İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

041. Fussilet Sûresi       

41/1. Hâ-Mîm.

41/2. Bu Kur’ân, çok merhametli ve rahmeti sonsuz olan Allâh tarafından indirilmiştir.

41/3. Bu, düşünüp anlayanlar için, ayetleri açıklanmış, Arapça bir kitaptır.

41/4. Kur’ân, müjdeleyici ve uyarıcıdır. Buna rağmen, insanların çoğu ondan yüz çevirir ve ona kulak vermezler.

41/5. Müşrikler şöyle dediler: "Bizi çağırdığın şeye kalplerimiz kapalı, kulaklarımız tıkalıdır. Seninle aramızda perde vardır. Dolayısıyla elinden geleni yap, biz de yapacağız."

41/6. Rasûlüm onlara şöyle de! "Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak bana şöyle vahyediliyor: 'İlâhınız tek bir ilâhtır. Artık ona yönelin ve ondan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!'"

41/7. "O müşrikler kendilerini şirkten arındırmazlar; ahireti de inkâr ederler."

41/8. "İmân edip yararlı işler yapanlara kesintisiz bir mükafat vardır."

41/9. "Siz dünyayı iki evrede yaratanı inkar edip ona ortaklar mı koşuyorsunuz? Hâlbuki o, evrenin sahibidir.

41/10. "O, dört evrede yeryüzüne yüce dağlar yerleştirmiş, orayı bereketlendirip herkesin yaşamasına uygun olarak gıdasını belirlemiştir."

41/11. Gaz halinde bulunan göğe şekil verdi; onu ve dünyayı ister istemez koyduğu kanunlara boyun eğdirdi. Onlar da, bu kanunlara göre hareket ederler.

41/12. Allâh, göğü iki evrede yedi kat olarak yaratmış ve her birine görevini vermiştir. Biz gökyüzünü yıldızlarla süsledik ve atmosferle de dünyayı koruduk. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allâh'ın takdiridir.

41/13. Eğer onlar bu gerçeklerden yüz çevirirlerse, Rasûlüm onlara, "Âd ve Semûd halkının başına gelen felaketin bir benzerine karşı sizi uyarıyorum." de!

41/14. Onlara, Âd ve Semûd'tan önce de, sonra da, "Sadece Allâh'a kulluk edin!" diyen peygamberler gelmişti. Fakat onlar, "Rabbimiz, bize keşke melek gönderseydi. Biz, insanlardan peygamber olduğunu söyleyenlerin getirdiklerine inanmıyoruz." demişlerdi.

41/15. Âd halkı, yeryüzünde gerçekler karşısında kibirlenip, "Bizden daha güçlü kim var?" demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allâh'ın daha güçlü olduğunu görmediler mi? Zaten onlar ayetlerimizi bile bile inkar ediyordu.

41/16. Onların üzerine, uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece dünyada onları rezil ettik: Ahiret azabı ise daha şiddetlidir. Orada onlara asla yardım edilmeyecektir.

41/17. Semûd halkına, peygamberler vasıtasıyla doğru yolu gösterdik. Fakat onlar bunu değil, küfrün karanlığını tercih ettiler. Yaptıkları yüzünden, alçaltıcı bir azap onları yakalayıverdi.

41/18. Biz onlardan iman edenleri ve Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanları, bu azaptan kurtardık.

41/19. Kıyamet günü, Allâh düşmanları, Cehenneme sevk edilmek üzere toplanır.

41/20. Oraya geldiklerinde kulakları, gözleri ve derileri yaptıklarına şahitlik edecektir.

41/21. Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ediyorsunuz?" diye sorunca derileri şöyle cevap verir: "Her şeyi konuşturan Allâh, bizi de konuşturdu. Nitekim ilk başta sizi yaratan ve sonunda hesap vermek üzere huzurunda toplayan da odur."

41/22. Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize şahitlik yapacağına inanmıyordunuz. Üstelik yaptığınızın çoğunu Allâh'ın bilmediğini sanıyordunuz.

41/23. Rabbiniz hakkındaki işte bu düşünceniz, sizi felakete sürükledi. Bu yüzden zarar edenlerden oldunuz.

41/24. İster dayansınlar, ister dayanmasınlar onların yeri Cehennemdir. Rablerini hoşnut etmek için dünyaya dönmeyi isteseler de, bu imkan kendilerine verilmeyecektir.

41/25. Onların başına, şeytan, nefis ve kötü arkadaşları musallat oldu. Bunlar onlara, yaptıkları ve yapacakları işleri güzel gösterdi. Böylece daha önceki cinlerin ve insanların başına gelen azabı bunlar da hak etmiş oldu. Şüphesiz onlar, ziyandadır.

41/26. Kâfirler, "Bu Kur’ân'ı dinlemeyin. Okunurken gürültü edin; belki bastırırsınız." dediler.

41/27. Bundan dolayı kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız ve yaptıkları kötü işlere karşılık onları cezalandıracağız.

41/28. Allâh'ın düşmanlarının cezası, işte bu cehennemdir. Onlar ayetlerimizi bile bile inkar etmelerine karşılık, Cehennemde temelli kalacaktır.

41/29. Kâfirler, "Rabbimiz! Cin ve insanlardan bizi doğru yoldan çıkaranları göster de, onları ayaklarımızın altına alıp çiğneyelim. Böylece onlar en aşağı kimseler olsun." diyecektir.

41/30. Şüphesiz, "Rabbimiz Allâh'tır" deyip, sonra dosdoğru olanların ölüm anında yanına melekler gelerek şöyle derler: "Endişe etmeyin! Üzülmeyin! Size vaad edilen Cennetle sevinin."

