İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

040. Gâfir/Mü’min Sûresi       

40/1. Hâ-Mîm.

40/2. Bu Kitap, çok güçlü ve her şeyi hakkıyla bilen Allâh tarafından indirilmiştir.

40/3. O, günahları bağışlar, tövbeleri kabul eder. Onun, azabı çok şiddetli ve ikramı boldur. Ondan başka ilâh yoktur. Dönüş sadece onadır.

40/4. Kâfirlerden başkası, Allâh'ın ayetleri konusunda tartışmaya girmez. Onların yeryüzünde istediği gibi hareket etmeleri sakın seni yanıltmasın.

40/5. Nitekim onlardan önce, Nuh'un halkı ile Nuh'tan sonra gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamıştı. Her topluluk, kendi peygamberini etkisiz hale getirmek ve hakkı yok edip batılı hakim kılmak için uğraşmıştı. Bu nedenle onları cezalandırdım. Benim cezam nasılmış, gördüler!

40/6. Böylece bu kâfirler, cehenneme girmeyi hak ettiler.

40/7. Allâh’ın sonsuz kudret ve hakimiyet makamını yüklenen ve etrafındaki melekler, Rablerini överek tesbih ederler, ona inanırlar. Müminlerin bağışlanması için de şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Senin merhametin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Sana yönelip yolundan gidenlerin günahlarını affet! Onları cehennem azabından koru!"

40/8. "Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanları vaad ettiğin, kalacakları has bahçelere koy! Çünkü sen, çok güçlü ve her şeyi yerli yerince yapansın."

40/9. "Onları hata ve günahlardan koru! Hata ve günahlardan koruduğun kimse, kıyamet gününde merhametine kavuşarak kurtulmuş olur. İşte en büyük kurtuluş da budur."

40/10. O gün kâfirlere şöyle denilecektir: "Allâh'ın size olan öfkesi, sizin kendinize duyduğunuz öfkeden daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınızda inkar etmiştiniz."

40/11. Onlar da şöyle cevap verir: "Rabbimiz, bizi öldürüp öldürüp diriltin! Şimdi günahlarımızı itiraf ediyoruz. Artık bundan bir kurtuluş yolu yok mu?"

40/12. Bunun üzerine onlara, "Çünkü siz, bir olan Allâh'a inanmaya davet edildiğinizde, onu inkar etmiş; fakat ona ortak koşmaya çağırılınca hemen kabul etmiştiniz. Bugün hakimiyet, Yüce Allâh'ındır." denilir.

40/13. O, size varlığının ve kudretinin delillerini göstermiş ve gökten sizi rızıklandırmıştır. Bundan sadece Allâh'a yönelenler ders çıkarır.

40/14. Kâfirler hoşlanmasa da, yalnız Allâh'a samimiyetle kulluk edin!

40/15. Arşın ve yüksek derecelerin sahibi olan Allâh, insanların huzurunda toplanacağı kıyamet günü hakkında insanları uyarması için kullarından dilediğine vahiy indirir.

40/16. O gün insanlar Allâh'ın huzuruna çıkacaklardır. Onların hiçbir şeyi Allâh'a gizli kalmaz. O gün hakimiyet kimindir? Elbette her şeye gücü yeten ve bir olan Allâh'ındır.

40/17. O gün herkese yaptığının karşılığı verilecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır. Şüphesiz Allâh, hesabı çabuk görür.

40/18. Onları yaklaşan kıyamet hakkında uyar. Çünkü o günün dehşetinden yürekler ağıza geldiğinde zalimler yutkunur dururlar. Kıyamette onların ne bir dostu, ne de sözüne itibar edilen bir aracısı vardır.

40/19. Allâh, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediği her şeyi bilir.

40/20. Allâh'ın gerçekleri ortaya koymaya gücü yeter. Allâh'ın dışındaki taptıkları putların ise, hiçbir şeye gücü yetmez. Şüphesiz Allâh, her şeyi hakkıyla işitir ve görür.

40/21. Müşrikler, yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğuna bakıp ders almıyorlar mı? Halbuki onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzünde birçok eser bırakmışlardı. Buna rağman Allâh, günahlarından dolayı onları helak etti ve hiç kimse de onları Allâh'ın azabından kurtaramadı.

40/22. Çünkü onlar, peygamberlerin getirdiği mesajları yalanladı. Bu yüzden Allâh da onları helak etti. Doğrusu Allâh, çok kuvvetli ve azabı şiddetlidir.

