İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

042. Şûrâ Sûresi           

42/1. Hâ-Mîm.

42/2. Ayn-Sîn-Kâf.

42/3. Her şeyi yerli yerince yapan ve çok güçlü olan Allâh, önceki peygamberler vahyettiği gibi, sana da vahyetmektedir.

42/4. Göklerde ve yerde bulunan her şey onundur. O, çok yücedir.

42/5. Müşriklerin, melekler için Allâh'ın kızı demelerinden dolayı neredeyse gökler yarılacak. Hâlbuki melekler Allâh'ın kuludur, rablerini överek tesbih eder ve yeryüzündekilerin bağışlanması için dua ederler. Şunu bilin ki Allâh, günahları çok bağışlar ve kullarına merhamet eder.

42/6. Allâh, kendisinden başkasını ilâh edinenleri gözetlemektedir. Senin görevin onları uyarmaktır. Sen, onların yaptıklarından sorumlu değilsin.

42/7. Mekke ve etrafında yaşayanları, gerçekleşmesinde şüphe olmayan kıyamet günüyle uyarman için sana Kur’ân'ı Arapça olarak gönderdik. O gün insanların bir kısmı Cennet'e, bir kısmı da Cehennem'e girecektir.

42/8. Allâh isteseydi bütün insanları tevhid inancına sahip tek bir topluluk yapardı. Fakat böyle yapmadı. Tevhid inancını seçenler, Allâh'ın rahmetine kavuşurlar. Zalimlerin ise, ne bir dostu, ne de yardımcısı vardır.

42/9. Yoksa onlar Allâh'tan başka ilâhlar mı edindiler. Hâlbuki gerçek ilâh Allâh'tır. O, ölüleri diriltir. Çünkü onun her şeye gücü yeter.

42/10. Rasûlüm! Onlara şöyle de: "Ayrılığa düştüğünüz her konuda hükmü Allâh verecektir. İşte benim Rabbim Allâh budur; yalnız ona güvenip dayanır ve sadece ona yönelirim."

42/11. O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Size ve hayvanlara kendi cinslerinden eşler yaratmıştır. Böylece sizi çoğaltmaktadır. Onun bir benzeri yoktur. O her şeyi hakkıyla işitir ve görür.

42/12. Göklerin ve yerin hakimiyeti onundur. Dilediğine bol, dilediğine de az rızık verir. Şüphesiz o, her şeyi hakkıyla bilir.

42/13. Allâh, Nûh'a emrettiklerini, size de din olarak emretmiştir. "Dine gerektiği gibi inanıp hükümlerini uygulayın ve ayrılığa düşmeyin!" diye İbrâhîm, Mûsâ ve Îsâ'ya bildirdiğimiz gibi, sana da bildirdik. Senin davet ettiğin din, müşriklere çok ağır gelmektedir. Allâh, bu dine davet etmesi için dilediğini peygamber olarak seçer ve kendine yönelenleri doğru yola sevk eder.

42/14. Onlar, kendilerine İslâm dini tebliğ edilince, sırf kıskançlıklarından dolayı ayrılığa düştü. Rabbinin daha önce verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Daha sonra gelen Kitâp ehli, bu son Peygamber hakkında derin bir şüphe içindedir.

42/15. Rasûlüm sen onları yine de dine davet et! Emredildiğin gibi dosdoğru ol! Onların arzu ve isteklerine uyma! Şöyle de: "Allâh'ın indirdiği Kitab'a iman ettim. Aranızda adaletli davranmam bana emredildi. Allâh, hem bizim, hem de sizin rabbinizdir. Biz kendi yaptıklarımızdan, siz de kendi yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Bizimle sizin aranızda tartışmayı gerektirecek bir şey yok. Allâh hepimizi kıyamet günü huzurunda toplayacaktır. Dönüş sadece onadır."

