yönelerek yalvarır. Sonra Rabbi sıkıntısını giderip ona bir nimet verdiğinde, daha önce yalvardığını unutur. İnsanları Allâh'ın yolundan çıkarmak için, ona ortak koşmaya başlar. Rasûlüm ona şöyle de: "Nankörlüğünle biraz daha yaşa bakalım! Şüphesiz sen cehennemliksin."

39/9. Bu kimseyle, gecenin bir vaktinde, ahirete hazırlanmak ve rabbinin rahmetini kazanmak için namaz kılarak ibadet eden kimse bir olur mu? Rasûlüm! Onlara şöyle de: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Çünkü yalnız düşünüp anlayanlar öğüt alır."

39/10. "Ey Allâh'ın mümin kulları! Rabbinize karşı kulluk bilincinde olun! Bu dünyada, yaptığı her işte Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlere, iyilik ve güzellikler vardır. Bunları yerine getiremiyorsanız, rahatça yapabileceğiniz yere gidin; çünkü Allâh'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Sabredenlere ödülleri hesapsız olarak verilecektir."

39/11. "Yalnız Allâh'a samimiyetle kulluk etmem emrolundu."

39/12. "Bana müslümanların önderi olmam emredildi."

39/13. "Büyük bir günün azabından korktuğum için Rabbime karşı gelmem."

39/14. "Ben sadece Allâh'a samîmiyetle kulluk ederim."

39/15. "Artık Allâh'tan başka istediğiniz puta tapın! Fakat ondan başkasına tapanların hem kendileri, hem de aileleri kıyamette zarara uğrayacaklardır. İşte en büyük zarar budur."

39/16. Onların her tarafını kat kat ateş kuşatmıştır. Allâh kullarını bu azapla korkutuyor. Ey kullarım! Bana karşı kulluk bilincinde olun!

39/17. O kullarım, put ve şeytan gibi batıl olan şeylere kulluk etmekten kaçınıp Allâh'a yönelirler. Müjdeler olsun onlara! Rasûlüm bu kullarımı cennetle müjdele.

39/18. Onlar, bütün sözleri dinlerler, fakat sözlerin en güzeli olan Kur’ân'a uyarlar. İşte bunlar doğru yoldadır. Çünkü onlar akıllıdır.

39/19. Azabı hak eden kimseleri sen Cehennemden kurtaramazsın.

39/20. Fakat Rablerine karşı kulluk bilincinde olanlar için, bahçesinden ırmaklar akan çok katlı köşkler vardır. Bunlar, Allâh'ın bir vaadidir. Allâh vaadinden asla dönmez.

39/21. Allâh'ın yağmuru yağdırıp, su kaynaklarında biriktirdiğini, sonra onunla çeşitli ürünler yetiştirdiğini, daha sonra da onları sarartıp çerçöp haline getirdiğini görüp ibret almaz mısın? Çünkü bunda, akıllılar için dersler vardır.

39/22. Gönlünü İslâm'a açan kimse, Rabbinin aydınlık yolundadır. Allâh'ın verdiği öğütler kalplerine işlemeyenlerin vay haline! İşte bunlar tamamen doğru yoldan uzaklaşmışlardır.

39/23. Allâh, sözlerin en güzelini, birbiriyle tutarlı, farklı üsluplarla gerçekleri tekrar eden bir kitap olarak indirmiştir. Rabbine karşı gönülden saygılı olan kişi onu dinlediğinde, tüyleri diken diken olur. Sonra bedenleri ve kalpleri Allâh'ın verdiği öğüde ısınıp yumuşar. Bu Allâh'ın dosdoğru yoludur; dileyen oraya girer.  Doğru yoldan çıkanları ise, kimse zorla oraya iletemez.

39/24. Kıyamet gününün şiddetli azabından kendini korumaya çalışan kimse ile çalışmayan bir midir? O gün zalimlere, "Kazandıklarınızın azabını tadın bakalım!" denir.

39/25. Daha öncekiler de peygamberlerini yalanladığı için, hiç beklemedikleri yerden azaba uğramışlardı.

39/26. Dünyada Allâh onları rezil etmiştir. Ahiretteki azapları ise, daha büyük olacaktır. Bunu bir bilselerdi.

39/27. Biz insana, öğüt alması için, Kur’ân'da her türlü örneği verdik.

39/28. Kur’ân'ı Allâh'a karşı kulluk bilincinde olmaları için, çelişkiden uzak bir şekilde Arapça olarak indirdik.