40/23. Biz Mûsâ'yı, mucize ve açık delillerimizle peygamber olarak gönderdik.

40/24. Onu Firavun'a, Hâmân'a ve Kârûn'a gönderdik. Onlar, "Bu yalancı bir sihirbazdır." dediler.

40/25. Mûsâ onlara, tarafımızdan verilen gerçekleri getirdiğinde, onlar, "Mûsâ'ya iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün, kızlarını bırakın." dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı, boşa gitti.

40/26. Firavun, "Bırakın beni, Mûsâ'yı öldüreyim. O da, elimden kurtarması için Rabbini çağırsın! Çünkü ben onun, sizin dininizi değiştirmesinden veya burada bozgunculuk çıkarmasından endişe ediyorum." dedi.

40/27. Mûsâ da şöyle cevap verdi: "Hesap gününe inanmayan her kibirlinin şerrinden, benim ve sizin Rabbiniz olan Allâh'a sığınıyorum."

40/28. Firavun ailesinden inancını gizleyen Hârun şöyle dedi: "Bir adamı 'Rabbim Allâh'tır' dediği için öldürecek misiniz? Hâlbuki o size, Rabbinden açık mesajlar getirmiştir. Yalan söylüyorsa, bu onun kendi kusurudur. Doğru söylüyorsa, tehdit ettiği bazı şeyler başınıza gelecektir. Şüphesiz Allâh, haddi aşan yalancıları zorla doğru yola sevk etmez."

40/29. "Ey halkım! Bugün burada hakim olan sizsiniz. Allâh'ın azabı başımıza gelecek olsa, bize kim yardım eder." Firavun, "Mûsâ'nın öldürülmesini bir görüş olarak size teklif ediyorum; ben sadece sizi doğru yola sevk etmeye çalışıyorum." dedi.

40/30. Bunun üzerine Hârûn şöyle dedi: "Ey halkım! Daha önceki toplumların başına gelen azabın, sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum."

40/31. "Nûh halkının, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelen birçok toplumun başına gelenlerin sizin de başınıza gelmesinden endişe ediyorum. Allâh kullarına haksızlık yapmak istemez."

40/32. "Ey halkım! Allâh'ın azabından dolayı feryat edeceğiniz bir günün başınıza gelmesinden korkuyorum."

40/33. "O gün, arkanıza dönüp kaçmak isteyeceksiniz. Fakat Allâh'ın azabından sizi kimse kurtaramayacaktır. Doğru yoldan çıkanları kimse zorla doğru yola iletemez."

40/34. "Daha önce Yûsuf'un getirdiği mesajlar hakkında siz, sürekli şüphe içindeydiniz. O öldüğünde de, "Allâh, ondan sonra, hiç bir peygamber göndermeyecektir." dediniz. Haddi aşıp şüphe içinde olanlar, işte böyle doğru yoldan çıkar.

40/35. Firavun ve adamları, hiçbir delile dayanmadan Allâh'ın ayetleri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Onların bu davranışı, Allâh ve müminlerde büyük nefret doğurmuştur. Kibirli zorbaların hepsi, gerçekleri anlamaya idrakini kapamıştır.

40/36. Firavun şöyle dedi: "Ey Hâmân! Göğe çıkabilmem için bana yüksekçe bir kule yap!"

40/37. "Göğe çıkayım da, Mûsâ'nın ilâhının olup olmadığına bakayım. Ben onun yalan söylediğini düşünüyorum." Firavun'a yaptığı kötü işler böyle güzel göründü ve doğru yoldan büsbütün uzaklaşmış oldu. Ama onun planı sonuçsuz kaldı.

40/38. Hârûn şöyle dedi: "Ey halkım! Bana uyarsanız, size doğru yolu gösteririm."

40/39. "Ey halkım! Bu dünya hayatı gelip geçici; ahiret yurdu ise, kalıcıdır."

40/40. "Kötülük yapanlar, yaptıkları kadar cezalandırılır. Erkek ve kadınlardan yararlı işler yapan müminler ise, cennete girecek ve orada onlara sınırsız rızık verilecektir."

40/41. "Ey halkım! Hayret doğrusu; ben sizi kurtuluşa, siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz."

40/42. "Siz benim Allâh'ı inkar etmemi, benim için hiçbir ilmî değeri olmayan bir şeyi ona ortak koşmamı istiyorsunuz; ben ise sizi çok güçlü ve günahları bağışlayan Allâh'a çağırıyorum."