42/16. Allâh'ın davetini kabul ettikten sonra, onun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri, Rableri katında hükümsüzdür. Üstelik onlar Allâh'ın öfkesine uğrayacaklardır. Ahirette onlara şiddetli bir azap vardır.

42/17. Allâh, gerçekleri bildiren Kitab'ı ve onda adalet ölçüsünü indirmiştir. Kıyametin ne kadar yakın olduğunu bilemezsin!

42/18. Kıyametin kopacağına inanmayanlar, "Tehdit ettiğin kıyamet haydi gelsin bakalım!" diyorlar. İman edenler ise, onun gerçek olduğunu bilirler ve ondan korkarlar. Kıyamet hakkında tartışanlar, tamamen doğru yoldan çıkmıştır.

42/19. Kullarına çok ikram eden Allâh, dilediğine bol bol rızır verir. O çok güçlü ve kuvvetlidir.

42/20. Âhiret kazancını isteyene, fazlasıyla veririz. Sırf dünya kazancını isteyene ise, onu veririz; ama ahirette onun hiçbir nasibi yoktur.

42/21. Yoksa Allâh'a ortak koştukları ilahları, Allâh'ın yanında geçerli olmayan bir dini mi emrediyor? Rabbinin daha önce verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimler için can yakıcı bir azap vardır.

42/22. O gün zalimlerin, işledikleri günah yüzünden başlarına geleceklerden dolayı korkuyla titrediğini görürsün. İman edip yararlı işler yapanlar ise, has bahçelerdedir. Diledikleri her şey Rableri tarafından onlara verilecektir. İşte bu büyük bir ikramdır.

42/23. Bu ikram, Allâh'ın iman edip yararlı işler yapan kullarına müjdelediği şeydir. Rasûlüm, "Ben bu görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bununla ben, sadece Allâh'a yaklaşmak istiyorum." de! İyilik yapana karşılığını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allâh günahları çok affeder ve kullarının az amelini fazlazıyla ödüllendirir.

42/24. Yoksa onlar Kur’ân'ı senin uydurduğunu mu söylüyorlar. Böyle olsaydı Allâh, seni idraksiz bir varlık haline getirir, sonra ayetleriyle uydurduğun şeyleri yok eder ve gerçekleri ortaya koyardı. Şüphesiz o, insanların içlerinden geçenleri de çok iyi bilir.

42/25. O, kullarının tövbesini kabul eder, günahları bağışlar ve yaptığınız her şeyi bilir.

42/26. Allâh, iman edip yararlı işler yapanların duasını kabul eder, onlara olan ikramını artırır. Kafirlere ise çok şiddetli azap vardır.

42/27. Allâh kullarına rızkı bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat o, rızkı belirlediği bir ölçüye göre vermektedir. Çünkü o, kullarının yaptıklarını bilir ve görür.

42/28. İnsanlar ümetlerini kestiği bir anda Allâh yağmuru yağdırır, rahmet ve bereketini her tarafa yayar. O, her türlü övgüye layık olan yüce bir dosttur.

42/29. Gökleri ve yeri yaratması, bunlar arasında canlıları yayması onun kudretinin delilidir. O, dilediği zaman bunları bir araya getirme gücüne sahiptir.

42/30. Başınıza gelen bütün kötülükler, yaptıklarınız yüzündendir. Bununla beraber o, yaptıklarınızın bir çoğunu bağışlamaktadır.

42/31. Yeryüzünde siz, asla Allâh'ın azabına engel olamazsınız. Allâh'a karşı sizi koruyacak ne bir dost, ne de yardımcı vardır.

42/32. Yüksek binalar gibi olan gemilerin denizde yüzmesi, onun kudretinin delilidir.

42/33. O isterse rüzgarı dindirir de, yelkenli gemiler denizin üzerinde durakalırlar. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve şükredenler için dersler vardır.

42/34. Allâh, içindekilerin yaptıklarından dolayı bazı gemileri batırır; bir çoğunu da batırmaz.

