İbrahim PAÇACI

 

 

 

 

 

 

046. Ahkâf Sûresi        

46/1. Hâ-Mîm.

46/2. Bu Kitap, çok güçlü ve her şeyi yerli yerince yapan Allâh tarafından indirilmiştir.

46/3. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir amaçla, belli bir süre için yarattık. Kâfirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirirler.

46/4. Rasûlüm onlara şöyle de: "Allâh'tan başka taptıklarınızın gücünün ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Onların yeryüzünde yarattığı bir şey varsa gösterin bana! Yoksa göklerin yaratılışında onların bir katkısı mı var? İddianızda doğru iseniz, aksini söyleyen başka bir kitap veya bilgi kalıntısı getirin!"

46/5. Hiçbir zaman duasını kabul edemeyecek olan putlara yalvarandan daha şaşkın kim vardır? Zaten putlar da, bunların duasından habersizdir.

46/6. Allâh'ın huzurunda insanların toplandıkları kıyamet gününde, taptıkları putlar müşriklerin düşmanı olacak ve onların ibadetlerini kabul etmeyecektir.

46/7. Ayetlerimiz onlara açıkça bildirildiğinde kâfirler, kendilerine gelen Kur’ân hakkında, "Bu apaçık bir sihirdir." dediler.

46/8. Yoksa müşrikler, "Kur’ân'ı Muhammed uydurdu!" mu diyorlar. Onlara şöyle cevap ver: "Onu ben uydursaydım, Allâh'tan gelecek azabı engelleyemezdiniz. Allâh, Kur’ân hakkında ne söylediğinizi çok iyi bilir ve aramızda şahit olarak yeter. O, çok bağışlar ve çok merhamet eder."

46/9. "Ben ilk defa ortaya çıkan bir peygamber değilim. Sonra ben, benim ve sizin başınıza ne geleceğini de bilemem. Ben sadece bana bildirilene uyarım. Çünkü ben apaçık bir uyarıcıyım."

46/10. "Hiç düşündünüz mü; bu Kur’ân Allâh tarafından gönderildiği halde onu kabul etmemişseniz, İsrâiloğullarından bir kimse onun bir benzerinin olduğuna şahitlik edip ona iman ettiği halde siz büyüklük taslayıp reddetmişseniz, haliniz ne olacak? Şüphesiz Allâh, zalimleri zorla doğru yola iletmez.

46/11. Kâfirler, müminler hakkında, "Muhammed'in getirdiği iyi bir şey olsaydı, onu kabulde biz onlardan önce davranırdık." dediler. Onlar doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için, "Bu çok eski bir yalandır." demeye devam edeceklerdir.

46/12. Kur’ân'dan önce bir rehber ve rahmet olarak Musâ'nın kitabı vardı. Kur’ân ise, kâfirleri uyarmak için Tevrat'ı tasdik eden Arapça bir kitaptır. Her işinde Allâh'ın hoşnutluğunu gözetenleri müjdele!

46/13. "Rabbimiz Allâh'tır." deyip, sonra da dosdoğru olanlar için hiçbir korku ve üzüntü yoktur.

46/14. Yaptıklarına karşılık olarak onlar Cennete girecek ve orada temelli kalacaklardır.

46/15. Biz insana, ana babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu, çeşitli sıkıntılarla karnında taşıyıp doğurdu. Hamileliği ve sütten kesinceye kadar geçen süre otuz aydır. Nihayet olgunlaşıp kırk yaşına bastığında,  "Rabbim! Anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi ve razı olacağın yararlı işler yapmayı bana nasip et ve soyumdan gelecekleri de salih insanlar yap! Ben sana yönelir ve sana boyun eğerim." diye dua eder.

46/16. Biz onların yaptıkları iyi işleri kabul edip günahlarını bağışlayarak Cennetlikler arasına katacağız. Bu onlara verilen kesin bir sözdür.

46/17. Öyle çocuklar da var ki, kendisini İslâm'a çağıran ana babasına, "Yeter be! Benden önce pek çok nesil gelip geçtiği ve hiç biri geri gelmediği halde, siz beni öldükten sonra dirilmekle mi tehdit ediyorsunuz?" der. Buna rağmen ana ve babası Allâh'tan yardım isteyerek çocuğuna "Sana yazık olur, gel iman et! Şunu bil ki, Allâh'ın vaad ettiği kıyamet ve hesap gerçekleşecektir." der. Bunun üzerine o, "Bu dediğiniz, öncekilerin masalından başka bir şey değildir." diye cevap verir.

46/18. İşte böyleleri hakkında azap hükmü kesinleşmiştir. Onlardan önce yaşayan insan ve cinlerin arasında böyleleri de vardır. Şüphesiz onlar ziyana uğrayan kimselerdir.