39/29. Allâh, sadece kendisine kul olanla, ona ortak koşan arasındaki farkı iki işçiyi örnek vererek şöyle açıklamıştır: Onlardan birinin, aralarında anlaşamayan birden çok, diğerinin ise sadece bir işvereni vardır. Bu iki işçinin durumu bir olur mu? Elbette olmaz. Allâh her türlü övgüye layıktır. Fakat onların bir çoğu bunu anlamaz.

39/30. Şüphesiz sen de öleceksin, senin ölmeni isteyenler de!

39/31. Sonra kıyamet günü, Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.

29/32. Allâh adına yalan uyduran ve kendisine gelen Kur’ân'ı yalanlayandan daha zalim kim vardır! Kâfirlerin yeri Cehennem değil midir?

29/33. Kur’ân'ı getiren peygamber ve onu tasdik edenler, Allâh'a karşı kulluk bilincindedir.

39/34. Rableri tarafından onlara istedikleri verilecektir. İşte bu, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlerin ödülüdür.

39/35. Allâh, yaptığı kötülükleri örtecek, iyilikleri de en güzel şekilde ödüllendirecektir.

39/36. Allâh, müşriklere karşı kulu Muhammed'e yeterli değil midir? Onlar seni putlarla korkutuyorlar. Doğru yoldan çıkanları, kimse oraya iletemez.

39/37. Doğru yolda olanları, kimse oradan çıkaramaz. Allâh, çok güçlü ve yapılan kötülüğün hesabını gören değil midir?

39/38. Onlara, gökleri ve yeri kimin yarattığını sorsan, "Allâh" derler. Onlara şöyle de: "Allâh bana bir zarar veya iyilik verecek olsa, onu Allâh'tan başka taptıklarınız engelleyebilir mi? Ne dersiniz?" "Allâh bana yeter! Birine günvenip dayanmak isteyen ona güvenip dayansın."

39/39. "Ey halkım! Elinizen geleni yapın; ben de elimden geleni yapacağım. Sonunda kimin galip geleceğini anlayacaksınız."

39/40. "Dünyada rezil edici ve ahirette ise kalıcı azabın kimin başına geleceğini göreceksiniz."

39/41. Biz sana, insanlara tebliğ etmen için gerçekleri içeren Kur’ân'ı indirdik. Doğru yola giren yararını; doğru yoldan çıkan da zararını kendi çeker. Sen onlardan sorumlu değilsin.

39/42. Allâh eceli gelen insanı öldürür. Komada olanların ise, ölümüne hükmettiğinin canını alır; diğerlerini belli bir süreye kadar hayata döndürür. Bunda düşünenler için dersler vardır.

39/43. Yoksa müşrikler, putları, kendileri için Allâh katında aracı mı ediyorlar? Onlara şöyle de: "O putların hiç bir şeye gücü yetmediği ve akılsız varlıklar oldukları halde bunları aracı mı kabul ediyorsunuz!"

39/44. "Aracılığı kabul edip etmeme yetkisi tamamen Allâh'a aittir. Göklerin ve yerin hâkimiyeti de onundur. Sonunda hepiniz onun huzuruna çıkacaksınız."

39/45. Ahirete inanmayanların yanında, bir olan Allâh'ın adı anlıdığında kalplerindeki nefret yüzlerine vurur, Allâh'ın dışındaki putlar anıldığında ise, yüzlerinde sevinç pırıltıları belirir.

39/46. Rasûlüm şöyle dua et: "Gökleri ve yeri yaratan, gizli ve açık her şeyi bilen Allâh'ım, kullarının ayrılığa düştüğü konularda kesin hükmü sen verirsin."

39/47. Yerdeki her şey ve bir o kadarı daha zâlimlerin olsaydı, kıyamet günü o şiddetli azaptan kurtulmak için bunları fidye olarak verirlerdi. Olacağına hiç ihtimal vermedikleri şey, kıyamet günü karşılarına çıkacaktır.

39/48. O gün yaptıkları kötülükler önlerine konacak ve dünyada iken alay ettikleri azap, kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

39/49. İnsana bir zarar dokunduğunda, kurtulmak için bize yalvarır. Sonra onlara tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bunları, kendi bilgi ve tecrübemle elde ettim." der. Hayır, bu bir imtihandır; fakat onların bir çoğu bunun farkında değil.

39/50. Daha öncekiler de böyle demişti; fakat kazandıkları onlara hiçbir yarar sağlamadı.

39/51. Bu sebeple onların başına, yaptıkları kötülüklerin cezası gelecektir. Böylece bu zalimler, yaptıklarının çcezasını çekeceklerdir. Onlar asla Allâh'ın azabına engel olamayacaktır.

39/52. Onlar Allâh'ın dilediğine bol, dilediğine de az rızık verdiğini bilmiyorlar mı? Şüphesiz bunda müminler için dersler vardır.