40/43. "Hiç şüphe yok ki, benim kulluk etmemi istediğiniz şeyler, dünyada da, ahirette de çağrınıza cevap veremezler. Elbette hepimiz, sonunda Allâh'ın huzuruna çıkacağız ve aşırı gidenler cehenneme girecektir."

40/44. "Size söylediğim her şeyi, kıyamette hatırlayacaksınız. Ben halimi Allâh'a havale ediyorum. Şüphesiz Allâh, kullarının yaptığı her şeyi hakkıyla bilir."

40/45. Allâh Harûn'u, onların tuzaklarından korudu ve şiddetli azap Firavun ve adamlarını kuşatıverdi.

40/46. Firavun ve adamlarına, sabah akşam sürekli Cehennemdeki yerleri gösterilir. Kıyamet günü ise, "Onları en şiddetli azaba sokun!" denilecektir.

40/47. Onlar cehennemde birbirleriyle şöyle tartışacaklardır: Ayak takımı, büyüklük taslayanlara, "Dünyada biz size uymuştuk. Şimdi azabımızın bir kısmını olsun üzerimizden kaldırabilir misiniz?" diyecektir.

40/48. Büyüklük taslayanlar, "Hepimiz bu ateşin içindeyiz; gücümüz yetse kendimizi kurtarırız. Artık Allâh, kulları arasında kesin hükmünü vermiştir." diyecektir.

40/49. Cehennemdekiler, bekçilere, "Ne olur, Rabbinizden hiç değilse bir gün olsun azabımızın hafifletilmesini isteyin."  diyecektir.

40/50. Bekçiler, "Peygamberleriniz size açık mesajlar getirmedi mi?" diye soracak ve onlar da, "Evet, getirdi." diye cevap vereceklerdir. Bunun üzerine bekçiler, "O halde, talebinizi kendiniz iletin! Fakat kâfirlerin talepleri sonuçsuz kalacaktır." diyeceklerdir.

40/51. Biz, peygamberlerimizi ve müminleri, hem bu dünyada, hem de şahitlerin dinleneceği ahirette üstün kılacağız.

40/52. O gün zalimlerin mazeretleri kabul edilmeyecektir. Onlar Allâh'ın rahmetinden uzak olacak ve çok kötü bir yer olan cehennemde kalacaklardır.

40/53. Biz Mûsâ'ya, doğru yolu gösteren kitabı verdik ve sonra onu İsrâiloğullarına bıraktık.

40/54. O kitap, akıllılara bir rehber ve öğüttür.

40/55. Rasûlüm, şimdilik çektiğin sıkıntılara sabret! Allâh'ın vaadi gerçekleşecektir. Günahlarının bağışlanması için ona yalvar; sabah akşam Rabbini öğerek tesbih et!

40/56. Onlar, hiçbir delile dayanmadan Allâh'ın ayetleri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Çünkü onların kalplerinde, hiçbir zaman ulaşamayacakları büyüklük kompleksi vardır. Sen Allâh'a sığın! O, her şeyi hakkıyla işitir ve görür.

40/57. Göklerin ve yerin yartılması, insanları yaratmaktan ve öldükten sonra diriltmekten çok daha zordur. Fakat insanların çoğu, bu gerçeği anlamaz.

40/58. Gerçeklere gözünü kapatan günahkarlar ile gerçekleri görerek iman edip yararlı işler yapanlar bir değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

40/59. Kıyamet elbette kopacaktır; bunda şüphe yoktur. Fakat pek çok insan buna inanmaz.

40/60. Rabbiniz şöyle buyurmuştur: "Bana samimiyetle yaptığınız duaları kabul ederim. Büyüklendikleri için bana dua ve ibadet etmeyenler, aşağılanmış olarak Cehenneme gireeklerdir."

40/61. Allâh, dinlenmeniz için geceyi karanlık, görüp çalışmanız için de gündüzü aydınlık yapmıştır. Allâh, insanlara sonsuz ikramda bulunmaktadır; fakat onların çoğu şükretmez.

40/62. O her şeyi yaratan Rabbiniz Allâh'tır. Ondan başka ilâh yoktur. Nasıl oluyar da bu gerçeklerden yüz çeviriyorsunuz?

40/63. Allâh'ın ayetlerini inkar edenler, işte böyle yüz çevirirler.

40/64. Allâh, sizin için dünyayı yaşamanıza elverişli kıldı, atmosferle de üstünü kapladı. O sizi en güzel şekilde yaratmış ve size pek çok helal rızık vermiştir. İşte bunları yapan Rabbiniz Allâh'tır. Evrenin sahibi olan Allâh çok yücedir.