46/19. Herkesin yaptığına göre derecesi vardır. Allâh onlara, haksızlık yapılmadan, yaptıklarının karşılığını tam olarak verecektir.

46/20. Cehenneme getirildiğinde kâfirlere şöyle denir: "Dünyada bütün güzellikleri harcayıp bitirdiniz, onca nimet içinde zevk ü sefa sürdünüz, fakat bugün yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve doğru yoldan çıkmanız sebebiyle alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

46/21. Âd kavminden olan Hûd'u hatırla! Ondan önce ve sonra pek çok uyarıcı gelip geçmişti. O halkını, Ahkâf bölgesinde, "Yalnız Allâh'a kulluk edin! Çünkü ben, başınıza büyük bir azap gelmesinden korkuyorum." diye uyarmıştı.

46/22. Onlar, "Sen, bizi ilahlarımıza tapmaktan alıkoymak için mi geldin? Doğru söylüyorsan, haydi tehdit ettiğin azabı başımıza getir!" dediler.

46/23. Hûd da, "Azabın ne zaman geleceğini yalnız Allâh bilir. Ben sadece bana bildirileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizin öğüdümün kıymetini anlamayan cahil bir halk olduğunuzu düşünüyorum." dedi.

46/24. Onlar, "Yoğun bir bulutun vadilerini kapladığını görünce, "Bu bulut bize yağmur getirecek." dediler. Hûd onlara şöyle cevap verdi: "Hayır! O sizin 'haydi getirsene!' dediğiniz, can yakıcı azabı getiren kasırgadır."

46/25. "O rüzgar, Allâh'ın emriyle her şeyi yerle bir eder. Geride evlerinin kalıntısından başka bir şey kalmaz." İşte biz, kâfirleri böyle cezalındırırız.

46/26. Doğrusu biz size vermediğimiz güç ve imkanı onlara vermiştik. Ayrıca onlara gerçekleri işitebilecek kulak, görebilecek göz ve kavrayabilecek idrakler vermiştik. Fakat onlar bu organları gerektiği gibi kullanmayıp Allâh'ın ayetlerini inkar ettikleri için, kendilerini azaptan kurtaramadılar; alay ettikleri azap onları kuşatıverdi.

46/27. Ey Mekkeliler! Biz, çevrenizde bulunan şehirlerde yaşayan kafirleri vaktiyle yok ettik. Hâlbuki biz onlara, iman etmeleri için ayetlerimizi tekrar tekrar açıklamıştık.

46/28. Allâh'a yakınlık sağlaması için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam tersine o putlar, yok olup gitti. Putların Allâh'a yakınlık sağlayacağını ileri sürmek, onların uydurduğu bir yalandı.

46/29. Cinlerden bir grubu Kur’ân'ı dinlemek üzere sana yönlendirmiştik. Onlar, Kur’ân dinlemek için geldiklerinde, birbirlerine "Susun, dinleyin!" dediler. Kur’ân okunması tamamlanınca, halkını uyarmak için onların yanına döndüler.

46/30. Onlar, halkının yanına dönünce şöyle dediler: "Ey halkımız! Biz Mûsâ'dan sonra indirilen, kendinden önce gönderilen kitapları tasdik eden, gerçekleri ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik."

46/31. "Ey halkımız! Allâh'ın yoluna çağıran peygambere uyun ve ona iman edin! Böyle yaparsanız Allâh, günahlarınızı bağışlar ve sizi can yakıcı bir azaptan kurtarır."

46/32. "Allâh'ın peygamberini kabul etmeyenler, dünyada Allâh'ın vereceği cezaya engel olamaz ve ona karşı hiç bir yardımcı da bulamazlar. Çünkü onlar büsbütün doğru yoldan çıkmıştır.

46/33. Gökleri ve yeri yorulmadan yaratan Allâh'ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini düşünmüyorlar mı? Şüphesiz onun gücü her şeye yeter.

46/34. Kıyamet günü kâfirler cehenneme götürüldüğünde onlara, "Bu gerçek değil miymiş?" diye soracak, onlar da, "Evet, Rabbimize yemin olsun ki bu gerçekmiş." diye cevap verecektir. Bunun üzerine Allâh, "Dünyada iken inkar etmenize karşılık bu azabı tadın." diyecektir.

 

46/35. Rasûlüm! Kararlı ve irade sahibi bütün peygamberler gibi sen de sabret! Onlara azap gelmesi için acele etme! Onlar, kıyamet gününde tehdit edildikleri azabı görünce, dünyada ancak bir saat yaşadıklarını düşüneceklerdir. Bu, düşünenler için yeterli bir duyurudur. Sadece doğru yoldan çıkanlar helak olacaktır.