41/31. "Hem dünyada, hem de ahirette biz size dostuz. Cennette, istediğiniz ve canınızın çektiği her şey size verilecektir."

41/32. "Bunlar, çok bağışlayan ve merhameti bol olan Allâh'ın bir ikramıdır."

41/33. Allâh'ın dinine çağıran, yararlı işler yapan ve "Şüphesiz ben Allâh'a boyun eğdim." diyenden kim daha güzel sözlüdür?

41/34. İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Böyle yaparsan, seninle arasında anlaşmazlık bulunan kişi, seninle samimi bir dost olur.

41/35. Bu güzel davranış, sadece sabırlı ve erdemli kişilerin işidir.

41/36. Şeytan sana bir vesvese verdiğinde, hemen Allâh'a sığın. Çünkü o, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

41/37. Gece ile gündüz ve güneş ile ay Allâh'ın kudretinin delilidir. Güneşe ve aya değil, onları yaratan Allâh'a secde edin. Çünkü sadece ona kulluk etmeniz gerekir.

41/38. Müşrikler büyüklük taslayıp Allâh'a kulluk yapmazlarsa kendileri bilir; zaten Allâh'ın yanında gece gündüz hiç usanmadan onu tesbih eden melekler vardır.

41/39. Rasûlüm! Senin de gördüğün gibi, kuru toprağa yağmur yağdırdığımızda onun canlanıp kabarması Allâh'ın kudretinin delilidir. Kupkuru toprağa can veren Allâh, elbette kıyamet günü ölüleri de diriltecektir. Çünkü onun her şeye gücü yeter.

41/40. Ayetlerimizi çarpıtanlar, elimizden kurtulamayacaktır. Peki, kıyamette cehenneme atılanın mı, yoksa güven içinde cennete girenin mi durumu daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz Allâh yaptıklarınızı hakkıyla bilir.

41/41. Kendilerine gelen Kur’ân'ı inkâr edenler, elimizden kurtulamayacaktır. Şüphesiz o, çok değerli bir kitaptır.

41/42. Kur’ân'a hiç bir taraftan yanlış ve boş şeyler giremez. Çünkü o, her türlü övgüye layık ve her şeyi yerli yerince yapan Allâh tarafından indirilmiştir.

41/43. Rasûlüm, üzülme! Senin hakkında söylenenler, senden önce gönderilen peygamberler için de denilmiştir. Şüphesiz Rabbin, inananları çok bağışlar, fakat onun kafirler için can yakıcı azabı da vardır.

41/44. Biz, Kur’ân'ı yabancı dilde indirseydik, "O, anlayabileceğimiz bir dilde gelseydi ya!.. Allâh, Allâh, Arap bir peygambere yabancı dilde bir Kitap!.." derlerdi. Rasûlüm onlara, "O Kur’ân müminlere doğru yolu gösteren bir rehber ve şifâ kaynağıdır." de. İman etmeyenler ise, onun getirmiş olduğu gerçeklere kulaklarını ve gözlerini kapamışlardır. Sanki kendilerine çok uzaktan seslenildiği için anlamıyormuş gibi davranıyorlar.

41/45. Doğrusu onlar, bizim Mûsâ'ya verdiğimiz Kitab hakkında ayrılığa düştüler. Rabbinin daha önce verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar, bu konuda derin bir şüphe içindeydiler.

41/46. Yararlı işler yapanlar, faydasını kendileri görür; kötü işler yapanlar da, zararını kendileri çeker. Rabbin, kullarına asla haksızlık etmez.

41/47. Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allâh bilir. Onun izni olmadan, ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne bir dişi gebe kalabilir ve ne de doğurabilir. O gün Allâh onlara, "Bana ortak koştuklarınız nerede?" diye soracaktır. Onlar da, "Artık putların, senin ortağın olmadığını itiraf ediyoruz." diye cevap verecektir.

41/48. Çünkü daha önce taptıkları putlar, onlardan uzaklaşmıştır. Artık müşrikler de, kaçacak yerlerinin olmadığını anlamıştır.

41/49. İnsan, mal mülk istemekten usanmaz; fakat başına bir kötülük geldiğinde, ümitsizliğe kapılır ve yıkılır.

41/50. Başına bir sıkıntı geldikten sonra ona katımızdan bir nimet verdiğimizde, "Zaten bu benim hakkımdır. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Fakat kıyamet koparsa ve ben de Rabbimin huzuruna çıkarsam, orada da güzelliklere kavuşacağımı düşünüyorum." der. O gün biz, kâfirlerin yaptıklarını önlerine koyacak ve onları şiddetli bir azapla cezalandıracağız.

41/51. İnsana bir nimet verdiğimizde, yan çizererek uzaklaşır; fakat başına bir kötülük geldiğinde uzun uzun dua eder.

41/52. Rasûlüm onlara, "Kur’ân Allâh tarafından indirilmiş ve siz de onu inkar etmişseniz durumunuz ne olacak? Derin bir çıkmazda bulunanlardan daha şaşkın kim vardır." de.

41/53. Biz onlara delillerimizi, hem dış dünyada, hem de iç alemlerinde göstereceğiz. Böylece onlar Kur’ân'ın gerçek olduğunu anlayacaklar. Rabbinin her şeye şahit olması yeterli değil mi?

 

41/54. Onlar Rablerinin huzuruna çıkacaklarından şüphe ediyorlar. Şüphesiz Allâh her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.