İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

043. Zuhruf Sûresi       

43/1. Hâ-Mîm.

43/2. Hükümleri açık olan kitaba yemin olsun.

43/3. Anlamanız için Kur’ân'ı Arapça olarak indirdik.

43/4. İlâhî mesajların ana kaynağında yer alan Kur’ân, bizim katımızda çok değerli ve hikmetli bir kitaptır.

43/5. Haddi aştınız diye, sizi Kur’ân'la uyarmaktan vaz mı geçelim!

43/6. Sizden öncekilere de pek çok peygamber göndermiştik.

43/7. Fakat onlar kendilerine gelen her peygamberle alay etti.

43/8. Biz, Mekkelilerden daha kuvvetli oldukları halde onları helak ettik. Onlar geçip gitti; geriye sadece ibretlik hikayeleri kaldı.

43/9. Onlara gökleri ve yeri kimin yarattığını sorsan, "Çok güçlü ve her şeyi hakkıyla bilen Allâh yarattı." derler.

43/10. Allâh, yeryüzünü yaşamanıza elverişli kılmış, gideceğiniz yere ulaşmanız için de orada tabii yollar ve geçitler meydana getirmiştir.

43/11. Biz, gökten yağmuru ölçülü olarak yağdırır ve onunla kuru toprakları canlandırırız. Siz de böyle diriltileceksiniz.

43/12. O, her çeşit varlığı; ayrıca binmeniz için gemileri ve hayvanları yaratmıştır.

43/13. Onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle dua edin: "Bunu bizim hizmetimize veren Allâh, her türlü noksanlıktan uzaktır. Bu imkanı bize vermeseydi, bizim buna gücümüz yetmezdi."

43/14. "Mutlaka biz, Rabbimizin huzuruna çıkacağız."

43/15. Buna rağmen müşrikler, Allâh'ın kulu olan melekleri, onun kızları olduğunu iddia ettiler. Gerçekten insan, çok nankördür.

43/16. Yoksa Allâh, istemediğiniz kız çocuklarını kendine alıp, değerli gördüğünüz oğlanları size mi bıraktı?

43/17. Onlardan biri, kız çocuğunu Allâh'a layık gördüğü halde, kendisinin kızı olduğunu öğrenince yüzü simsiyah kesilir ve kederinden yutkunur durur.

43/18. Onlar, süslenip bezenerek yetişen ve mücadelede erkek gibi kendini savunamayan kızları mı Allâh'a isnat ediyorlar?

43/19. Müşrikler, Allâh'ın kulu olan meleklerin kız olduğunu iddia ediyor. Onlar, meleklerin yaratıldığını gördüler mi? Elbette onların bu yalancı şahitlikleri kaydedilecek ve ahirette hesabı sorulacaktır.

43/20. Yine müşrikler, "Merhameti sonsuz olan Allâh dileseydi, meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece yalan söylüyor.

43/21. Yoksa onlara Kur’ân'dan önce bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?

43/22. Hayır! Onlar sadece "Biz atalarımızı bu inanç üzere bulduk ve onların izinden gitmekteyiz." derler.

43/23. Biz senden önce pek çok memlekete peygamber gönderdik; fakat o memleketin zengin şimarıkları da aynı şekilde, "Biz atalarımızı bir inanç üzere bulduk ve onların izini takip ediyoruz." demişlerdi.

43/24. Gönderilen peygamber, "Ben size, atalarınızın dininden daha doğrusunu getirsem de, onlara mı uyacaksınız?" deyince; onlar, "Sizin getirdiklerinizi kabul etmiyoruz." diye cevap vermişlerdi.

43/25. Biz de onları cezalandırdık. Peygamberlerini yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir bak!

43/26. İbrahim, babasına ve halkına şöyle demişti: "Ben sizin taptıklarınızdan uzağım."

43/27. "Ben, yalnız beni yaratana ibadet ederim. O bana doğru yolu gösterecektir."

43/28. Bu sözü İbrâhîm, kendisinden sonra gelenlerin tevhîd inancına dönmesi için, kalıcı bir miras bıraktı.

43/29. Müşrikleri ve atalarını, İbrahim'in bu sözünden dönmelerine rağmen, Kur’ân ve onu açıklayan peygamber gelinceye kadar Mekke'de dünya nimetlerinden faydalandırdım.

43/30. Onlara Kur’ân gelince, "Bu bir büyüdür, biz ona asla inanmıyoruz." dediler.

43/31. Onlar, "Bu Kur’ân, Tâif ve Mekke'de yaşayan şu iki adamdan birine inmeli değil miydi?" dediler.