39/53. Rasûlüm şöyle de: "Ey Allâh'ın günahkâr kulları! Onun sizi bağışlamasından ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allâh bütün günahları affeder. O günahları çok bağışlayan ve merhamet edendir."

39/54. "Yeter ki Allâh'ın azabı başınıza gelmeden önce, Rabbinize yönelin ve boyun eğin. Aksi halde onun yardımını göremezsiniz."

39/55. "Beklemediğiniz bir anda azap gelip çatmadan önce, Rabbinizden size indirilen en güzel söz olan Kur’ân'a uyun."

39/56. Kıyamet günü kişi ya, "Yazıklar olsun bana, Allâh'a karşı ne kadar da aşırı gitmişim; inanmam gerekirken, alay edenlerden olmuşum." diyecek,

39/57.  Ya "Allâh beni doğru yola iletseydi, ona karşı kulluk bilincinde olurdum." diyecek,

39/58. Ya da azabı görünce, "Keşke dünyaya geri dönsem de, her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenlerden olsaydım." diyecektir.

39/59. Allâh ona, "Ayetlerim sana gelmişti. Fakat sen büyüklük taslayarak onları yalanladın ve kâfirlerden oldun." der.

39/60. Kıyamet günü, Allâh adına yalan uyduranların yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklük taslayanların kalacağı yer, cehennem değil mi?

39/61. Allâh, kendine karşı kulluk bilincinde olanları, başarılarından dolayı kurtaracaktır. Artık onlara ne bir kötülük dokunacak, ne de onlar üzülecektir.

39/62. Allâh, her şeyin yaratıcısıdır. Her şey, onun tasarrufu altındadır.

39/63. Göklerin ve yerin hakimiyeti Allâh'ındar. Onun ayetlerini inkar edenler, zarara uğrayacaklardır.

39/64. Rasûlüm, "Ey cahiller! Bana Allâh'tan başkasına kulluk etmemi mi teklif ediyorsunuz?" de.

39/65. Sana ve senden öncekilere şöyle vahyettik: "Allâh'a ortak koşarsan, yaptıkların boşa gider ve zarar edenlerden olursun."

39/66. "Sadece Allâh'a kulluk et ve Allâh'ın nimetlerine şükredenlerden ol!"

39/67. Müşrikler, Allâh'ın gücünü ve yüceliğini takdir edemediler. Oysa kıyamet günü, yeryüzü onun tasarrufuyla hallaç pamuğu gibi atılacak, gökler de onun gücüyle dürülecektir. Allâh, onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.

39/68. Sûra üflendiğinde, Allâh'ın dilediklerinin dışında, göklerde ve yerde bulunan herkes ölecektir. Sonra tekrar üflendiğinde, hepsi dirilip hesabın görülmesini bekleyecektir.

39/69. Mahşer yeri, Allâh'ın nûruyla aydınlanacak, amel defterleri ortaya konacak; peygamberler ve şahitler getirilecek, aralarında adaletle hükmedilecek ve asla haksızlık yapılmayacaktır.

39/70. Herkes yaptığının karşılığını tam olarak alacaktır. Çünkü Allâh onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

39/71. Kâfirler cehenneme gruplar halinde sevk edilecektir. Oraya geldiklerinde cehennemin kapıları açılacak ve bekçiler "İçinizden Allâh'ın ayetlerini okuyan peygamberler gelip, bu şiddetli gün konusunda sizi uyarmadı mı?" diye soracak, onlar da, "Evet geldi." diye cevap verecektir. Böylece, Allâh'ın dünyada iken o kâfirlere yapmış olduğu azap tehditi gerçekleşecektir.

39/72. Onlara, "İçinde temelli kalacağınız cehenneme girin!" denilir. Kibirlenerek iman etmeyenlerin kalacağı yer ne kötüdür!

39/73. Rablerine karşı kulluk bilincinde olanlar gruplar halinde cennete sevk edileceklerdir. Oraya geldiklerinde kapılar açılacak ve bekçiler, "Her türlü esenlik ve huzur sizin üzerinize olsun. Ne mutlu size! Temelli kalmak üzere cennete girin." diyeceklerdir.

39/74. Onlar da şöyle diyecektir: "Sözünde durarak Cenneti bize veren Allâh her türlü övgüye layıktır. Artık cennette istediğimiz yere yerleşeceğiz. Yararlı işler yapanların ödülü ne kadar güzelmiş!"

 

39/75. Meleklerin arşın ertafında toplanıp Rablerini övgüyle tesbih ettiklerini göreceksin. O gün, insanlar arasında adaletle hükmedilecek ve "Her şeyin sahibi olan Allâh her türlü övgüye layıktır." denecektir.