40/65. O diridir; ondan başka ilâh yoktur. Samimiyetle sadece ona kulluk edin. Evrenin sahibi olan Allâh her türlü övgüye layıktır.

40/66. Rasûlüm onlara, "Rabbimden gelen açık delillerle Allâh'tan başka taptıklarınıza kulluk etmem bana yasaklanmıştır. Bana, evrenin sahibi olan Allâh'a boyun eğmem emredildi." de!

40/67. O sizi topraktan sonra çok küçük olan yumurta ve spermden, sonra rahime yapışmış blastocystten (döllenmiş hücre yığınından) yaratmış, sonra bebek olarak dünyaya gelmenizi sağlamıştır. Sonra olgunlaşır ve ihtiyarlarsınız. Bir kısmınız ise bundan önce ölür. Sonunda hepiniz, sizin için belirlenen ecele ulaşırsınız. Allâh, belki aklınızı kullanır da, onun kudreti karşısında boyun eğersiniz diye böyle yapar.

40/68. Öldüren de, dirilten de odur. Bir şeyin olmasına karar verdiğinde, olması için ona "Ol!" demesi yeter.

40/69. Allâh'ın ayetleri hakkında tartışanlara bak; nasıl da gerçeklerden yüz çeviriyorlar!

40/70. Kitabı ve peygamberlerimizi yalanlayanar, bir gün gerçekleri anlayacaktır.

40/71. Onlar o gün, boyunlarında halka ve zincirlerle Cehenneme sürüklenecektir.

40/72. Kaynar suda ve ateşte yakılacaklardır.

40/73. Sonra onlara şöyle denecektir: "Ortak koştuklarınız şimdi nerede?"

40/74. "Allâh'tan başka taptıklarınız nerede?" Onlar da, "Bizi bırakıp kaçtılar. Aslında dünyada iken taptığımız şeyler bir hiçmiş." diye cevap verecekler. Kâfirleri işte böyle doğru yoldan çıkmışlardır.

40/75. Çünkü onlar, dünyada ahiret endişesi taşımaksızın şimarıp böbürlenmişlerdi.

40/76. Onlara, "Temelli kalacağınız Cehenneme girin! Kibirlenenlerin kalacakları bu yer ne kötüdür!" denir.

40/77. Rasûlüm, şimdilik çektiğin sıkıntılara sabret! Şüphesiz Allâh'ın vaadi gerçekleşecektir. Onları tehdit ettiğimiz azabın bir kısmının başlarına geldiğini sana göstersek de veya görmeden ölsen de, sonunda onlar huzurumuza çıkıp yaptıklarının cezasını görecektir.

40/78. Doğrusu senden önce pek çok peygamber gönderdik. Onlardan bir kısmının kıssasını sana anlattık; bir kısmını ise anlatmadık. Allâh'ın izni olmadan, hiç bir peygamber mucize gösteremez. Mucizeler gösterildikten sonra inanmayanların üzerine Allâh'ın azabı gelir. Böylece hak yerini bulur ve mucizeleri kabul etmeyenler ziyana uğramış olurlar.

40/79. Allâh, binmeniz, et ve sütünden yararlanmanız için büyük ve küçükbaş hayvanları sizin için yaratmıştır.

40/80. Onlarda sizin için daha pek çok fayda vardır. İhtiyaç duyduğunuz şeyleri, karada onlara, denizde de gemilere binerek ve yükünüzü yükleyerek karşılarsınız.

40/81. Allâh size, kudretinin delillerini gösteriyor. Artık bunların hangisini inkâr edebilirsiniz?

40/82. Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yaşayanların sonunun nasıl olduğuna bakıp ders almıyorlar mı? Hâlbuki onlar, bunlardan daha kalabalık ve güçlüydüler, yeryüzünde daha çok eser bırakmışlardı. Fakat onlara kazandıkları hiçbir fayda vermedi.

40/83. Peygamberleri onlara, apaçık mesajları getirdiklerinde onlar, bilgi ve tecrübelerine güvenerek şimardılar. Fakat alay ettikleri şeyler onları her taraftan kuşatıverdi.

40/84. Başlarına azabımız gelince onlar, "Artık bir olan Allâh'a inanıyor ve ortak koştuklarımızı reddediyoruz." dediler.

 

40/85. Azabımız başlarına gelince, iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Çünkü Allâh'ın kulları hakkındaki geçerli kanunu böyledir. Kâfirler işte böyle ziyana uğrarlar.