43/32. Rabbinin kime peygamberlik vereceğini belirlemek size mi kaldı? Dünyada onların rızıklarını biz dağıtıyoruz. Birbirlerini çalıştırması için onlardan bir kısmına diğerlerinden daha çok verdik. Rabbinin verdiği peygamberlik nimeti, onların topladığı dünyalıktan daha hayırlıdır.

43/33. Şayet insanların kâfirlere imrenip inkarda birleşme endişesi olmasaydı, Rahmeti sonsuz olan Allâh'ı inkar eden kimselerin evlerinin tavanını ve merdivenlerini gümüşten yapardık.

43/34. Aynı şekilde evlerinin kapılarını ve oturdukları koltuklarını da gümüşten yapardık.

43/35. Onlara daha pek çok altın ziynetler verirdik. Bunların hepsi, sadece geçici dünya malıdır. Rabbinin yanında olan ahiret nimetleri ise, Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar içindir.

43/36. Merhameti sonsuz olan Allâh'ın mesajını görmezden gelenlere, şeytan musallat olur. Artık şeytan, onun ayrılmaz dostu olur.

43/37. Şeytanlar, insanları Allâh'ın yolundan çıkarırlar. Onlar ise, doğru yolda olduklarını sanırlar.

43/38. Sonunda huzurumuza geldiğinde onlar, şeytana, "Keşke ben senden doğu ile batı arası kadar uzak olsaydım. Meğer sen ne kötü bir arkadaşmışsın." diyecektir.

43/39. Onlara, "Bugün size pişmanlık fayda vermeyecektir. Çünkü siz birlikte küfür ve isyan ettiğiniz için, azabı da birlikte çekeceksiniz." denilecektir.

43/40. Gerçeklere kulağını tıkayanlara sen mi duyuracaksın; gözlerini yumup tamamen yolunu kaybedenlere sen mi doğru yolu göstereceksin.

43/41. Rasûlüm! Ya seni öldürüp yanımıza aldıktan sonra onları cezalandırırız.

43/42. Ya da, tehdit ettiğimiz azabı senin gözünün önünde onlara veririz. Çünkü bizim gücümüz onlara yeter.

43/43. Öyleyse sana gönderilen Kur’ân'a sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru yoldasın.

43/44. Bu Kur’ân, sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorumlu tutulacaksınız.

43/45. Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin ümmetlerine sor; Rahmeti sonsuz olan Allâh'tan başka ibadet edilecek ilahlar yaratmış mıyız?

43/46. Biz, Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun ve adamlarına gönderdik. Musa onlara, "Ben, evrenin sahibi olan Allâh'ın elçisiyim." dedi.

43/47. Fakat Mûsâ, mucizelerini gösterince, onlara gülüp geçtiler.

43/48. Onlara birbirinden büyük mucizeler gösterdik. Ayrıca doğru yola dönmeleri için onları, kıtlık, tûfan, çekirge, kurbağa gibi pek çok azaba uğrattık.

43/49. Onlar azabı görünce Mûsâ'ya, "Ey Büyük mucizeler gösteren şahıs! Allâh'ın sana verdiği peygamberlik hatrına, bizim için dua et! Çünkü biz, artık doğru yola gireceğiz." dediler.

43/50. Fakat onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden döndüler.

43/51. Firavun halkına şöyle seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın hâkimi ben değil miyim? Ayağımın altından akan şu nehirler, benim değil mi? Güç ve kuvvitimi görmüyor musunuz?"

43/52. "Şimdi ben, kendi meramını bile anlatamayan şu zavallı insandan daha hayırlı değil miyim?"

43/53. "Musa'nın dediği doğru olsaydı, ona altın bilezikler verilmesi ya da yanında meleklerin olması gerekmez miydi?"

43/54. Firavun halkını yönlendirdi, onlar da ona boyun eğdi. Çünkü onlar, doğru yoldan çıkmışlardı.

43/55. Bizi öfkelendirince onları, suda boğarak cezalandırdık.

43/56. Böylece onları yok ettik; sonradan gelenlere ibretlik hikayelerini bıraktık.

43/57. Kur’ân'da Meryem oğlu Îsâ'dan örnekler verilince, senin halkın şöyle yaygarayı bastı:

43/58. "Bizim ilâhlarımız mı yoksa Îsâ mı hayırlı?" Müşrikler bu kıyaslamayı sadece seninle tartışmak için yaptılar. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.

43/59. Îsâ, kendisine peygamberlik nimeti verdiğimiz ve İsrâiloğullarına örnek kıldığımız bir kulumuzdur.

43/60. Biz isteseydik, sizin yerinize dünyada dolaşan melekler yaratırdık.