42/35. Kudretimizi gösteren delillerimiz konusunda tartışanlar, sonunda kaçacak yerlerinin olmadığını anlarlar.

42/36. Size verilen her şey, dünya hayatının geçici yararlarıdır. Hâlbuki iman eden ve rablerine güvenip dayananlar için Allâh'ın yanındakiler daha hayırlı ve kalıcıdır.

42/37. Onlar, büyük günahlardan ve utanç verici çirkin işlerden kaçınırlar; birileri kendisini öfkelendirecek bir şey yaptığı zaman da, onları bağışlarlar.

42/38. Onlar, Rablerinin davetine uyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, işlerini birbirleriyle danışarak yürütürler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan da Allâh yolunda harcarlar.

42/39. Onlar, bir haksızlığa uğradıklarında, birbirleriyle yardımlaşırlar.

42/40. Bir kötülüğün karşılığı, onun dengi bir cezadır. Fakat bunu yapmayıp affederek aralarını düzeltenleri Allâh ödüllendirecektir. Çünkü Allâh haksızlık yapanları sevmez.

42/41. Haksızlığa uğradıklarında kendini savunanlar ne kınanır, ne de cezalandırılır.

42/42. Fakat insanlara haksızlık yapanlar ile yeryüzünde başkasının hakkına saldıranlar cezalandırılır. Ahirette de, onlar için can yakıcı bir azap vardır.

42/43. Ama sabredip kendine yapılan kötülükleri bağışlamak, takdire değer örnek bir davranıştır.

42/44. Doğru yoldan çıkan kimselerin, hiçbir dostu yoktur. Sen zalimlerin, azabı görünce "Dünyaya dönmek için bir çare var mıdır?" dediğini göreceksin.

42/45. Onların, aşağılandıkları için başlarını önüne eğmiş halde ateşe atıldığını ve gözlerinin ucuyla gizlice etrafa baktığını görürsün. Kıyamet günü Müminler, "Onlar hem kendilerini, hem de kendilerine uyanları zarara uğratmıştır." diyeceklerdir. Şüphesiz zalimler, devamlı bir azap içinde olacaktır.

42/46. Allâh'a karşı onlara yardım edecek hiçbir dost olmayacaktır. Doğru yoldan çıkan kimsenin, kurtuluşu yoktur.

42/47. Allâh tarafından gelecek olan ve geri çevrilmesi mümkün olmayan kıyamet günü gelmeden önce Rabbinizin davetine uyun. O gün siz, ne bir sığınacak yer bulabilir, ne de işlediğiniz günahları inkar edebilirsiniz.

42/48. Onlar senden yüz çevirirse üzülme! Çünkü biz seni onlara bekçi göndermedik. Senin görevin yalnız tebliğdir. İnsana bir nimet verdiğimizde, şimarır. Fakat yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelince de, isyan eder. Çünkü insan çok nankördür.

42/49. Göklerin ve yerin hakimiyeti Allâh'ındır. O, dilediği her şeyi yaratır; dilediğine kız, dilediğine de erkek çocuk verir.

42/50. Yahut hem kız, hem de erkek çocuk verir. Dilediğini de kısır yapar. Çünkü o, her şeyi hakkıyla bilir ve gücü her şeye yeter.

42/51. Allâh bir insanla, ancak vahiy yoluyla yahut bir perde arkasından konuşur; ya da  bir melek göndererek izniyle dilediği mesajı bildirir. Şüphesiz o çok yücedir ve her şeyi yerli yerince yapar.

42/52. İşte böyle sana da, vahiy indirdik. Bundan önce sen, ne kitabı, ne de imânı biliyordun. Fakat biz, doğru yolu gösteren bir ışık yaptığımız kitabı kullarımızdan dilediğimize veririz. İşte onunla sen, insanlara doğru yolu gösteriyorsun.

 

42/53. Onlara, göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allâh'ın yolunu gösterirsin. Sonunda bütün işler Allâh'a dönecektir.