43/61. Rasûlüm! Onlara şöyle de: "Kur’ân, kıyametin kopacağını bildirmektedir. Öyleyse, kıyametin kopmasından şüphe etmeyin ve bana uyun! Bu dosdoğru bir yoldur."

43/62. Sizin apaçık düşmanınız olan şeytan, sakın sizi doğru yoldan çıkarmasın.

43/63. Îsâ, açık delillerle geldiğinde, şöyle demişti: "Ben size, ayrılığa düştüğünüz konuların bir kısmını açıklamak üzere peygamber olarak geldim. O halde Allâh'a karşı kulluk bilincinde olun ve bana uyun!"

43/64. "Çünkü Allâh, hem benim, hem de sizin Rabbinizdir. Ona kulluk edin. İşte bu doğru yoldur."

43/65. Fakat daha sonra onlar, İsâ hakkında fikir ayrılığına düştü. Kıyamet günü can yakıcı bir azap çekecek olan zalimlerin vay haline!

43/66. İman etmek için onlar, kıyametin ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Fakat onlar bu gerçeğin farkında değillerdir.

43/67. Allâh'a karşı kulluk bilincinde olanlar hariç, dünyada dost olanlar, kıyamet günü birbirlerine düşman olacaktır.

43/68. Allâh, kulluk bilincinde olanlara şöyle diyecektir: "Ey kullarım! Bugün size ne korku ne de üzüntü vardır."

43/69. Çünkü onlar ayetlerimize inanıp, hükümlerine boyun eğmişlerdir.

43/70. Onlara şöyle denir: "Siz ve eşleriniz, mutlu olarak cennete girin!"

43/71. "Orada altın tepsi ve kadehler içinde çeşitli nimetler sunulacaktır. Cennette insanın canının istediği ve göze hoş gelen her şey vardır. Siz orada temelli kalacaksınız."

43/72. "Dünyada yaptıklarınızın karşılığı işte bu cennettir."

43/73. "Orada yiyeceğiniz her çeşit meyve vardır."

43/74. Fakat kâfirler, cehennem azabında temelli kalacaklardır.

43/75. Azapları da hafifletilmeyecektir. Bu yüzden onlar orada ümitsizliğe kapılacaktır.

43/76. Böyle yapmakla biz onlara haksızlık yapmadık; fakat onlar, kendilerine haksızlık yaptı.

43/77. Onlar görevli meleğe, "Ey Mâlik! Rabbin bizi artık öldürsün!" diye seslenirler. Bunun üzerine Mâlik, "Siz artık burada kalacaksınız." diye cevap verir.

43/78. Onlara, "Biz size gerçekleri göndermiştik. Fakat çoğunuz, bundan hoşlanmamıştı." denir.

43/79. Onlar sana sağlam bir tuzak kurduklarını mı düşünüyor? Hayır, biz işi onlardan çok daha sağlam tutuyoruz.

43/80. Yoksa onlar, gizli toplantı ve sırlarını bizim bilmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, onların yanındaki meleklerimiz, yaptıklara her şeyi kaydetmektedir.

43/81. Rasûlüm onlara şöyle de: "Merhameti sonsuz olan Allâh'ın çocuğu yoktur. Burada ben, tek ilah olarak ona kulluk edenlerin ilkiyim."

43/82. "Göklerin, yerin ve Arş'ın sahibi olan Allâh her türlü noksanlıktan uzaktır."

43/83. Rasûlüm! Onları kendi hallerine bırak, tehdit edildikleri hesap gününe kavuşuncaya kadar batıl inançlarında kalıp oyalansınlar.

43/84. Allâh, gökte ve yerde kendisine ibadet edilmeye layık olan tek ilâhdır. O, her şeyi bilir ve yerli yerince yapar.

43/85. Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibi olan Allâh, çok yücedir. Kıyametin ne zaman kopacağını sadece o bilir. Sonunda onun huzuruna çıkacaksınız.

43/86. Müşriklerin, Allâh'tan başka taptığı putlar aracılık yapamaz. Fakat, Allâh'tan başka ilah olmadığına bilerek tanıklık yapan melekler ve peygamberler müminlerin bağışlanması için dua edebilir.

43/87. Onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, "Allâh!" diyecektir. Öyleyken nasıl oluyor da gerçeklerden yüz çeviriyorlar!

43/88. Peygamber, "Ey Rabbim! Bunlar, inanmayan bir topluluktur." diye serzenişte bulundu.

 

43/89. Bunun üzerine Allâh, "Onlara aldırma, 'Allâh iyiliğinizi versin' de! Sonunda onlar gerçekleri anlayacaklar." buyurdu.